Gurbetçilik üzere düşüncelerim

Konu sahibi son olarak 33 gün önce görüldü
Feyisbuk’ta bir paylaşıma rastladım.
“Eski günler ne güzeldi” diye…
Güzel çekilmiş birkaç fotoğraf: eğlenen gençler, plajda oturan insanlar…


Bana ilginç geldi.


Tabii ki sadece fotoğrafa bakınca her şey güzel görünüyor, ama gerçekten öyle miydi?
70’li ve 80’li yıllar tam bir kabustu, belki 60’lar da dahil.


Bir kere temiz su yoktu. Musluklardan klorlu sular akardı, o da nadiren. Elektrik desen aynı şekilde; günde sadece birkaç saat verilirdi. Sağlık hizmetleri çok kötüydü. Sokaklar pislikle doluydu.


İnsanlar birbirini vuruyordu…


Askeri yönetim el koymuştu; insanlar durduk yere tutuklanıyor, tam bir korku dönemi yaşanıyordu.


Bu paylaşım bana ilginç geldi işte…

Eski o dönem günlere dön deseler mümkünati yok... Walla billa gitmem... :)
 
Bir gün kapım çalındı, iki herif duruyordu.
“Buyurun,” dedim.


Bir cami yapmayı düşündüklerini, bağışta bulunup bulunamayacağımı kibarca sordular.
Öğrenci olduğumu, çok param olmadığını söyledim. “Beş Mark verebilirim,” dedim (o zamanlar Deutsche Mark geçerliydi).


Aradan epey zaman geçti. Takıldığım bir Imbiss (büfe) vardı. Bir grup içeri daldı.
“Esnaf ziyareti,” dediler. Türkiye’den bir hoca getirilmiş, cemaatle tanışmak istemiş. Bizi cumaya davet ediyordu.


Sonra öğrendik ki bağışta bulunduğum cami Süleymancı cemaate aitmiş. Türkiye’den getirilen hoca ise Diyanet’ten atanmış, Diyanet’in camisinin hocasıymış.


Enteresan… Süleymancı cemaat özeldir, Diyanet ise devlete bağlıdır. Devletin hocasının Süleymancıların camisinde ne işi olabilir?


Meğer hoca aslen Süleymancıymış. Diyanet’in camisine de kendi cemaatlerinden genç bir hoca veriyorlarmış.


Bana hayli enteresan gelmişti…


Zaten o yıllarda ne mal olduklarini kendilerini belli etmeye başlamışlardı.
 
Yollarda telef olan aileler…


1970’lerde Almanya’dan Türkiye’ye arabayla seyahat etmek oldukça maceralıydı.


Uçak o zamanlar da vardı ama çok pahalıydı. Herkes ucuza kaçıp eski ikinci el bir araba alır ve onunla gelmeye çalışırdı. Mercedes ve BMW arabaları gurbetçilerimiz yıllar sonra keşfetmişti; önce birbirine hava atmak için, sonra da Türkiye’deki akrabaları kıskandırmak için. Tatillerinde döner dönmez hemen satarlardı ama bu da ayrı bir konu…


Bizim pederin favori arabaları o zamanlar Ford Taunus, Granada ve Opel Rekord’du. Başka araba aldığını hatırlamıyorum. Yaklaşık her 2 yılda bir değiştirirdi. Sıfır bir araba aldığını hatırlamıyorum. O nesil öyleydi işte…


Servise, yıllık bakıma da gitmezlerdi. Kendileri hallederlerdi… Böyle olunca arabaların yolda kalması kaçınılmazdı. Arabaların arıza vermesi en masumuydu; kazalar çok feciydi.


Almanya yolları gayet iyiydi ama Almanya’dan çıktığında yollar tek şeride düşüyor. Bir tırı, bir kamyonu sollamak hep heyecan verici oluyordu — maalesef.


Arabanın frenleri tutmamış öndeki arabaya çarpan, ağaçlara giren, karşı yönden gelen araca çarpan, uykusu gelen… Hepsi var…


Memleketi, büyüklerini, akrabalarını görme hasretiyle yollara düşen ve bu yollarda hayatı sönen birçok aile…


Biz de birçok kaza yaptık, birçok kaza atlattık. Kolumun kırılmasıyla daha büyük bir kazadan kurtulmuş olduk.


Eskiden tünel falan yoktu. Avusturya dağlarının üzerinden geçerdik; Romalıların Germania’ya geldiği aynı yoldan. Allah o günleri tekrar göstermesin.


70’ler ve 80’ler böyle geçti.


To be continue…
 
Sanırım Alman başbakanlarından Helmut Schmidt’in anlatımına göre, Türkiye ilk parti gurbetçileri Almanya’ya gönderdikten sonra Süleyman Demirel ona, “Bu yüzyıl bitmeden Almanya’nın Türkiye’den 10 milyon işçi daha alacağını” söylemiş. Yıl 1974 olmalı.


Alman Başbakanı’nın cevabını bilmiyorum; muhtemelen diplomatik bir şey söylemiştir, “yav he he” benzeri bir ifade.
Ama yorumu enteresandı. Diyor ki: “Türkiye’nin çok genç bir nüfusu var, ama onlarla ne yapacağını bilmiyorlar.”

Yani genç nüfusa ilişkin bir politikaları yok. 70’ler, 80’ler, 90’lar, 2000’ler, 2010’lar, 2020’ler… Hâlâ yok gibi geliyor bana.

Sermaye, eskiden olduğu gibi zenginler arasında paylaşılıp duruyor; genç nüfusa bir şey kalmıyor.
 
Bana saçma geliyor. Ya kal memlekete sahip çık, ya da terk et geri dönme. Bencesi
 
Sahip çıkmakla neyi kast ettin?
Terk etmekte moda oldu bu ara. ufak bir eleştiriye hemen yapiştiriyorlar... :)
Bu kadar vatan hasretinden ölüyorsan kal memlekete faydalı birey ol diyorum. O kişilere vatandaş gözüyle bakamıyorum ben
 
Yaşamiyor... :)

Ama enteresan bir konu:

Göç ettiği Ülke de seçim hakkını kullanamıyor, çünkü o ülkenin vatandaşı değil. Vatandaşı olduğu ülke oy kullanmasını istenilmiyor çünkü ülkeyi terk etmiştir diye. :)
Bi şekilde kimse istemiyor onları...
Moda deyimle " kimse sevmiyor beni " :)))

şaka bir yana, bu tür sorunların ortada kalkması için parlamento bu konuyu ele alması lazım.
Bir " Gurbetçi ve Azınlık Bakanlığı " gibi olabilir bence.
Gurbetçi ve azınlık Bakanlığından bahsediyorsun Sorması ayıp da azınlık kim? Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında yaşayan ve T.C kimlik kartı Taşıyan herkes Türk vatandaşıdır. Detaylar konunun bütününü anlatır diye bir laf var bilirsin belki, ufacık detaylarla bezeyip daha sonra karşımıza azınlık haklar olarak bahsedeceksin galiba yapma yanılırsın. Sen kendini oranın vatandaş olarak oy kullanamamaktan dertli görüyorsun Burada da istemediğini sanıyorsun. Halbuki ülkemin yararı için Vatanım için Derdi olan herkesin başımızın üstünde yeri var. Sanırım sen bunu bilmiyorsun neyse azınlık kelimesini literatüründen kaldır. En azından bizim ülkemiz için. Kendini hiçbir yere ait görmeyen insanlar azınlık olabilir, onlara diyecek Hiçbir sözüm yok. -ki Onların derdi de beni hiç bağlamaz Saygılarımla..
 
Gurbetçi ve azınlık Bakanlığından bahsediyorsun Sorması ayıp da azınlık kim? Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında yaşayan ve T.C kimlik kartı Taşıyan herkes Türk vatandaşıdır. Detaylar konunun bütününü anlatır diye bir laf var bilirsin belki, ufacık detaylarla bezeyip daha sonra karşımıza azınlık haklar olarak bahsedeceksin galiba yapma yanılırsın. Sen kendini oranın vatandaş olarak oy kullanamamaktan dertli görüyorsun Burada da istemediğini sanıyorsun. Halbuki ülkemin yararı için Vatanım için Derdi olan herkesin başımızın üstünde yeri var. Sanırım sen bunu bilmiyorsun neyse azınlık kelimesini literatüründen kaldır. En azından bizim ülkemiz için. Kendini hiçbir yere ait görmeyen insanlar azınlık olabilir, onlara diyecek Hiçbir sözüm yok. -ki Onların derdi de beni hiç bağlamaz Saygılarımla..
Gözlerimi yaşarttın ağam, yok seningibisi bu cihanda diyebilirim.
 
Bari çok faydanız oluyor mu memlekete…
Örneğin ne gibi…
Kardeş benim derdim senle değil tartışma konusu ben de fikrimi belirttim :)
Ama madem merak ettin söyleyim. Ben 657 devlet memuruyum ve vatana bu şekilde bir hizmetim var efenim
 
Gurbetçi ve azınlık Bakanlığından bahsediyorsun Sorması ayıp da azınlık kim? Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında yaşayan ve T.C kimlik kartı Taşıyan herkes Türk vatandaşıdır. Detaylar konunun bütününü anlatır diye bir laf var bilirsin belki, ufacık detaylarla bezeyip daha sonra karşımıza azınlık haklar olarak bahsedeceksin galiba yapma yanılırsın. Sen kendini oranın vatandaş olarak oy kullanamamaktan dertli görüyorsun Burada da istemediğini sanıyorsun. Halbuki ülkemin yararı için Vatanım için Derdi olan herkesin başımızın üstünde yeri var. Sanırım sen bunu bilmiyorsun neyse azınlık kelimesini literatüründen kaldır. En azından bizim ülkemiz için. Kendini hiçbir yere ait görmeyen insanlar azınlık olabilir, onlara diyecek Hiçbir sözüm yok. -ki Onların derdi de beni hiç bağlamaz Saygılarımla..
Oooo... derin konu, en sevdigim... :)
ama uzar gider; özet olarak… Tüm dertler elbette senin ilgi alanına girmez, bu hususta yapılacak bir şey yok.
Bazı insanların da ilgi alanına giriyor işte; çözümü de siyasetten bekleriz…


Bu “azınlık” kelimesine niye öyle öfkelenildi, anlamadım.
“T.C. kimlik kartı taşıyan herkes Türk vatandaşıdır” cümlesi kısmen doğrudur. Türk vatandaşı olup yine de azınlık olunabiliyor.
Örneğin LGBT’liler, örneğin Çingeneler, örneğin çevreciler… Elbette bir de kimlikler var (Kürt, Arap, Laz, Alevi, Ermeni vs.).


Bir Atatürk’ün tanımladığı Türk vatandaşlığı terimi vardır, bir de ülkücülerin tanımladığı Türk vatandaşlığı kavramı vardır. Elbette bir de muhafazakârlarınki var…


Bu iki veya üç tanım birbirine zıttır… Kavgamız da zaten bu iki–üç terimin üzerinden yürüyor…
 
Kardeş benim derdim senle değil tartışma konusu ben de fikrimi belirttim :)
Ama madem merak ettin söyleyim. Ben 657 devlet memuruyum ve vatana bu şekilde bir hizmetim var efenim
Sıkıntı yok… Benden alıntı yaptığın için cevap hakkı doğuyor.
Bir dahaki sefere alıntı yapmadan yazarsan kimse üzerine alınmaz… :)
 
Oooo... derin konu, en sevdigim... :)
ama uzar gider; özet olarak… Tüm dertler elbette senin ilgi alanına girmez, bu hususta yapılacak bir şey yok.
Bazı insanların da ilgi alanına giriyor işte; çözümü de siyasetten bekleriz…


Bu “azınlık” kelimesine niye öyle öfkelenildi, anlamadım.
“T.C. kimlik kartı taşıyan herkes Türk vatandaşıdır” cümlesi kısmen doğrudur. Türk vatandaşı olup yine de azınlık olunabiliyor.
Örneğin LGBT’liler, örneğin Çingeneler, örneğin çevreciler… Elbette bir de kimlikler var (Kürt, Arap, Laz, Alevi, Ermeni vs.).


Bir Atatürk’ün tanımladığı Türk vatandaşlığı terimi vardır, bir de ülkücülerin tanımladığı Türk vatandaşlığı kavramı vardır. Elbette bir de muhafazakârlarınki var…


Bu iki veya üç tanım birbirine zıttır… Kavgamız da zaten bu iki–üç terimin üzerinden yürüyor…
İlave olarak, bakanlıklar ihtiyaca göre kurulur veya kaldırılır. Bunu siyaset belirler. bizde onlara oy veririz…


Bana göre Azınlıklar Bakanlığı çoktan kurulmalıydı. Ta ki PKK’nın ortaya çıkmasıyla beraber…
Sorunlar daha erken tespit edilip çoktan çözülürdü bence…


Ya da halkın eğilimlerine daha erken kulak verilseydi AKP gibi bir parti doğmazdı… Şimdi uğraş dur… :)
 
Düzenimiz var donemiyoruz diyenlere inanın gençler.
Gerçekten evleri çok düzenli.
Benim düzenim yok her an her yere gidebilirim.
Cadirim da var :D
 
  • Kahkaha
Tepkiler: ne
Herkes dışarı kaçmak istiyor ama vize alamıyor. Bu nedenle de ülkesini özleyen ve kendi yurt dışında yaşayanlardan nefret ediliyor. Oysa onlar da zamanında ülkede yaşam şartları kötü olduğu için kaçmışlardı. Ülke nüfusunun toplam 10% avrupa'da yaşıyor. Amerika, Kanada, Avusturalya var daha. Her yere dağılmışız. Ve kimse bizi istemiyor.
 
Oooo... derin konu, en sevdigim... :)
ama uzar gider; özet olarak… Tüm dertler elbette senin ilgi alanına girmez, bu hususta yapılacak bir şey yok.
Bazı insanların da ilgi alanına giriyor işte; çözümü de siyasetten bekleriz…


Bu “azınlık” kelimesine niye öyle öfkelenildi, anlamadım.
“T.C. kimlik kartı taşıyan herkes Türk vatandaşıdır” cümlesi kısmen doğrudur. Türk vatandaşı olup yine de azınlık olunabiliyor.
Örneğin LGBT’liler, örneğin Çingeneler, örneğin çevreciler… Elbette bir de kimlikler var (Kürt, Arap, Laz, Alevi, Ermeni vs.).


Bir Atatürk’ün tanımladığı Türk vatandaşlığı terimi vardır, bir de ülkücülerin tanımladığı Türk vatandaşlığı kavramı vardır. Elbette bir de muhafazakârlarınki var…


Bu iki veya üç tanım birbirine zıttır… Kavgamız da zaten bu iki–üç terimin üzerinden yürüyor…
Kusura bakma ama Yazdıklarını okurken biraz gülümsedim. Sebebini sorarsan da; daha millet tanımını bilmediğin halde nasıl oluyor da bu konuda yorum yapabildiğine şaşırdım. Sana bir iyilik yapayım Millet nedir öğreteyim..

Millet: Dini, dili, rengi, veya ırkı ne olursa olsun. Aynı toprak parçası üzerinde asırlarca beraber yaşamış, birbirlerine kız alıp vererek akrabalık Bağları kurmuş, ortak bir dil, ahlak,kültür ve örf ve adetlere sahip yüzde yüzünün değilse bile çoğunun benimsediği bir dine sahibi olan İnsanların oluşturduğu topluluğa MİLLET denir....

Şimdi bu tanım TDK sözlüğünde de ülkücü felsefede de aynıdır. Bu arada ülkücülük de zaten idealistlik demektir.( Hani Dipnot öğreteyim de aklın takılmasın.)

Şimdi bu tanıma göre değerlendirdiğimizde şunu kabul edelim ki: ülkemizin resmi dili türkçedir ve herkes birbiriyle konuşup anlaşabiliyor değil mi? Ayrıca İnsanlar kendi kökenlerine ait dillerde konuşabiliyor değil mi? Kimimiz Orta Asya Kimimiz Arabistan coğrafyasından Kimimiz Bulgaristan Yunanistan Kimimiz Anadolu orijinli kökenlere soy bağlantılarına sahibiz (Mesela ben Çerkes kökenliyim.) Şöyle bir baktığında genel olarak ahlak yapımız aynıdır, yaşlılara çocuklara kadınlara hürmet gibi edepli ahlaklı davranmak gibi özelliğimiz var. Alevilik, Sünnilik, Şafilik gibi farklı mezheplere ait ancak İslam kökenli bir anlayışımız var değil mi? Bu arada belirteyim içimizde bu coğrafyada veya başka coğrafyalarda yaşamış olan ve hala yaşayan Hristiyan mecusi Yahudi gibi inanç sahipli insanlar da var. Dışarıda yürürken veya bir yere giderken Düştüğümüzde Başımıza bir iş geldiğinde kimse birbirine Sen şu musun bu musun diyerek soru sorarak yaklaşmıyor değil mi? Bu verdiğim örnek bizim ahlak yapımızla ilgili bir olay Ancak millet tanımımızı çok iyi anlatan bir olay.

Bu kadar örnek verdikten sonra hala birini birinden ayırıyorsan ayrım yapan faşistik yapan kişi sensin demektir öyle olmadığını biliyorum ama yaklaşımın ya da anlayışın diyeyim bunu tetikleyebilir. Biraz daha dikkatli olmanı ve derinlemesine düşünmeni öneririm..

Kusura bakma ama Yazdıklarını okurken biraz gülümsedim. Sebebini sorarsan da; daha millet tanımını bilmediğin halde nasıl oluyor da bu konuda yorum yapabildiğine şaşırdım. Sana bir iyilik yapayım Millet nedir öğreteyim..

Millet: Dini, dili, rengi, veya ırkı ne olursa olsun. Aynı toprak parçası üzerinde asırlarca beraber yaşamış, birbirlerine kız alıp vererek akrabalık Bağları kurmuş, ortak bir dil, ahlak,kültür ve örf ve adetlere sahip yüzde yüzünün değilse bile çoğunun benimsediği bir dine sahibi olan İnsanların oluşturduğu topluluğa MİLLET denir....

Şimdi bu tanım TDK sözlüğünde de ülkücü felsefede de aynıdır. Bu arada ülkücülük de zaten idealistlik demektir.( Hani Dipnot öğreteyim de aklın takılmasın.)

Şimdi bu tanıma göre değerlendirdiğimizde şunu kabul edelim ki: ülkemizin resmi dili türkçedir ve herkes birbiriyle konuşup anlaşabiliyor değil mi? Ayrıca İnsanlar kendi kökenlerine ait dillerde konuşabiliyor değil mi? Kimimiz Orta Asya Kimimiz Arabistan coğrafyasından Kimimiz Bulgaristan Yunanistan Kimimiz Anadolu orijinli kökenlere soy bağlantılarına sahibiz (Mesela ben Çerkes kökenliyim.) Şöyle bir baktığında genel olarak ahlak yapımız aynıdır, yaşlılara çocuklara kadınlara hürmet gibi edepli ahlaklı davranmak gibi özelliğimiz var. Alevilik, Sünnilik, Şafilik gibi farklı mezheplere ait ancak İslam kökenli bir anlayışımız var değil mi? Bu arada belirteyim içimizde bu coğrafyada veya başka coğrafyalarda yaşamış olan ve hala yaşayan Hristiyan mecusi Yahudi gibi inanç sahipli insanlar da var. Dışarıda yürürken veya bir yere giderken Düştüğümüzde Başımıza bir iş geldiğinde kimse birbirine Sen şu musun bu musun diyerek soru sorarak yaklaşmıyor değil mi? Bu verdiğim örnek bizim ahlak yapımızla ilgili bir olay Ancak millet tanımımızı çok iyi anlatan bir olay.

Bu kadar örnek verdikten sonra hala birini birinden ayırıyorsan ayrım yapan faşistik yapan kişi sensin demektir öyle olmadığını biliyorum ama yaklaşımın ya da anlayışın diyeyim bunu tetikleyebilir. Biraz daha dikkatli olmanı ve derinlemesine düşünmeni öneririm..
Bu arada şunu da belirtmek istiyorum ki azınlıklar olarak bahsettiğin insanlar arasındaki lgbt'li yarattıkları böyle tanımlıyor olman utanç verici. Insan olma vasfını insan tabiatını tamamen inkar etmiş ahlaksızlara böyle konularda yer vermemeni senden özellikle rica ediyorum.
 
Geri