Günlük Hadi bakalim..

  • Kullanıcı W
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
🕒 Konu sahibi 4 saat önce aktifti
Sarkida sokak sarkicisi evsiz bir kadindan bahsediyor. Sevdigim sarkilardan biri :)




 
Son düzenleme:
Roxetta'nin meshur olma hikayesi de tamamen tesadufen olmustur.Isvecte bir is gezisinden donen bir dj yanlislikla caldigi bir sarki uzerine,radyo dinleyicileri tarafindan telefonlar kitlenir ve Roxetta unlu olur :)




[MEDIAYOUTUBE]xCorJG9mubk&list=PLBEFF2AC0C917EBB7[/MEDIA]
 
Son düzenleme:
Tam yabanci dusmanliginin dorukta oldugu donem bu Turk kizi cesurca esarbiyla katiliyor yarismaya. Kendi yazdigi sarkiyla insanlari etkiliyor, aglatiyor.



 
Son düzenleme:
11008822_10153070650752976_3326094446883390926_n.png
 
Kayıp insanların resimleriyle yapılan şarkı öncesinde enstrumental olarak yayınlanıp bazı çocuklar ve ailelerine armağan edilmiş daha sonra sözler eklenip hem albüm hemde halka mesaj vermek için kullanılmış, "Eğer bu çocuklardan birini görürseniz ya da siz resimdekilerden biriyseniz lütfen bu numarayı arayın" diye eklenmiş. Amerikanın dışında da kayıp insanların resimleri değiştirilerek bir çok ülkede kullanılmış

bize Aşktan meşkten daha önemli şeyler olduğunu, müziğin çok daha iyi amaçlara hizmet edebileceğini gösteren bir şarkı yapmışlar saolsunlar. Klibi izleyip, kaybolan hayatları görünce benzer düşünceleri akıldan geçirmek mümkün değildir sanırım.Alinti.

















 
Son düzenleme:
Tadi damakta kalan bir sarki varsa eger tam anlamiyla bu iste.


 
Son düzenleme:
Dunya rekoru kirmis bir album thriller.Kisa film de diyebiliriz :D Klipte Micheal kiz arkadasini sinemaya goturuyor tabi o zamanlar zenci ve yakisikli. Korku filmi oldugundan kiz tirsiyor. Akabinde cikista biraz cilveli degisik danslariyla klibe hareket katar. ( beyaz corap uzeri kirmizi deri takim bi insana bu kadar mi yakisir neyse mevzumuz bu degil ) Mezarlik civarina gelince zombiler hortlar. Agizlarindan yesil boya akar :D sekilli sekilli dans ederler.Sonra kiz uyanir hersey ruya imis der. O son bakis yok muuuuu ivvv.




 
Son düzenleme:
Milliyetci duygularimizi kabartan bu goruntuler, tam olarak 15 Japonya ilinde verilmis olup toplamda asagi yukari milyon kisiye seslenmis Baris Manco.

Ufak bir arastirma yaptim ve internetten edindigim bilgiye gore, konserin gercek yuzu soyle imis ;

Baris Manco ile birlikte, bir Ingiliz,bir italyan ve bir Alman konser vermis pespese.

Baris Manco, budist fraksion tarafindan oraya cagrilmis ve salonu dolduran binlerce kisi o tarikatin muridi imis. Yani demem o ki bu konser Baris Manco’ya ozel bir konser degilmis. Bu gercegi ogrenmek nedense tuhaf bi sekilde uzdu beni.








https://www.youtube.com/watch?v=0NZTyeUsedM







 
Son düzenleme:
Klibe dikkat cekmek icin paylasiyorum bunu.) Sanatci 60ína dayamis yasi bunun sirrini acikliyor klipte. Diyor ki ; ben fit ve genc kalmayi ayna karsisinda dans etmeye borcluyum. Esofman altina topuklu giyilmez diye kim demis diyor ? Bak diyor popomu sallarim dunyaya karsi peeh kimse umrumda degil diyor .p dans ederek duz duvara bile tirmanir, kafa asagi merdiven bile cikilabilir :D Evet canlar, genc kalmanin sirri bol harekettir . 4.36 dk'da tam olarak ne yaptigina anlam cikaramasam da mesaj bellidir. Belki bir Madonna degilsinizdir ama, icindeki genc kizi oldurmeyin .p Sevin kendinizi bakin kendinize salmayin kendinizi .)











https://www.youtube.com/watch?v=EDwb9jOVRtU


 
Son düzenleme:
İnternette milyonlarca tık alan ve dünyanın en kötü şarkısı ilan edilen Rebecca Black'in "Friday"i genc şarkıcıyı zengin tuhaf bi sekilde zengin ediyor. Sarkisinin kötü olduğuna yönelik yorumları ilk duyduğunda ağlayan Rebecca Black sonradan paraciklarin tadini cikarmis .p


https://www.youtube.com/watch?v=kfVsfOSbJY0



 
Son düzenleme:
Piyanist komsumun her gun sonuna kadar actigi parcaydi bu. O artik yok, ama sarkilar yasatiyor onu. Her sarkinin bir hikayesi vardir demistim. Iste bu sarkinin hikayesi de Frits oluyor. Topragin bol olsun.









 
Son düzenleme:
Ne zaman ikilem arasinda kaldigimda bu sarki dolaniyor dilime. Kalsam sorun gitsem daha buyuk sorun. Bi napicani bilememe halleri filan aman uf sarkiyi acin dinleyin iste bunalim istemiyorum simdi





 
Son düzenleme:
Umutlandigim zamanlar, islik esliginde soyler neselenirim bu sarkiyla. Neyse, sarkiyi yazan kisi Husnu Arkanmis. Hikayesini arastirdim, ama hicbirsey bulamadim. Husnu bey abimiz, hukuk mezunu olmasina ragmen, elinin tersiyle itiyor ve ruhunun gidasinin pesinden kosuyor .p Klipteki sari gomlekli kendisi oluyor. Ilk defa bu kadar guzel bir sarkinin, bu kadar berbat bir klibi oldugunu fark ettim. Bu nedir abicim ya olmamis bu :asd:









 
Son düzenleme:


Amerika, Indiana da 1930 yılında yaşanan bir olayın ardından Amerikalı şair Abel Meeropol tarafından yazılmış bir şiir aslında Strange Fruit. İki siyah genç derilerinin renginden dolayı beyaz bir grup erkek tarafından kovalanırlar. "Siyahları İstemiyoruz" diye bağırır kovalayan güruh..."Defolun topraklarımızdan" (çok yabancı olmasa gerek böylesi ırkçı, ayrımcı bir davranış!). İki siyah genç adam koşarlar koşmasına ama sonunda kalabalık onları yakalar ve acımasız güruh savunmasız iki siyah genci dövmeye başlarlar...Sonra da cansız bedenlerini bir ağacın dalına asarlar yaptıklarını sergilemek için...Gözdağı vermek isterler bir nevi ibreti aleme ve diğer siyahlara!!! Fotoğrafları çekilir, gazetelerde yayınlanır ama arkası aranmaz faillerin üzerine düşülmez anlayacağınız....Derken unutulur gider yaşananlar...Daha doğrusu bu olayla yüreği yananlar dışında herkes unutuverir nedense..Aradan yıllar geçer ve o Amerikalı şair bir gün o gün orada çekilen fotoğrafa rastlar ve gözlerini ayıramaz fotoğraftan....Bir ağaç ve ağaçta asılı iki gencin cansız bedenleri... İşte o gün bu şiiri kaleme alır Abel Meeropol...

"Güneyde ağaçlar tuhaf bir meyve verir, Yapraklarında kan, köklerinde kan, Güneyin rüzgarlarında sallanır siyah bedenler, Tuhaf bir meyve gibi..."

O dönemde caz kulüplerinde ün salan Billie Holiday'in karşısına çıkar bu şiir ve çok etkilenir...Hemen besteler ve çıktığı caz kulübünde her gece söylemeye başlar. 1930 senesinde katledilen iki siyah gence yakılmış bir ağıt gibidir Strange Fruit.... Bu parçayla unutulan nefreti, ırkçılığı, görünmeyeni görünür kılar tekrardan Billie Holiday....
İşte o şarkı:

Southern trees bear a strange fruit,
Blood on the leaves and blood at the root,
Black bodies swinging in the southern breeze,
Strange fruit hanging from the poplar trees.

Pastoral scene of the gallant south,
The bulging eyes and the twisted mouth,
Scent of magnolias, sweet and fresh,
Then the sudden smell of burning flesh.

Here is fruit for the crows to pluck,
For the rain to gather, for the wind to suck,
For the sun to rot, for the trees to drop,
Here is a strange and bitter crop.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Beni en çok etkileyen şarkılardandır famous blue raincoat.. İnsan kendini bulursa hikayede ağlatma etkisi bile olabilir.. Bir insanın bu tür bir ikilemde kalması durumunda neler yapabileceğini hala kestiremiyorum.. En azından ben nasıl bir tavır sergilerdim hiç bir fikrim yok..

and what can i tell you my brother, my killer
what can i possibly say?

içinde nefret barındırmayan bir ihanet şarkısı.. Aslında ihanet denir mi onuda kestiremiyorum..

I guess that I miss you, I guess I forgive you
I'm glad you stood in my way!!!

Sözler şarkıyı anlatsın.. Son bir not.. Leonard Cohen öncelikle şarkıdaki Jane'nin Janis Joplin olduğunu ima etmiş.. sonra bunu söylediğine pişman oluşunu dile getirmiş.. Hatun kişisinin Janis Joplin olması benim için şarkının ağırlığını bir kaç kat daha arttırıyor.. Muhteşem iki yorum bırakıyorum buraya.. Kınamayın beni.. Tori daha çok etkiliyor..


It's four in the morning, the end of December
I'm writing you now just to see if you're better
New York is cold, but I like where I'm living
There's music on Clinton Street all through the evening.

I hear that you're building your little house deep in the desert
You're living for nothing now, I hope you're keeping some kind of record.

Yes, and Jane came by with a lock of your hair
She said that you gave it to her
That night that you planned to go clear
Did you ever go clear?

Ah, the last time we saw you you looked so much older
Your famous blue raincoat was torn at the shoulder
You'd been to the station to meet every train
And you came home without Lili Marlene

And you treated my woman to a flake of your life
And when she came back she was nobody's wife.

Well I see you there with the rose in your teeth
One more thin gypsy thief
Well I see Jane's awake

She sends her regards.
And what can I tell you my brother, my killer
What can I possibly say?
I guess that I miss you, I guess I forgive you
I'm glad you stood in my way.

If you ever come by here, for Jane or for me
Well your enemy is sleeping, and his woman is free.

Yes, and thanks, for the trouble you took from her eyes
I thought it was there for good so I never tried.

And Jane came by with a lock of your hair
She said that you gave it to her
That night that you planned to go clear

 
Moderatör tarafında düzenlendi:
"Street Spirit" en saf şarkımız, onu ben yazmadım. O kendisini yazdı. Biz sadece onun elçileri, biyolojik katalizörleriyiz. Şarkının özü benim için tam bir muamma ve birdaha hiç bu kadar ümitten yoksun bir şarkı sözü yazmam herhalde. En hüzünlü şarkılarımızın bile içinde bir yerde bir maksat vardır. Street Spirit'in amacı yok. O sonunda ışık olmayan karanlık bir tünel. O, kendisini sadece melodinin sesinin tanımlayabildiği, çok acıtan tüm trajik hisleri temsil ediyor. Hepimizin şarkıyla başetmede bir yöntemleri var. Buna ayırma deniyor. Özellikle ben; duygusal radarımı bu şarkıdan ayırıyorum, yoksa çalamam. Yarılırım. Sahnede yığılıveririm. Sözlerinin anlaşılır bir anlamının olmamasının, birkaç mini-hikâyeden veya görüntüden oluşmasının sebebi budur. Müziğin ve şarkı sözlerinin birlikte oluşturduğu duygusal bütünlüğü ifade etmesi için müziğin içine imgeler yerleştirdim. "bir gün bunların hepsini hepten yutacaksın" derken anlatılan budur. Duygusal bütünlüğü kastettim, çünkü içimdeki duyguyu ifade ettirmedim. Parçalara ayrılırdım.

Hayranlarımız şerkının kendilerini delip geçmesine izin vermekte benden daha cesur, ya da belki de ne dinlediklerini bilmiyorlar. Street Spirit'in, ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, son gülenin o olacağını bilerek kahrolası şeytanın gözlerinin içine bakmak hakkında olduğunu anlamıyorlar. Ve bu gerçek, ve doğru. İstisnasız her şartta son gülen şeytan olacak, ve bunun hakkında fazla düşünürsem çatlarım.

Bu şarkıyla duygusal olarak başa çıkabilen hayranlarımızın olduğuna inanamıyorum. Şarkının ne hakkında olduğunu bilmediklerime kani olmamın sebebi budur. Bundan dolayı onu konserlerin sonuna doğru çalıyoruz. Şarkı beni deliyor, ve sarsıyor, ve her çalışımda çok kötü acıtıyor. Anlamına inat, tezahürat eden ve gülüşen binlerce insana bakmak, tıpkı köpeğinizi terk edecekken köpeğin kuyruğunu sallayarak duruşu gibi. Buna benziyor ve bu kalbimi kırıyor. Keşke şarkı bizi katalizör olarak seçmeseydi, ben onu istemiyorum. Çok şey istoyor. O şarkıyı ben yazmadım.

Thom Yorke


 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Syd Barret, Pink Floyd grubunun efsanevi ismi.. Wish you were here çok dillendirilmese de onun için yazılmış bir şarkıdır. Syd uyuşturucu bağımlılığı yüzünden gruba daha fazla katkısı olmayacağından gruptan uzaklaştırılır.. Ama kimse onu unutamaz.. Şarkının kaydı yapıldığı sırada Syd gruba tekrar katılmak için gelir.. ŞArkıyı dinletirler fakat beğenmez.. Onu son görüşleri olur... Syd için yazıldığı direk söylenen ikinci şarkı Shine On You Crazy Diamond'dır.. Syd 1975 yılından 2006 yılına kadar herkesle ilişkisini koparır.. Hiç bir yayın kuruluşuda onunla görüşemez.. 2006 yılında bu efsane hayatını kaybeder..



how i wish, how i wish you were here.
we're just two lost souls
swimming in a fish bowl,
year after year,
running over the same old ground.
what have we found?
the same old fears.
wish you were here

****



Şarkıların ikisi de Syd'e yakışır efsanelerdir..
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Geri