Dün Fetullah cemaatı, bu gün Nakşibendi cemaatı.
AKP iktidarı Sakarya'ya yeni bir vali atadı: İlhan Balkanlıoğlu.
Anayasaya, tüm yasalara ve laiklik ilkesine tamamen aykırı bir biçimde, yani tekbirler eşliğinde odasına çıkan Balkanlıoğlu'nun, Nakşibendi tarikatının İsmailağa cemaati mensubu olduğu ve bu cemaat mensupları eşliğinde koltuğuna oturduğu ortaya çıktı.
AKP'nin Fethullah Gülen cemaatine karşı mücadele ettiği iddia edilirken; diğer tarikatlar, cemaatler, dinsel gruplar AKP eliyle palazlandırılıp güçlendiriliyor.
AKP’yi tanımlarken sık kullandığımız “tekellere ve tarikatlara dayalı islâmofaşist sermaye diktatörlüğü” tanımının bir ayağını oluşturan tarikatlar/cemaatler/dinsel gruplar, gerçekten de AKP döneminde siyasi iktidarın doğrudan ve fiili bir bileşeni haline geldi. Laikliğin, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun, Tekke ve Zaviyelerin Kaldırılması Kanunu’nun kâğıt üzerinde kaldığı AKP iktidarında, tarikatlar AKP eliyle kamu kaynaklarına sahip oldular, devletin her kademesinde kadrolaştılar ve ülkenin bugünkü karanlığa mahkum olmasında önemli işlevler gördüler.
Parlamentoda temsil edilen her siyasi partinin içinde mutlaka farklı tarikatlara mensup, o tarikatlarla doğrudan ya da dolaylı ilişkisi bulunan, TBMM’de o tarikatların ya da dini grupların sözcüsü ya da temsilcisi gibi bir işlev gören parlamenter bulunuyor.
Adalet, içişleri, eğitim, sağlık, bayındırlık, enerji, tarım ve benzeri bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşlarının kritik noktalarında tarikat mensubu bürokratların bulunduğu da su götürmez bir gerçek.
Ülkemizi bir ağ gibi saran Nakşibendi tarikatı.
Türkiye’de Nakşibendi merkezli cemaatleri şöyle sıralayabiliriz:
İsmailağa Cemaati: Mahmut Ustaosmanoğlu'nun İstanbul Fatih'te Çarşamba semtindeki İsmail Ağa Camii merkez olmak üzere oluşturduğu, Nakşibendiliğin Halidiye koluna bağlı bir cemaatir. Manevî olarak cemaatin lideri, cemaat üyeleri tarafından Efendi hazretleri olarak anılan, 1954 yılından emekli olduğu 1996 yılına kadar İsmail Ağa Camii'nin imamlığını yapmış olan Mahmut Ustaosmanoğlu'dur. Cemaatin erkek üyeleri arasında uzun sakallar, cübbeli ve şalvarlı kıyafetler ve namazlarda taktıkları sarıklar, kadınlarında iseçarşaf yaygındır. 1998 yılında Mahmut Ustaosmanoğlu'nun damadı ve cemaatin önde gelen hocalarından olan Hızır Ali Muratoğlu'nun İsmail Ağa Camii'nde öldürülmesi ve 2006 yılında yine cemaatin önde gelen hocalarından emekli imam Bayram Ali Öztürk'ün öldürülmesi cinayetleriyle gündeme gelmiştir. Ahmet Mahmut Ünlü, Abdülmetin Balkanlıoğlu, Mehmet Talu, Resul Bölükbaş, Fatih Kalender, İsmail Hünerlice, Ali Ulvi Uzunlar, Yakup Kabalak, Nurullah Dindar gibi isimler cemaatin tanınmış hocalarıdır.
Menzil Cemaati: Nakşibendi tarikatına bağlı olup Türkiye'deki cemaatler arasında en fazla mensubu olanlardandır. Menzil Cemaati Muhammed Raşit Erol (1930-1993) tarafından kurulmuştur. Bugün önderleri Seyyid Abdulbaki Erol'dur. Adıyaman merkezli olup cemaat Ankara ve İstanbul'da da mevcuttur. Ekonomik gücü, mensuplarının işlettiği firmalardan kaynaklanmaktadır. ki ana kola ayrılır: Adıyaman kolu, Ankara kolu.
Palulu Şeyh Said ve Cemaati: Politikacılardan Abdülmelik Fırat ve Fuat Fırat bu şahsın torunları olurlar. Erzurum, Bingöl, Elazığ hinterlandında Septioğulları adıyla tanınan ünlü bir sülaleden gelirler. Halen geniş bir tarikat muhitleri vardır. Bu muhiti mistik planda temsil eden Şeyh Muhammed Emin’dir.
Arvasiler: Geniş bir Nakşibendi site ailesidir. Politikacı Kamran İnan’ın büyük babası Gaydalı Sıbgatullah Arvasi bu ailenin cumhuriyetten önceki temsilcisidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul’a gelip yerleşen Abdülhakim Arvasi, Hüseyin Hilmi Işık ve Necip Fazıl Kısakürek gibi iki becerikli kişiyi oldukça etkilemiş ve bu sayede büyük bir ün kazanmıştır.
Tağiler Ailesi: Bitlis’in Norşin ilçesinde kurulan ve 1800’lerin ortalarından beri çok kalabalık bir site olarak varlığını sürdüren bu aile, son yıllarda dağıldı. Bir ara Bitlis Milletvekili olarak meclise giren Muhittin Mutlu, bu ailenin çocuğudur. Kürt kökenli Tağiler, oldukça gelenekçi bir Nakşibendi merkezi olarak faaliyetlerini sürdürdüler. Bu aile Arvasilerin temsilcileridir.
Küfreviler: Bu ailenin şeyh sıfatıyla son temsilcisi Kasım Kufralı (ya da Küfrevî) idi. Bu şahıs Aslen Siirt’in Şirvan (eski adıyla Kufra) ilçesinden Kürt kökenli Muhammed Küfrevî’nin torunudur. Şeyh Abdulbaki’nin oğludur. Demokrat Parti’den Ağrı Milletvekili orak Meclise girmiştir. Günümüzde hayatta değildir ve halefi yoktur.
Süleymancılar: Bunlar, Süleyman Hilmi Tunahan’ın bağlılarıdır. Daha çok Kur’an ezberlettirme amacıyla örgütlendiklerini ön plana çıkararak esas faaliyetlerini örtülü şekilde sürdürmeye çalıştılar.
İskenderpaşalılar: Bunlar, Mehmet Zahit Kotku’nun bağlılaıdır. İlk yıllarda Dağıstanlılar olarak yapılanan bu cemaat, daha sonraları karma bir liberal, muhafazakâr entelektüel çevreye dönüşmüştür. Son yıllarda bu şahsı ve cemaatini Mahmud Esad Coşan temsil etmiştir.
Şeyh Said Seyda el-Cezeri: Cizreli Şeh Seyda olarak ünlenen bu şahıs, Güneydoğu’da tanınan Zengân Kürt aşiretine mensuptur. Şu anda onu, İstanbul Küçükyalı’da oturan oğlu Ömer Faruk temsil etmektedir. Güneydoğu’da ve İstanbul’da bir miktar müritleri vardır.
Zilanlılar: Bu aileyi, yakın geçmişe kadar Kasım Zeydan adında bir kişi temsil ediyordu. Diyarbakır civarında faaliyet gösteren bu şahıs Şeyh Halid-i Zili’nin torunudur. Kasım Zeydan öldükten sonra, kendisini oğlu Abdulkerim Zeydan temsil etti. Abdülkerim Zeydan, bir dönem milletveklliği de yaptı.
Hazinoğulları: Bu aileyi, yakın geçmişte ölen Muhammet Musa Kâzım temsil ediyordu. Bu şahıs, Arap kökenli Siirtli Şeyh Muhammed el-Hazin el-Haşimî’nin torunu ve Milis Generali Şeyh Şerafeddin’in’in oğludur. Bu aileye bağlı cemaatin hemen tamamı Kürttür ve çok dağınıktır. Müritleri daha çok Siirt Bitlis, Ankara, Bursa ve İstanbul’da bulunmaktadırlar.
Yahyalı Cemaati: Kayseri civarında faaliyet gösteren bu merkezi, o yörede hayli etkili. Bir Nakşibendi şeyhi tarafından yönetilmektedir.
Erenköy Cemaati (Mahmut Sami Ramazanoğlu Cemaati): Bu merkezi, son yıllarda Musa Topbaş adında bir tüccar yönetiyordu. Kendisi öldükten sonra oğlu Osman Nuri Topbaş cemaatin başına geçmiştir. Merkezleri Erenköy’de olan bu cemaat daha çok ticaret erbabından oluşmaktadır.
Bunlar sadece Nakşibendi tarikatının kolları, bunun gibi daha onlarca tarikat var.
Gülen Cemaati’ni bir yana bırakacak olursak, AKP zaten kendi içinde pek çok tarikatın mensubunu, müridini, temsilcisini ve sempatizanlarını barındıran bir yapıya sahipti.
AKP içinde özellikle Nakşibendi tarikatının etkili olduğu, en başından beri gizlenmeyen gerçeklerden.
Tayyip Erdoğan’ın Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı’yla olan çok yakın ilişkisi de bilinen gerçeklerden.
AKP’nin kuruluşundan itibaren partinin içinde yer almış pek çok önemli ismin de Nakşibendi tarikatına bağlı olduğu da biliniyor. Önceki yıllarda ANAP ve DYP içindeki siyasetçiler arasında da bu tarikatların bağlısı ya da sempatizanı olan pek çok siyasetçi bulunuyordu ancak AKP’de bu oran katlanarak arttı ve tarikatlar AKP üzerinden, siyaset yoluyla kamunun her kademesinde kadrolaşmayı bu dönemde başardı. AKP’nin önemli isimlerinden Abdülkadir Aksu, Mehmet Ali Şahin, Ali Coşkun, Kemal Unakıtan, Recep Akdağ, Binali Yıldırım, Hilmi Güler, Zeki Ergezen gibi isimlerin Nakşibendilikle ilgileri olduğu geçtiğimiz 16 yıl içinde epeyce yazılıp çizildi.
3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra Abdullah Gül tarafından kurulan 58’inci hükümetle ilgili yapılan bir araştırmada, kabinedeki bakanların tarikatlarla ilişkileri şöyle anlatılıyor: Kabinedeki 25 bakanın 19’unun tarikat bağlantısını var. Kabinenin yüzde 52’si Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı’na mensup, Tayyip Erdoğan da aynı dergâha bağlı. Yüzde 16’sı Nurcu. Abdullah Gül’ün başbakanlığında kurulan 58. AKP hükümeti, cumhuriyet tarihinde tarikat etkisinin en ağırlıkta olduğu hükümet özelliği taşıyor