Hafız Aziz Nasıl Kafir Aziz Oldu [Mealcilerden Etkilendi Kafir Oldu]

Konu sahibi son olarak 3478 gün önce görüldü
Hafız Aziz Nasıl Kafir Aziz Oldu [Mealcilerden Etkilendi Kafir Oldu]
4 Ocak 2011, 11:09
Wikipedia’nın tarifiyle Türk ateisti. Şebinkarahisarlı Abdülaziz Efendi’nin oğlu. Ateş Nesin, dedesi Abdülaziz Efendiyi dini bütün, Abdülhamid hayranı ve sıkı bir Atatürk düşmanı olarak tarif etmekte. Aziz Nesin, mizah yazarı olmadan evvel subaydır. 1944’te Zonguldak’ta uçaksavar mevzileri yaptırırken vazifesini suiistimal ettiği gerekçesiyle TSK’dan ihraç edilir. Gazeteciliğe başlar. Sırf Amerikan yardımını eleştirdi diye 1947’de 10 ay mahkumiyet ve 3 ay sürgünle cezalandırılır. Aziz Nesin 1995’te öldüğünde vasiyeti gereği Çatalca’daki vakfının bahçesine gömülerek toprak düzleştirildi. Hiçbir dinî vazife eda edilmedi. İmran Öktem ve günümüz bazı isimleri nazara alındığında dinsizliğindeki samimiyetle onlara fark bindirdiği söylenebilir.Aziz Nesin’in buraya kadarki hikâyesi az-çok bilinir. Hatta eskinin antikomünist yazarları ordudan atılmaya dair farklı iddialara da sahiptir.Marksist ve ateist yazarın bu basit hikâyesi bilinir ama şimdi bahsedeceğim tarafı pek bilinmez.Dini bütün bir dedenin torunu nasıl olmuş da böylesine dinsizleşmiş?İstanbul’da Antik Dekor adıyla kaliteli bir ihtisas dergisi çıkar. Derginin eski sayılarından birinde Aziz Nesin’le yapılmış hayli uzun bir mülakat vardır. Okuyunca şaşırdım. Komünistliği ve dinsizliğiyle meşhur bir kalem, meğerse hayatının çok önemli bir bölümünde dindarmış. Aziz Nesin, orada aynen şöyle demektedir: ‘35 yaşıma kadar hafızdım. O yaşımda bir tefsir okudum ve dinsiz oldum.’Bu hazin bilgi hem yazarın biyografisi ve hem de Tefsir/meal okumaya dair önemli bir vesikadır.Tefsir okunmaz mı?İlmi ve ehliyeti olan elbette okur.Dinin bir ilim üzerinde yükseldiği unutulmamalı. İlimde ise silsileyi meratip/hiyerarşi esastır. O hiyerarşi sonunda yetki sahibi olunur. Sona varmak dirsek çürütmekle mümkündür.Hiçbirimiz bir tıp profesörünün yazdığı kitabı alıp kansere dair yorumu için mütalaada bulunmuyoruz. Ama herkes tefsiri masasına açıp, hatta Kur’an-ı kerimi eline alıp hükümler çıkartmak istiyor. Bu ilmen mümkün değildir. Mümkün diyenin kafasının karışmaması çok zor. İnsan zihni, ancak öğrendiğini layıkıyla kavrayabilir. Onun da belki bir kısmını. Öğrenme üstadla, hocayla olur.Fatiha suresi için yerine göre 7 cild tefsir yazılmıştır. Teknik bir çalışma olan bilgisayar kitabını aklımız almıyor. Mesnevi’yi anlayamıyoruz. Süleymaniye Camiinin büyüklüğüne inanırız. Ama ondaki mimari ilmini izahta zavallı kalırız. Bir kimsenin yürürlükteki kanunlar hakkında hüküm verebilmesi için ilk, orta, lise, üniversite, staj şeklinde 20 seneye yakın okuması gerekiyor. Bu zamandan sonra o kimse, hakim olmakta. Buna rağmen verdiği karar Yargıtay’da bozulabiliyor. Çünkü ilahi, gayrı ilahi, bütün kanunlarda sebep, niyet, diğer maddelerle illiyet gibi unsurlar vardır. İslam âlimleri, toprak altında. Onlar Allah için yaşayıp yazdılar.Şimdilerde ortalık din bezirganı dolu. Yazdıkları kitaplar belki alınıyor ama raftan inmiyor. İnse de zaten anlaşılmaz, sabredilip okunamaz. Akıl terazisine çekemeyeceği yük yüklenemez. Kur’an-ı kerim okumak sünnetken, meal okumak ne farzdır ve ne de sünnet. Allah, kimseyi Aziz Nesin’in akıbetine uğratmasın.
 
Niye olacak, uydurulan din yüzünden oldu. Cahil müslümanlar yüzünden oldu..
İndirilen dine dünyada ihtiyacı olmayan bir insan olmadığını düşünmüyorum.
Kuran ateistleri bırak müslümanlar tarafından dışlanırken, hiç konuşmaya hakkımız yok.

Bir de dini konularda hafız, süre ezbere bilmek, ilmin olması falan bunlar önemli değil.. Din her şeyden samimiyet işidir.
Bir kul önce şuna karar vermeli, benim Allah'a ihtiyacım var mı yok mu? Var diyorsa inanıyordur, yok diyorsa inanmıyordur, yüz çevirmiştir Allah'a..

Şuan kesinlikle İslam dünyası bitmiştir.. Öze dönüş gerçekleştirmediği, aklı ve ciddiyeti ön plana çıkarmadığı sürece daha neler olacaklar bakın görün..

Bir de Kuran anlaşılmaz bir iftira var ortada.. Bunu din adamı geçinen şeyhülşeytanlar söylüyor..
Bu kafa yapısındaki insanlar İslam'ı temsile der gibi dururken, ne anlatabiliriz ki..
Adamın biri de çıkıp diyor anlaşılmaz kitapla benim ne işim var?

İşte Türkiye'nin din algısı bu.
Nihatp Hatipoğlu, Cübbeli Fetulah gibilerinin yüzüne tükürülmek şöyle dursun, hoca kabul ediği bir ülkede siz ne bekliyorsunuz?

Kader adı altında sabah akşam Allah'a iftira ediliyor bu ülkede..
Şefaat adı altında, hiçbir işe yaramaz din bilgisi olmayan sözüm ona adı şeyh olan tipler kutsanıyor.
Allah akılı ön plana çıkarırken adamlar aklı yerden yere vuruyorlar.

Bilime düşman, kitap okumayan, araştırmayan, hayata sorgulayarak bakmayan din adamları mevcut bu ülke de bu ülkede ..
İyi ve samimi olan bir iki isim var onlarda şeytanlaştırılıyor. En iğrenç iftiralar atılıyor..

Cübbeli denen adam sabah akşam Allah'a Peygamber'e iftira ediyor. Siz cemaatinden birinin, kes sesini yalan söyleme daha diye çıkıştığını gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü sorgulama yok.

Müslüman demek Allah'a özgürce, akli ve delili olarak inanan ahlaklı yaşayan özgür bilinçli kul olmaktır.
Tarikatlar da mürit olanların anlayabileceği bir şey değil bu.
Elbette bu yazdıklarım ateisleri haklı çıkarmaz. Ancak biraz öz eleştiri yapmalıyız..

Uydurulan İslam diye bir gerçek var...
Din anlatanların anlatığı şeylerin bir kısmı Kuran'a taban tabana zıt..
 
Geri