Goralılar

Konu sahibi son olarak 4533 gün önce görüldü
Tarihi belgeler ve araştırmalar Goralılar hakkında ne diyor?


Goralıların kimler olduğuna yada ırk veya etnik kökenlerine dair birçok tartışmalar yürütülmekte ve çeşitli tezler ortaya atılmaktadır. Bilim adamları, tarihçiler, sosyolog ve dilcilerin Goralıların kimler olduğuna dair bugüne kadar yaptıkları araştırmaların kimileri objektiflikten uzak, ya çok yüzeysel yada siyasi yönlendirmelerin etkisi altında kalır. Ancak bilim adamlarının fikirde oydaş oldukları çoğu araştırmalar, Osmanlı ordularının Balkan topraklarına çıktığı zaman Goralıları, Torbeşleri ve Pomakları isim olarak o şekliyle bulduğudur. Başta İslam dinine mensup olmaları gibi kültür ve yaşam tarzlarında ortak özellikler taşıyan bu halkların Goralı, Torbeş veya Pomak isimlendirilmesinden yola çıkarak, günümüzde Bulgar, Yunan, Arnavut, Sırp tarihçiler bu halkları çeşitli şekillerde kendi ırkları yada halkları olarak göstermeye çalışmaktadır. Onların İslamlaştırılmış Bulgar, Makedon, Sırp, Rus yada Yunan’lılar oldukları tez ve iddiaları hala güncelliğini korumaktadır.

10. ve 12. yüzyıllarda Kuzey Çin’deki Kuman ve Kıpçak ailelerinden gelen ve Balkanlara kuzeyden inen Pomak, Torbeş ve Goralılarla ilgili arşivlerdeki belgelere göre; ataları çok güçlü savaşçılar olan Kuman Türkleri, soydaş Hun, Avar ve Bulgar gibi Türk boylarının yolunu izleyerek ilk olarak Karadeniz’in kuzeyine yerleşmişlerdir. Karpat Dağları, Orta Avrupa ve Balkanlara ilerleyerek, Romanya, Bulgaristan ve Makedonya’ya yerleşirler ve yerleştikleri bölgelerin adlarını ve adlandırmalarını olduğu gibi benimserler. 1078 yılında Kuman Türkleri, Tuna ırmağının güney vadilerine daha önce yerleşen Peçenek Türkleriyle birlikte Bizans’a saldırır ve bir süre Edirne’yi muhasara altına alırlar. Kuman ve Peçenek Türkleri 1078 yılında Tuna ve Sava ırmaklarının güneyinde kurdukları federasyon 1091 yılına kadar sürer. Bu federasyonu bir tehlike olarak gören Bizans, bu kavimleri birbirine düşürerek, Macarların yardımıyla Bulgar Türklerini, Peçenek Türklerinin desteğiyle Macarları imha etti. Aynı taktiği kullanarak 1091 Lebunion savaşında para karşılığında kendine bağladığı Kuman Türklerini Peçenek Türklerine karşı kullandı. Böylece kurulan Kuman-Peçenek federasyonu bozuldu. 1154 yılına kadar Kumanların bir kısmı Kosova, Yeni Pazar ve Bosna’ya yerleşirken, bir kısmı da kuzeye dönerek bugünkü Romanya, Avusturya, Macaristan ve Çekoslovakya topraklarına göç ettiler. Kosova’nın güneyindeki Gora bölgesinde bulunan Mlika köyüne yerleşenler Balkanların ilk ve en eski camiini inşa ederler. Cami kitabesinde “1090 yılında bu camiyi Ahmet Ağa inşa ederken, onarımı da 1128 yılında tamamlanmıştır” yazılıdır. Söz konusu kitabe İslam’ın buraya Osmanlıdan önce geldiğini bir daha kanıtlamaktadır. Ayrıca burada bir hususa daha değinmek önemlidir. Tüm bu süreçte Kuman ve Peçenekler Balkanlara kuzeyden inerken aralarında İslam’ı benimseyenler de vardır. Aralarında tesettürlü kadınlar olduğu gibi, yüzleri örtülü, yakışıklı, cesur ve savaşçı Kuman ve Peçenek Türkleri vardır. O yüzden Osmanlı orduları Balkanlara çıkarken, 1389 Kosova Muharebesinden önce diğer yerlerde olduğu gibi Gora’da da İslam’ı benimsemiş, dillerinde ve yaşam tarzlarında orta Asya’daki eski Türk kültürüne özgü özellikleri yitirmeyen insanları bulmuşlardır. Osmanlıların Balkanlarda hızlı bir şekilde ilerlemesinin önemli bir faktörü de burada buldukları ve onlara yardımcı olup yol gösteren, Osmanlı saflarına geçen Kumanlar, Pomak, Peçenekler; yada Balkanlar’da bugünkü adlarıyla Torbeşler, Goralılar ve Boşnaklar olmuştur.



Dilcilerin yaptığı incelemeler göre, Torbeş ve Goralıların dil kökenleri, Türk şivesi Katage’ye, Kuman Oksugite ve Arapça’ya dayanmaktadır. Bu etnik gurupların milli kıyafetleri terlik, üç kısımdan oluşan yelek (pleten, srmen ve şaren), entari, cübe, sitarka, çorap, duvak, skutaça, nogavica ve altın süslü beredir. Düğünler beş gün sürer. Düğün boyunca başta yağlı güreş olmak üzere çeşitli yarışmalar düzenlenir. Düğünün ilk iki günü bayanlara, son üç günü de beylere aittir. Düğünlerde genelde Osmanlı bayrağı kullanılırken; “Yancariça”, “Dur kız sana kına sürülecek”, “Ömer amca”, “Nebet-Bedir Aleyn Savaşı” gibi uzun Türküler yakılır.



Tarih ve sürekli değişen yönetim, rejimler boyunca bura insanların isim ve soyadları da sürekli dolarak değiştirilmiştir. Örneğin: Osmanoviç Bayro – Bayroski Osman – Osmani Bayro.



Pomak, Torbeş ile Goralıların dost, kardeş ve anavatan olarak benimsedikleri Türkiye ve Türklerle olan dayanışmasının en somut örneklerini son iki yüz yılda meydana gelen 1877-78 Rus Türk savaşlarına Türk taraftarı olarak katılımıyla; ardından da aynı desteği esirgemedikleri Çanakkale ile Plevle muharebesinde görmek mümkündür.



Türk KFOR’u tarafından savaştan sonra Gora’da onarılan Zli Potok köy yolu ile yaptırılan menfez açılışı sırasında Goralı çocukların söyledikleri Türkçe şarkı, yöreden Çanakkale savaşına katılan büyüklerine adanan ve hala yakılmakta olan türkülerden biriydi: “Türklerin gemisi kırmızı delikli / İçindeki askerler aslan yürekli; Düşmanların gemisi yeşil direkli /İçindeki askerler tavşan yürekli; Kaçma düşman kaçma tutuklanırsın/Çanakkale boğazında teslim olursun...”

Geçenlerde Sırpların yoğun olarak yaşadığı Ştırpce Belediyesi Koordinatörlük Merkezi tarafından Gora yöresine gönderilip dağıtılan yardımlar arasında domuz etinin de yer alması Gora halkını huzursuz ederken, yöredeki kimi aydınların tepkisini toplamıştı. Goralılar, kendilerinin İslam dinine mensup oldukları bilindiği takdirde böyle bir faaliyeti çirkin ve saygısızca bir girişim olarak nitelendirdiler. Sırbistan Milli Eğitim Bakanlığının yöredeki öğretmenlere maaş vermeye devam etmesi ve İslam dinine mensup insanlara domuz eti içeren bu gibi yardım faaliyetlerin sürdürmesi Pan Slavizim hareketlerinin açık bir göstergesi olsa gerek.


Doğumla ilgili adetler

Goralılar, bebek doğduğunda eğer akşam doğduysa, doğumunun ilanı sabah vaktine bırakılır. Bebek doğduğunda onu tuzlu suyla yıkarlar.
Bebeğin doğumu münasebetiyle, eğer ailenin hali vakti yerindeyse, küçük baş hayvan kesilebilir.
Bebek doğduğu gün o ailede düğün başlar, şerefine büyük baş hayvan kesilir. Akşamüstü eve köyün genç kızları ve delikanlılar toplanıp bebek bekçiliği yaparlar.
Goralılarda erkek çocuk daha fazla tercih sebebidir. Neslin devamı ve Ocağın tüttürülmesi düşüncesi ön plandadır. Erkek çocuğun daha çok tercih edilmesi dünyanın başka yerlerinde de yaygın bir anlayıştır.
Goralılar bebeğin doğumunun 40.gününde yemek daveti verir, mevlit okuturlar. Ayrıca, hediyeler ve bahşişler dağıtırlar.
Bebeğe kırkından sonra nazar değmesin diye boncuk ya da altın nazarlık takılır.
Goralılarda evin en yaşlı kadını bebeği beşiğe yatırır. Beşik üzerine yedi türlü temiz ve değerli eşya konulur. Bebeği beşiğe yaşlı ve tecrübeli kadınlar yatırır.

Goralılarda lohusa kadınlar bir kemerle bellerini bağlarlar. Lohusalık 42 gün sürer, lohusa kadının hastalanmasın diye üzerine düşerler.

Çocuğun ilk konuşması da önemli bir sevinç kaynağıdır. Goralılar çocuk ilk defa konuşmaya başladığında hediyeler verirler. Çocuk konuşmaya yeni başladığı zaman çabuk konuşsun arzusuyla konuşma töreni yapılır. Koyunlar kesilir, çocuğa koyun dili yedirilir. Goralılar kekeme çocuklara ya da geç konuşan çocuklara ya koyun dili yedirir ya da bülbül suyu içirtir.

Goralılarda iki ablası ölen erkek çocuğun kulağına ölmesin diye küpe takılır.
Goralılarda bebeğin kesilen saç ve tırnakları saklanır. Ayrıca her kim olursa olsun bütün kesilen tırnaklar toprağa gömülür.

Goralılar bebeğin saçını tıraş ederler, ancak başında bir perçem bırakırlar.
Bebek kız ise, perçemine boncuk takılır.

Goralılarda çocuğa isim vermede evin en büyüğü olan dede önceliklidir. Anadolu’da da aynı şekilde çocuğa ismi evin büyüğü verir.

Sünnet adeti, Islamlaşma süreciyle birlikte kültüre giren adettir. Goralılarda sünnet yaşı 5-7 yaş arasıdır. en geç 7 yaşında çocuğun sünnet ettirildiği görülmektedir. Okula gitmeden sünnet ettirmek tercih edilir. Genelde sünnet Haziran Eylül arası yapılır.

Her bir Goralı yedi göbek atasının adlarını bilmek durumundadır. Anne tarafından akrabaları, dedeleri, tüm şeceresi öğretilir. Çocuğa yedi ceddini öğretmek her babanın başlıca görevidir.


Bu adetlerin bir kısmı torbeşlerde de görülmektedir.
 
Geri