-
- Katılım
- Nisan 16, 2019
-
- Mesajlar
- 55,831
-
- Tepkime puanı
- 34,740
-
- Puanları
- 353
Güven Duygusu Nedir?
Güven duygusunu yeterince açıklıkta tanımlayamasak da insan ilişkilerinin temelini bu duygu oluşturur. Güven duygusunun olmadığı hiçbir ilişki yürümez. Güven duygusunun varlığı ile dostlukları, evlilik ilişkilerini, ortaklıkları ve iş anlaşmalarını başlatmak mümkün olur. Kısacası güven duygusu iş hayatında, sosyal hayatta ve özel hayattaki her türlü ilişkinin temelindeki harçtır.
Travmatik Deneyimler Sonrası Güvende Hissedebilme
Yaşamış olduğumuz deprem yetişkinler için oldukça travmatik bir deneyimdi ve insanların güvenlik/süreklilik algısı zayıfladı. Ev bizler için güvenilir yerlerdir. İnsanlar depremde evlerini kaybettikleri için bu durum onları ve bu duruma şahit olan bizleri etkiledi. Çünkü bizim için en güvenli alanları da yok etti.
Güven Duygusu ve Travma İlişkisi
Olaydan sonra kişiler sürekli depremi yaşıyormuş gibi hissedebilir. Sanki yer sürekli ayak altındaymış, ortam sallanıyormuş gibi hisler olabilir. Bunlar çok normaldir. Nasıl davranmamız gerektiğine baktığımızda sürekli “Nasılsın, iyi misin?” demek yerine “Kendini güvende hissediyor musun?” diye sorabiliriz. İnsanların kendilerini güvende hissetmelerini sağlayabiliriz.
Güven üç temele dayanır:
Yaşadığımız bir olayı, travmatik yapan ana öge güven alanının ortadan kalkmasıdır. Toplumsal olarak travmatize olmamız, yaşadığımız toplumda kendimizi güvende hissetmediğimiz anlamına gelir.
Toplumsal Travma Nedir?
Travma, bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü derinden tehdit eden olay ya da durumdur. Kavramak ve baş etmenin oldukça zor olduğu bu deneyimi bireysel belleğimize yerleştirmekte güçlük çekeriz. Benzer biçimde, yaşayan bir organizmaya benzeyen toplumun da toplumsal acılar ve kayıpları sindirmesi güç olabilir. Doğal afetler, kazalar, savaşlar, politik, etnik, dini ya da cinsiyet-temelli zulüm ve şiddet olayları gibi toplumsal travmalar sadece travmayı yaşayan bireyleri değil, bu duruma doğrudan ya da dolaylı biçimde tanık olan tüm toplum kesimlerini etkileyebilecek niteliktedir.
Klinik Psikolog Övgü Yaren Soydan
Kaynak
Güven duygusunu yeterince açıklıkta tanımlayamasak da insan ilişkilerinin temelini bu duygu oluşturur. Güven duygusunun olmadığı hiçbir ilişki yürümez. Güven duygusunun varlığı ile dostlukları, evlilik ilişkilerini, ortaklıkları ve iş anlaşmalarını başlatmak mümkün olur. Kısacası güven duygusu iş hayatında, sosyal hayatta ve özel hayattaki her türlü ilişkinin temelindeki harçtır.
Travmatik Deneyimler Sonrası Güvende Hissedebilme
Yaşamış olduğumuz deprem yetişkinler için oldukça travmatik bir deneyimdi ve insanların güvenlik/süreklilik algısı zayıfladı. Ev bizler için güvenilir yerlerdir. İnsanlar depremde evlerini kaybettikleri için bu durum onları ve bu duruma şahit olan bizleri etkiledi. Çünkü bizim için en güvenli alanları da yok etti.
Güven Duygusu ve Travma İlişkisi
Olaydan sonra kişiler sürekli depremi yaşıyormuş gibi hissedebilir. Sanki yer sürekli ayak altındaymış, ortam sallanıyormuş gibi hisler olabilir. Bunlar çok normaldir. Nasıl davranmamız gerektiğine baktığımızda sürekli “Nasılsın, iyi misin?” demek yerine “Kendini güvende hissediyor musun?” diye sorabiliriz. İnsanların kendilerini güvende hissetmelerini sağlayabiliriz.
Güven üç temele dayanır:
- Kendine güven duymak,
- Güvenilir olmak,
- Başkalarına güven duymak.
Yaşadığımız bir olayı, travmatik yapan ana öge güven alanının ortadan kalkmasıdır. Toplumsal olarak travmatize olmamız, yaşadığımız toplumda kendimizi güvende hissetmediğimiz anlamına gelir.
Toplumsal Travma Nedir?
Travma, bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü derinden tehdit eden olay ya da durumdur. Kavramak ve baş etmenin oldukça zor olduğu bu deneyimi bireysel belleğimize yerleştirmekte güçlük çekeriz. Benzer biçimde, yaşayan bir organizmaya benzeyen toplumun da toplumsal acılar ve kayıpları sindirmesi güç olabilir. Doğal afetler, kazalar, savaşlar, politik, etnik, dini ya da cinsiyet-temelli zulüm ve şiddet olayları gibi toplumsal travmalar sadece travmayı yaşayan bireyleri değil, bu duruma doğrudan ya da dolaylı biçimde tanık olan tüm toplum kesimlerini etkileyebilecek niteliktedir.
Klinik Psikolog Övgü Yaren Soydan
Kaynak