Fırın

  • Kullanıcı climax
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal - Yaşamdan Kesitler
🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Her aile babası gibi pazar kahvaltısına ekmek alma görevi benimdi. Ufak tefek şeyler için bakkala çocuğu göndermek gibi bir şey değil bu. Kutsal ve önemli bir iş.

Çok yakında bir fırın var aslında. Ama hanım oradan alışveriş yapmamı istemiyor. Çünkü fırıncı paraya temas ettiği eldiven ile ekmek veriyormuş ve bu kabul edilemezmiş.

İkinci uzaklıktaki fırına da ben sempati duymuyorum. Çünkü müşterisi az. Rahmetli babam "müşterisi fazla olan dükkanlardan alışveriş yapın. Tercih ediliyorlarsa bir nedeni vardır" derdi. "peki ya baba az rağbet gören yere şans vermezsek nasıl kendini ispat edebilir ki" dedim bir gün. "konuşma lan pezewenk" dedi. Anlamıştım, bu yazılı olmayan bir kuraldi ve sorgulanamazdı.

İşte bu nedenle bize uzak ama müşterisi bol olan, tercih edilen ve rağbet gören fırına gidecektim tabiki. Salak değildim sonuçta. Hem ürünleri taze ve çok çesitliydi. Acaba paskalya yada ay çöreği de alsam mı, yoksa bir kilo kıymalı kol böreği ile kendimi şımartsam mı diye düşünerek çıktım kapıdan. Hanım arkamdan "sen hala burda misin kör olası herif, hadi acele et" diyordu sanki. Bir bilimadamı olarak etrafımda saygın biri olsam da hanımın takdirini kazanamamış olmak can sıkıcıydı.

Uzak olanı tercih etmiştim. Yürüyerek gitsem geç kalacaktım ve bu benim için pek de iyi olamayacaktı. Arabayla gitmeliydim. Çıkış kapısına sürdüğüm anda bir komşumun içeri girmeye çalıştığını gördüm. Hemen geri aldım ve geçişini kolaylaştırırdim. Çünkü centilmenlik bunu gerektirirdi. Bir teşekkür kornası bekledim ufaktan. Ama gelmedi. Biraz kırıldım doğrusu.

Uzak fırına kısa sürede ulaştım. Tam da tahmin ettiğim gibi kalabalıktı. Park edecek yer bulduğum için şanslıydım.

İnsanların yarısı içeride yarısı dışarıda tek sıra ip gibi sosyal mesafeli sıraya girmişti. Üç tezgahtar hızlıca siparişleri alıp sırayı eritmeye çalışıyordu. Daha dükkanın kapısında sayılırdım. Henüz ne alacağımı bilmiyorudum ki. Etrafa bir bakar, ne isteyeceğime karar veririmim diye düşünmüştüm. Hatta "şunun patateslisi var mı bunun kilosu kaç" falan diye sorabilirim sanıyordum. Oysa olay çok hızlı gelişiyordu. Kasaya ulaşmadan siparişleri vermek gerekiyordu. Biraz sonra çok arkada olsam da konuşma sırası bana gelecekti. Allah'ım ne alacağım ben, ekmek tamam banko! Ama başka?

Tam o esnada önümde dört kişi olmasına rağmen bir altmış boylarındaki kız, tezgahın arkasından bana seslendi "evet siz beyefendi?" Göz teması kurulmuştu. Resmen bana soruyordu. Belki ben değilimdir diye şansımı denedim. Cevap vermedim. "gri tişörtlü beyefendi size diyorum, yardımcı olayım" dedi. Evet artık kaçış yoktu.

"Bir ekmek iki simit bir açma'' dedim!

Evet korteks devreden çıkmış ve subkortikal yapılar default cevap vermişti. Öyle zamanlamalari var ki siparişiniz posetlendigi an tam kasada buluyorsunuz kendiniz. On lira uzatmamla bozukluklar (bu sefer bozukluklar beni rahatsız etmedi) avucumdaydı. Poşetimde bir simit eksikti. "İki simit vardı benim" dememle birlikte poşete bir simit daha soktu bir elli beş (evet altmış değilmiş) boyundaki kız. Henüz cebime koyduğum paradan yeniden bir simit parası çıkarmam lazımdı. Acaba sıranın ilerleme hızını yavaşlatmış mıydım, acaba sistemin işleyişini aksatmış mıydım, öyle olmak istemezdim.

"E ama beş sıra gerideki adamdan sipariş almaya başlarsanız para da üzeri de sipariş de karışır!" dedim.

Solumda, parasını vermiş, alacağını almış ama poşetindekileri kontrole ve yeniden istiflemeye devam eden, muhtemelen plaza çalışanı 25'li yaşlarda bir oğlan "bağırma!" dedi bana. Bağırmış mıydım bilmiyorum ama maske altından konuşulan anlaşılmıyor diye yüksek sesle konuşmuş olabilirdim. Dakikalardır baskı altındaydım ve dallamanın bu çıkışı beni de zıvanadan çıkardı.

"Sana mı soracam lan ben!!" diye bir bağırmışım ortalık buz kesti. Duvar saatinin yelkovani bile durdu. Eksitasyonuma hiç kimseden hiç bir cevap gelmedi. Artık hakimiyet bendeydi. Tüm geçmişin ve geleceğin tek sahibiydim. "defol git lan burdan dallama" dedim.

Ses (ton ve volüm), gözlerdeki kararlılık ve hiddet o kadar netti ki, androjen kokusu ekmek kokusunu bastırmıştı. Artık sadece "savaş yada kaç" yanıtı verme zamanıydı plaza oğlanı için. Beni şaşırtmadı ve yürüdü gitti. Arkasına bile bakmadı. Bu beni tatmin etmedi. Bu bir zafer değildi. Öfkem şiddete dönememis ve tahliye olmamıştı. Başka bir rakip aradı gözlerim. Ama kimse çıkmadı.
İşte o an itibariyle kendimi psikopat gibi hissettim. Öfke kontrolü bozuk, sosyal yaşama uyum sağlayamayan ve uyum sağlayanları rahatsiz eden bir antisosyal gibi hissettim. Eeeeh. Çok da tın çok da fifi.

Bugünden sonra kalabalık olmayan fırını tercih edeceğim galiba. kalp sağlığım için daha iyi olacaktır eminim. Bu arada o ikinci simidi evde kimde yemedi.
 
abi o ruhsal durum babamda da var...... bazen boşluğa dalıp adam dövesim var ya diyor.......
 
çayı baştan demleyin de o ikinci simit boynu bükük kalmasın, hemen geleyim hocam... kıymalı kol böreğinden sonra biraz mutsuz okudum ama olsun :(
 
@climax hocam keyifle okudum, öncelikle geçmiş olsun mu demeliyim bilmiyorum. Kafes dövüşçü moduna girmen hoşuma gitti, tabii ki hissiyatı bilimsellik ile süsleme yapman çok erotik..
Hanım köylü olduğunu daha önce yazmış olduğun yazılardan biliyoruz, helal olsun yenge seni iyi korkutmuş, ne var şuraya üye olup seni bassa burada ahahaha. Ey climax boyu posu devrilesice dese :) bence dikkat et abi @Oggy seni buldu.. yakın bir dönemde sana şantaj yapabilir, türk tabipler odası ile iletişim halinde.
Bundan sonra evin hemencecik yanında bulunan fırına git lütfen, daha seninle analı kızlı çorbası içeceğiz ve bunu gerçekleştirmeden ölmeni istemiyorum..
Sevgiler efendim.
 
@climax hocam eline sağlık güzel keyifli bir yazıydı. Yazılı olmayan kuralları kısmen çok sevmesem de bazılarını çok seksi bulmuşumdur
fırına gidip kıymalı böreği almaman üzücüydü şuan aşırı derecede kıymalı börek çekiyor canım :/
 
@Heisenberg yani otomatik cevap verdim. Refleksif bişey. Keşke default yazılımda ''kiymali kol böreği" olsaydı.
 
Taş fırından alınmayan ekmek ekmek değildir onun tadı birbaska oluyor (sıcak ekmek bol tereyağı sürülmüş off yemede yanında yat misali)
Hocam tercihin taş fırındi demi.
 
@Heisenberg yani otomatik cevap verdim. Refleksif bişey. Keşke default yazılımda ''kiymali kol böreği" olsaydı.

başkan benim default kısmında sanırım kesseler yine kıymalığı börek diye bağırırdım
artık yemek olunca beyinin hangi bölümü ağır basıyor bende kestirmek zor
 
Gayet akıcı ve güzel yazmışsınız. Bi gün kendinizin yaptığı ekmeğin hikayesini de dinlemek nasip olur umarım.
 
Geri