Eşler arası cinsel yararlanma

Konu sahibi son olarak 2621 gün önce görüldü
EŞLER ARASI CİNSEL YARARLANMA

Şeriata Göre Faydalanma Çeşitleri

Giriş

FAYDALANMA (İstimta)
çeşitlen konusuna başlamadan önce bu alanda yaygın olan bazı asılsız varsayımların açığa kavuşturulması ge*rekiyor. Yine kişinin sevap aldığı salih bir amel olması itibariyle helal olan cinsel münasebette bulunulduğunda müslüman erkek ve kadının alacağı sevabı açıklamak gerekiyor. Ve yine sevgi duygusuyla faydalanma türleri arasındaki tekamül yönlerini de açıklamak gerekiyor.

Birinci olarak: Temiz faydalanmayı ku§atan ve peşine düşen asılsız varsayımlar:

Çeşitli faktörlerin etkisiyle uzun süren gerileme devirlerinde Allah'ın şeriatının yerine tahrifi yerleştiren sapıklık perdesini gidermek gerekir. Bu faktörlerden birisi, bir taraftan bidat ruhbanlığın etkisiyle sızan bazı sapık tasavvuf okulları, diğer taraftan kadim şark felsefesidir. Bu tahrif, zühd ve iffet elbisesine bürünen şüpheler ve tasavvurlar ortaya çıkarttı. Fakat bu al*datıcı bir zühd, asılsız bir iffet idi. Bu düşünceler cinsel faydalanma konusu*nu küçümsüyor ve ondan uzak kalıyordu. Adeta bu düşünceye göre erkek ve kadınların mükerrem oluşuna bu yakışmazdı. Cinsel ilişki neslin gereği yapılması gerektiğinde ise yıkanmak için suyun bulunması kaydıyla utanma ve tereddüt içerisinde olmalıydı. Şimdi bu varsayımların dayandığı şüphele*ri izale etmeye çalışalım:

Birinci varsayım: Cinsel ilişki sadece çocuk istemiyle yapılır:

İlahi şeriatlarda cinsel ilişkinin evlilikle ve çocuk yaparak ailenin olu*şumuyla bağlantı kurulmasının cinsel ilişkinin sadece nesil isteme ve neslim türünü koruma için meşru kılındığ varsayımına yardımcı olmuştur. Bu varsayıma göre cinsel ilişki sadece bu hedefi gerçekleştirmeye teşvik için ko*nulmuştur. Ne var ki, bu düşüncede olan kimseler, hayvanlarda muayyen mevsimlerde türlerini korumaları için cinsel dürtünün harekete geçmesini gözardı etmişlerdir. Hayvanlar bu mevsimlerin dışında cinselliği hissetmez*ler ve cinsel ilişkide bulunmaya kalkışmazlar. Bu dürtünün insanlarda da böyle olması gerekseydi Allah Teala hayvanda olduğu gibi bu dürtüyü in*sanda da böyle yaratırdı. Şöyle diyebilirler: Allah, bu fazlalıkla -yani üreme döneminin dışındaki cinsel arzuyla- insanı imtihan ederek, itaat mı isyan mı edeceğine bakmıştır. Eğer dinin emirleri insanı bu imtihana karşı sabretme*ye teşvik etse ve hamilelik gerçekleştikten sonra doğum oluncaya kadar cin*sel ilişki isteğinden uzak durmayı emretse bu sözü makbul kabul etmek mümkündür. Fakat, vakıa bunun tam tersine olup şeriatımızda yakından ya da uzaktan buna işaret eden tek bir nass bile yoktur. Aksine her şartta fayda*lanma gayesiyle cinsel ilişkide bulunmaya müsamaha gösteren birçok Kur'an ve sünnet nasslan vardır. Hatta Ramazan ayı gecelerinde bile... Alla-hu Teala şöyle buyuruyor:

"Oruç gecesi, kadınlarınıza yaklaşmak, size helal kılındı. Onlar sizin elbisenizdir, siz de onların elbisesisiniz. Allah, sizin kendinize yazık etmekte olduğunuzu bildi ve tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık onlara şimdi yaklaşın ve Allah'ın sizin için yaz(ıp takdir etmiş ol)du- ğunu arayın." (Bakara, 187).

Önceleri Ramazan ayında cinsel ilişkide bulunma yasaktı. Bu yasağa karşı çeşitli ihlaller oldu. Bunun üzerine bu âyetle izin verildi.

Sahabelerin ilk Ramazan gecelerinde cinsel ilişkide bulunmaları çocuk yapmak olmaksızın sayılı günlerin dışına ertelenemez miydi? Biz değerli sahabelerde sadır olan bu hatanın cinsel zevkte bulunma gayesiyle olduğunu sanıyoruz. Yine Allahu Tealanın cinsel ilişkide bulunmaya çok düşkün olan kullarına şefkatinden dolayı haram olan bu yasağı helal kıldığını sanıyoruz. Bazı nasslar var ki cinsel ilişkide bulunmaya müsamaha gösterme sınırın*dan kalmayıp daha da ileri giderek teşvik ediyor. Bazı nasslar da var ki bu sı*nırı da aşarak cinsel ilişkiyi artırmaya ve cazibeli yapmaya çağırıyor. Biz burada cinsel zevki yerine doğru koyan bir nassı düşünmekle yetineceğiz. Bu hadis daha önceden de birkaç kez geçmişti:

Ebu Zer'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: 'Sizden birinin karısıyla cima etmesi sadakadır'. Dediler ki: 'Ey Allah'ın Rasulü! Bizden biri şehvetini giderse ona ecir olur mu?[998] Rasulullah: 'Haramda giderseydi günah olmaz mıydı? Aynı şekilde helalde giderirse ona ecir vardır', buyurdu.

Nebevi tevcihi düşünelim. Bu, kişinin fiilinden dolayı sevap aldığı sa-lih amellerden olması itibariyle helal cinsel ilişkide bulunmaya bir ikramdır. Sonra sahabelerin sadakatlerini ve güzel anlayışlarını düşünelim. Sahabeler cinsel ilişkide bulunmayı -çoğu zaman- faydalanma olan hedefinden saptır*mışlardır; nebevi tevcihi fıtrata uzak bir şekilde yorumlayarak şöyle deme*diler: 'Rasulullah kıyamet günü diğer ümmetlere karşı öğünmeyi gerçekleş*tirmek için burada çocuk istemeyi ve zürriyetin çokluğunu kasdetmiştir." Nitekim şu hadisde bu varid olmuştur:

Ma'kal b. Yesar'dan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Se*vimli ve doğurgan olanlarla evleniniz. Şüphesiz ki ben sizin çokluğunuzla övünürüm."[999]

Aksine şöyle demişlerdir: "Bizden biri şehvetini giderirse.. Üçüncü olarak Rasulullah'm, cinsel ilişkide bulunmanın insanın fıtri durumlardan olduğunu nasıl vurguladığını düşünelim. Dinin görevi, bu fıtrata karşı diren*me değildir. Aksine bunun helal çerçeve içerisinde doymasını tanzim et*mektir. Müslüman erkek ve kadın sınırları içerisinde durarak bu tanzime uyarsa, salih amelle Allah'a yaklaşır ve aynı zamanda faydalanmanın en gü*zel biçimiyle faydalanır.

Özetleyecek olursak İslam, evlilik ilişkilerinin daima faydalanma, ba*zen de çocuk isteme şeklinde olduğunu tesbit ediyor. Bu sebeple yedinci bö*lümde de açıklayacağımız gibi cinsel zevki yerine getiren Rasulullah'ı örnek ve insanların en iyi muallimi olarak görmekten bir gariplik hissetmiyoruz.

İkinci varsayım: Hayızlı kadınla ilişkide bulunmaktan çekinme:

Bu varsayım birinci varsayımla bağlantılıdır. Hatta görüşümüze göre onun kesin bir sonucudur. İlişkide bulunmakla çocuk istemekten başka bir şey kasdedilmiyorsa, hayız süresince cima yapmanın yasak olmasına ek olarak hayızlı kadın erkeğin tohumunu almaya hazır değildir. Böyle olunca hafif ilişkiye gerek yoktur. Çünkü bu durumda sadece faydalanma olacaktır. Bundan mü'min erkek ve mü'min kadının uzak durması gerekir. Bu varsayı*mın tesbit edilmesine şu zayıf hadis yardımcı olmuştur:

Muaz b. Cebel'den: "Rasulullah'a, adamın karısı hayızlı iken ondan kendisine neyin helal olacağını sordum. Rasulullah: İzann üst tarafı. Bun*dan da uzak durmak daha iyidir', buyurdu."[1000]

Bu hadis birçok sahih hadisle çelişiyor. Biz burada bu hadislerden birine işaret etmekle yetineceğiz. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: "cima hariç her şeyi yapın."[1001]

Üçüncü varsayım: Cinsel ilişkide bulunmayı hayayla yapma: Bu önceki gibi birinci varsayımla bağlantılıdır.

Gaye çocuk istemeden başka bir şey olmayınca bu da erkeğin tohumu-•nun kadının rahmine atılmasıyla gerçekleşir. İlişkide bulunma edepli şekil*de olmalıdır. Yani avret yerlerini asgari açmakla ve en az miktar da görmek*le. Bu sebeple cinsel ilişkinin vacip olmasa da efdal olanı gece karanlığından tamamlanması. Eşlerin hayasının zedelenmemesi için bu en iyi olanıdır. Bu iş gündüz vuku bulursa eşlerin tamamen soyunmamaları ve birbirlerinin av*ret yerlerini görmemeleri için örtünmeleri ya da gözlerini çevirmeleri gere*kir. Her halükârda bu işin sessizce ya da en az konuşma ile yapılması gerekir. Bu düşünceyi içeren birçok yaygın zayıf hadis vardır. Bunlardan bazıları:

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah şöyle buyurmuşlardır: 'Sizden biri aile*sine yaklaştığı zaman örtünsün. Eğer örtünmezse melekler haya eder, çıkar ve şeytan gelir. Aralarında çocuk varsa şeytanın onda payı vardır."[1002]

İbn Mes'ud'dan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Sizden biri ailesine geldiğinde örtünsün, iki eşeğin soyunduğu gibi soyunmasın."[1003]

Aişe (r.a.)'dan:
"Rasulullah'ın avret yerine kesinlikle bakmadım ve gör*medim."[1004]

Yine bir grup mevzu hadis de yaygındır. Bunlardan bazıları:

İbn Abbas'tan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Sizden biri ailesi ya da cariyesiyle cima ederse fercine bakmasın. Çünkü bu körlüğe sebep olur."[1005]

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Sizden biri cima ederse ferce bakmasın. Çünkü bu körlüğe sebep olur. Sözü çoğaltmasın çünkü bu dilsizliğe sebep olur."[1006]

Bu zayıf ve mevzu hadisler, sahih hadislerler çelişiyor. Biz burada bir hadisi zikretmekle yetiniyoruz:

Hakim babasından rivayetle diyor ki: "Dedim ki: ey Allah'ın Rasulü! Avret yerlerimizi kimden sakınacağız kimden sakınmayacağız?' Rasulul*lah: 'Hanımın ve elinin altında bulunandah hariç, herkesten koru', buyur*du."[1007]

İbn Hazım diyor ki: "Bazı cahil kimselerin ferce-cima yapmayı mubah görmelerine rağmen ona bakmayı yasaklamaları garip bir şeydir. Bu hususta şu âyeti kerime yeterlidir: 'Onlar namuslarını korurlar. Ancak eşleri, yahut ellerinin sahip olduğu (cariyeler) hariç (bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar..."[1008]

Dördüncü varsayım: Kızların sünnet edilmesinin gerekliliği:

Uzun yıllardan beri bazı İslam ülkelerinde kızların sünnet edilmesinin gerekli olduğu görüşü yaygın hale gelmiştir. Adeta kızların sünnet edilmesi İslam'ın farzlarından biri sayılmıştır. Gözardı edilmesi durumunda kız için eksiklik ve ar kabul edilmiş, olması durumunda ise onun için bir şeref kabul edilmiştir. Bunların hepsi varsayımdır. Bu varsayımı destekleyen şu zayıf hadis de yaygındır:

Şeddad b. Evs'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Sünnet olma erkek için sünnet, kadın için şereftir.[1009]

Kızların sünnet olması meselesinin hakikatine gelince, bu, cahiliyede arapların geleneklerinden biriydi. İslam gelince kadın ve erkeğin üzerindeki etkisini hafifletecek ve cinsel faydalanma haklarını koruyacak şartlar koy*du.

Ümmü Atıyye el-Ensari'den: "Kadının biri Medine'de sünnet oluyordu. Rasulullah ona: 'Aşırı gitme. Çünkü bu, kadın için daha değerli, koca için daha sevimlidir', buyurdu." (Taberani'nin rivayetinde[1010] Azaltma, aşırı git*me. Çünkü bu, yüz için daha parlak, koca için daha sevimlidir.)"[1011]

İbn Hacer diyor ki: (... Alimlerin çoğunun görüşüne göre kızın sünnet olması vacip değildir..." Sünnet erkekler için sünnet, kadınlar için şereftir"

hadisine gelince bu sabit olmamıştır. Çünkü ravilerinden biri Haccac b. Ertaî olup bununla delil getirilmez.[1012]

Şeyh Seyyid Sabık, Fıkh-ı Sünne'sinde diyor ki: Kadının sünnet olması konusundaki hadisler zayıf olup amel etmek doğru olmaz.[1013]

İkinci olarak: Helal olan faydalanma çeşidi salih bir amel olup müslüman erkek ve kadın sevap alır:

Evlilik, sadece çocuk edinmek için değildir. Aksine bu -daha önceden de sonradan da- helal faydalanma için meşru kılınmıştır. Bu faydalanma ço*cuk edinmeksizin de yapılabilir ve meşru bir durumdur. Hatta bu Peygambe*rimiz (s.a.v.)'in sünnetidir. Yine bu failine ecir getiren mendup bir iştir. Nitekim bölümün başında "Sizden birinin cima yapması sadakadır" sahih hadisi geçmişti. Sonra evlilik ilişkisi çeşitli dereceleriyle birlikte dünya hayatının metaıdır. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

"Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altınlardan ve ekin*lerden gelen zevklere aşırı düşkünlük, insanlara süslü (cazibeli) gösterildi. Bunlar sadece dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer, Allah'ın yanıdır." (Al-i İmran, 14).

Belki de âyeti kerime, dünya hayatının en iyi metaı olan cinsel metaya (zevke) belki de dünya metaının tamamına işaret ediyor. Rasulümüz (s.a.v.) buna dikkatlerimizi çekiyor:

Abdullah b. Amr'dan:
"Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Dün*ya metaıdır. Dünya metaının hayırlısı da saliha kadındır."[1014]

Allah Rasulullah'a, dünya metaından olan kadını sevimli kıldı.

Enes (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Bana dün*yadan kadınlar ve güzel sevdirildi..."[1015]

Şeddad b. Evs'den:
"Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Allah her şeyde güzelliği yazmıştır."[1016]

Burada İslam'ın bir sünnetine ve insanın bir zaruretine dikkat çekmek istiyorum. Bununla da bütün mubahları ele almada itidalli olmayı kasdediyorum. Allahu Teala şöyle buyuruyor: "Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz. Al*lah israf edenleri sevmez." Hatta ibadetleri eda etmede itidalli olma. Rasu*lullah, Abdullah b. Amr'a şöyle demişti: "Senin gündüz oruç tuttuğun, gece namaz kıldığın haber verilmedi mi? Böyle yapma... Oruç tut, iftar et, gece namaz kıl, uyu..."[1017]

Üçüncü olarak: 'Sevgi' duygusuyla cinsel zevk çeşitleri arasındaki tekamül ve etkileşim:

Evlilikte sevgi bütünden bir parçadır. Evliliğin anlamı karşılıklı sevgi ise "Aranıza sevgi ve şefkat koydu", sevgiyi vefa, iyi dostluk, tam hayati beraberlik ve hayat çiçeğinin oluşumunda canlı uzantı takip eder. Bütün bu değerli anlamların hepsini üstün Kur'ani bir ifade olan "huzur bulma" içeriyor. Cinsel zevk -evliliğin semerelerinden biri olup- bu anlamların hep*sini kapsıyor... Ama evliliğin dışında olan bir anlık ya da birkaç anlık cinsel zevk sevgiden ve hayattan kopuktur. Tamamen şehvet olup din ve ahlâkların farklı olmasının yanı sıra, dil ve çehreleri farklı da olsa, aralarından herhangi bir tanışma olmasa da herhangi bir dişi ve erkek arasında yapılabilir.[1018]

Hakikaten evlilik ilişkisi mutluluktur. Ancak mutluluğuyla birlikte şerefli, güçlü ve yiğit insanlara yakışan bir sorumluluktur. Evet, bazen cinsel ilişki çeşitlerine az önem vermekle birlikte sevgi parlayabilir, bazen de durgun bir sevgiyle birlikte cinsel ilişki çeşitlerine önem verme artabilir. Fakat bu, asıl olanın dışında bir şeydir. Genelikle, bilinçli, olgun cinsel iliş*kiyle sevgi bağları güçlenir. Eşlerin cinsel ilişkiye teşvik aralarındaki sevgi kulpları arttırır. İmam İbn Kayyım diyor ki: "Sevilen kadının ciması, fazla meni boşalmasından dolayı bedeni zayıflatır, sevilmeyen kadının ciması az meni boşalmasından dolayı bedeni güçlendirir." [1019]
 
Eşler arası cinsel yaralanma olarak okudum tam yorum yazıcaktım :p
 
Mükemmel Bir Şekilde Faydalanmaya Yardımcı Olan Faktörler

Birinci faktör:
Dua ve Allah'ın adıyla başlama:

îbn Abbas'tan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: Onlardan biri ailesine yaklaşmak istediği zaman: 'Bismillah, ya Rabbi! Bizi şeytandan uzak eyle! Bize lütfedeceğin zürriyetten de şeytanı uzak eyle!' desin. Eğer aralarındaki o cimadan çocuk takdir edilmişse o çocuğa şeytan ebediyyen zarar veremez.[1020]

İkinci faktör: Eşlerin birbirlerine karşı süslenmesi:

Biz burada süslenme derken şer'an yasak olan süslenmeyi kasdetmiyo-ruz. Nitekim bunlar şu iki hadiste varid olmuştur:

Abdullah b. Mes'ud'dan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Allah, döğme yapan ve yaptıran kadınlara, yüz yolan ve yolduranlara, gü*zellik için diş törpületenlere, Allah'ın yarattığı şekli değiştirenlere, lanet et*miştir."[1021]

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Allah, saç ekleyene ve ekletene lanet etsin."[1022]

Bu yasaklar daha önce aile konusunda detaylıca geçmişti. Bu yasaklar*dan kaçındığımız sürece çeşitli biçimlerde süslenmemizde bir sakınca yok*tur. Şimdi burada bazı örnekleri tekrar zikredelim. [1023]
 
Kadınların Süslenmesi:

Abdullah b. Selam, Peygamberi (s.a.v.)'den rivayet ediyor: 'Kadının hayırlısı baktığında sana sürür verendir."[1024]

Ebu Cuheyfe babasından rivayetle: "Selman, Ebu Derda'yı ziyaret etti ve Ümmü Derda'yı zinet elbiselerini bırakmış bir halde görünce: 'Neyin var?1 diye sordu. O da: 'Kardeşin Ebu Derda'nın dünyaya ihtiyacı yoktur1, cevabını verdi..."[1025]

Aişe (r.a.)'dan: "Osman b. Mez'un'un karısı, boyanıyor, koku kullanı*yordu. Bunu terketmişti. Böylece yanıma girdi. Ben: 'Sana ne oluyor?' diye sorunca: 'Osman dünyayı da istemiyor, kadınları da', dedi. Taberi'nin Ebu Musa Eş'ari'den yaptığı rivayette de[1026] "Peygamber (s.a.v.), Osman'la karşı*laştığında: 'Ey Osman! ... Ailenin senin üzerinde hakkı vardır1, buyurdu. Bu*nun üzerine kadın onların yanına geldiğinde sanki gelin gibiydi. Kadınları ona şaşkınlıklarını ifade edince: İnsanlara dokunan bize de dokundu', de*di."[1027]

Cabir b. Abdullah'dan: "Ali (r.a.) Yemen'den döndü... Fatıma (r.a.)'yı ihramdan çıkmış buldu. Falıma, renkli elbise giymiş ve sürme çekinmişti.

Ali, bu yaptığını beğenmediyse de Fatıma: 'Bunu, bana babam emretti', dedi. (Esma binti Ebu Bekir (r.a.)'nın bir başka rivayetinde:[1028] "Benim yanımda hedy yoktu. Onun için ihramdan çıktım. Zubeyr'in yanında hedy yoktu. Zıı-beyr: 'Yanımdan kalk!' dedi. Ben: 'Üzerine çullanacağımdan mı korkuyor*sun?'dedim)."[1029]

Enes bin Malik (r.a.)'dan:
"Enes, Rasulullah (s.a.v.)'ın kızı Ümmü Gül-sünVün üzerinde ipekten bir elbise gördü."[1030]

Sebia (r.a.)'dan: "Nifası tamamladığı zaman evlenmek için süslendi." [1031] Ahmed'in bir rivayetinde: "Sürme çekip, boyandı ve hazırlandı."[1032]

Sebia evlenmek için, sürme ve boyayla süslenmişse, kadının kocası için daha fazla ve üstün süslenmesi gerektiği kanısındayız.

Cabir bir Abdullah (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) ile birlikte bir gazve*den dönüyorduk. Medine'ye geldiğimizde hemen şehre girmeğe kalkıştık. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): 'Ağır olun da geceleyin (yani yatsı zama*nı) girelim. Ta ki dağınık saçlı kadın taransın..."[1033]

Aişe (r.a.)'dan: "Peygamber (s.a.v.)'le Mekke'ye çıkardık ve alnımıza güzel koku sürerdik.[1034]

Emime binti Rakika'dan: "Peygamber'in hanımları vers ve zaferan sür*dükleri baş örtülerini alınlarından saçlarının altına bağlıyorlardı."[1035]

Ümran b. Hasyn'den rivayetle "Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuşlar*dır: 'Kadınların kokusu, kokusu olmayan renktir."[1036]

Enes b. Malik'ten:
"Ebu Talha geldi. Ümmü Süleym, ona akşam yeme*ğini getirdi; yedi, içti. Sonra Ümmü Süleym, önceki süslenmelerinden daha güzel bir şekilde süslendi. Ebu Talha da onunla cima etti."[1037]
 
Erkeklerin Süslenmesi:

Ailahu Teala şöyle buyuruyor:
"Kadınların da erkekler üzerinde haklan vardır."

Taberi, tefsirinde İbn Abbas'tan şu rivayeti naklediyor: "Onun benim için süslenmesini sevdiğim gibi ben de kadın için süslenmeyi severim. Zira Allahu Teala: 'Kadınların da erkekler üzerinde haklan vardır1 buyuruyor."

İbn Abbas bu âyete uyarak kadım için süsleniyorsa, aynı şekilde Rasu-lullah'ın: "Ailenin senin üzerinde hakkı vardır" sözü için de süslenilmesinin gerektiği kanaatindeyiz. Burada ailenin hakkının bir çok yönlü olduğu, süs*lenmenin de bu haklardan biri olduğu görülüyor. Erkeklerin süslenmesi say*gın erkeklerin özelliğinden olup bunların efendisi ise Rasulullah (s.a.v.)'dir. İşte süslenmeye dair Rasulullah'ın sünnetinden örnekler:

Bera' b. Azib'den: "Peygamber (s.a.v.)'i kırmızı bir elbise içerisinde gördüm ki ondan daha güzelini asla görmedim."[1038]

Enes (r.a.)'dan: "Yemen elbisesi Rasulullah'a en sevimli elbiseydi."[1039]

Fethu'l-Bari'den naklediliyor: "Hadiste sözü geçen elbise pamuktan ya*pılmış elbise olup bu onların yanında en değerli elbiseydi.1 Kurtubi diyor ki: "Bu elbisenin 'el-Hıbere' diye isimlendirilmesi süsleyici olmasından dolaydır.[1040]

Aişe~(r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) yapabildiği kadar sağdan başlaya*rak, saçını ve sakalını taramaktan hoşlanıyordu. (Başka bir rivayette [1041]: 'RasuluHan'ın saçını tarıyordum.')"[1042]

İbn Abbas'tan: "Peygamber (s.a.v.) saçını alnından aşağı sarkıtır, sonra ayırdı."[1043]

Aişe (r.a.)'dan: "Hz. Aişe bulduğu zaman Rasulullah'a en güzel kokuyu sürerdi. (Müslim'in rivayetinde[1044]: Mist kokusu sürerdi)."[1045]

İbn Ömer'den: "Rasulullah (s.a.v.), ud ağacından yapılan bir koku ve kafur ile kokulanırdi."[1046]

Üçüncü esas: Vücuttaki kılları giderme

Ebu Hureyre: "Rasulullah'ın: 'Beş şey fıtrattandır: Sünnet olma, etek tıraşı, bıyıkları kısaltma, tırnakları kısaltma, koltuk altındaki kılları kopar*ma' buyurduğunu işittim."[1047]

Cabir b. Abdullah'dan: "Rasulullah'la beraber bir gazveden dönüyor*duk.... Şehire girmek için vardığımızda: Ailenizin yanına gece girmemek için bekleyiniz. Ta ki kocasından uzak olan kadın tıraş olsun, dağınık saçla*rını tarasın, buyurdu.[1048]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Her türlü giderilecek şeylerin izale edilme*siyle sünnetin aslı ifa edilir."[1049]

Her halükârda -hangi alette olursa olsun- etek tıraşı, kadın ve erkeğin süslenmesi, eşlerin zevk alacağı temiz bir biçimde cinsel uzuvların hazırlan*masıdır.

Dördüncü esas: Kadın ve erkeğin hassas noktaları gözetmesi: Erkeğe göre:

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Beş şey fıtrattandır: Sünnet olma..."[1050]

Görülüyor ki, erkeğin sünnet olması, zekerin ön kısmı olan haşefenin ortaya çıkmasıdır. Tabii olarak haşefe, son derece hassas olup dokunma anında daha fazla zevk alınmasını sağlar.

Kadına göre:

Kadının sünneti, erkeğin sünnetinin tersidir. Erkeğin sünnet olması da*ha fazla zevk almayı sağlarken, kadının sünnet olması zevk almayı azaltır. Kadın için sünnetin makbul bir şey olduğuna işaret eden hadisin zayıf oldu*ğu tesbit edilmiştir. Nitekim kızlarını sünnet ettirmeye istekli olanlar, bitkin düşürmeye karşı uyarılmışlardır. Bu konu, güzel zevk almayı kuşatan ve*himler, bahsinde geçmişti.

Beşinci esas: Tekrar yapmak isteyen kimsenin abdest alması ya da gusl etmesi:

Said el Hudri'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Sizden biri ailesiyle beraber olduktan sonra tekrar yapmak isterse abdest alsın. (İbn Huzeyme rivayetinde şunu eklemiştir[1051]: Bu tekrar yapma için daha fazla canlılık kazandırır.)"[1052]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "İbn Huzeyme, abdest alma emrinin vacip değil, mendup olduğuna 'Bu tekrar yapma için daha fazla canlılık kazandırır' rivayetiyle delil getirmiştir. Bunun vacip olmadığına, Rasulullah'ın cima yaptığını sonra abdest almadan tekrar yaptığını, gösteren Tahavi'nin rivayeti de delildir."[1053]

İbni Kayyım diyor ki:[1054] "Cimadan sonra abdest alma ve gusül yapma can*lılık ve nefsin rahatlaması içindir.. [1055].
 
Cinsel Yararlanmanın Çeşitlerinin Biçimleri:

Faydalanma çeşitlerinin biçimlerine sünnette varid olduğu şekilde daha önce değinmiştik. Bunlar çeşitli münasebetlerde varid olan mücerred örneklerdir. Az olmalarıyla birlikte bize nebevi sünnetin genel metodunu açıklıyor. Bu metoda uymamız gerekir. Faydalanma çeşitlerini üç seviyeye ayırmamız mümkündür.

Birinci seviye: Evlilikte samimiyet Oynaşma ve Gülüşme:

Cabir (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.), bana: 'Evlendin mi ya Cabir?', dedi. Ben: 'Evet1, dedim. Rasulullah: 'Bakire mi, dul mu?' dedi. Ben: 'Dul', dedim. Rasulullah: 'Bakire birisiyle evlenseydin de sen onunla oynar o da seninle oynardı, sen onunla güler, o da seninle gülerdi', dedi..."[1056]

Gülüşmenin alanı geniş olup çeşitli biçimleri vardır; sadece eşler ara*sında ya da bazı çocuklarıyla beraber olabilir. Bazen kadının erkeklerden olan kimi mahremleriyle ya da koçanını kadınlardan olan kimi mahremle-riyle veyahutta fitnesinden emin olunan diğer kimselerle yapılan sohbet or*tamında olabilir. Bu sohbet ortamında yapılan oynamalar, zihinsel veya fii*len olabilir. Önemli olan bu biçimlerin hepisinde gülmenin, sevinmenin, sevincin ve samimiyetin oluşmasıdır. Bu oynama ve gülme örnekleri ilerde açıklanacak. Bunlardan biri: Hareketli olan karşılıklı oynaşma, ikincisi: Edebli şekilde karşılıklı gülüşme, üçüncüsü: Başkalarının yaptığı oyunu se*yretmeye katılmadır.

Aişe (r.a.)'dan: "Aişe genç kızlığında Rasulullah'la beraber bir seferde bulunmuştu. (Aişe diyor ki: 'Fazla kilolu ve şişman değildim) Rasulullah as*habına: 'Siz ilerleyin!' dedi. Sonra bana: 'Gel seninle yarışalım', dedi. Bunun üzerine onunla yarıştık ve yarası kazandım. Bir zaman sonra yine bir sefere çıktığımızda Rasulullah ashabına: 'İlerleyin', bana da: 'Gel seninle yarışa*lım', dedi. Ben önceki yarışı unutmuştum ve kilo da almıştım. 'Ey Allah'ın Rasulü, ben bu halde seninle nasıl yarışayım?1 dedim. Rasulullah: 'Yarışabi*lirsin', dedi. Bunun üzerine onunla yarıştım. Yarışmayı Rasulullah kazandı ve gülmeye başladı: 'Bu önceki yarışmanın karşılığıdır', buyurdu."[1057]

Aişe (r.a.)'dan: "Bir zaman onbir kadın bir yerde oturmuşlar ve kocala*rının hallerinden bir şey saklamayıp birbirlerine anlatacaklarına dair anlaş mışlar. Birinci kadın demiş ki: 'Benim kocam taşlık bir dağ başındaki arık bir devenin etidir. Kolay değil ki çıkıla, semiz değil ki nakloluna1. İkinci kadın da demiş ki: 'Kocamın halini açıkça anlatamam. Korkarım ki bir şey bırak*madan sayabileyim. Çünkü onun fenalıklarını sayacak olursam gizli- açık her halini sayıp dörmek zorunda kalacağım. Bu ise imkânsız'. Üçüncü kadın: 'Benim kocam upuzun bir sefihtir. Ayıplarını söylersem beni boşar, susar*sam kendisinden uzak bırakır.' Sekizinci kadın: 'Onun vücudu tavşan gibi yumuşaktır. O güzel kokulu bir nebat gibi hoş kokar...1 On birinci kadın: "Kocam Ebu Zer'dir, bilseniz Ebu Zer ne hoşgörülü ve ahlâklı bir kişidir. O iki kulağımı mücevherlerle donattı. Pazularım tombullaştı ve beni sevindir*di, övündürdü ve yüceltti. O beni, şık denilen bir dağ kenarında küçük koyun güden bir kabile içinde buldu. Sonra beni atları kişner, develeri böğürür, ekinleri sürülüp daneler ayrılır müreffeh ve mesud bir cemiyet içine getirdi. Şimdi ben onun yanında ne söylersem red olunmam. Sabaha kadar uyurum. Bal süt içerim. Artık içecek halim kalmaz. Ebu Zer'in anası var. Ah bilseniz, ne kadındır. Onun zahire ambarları, eşyasını koyduğu haradan gayet bü*yüktür. Evi de geniştir. Ebu Zer'in oğlu, bilseniz o ne zariftir. Onun yattığı yer kılıcı çekilmiş kın gibidir. Düzgün ve boylu poslo olup karnı çıkık değil*dir. O, dört aylık bir kuzunun buduyla doyar. Ebu Zer'in kızı, terbiyeli bir kızdır. Babasına anasına itaatlidir. O dilber kızın vücudu, elbisesini doldu*rur. Güzelliği, edep ve iffeti akran ve emsalini imrendirir. Ebu Zer'in cariye*si, ne sadakatli cariyedir. Aile sırlarımızı kimseye söylemez, evimizin azığı*nı asla ifsat ve israf etmez. Evimizi temiz tutar. Namusludur, evimize leke getirmez. Bir gün Ebu Zer evden çıktı. Her tarafta süt tulumları, yağ çıkarıl*mak için çalkalanmakta idi. Yolda bir kadına rastgeldi. Kadının yanında pars gibi iki çocuğu vardı. Koltuğunun altında kadının göğüsleriyle oynuyorlar*dı. Kocam beni bırakıp, onu nikahladı. Ondan sonra ben şerefli bir adamla evlendim. O da kusursuz yürür, güzel ata binerdi. Mızrağını alır akşam üzeri bir çok hayvan getirir getirdiği her şeyden birer çift verirdi.' Bu da bana: 'Ey Ümmü Zer ye, içi ve akrabana ihsat et', derdi. Bununla beraber ben bu koca*mın bana verdiği şeylerin bir araya toplasam Ebu Zer'in en küçük kabını dol-duramaz. Aişe (r.a.) der ki: "Rasulullah (s.a.v.): pEy Aişe, ben sana Ebu Zer'in Ümmü Zer'e nisbeti gibiyim', buyurdu."[1058]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Ebu Zer'in 'Ümmü Zer'e nisbeti gibiyim' sözüne İbn Heysem b. Adiy'in rivayetinde 'ayrılma yönünde değil, bağlılık ve ülfet yönünde' ifadesi eklenmiştir. İbni Zübeyir b. Bekar'in rivayetinde: 'Ancak Ebu Zer onu boşadı. Ben ise seni asla boşamayacağım' ifadesi eklen*miştir. Aişe dedi ki: 'Ey Allah'ın Rasulü! Bilakis, sen Ebu Zer'den hayırlısın.' Zübeyir'in rivayetinin başında ise: 'Annem babam sana feda olsun, sen Ebu Zer'in Ümmü Zer'e hayırlı olmasından daha hayırlısın' ifadesi yer almıştır. "[1059]

Aişe (r.a.)'dan: "Ben, oynayan Habeşlilere bakarken, Rasulullah'ın, elbise*siyle beni örttüğünü gördüm. O zaman henüz küçük bir kızdım. Siz oyunu seven genç yaştaki bir kızın buna ne derece can attığını takdir buyurun', dedi."[1060]

Latifeleşme:

Aişe (r.a.)'dan:
"Ben hayızlı iken bir şey içiyordum. Sonra kabı Rasu*lullah alıyor ve ağzını benim ağzımın değdiği yere koyarak o da içiyordu. Yi*ne ben hayızlı iken kemikli et yiyordum; Rasulullah eti alıp ve ağzını benim ağzımrn değdiği yere koyarak yiyordu."[1061]

Sıcak yakınlaşma:

Peygamber'in hanımı Aişe (r.a.)'dan:
"Bazı seferlerinde Rasulullah (s.a.v.) ile beraber biz de sefere çıkıyorduk. Rasulullah (s.a.v.) başını dizime koymuş uyuyorken, Ebu Bekir geldi ve şöyle dedi: 'İnsanlar suyun başında değiller ki sen Rasulullah'ı hapsettin...' Rasulullah'ın huzurunda beni kına*maya başladı. Fakat Rasulullah'ın dizimde olması beni hareket etmekten engelledi..."[1062]

Aişe (r.a.)'dan: "Ben hayızlı iken, Rasulullah (s.a.v.) göğsüme yaslana*rak, Kur'an okuyordu."[1063]

Aişe (r.a.)'dan: "Bayram günü siyahiler kalkan mızrak oynuyorlardı. Ya ben Rasulullah (s.a.v.)'dan izin istedim, yahut o 'bakmak istiyor musun?' diye sordu. Ben de: 'Evet', dedim. Bunun üzerine beni arkasında yanağım ya*nağına değecek şekilde ayak üstü durdurup (Habeşlilere): 'Haydin Erfide oğullan', buyurdu. Nihayet usandığımda: 'Artık yeter mi?1 diye sordu. 'Evet1, dedim. Rasulullah (s.a.v.): 'Öyle ise git1, buyurdu."[1064]

Aişe (r.a.)'dan: "Rasulullah'ın saçını düzeltiyordum... O zaman Rasu*lullah mescidde itikafta idi. Odasında bulunan Aişe'ye başını yaklaştırıyor*du."[1065]

Nafi'den: "Abdullah b. Amr, yakınında ayaklarını yıkıyordu."[1066]

İkinci seviye: Hafif cinsel zevk

Öpme, kucaklama ve elle dokunma gibi:


Ümmü Seleme'den: "Rasulullah, oruçlu iken onu öpüyordu."[1067]

Ömer b. Hattab'dan: "Oruçlu iken kanım oynadı ve hanımımı öptüm. Bunun üzerine Rasulullah'a gelerek: 'Bugün ben büyük bir iş yaptım1, dedim. Rasulullah: 'Nedir o?' dedi. 'Oruçlu iken hanımımı öptüm', dedim. Rasulul*lah: 'Ağzına su alıp, çalkalaman gerekir1 dedi. Ben: 'O halde zaran yoktur', dedim. Rasulullah: 'Evet', dedi."[1068]

Ebu Nadr, Aişe binti Talha'nın şöyle haber verdiğini söylüyor: "Aişe binti Talha, Peygamber'in hanımının yanındaydı. Kocası -Abdullah b. Ab-durrahman b. Ebi Bekir- oruçlu olduğu halde oraya geldi. Aişe ona dedi ki: Ailene yaklaşman, onunla oynaman ve öpmenden seni alıkoyan nedir?"[1069]

Üçüncü seviye: Cima etmeksizin yakınlaşma

Dili emme, dudakları öpme:


Cabir b. Abdullah'dan:
"Rasulullah bana: 'Nasıl birisiyle evlendin', diye sordu. Ben: 'Dul birisiyle', eledim. Rasulullah: 'Niye bakireyle evlenmedin? Onunla oynaşırdın1, buyurdu."[1070]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Hadiste dili emme ve dudakları öpmeye işaret vardır. Bu da oynaşma ve öpme esnasında mümkündür. Kurtubi'nin dediği gibi, bu, uzak birşey değil."[1071]

Utbe b. Avim'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Bakire*lerle evlenin. Ağızlan daha tatlı, rahimleri daha doğurgan ve razı etme daha kolaydır."[1072]

Göğüse sarılma:

Zeyd b. Eslem'den:
"Adamın biri Rasulullah'a şöyle sordu: 'Kadınım hayızlı iken ondan bana ne helal olur?' Rasulullah: 'Onun izarını üzerine çekersin senin için yukarısı vardır', buyurdu."[1073]

Haram b. Hakim'in amcası Rasulullah'a: "Kadınım hayızlı iken bana ne helal olur' diye sordu. Rasulullah: 'Senin için izarın üstü vardır', buyurdu. "[1074]

Memeyi emme:

Yahya b. Said'den:
"Adamın biri Ebu Musa el Eş'ari'ye: 'Ben kadınımın memesinden süt emdim ve süt karıma gitti', şeklinde sordu. Ebu Musa: 'Onun sana haram olmasından başka bir şey görmüyorum', dedi. Bunun üzerine Abdullah b. Mes'ud: 'Bak, ona nasıl fetva veriyor adam', dedi. Ebu Musa, 'sen ne diyorsun?' dedi. Abdullah b. Mes'ud: İki senenin dışında süt yoktur1, dedi. Ebu Musa: 'Bu alim aranızda olduğu sürece bana birşey sorma*yın', dedi."[1075]

Dördüncü seviye: Cima

Geçen iki düzeyin münasip ve müstakil vakti ve fırsatı olabilir. O ikisi, bu dördüncü seviye için mukaddime olabilir. Yani cima için güzel bir mukaddime. Rasulullah (s.a.v.), evlilik ilişkisinde bulunmak için nasıl nazik davranmamız, iyi hazırlık yapmamız, genel anlamda güzel eda etmemiz gerektiğini bize öğretiyor.

Cabir b. Abdullah'dan: "Rasulullah (s.a.v.) bana: 'Evlendin mi?' dedi. Ben: 'Evet', dedim. Rasulullah: 'Yaklaştığın zaman "el Keyse-el Keyse" de' buyurdu."[1076]

Hafız îbn Hacer diyor ki: "el Keyse" sözü teşvik içindir. Bir rivayette ise cimayı terkedene uyan içindir, deniliyor. Hattabi diyor ki: Burada "el Key*se" uyarı için olup nazik ve yumuşak davranma anlamına da gelir. İbn Hıbban da bu hadisi rivayet ettikten sonra "el Keyse"nin cima olduğunu söylemiştir.[1077]

Böylece Rasulullah'ın genç olan Cabir'i evliliğinin başında oynaşma ve benzeri şeylerle nazik davranmaya, güzel yaklaşmaya ve ani davranıştan uzak durmaya çağırıyor.

Hangi yönden olursa olsun cima:

Cabir (r.a.)'dan:
"Yahudiler, kadına arkasından yaklaşıldığı zaman ço*cuğun şaşı olacağını söylüyorlardı. Bunun üzerine: 'Kadınlarınız sizin tarla-nızdır. Tarlanıza nasıl isterseniz öyle gelin' âyeti nazil oldu."[1078]

İbn Abbas'dan: "Ensar'dan olan bu kabile -ki bunlar putperesttiler- Ya*hudi olan bu kabileyle -ki onlar Ehl-i kitaptılar- beraberdi. Yahudileri ılım yönünden kendilerinden üslün görüyorlardı ve gogıı fiilinim nrnrl aiıvor-lardı. Yahudilere göre kadına ancak ön înrafLuı >aklasılaMn-.->! JL.. huvar'dait olan bu kabile de onların bu fiilini almışlardı. Knrc)?Lcıı o t an şu kabile de kadınlardan ön ve arka tarafîanndan (ferclerine) yaklaşarak zevk alıyorlar*dı. Muhacirler Medine'ye gelince, onlardan bir adam Ensar'cjan bir kadınla evlendi. Adam bunu yapmaya başlayınca kadın kabul etmeyerek: 'Biz sade*ce ön taraftan yaklaşırız. Ya ön taraftan yaklaş, ya da benden uzaklaş', dedi. Onların bu durumları Peygamber'e kadar ulaştı. Bunun üzerine 'Kadınlan-nız sizin tarlanızdır. Tarlanıza istediğiniz yerden gelirsiniz' âyeti nazil oldu."[1079]

Ümmü Seleme'den: "Muhacirler Medine'ye gelince Ensar kadınları ağız üstü yatar halde yaklaşmaktan hoşlanıyorlardı. Ensar kadınlan ise bunu sevmiyorlardı. Muhacirden bir adam hanımından böyle yapmasını istedi. Hanımı da bunu Rasulullah'a soruncaya kadar kabul etmeyeceğini söyledi. Kadın diyor ki: 'Rasulullah'a gittim ve sormakya utandım. Bunun üzerine Ümmü Seleme'ye sordum. Şu âyet nazil oldu: 'Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza istediğiniz yerde gelirsiniz."[1080]

İbn Abbas'tan: "Ömer, Rasulullah'a gelerek: 'Ey Allah'ın Rasulü, helak oldum', dedi. Rasulullah: 'Seni helak eden nedir?' diye sordu. 'Ömer: Gecele*yin yolumu değiştirdim', dedi. Rasulullah: 'Bu hususta Allah'ın Rasulü'ne hiçbir şey gelmemiştir', dedi. Bunun üzerine âyet nazil oldu: 'Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza istediğiniz yerde gelirsiniz."[1081]

Bedenin çırılçıplak olması ve dokunulması:

Meymune'den:
"Rasulullah (s.a.v.)'e cünüplükten yıkanmak için suyu*nu getirdim. Evvela ellerini iki, yahut üç defa yıkadı. Sonra elini kaba daldır*dı. Ondan aldığı suyu avret mahalline dökerek onu sol eliyle yıkadı. (Başka bir rivayette:[1082] Fercini ve ona eza verenleri yıkadı). Sonra sol eline yere süre*rek onu şiddetle ovdu. Sonra namaz abdest aldığı gibi abdest aldı. Sonra ba*şına avuç dolusu üç avuç su döktü, sonra bedenini sair yerlerini yıkadı, sonra bulunduğu yerden çekilerek ayaklarını yıkadı."[1083]

Aişe (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) yıkanmak istediği zaman, sağından başlar sağ eline su dökerek onu yıkardı. Sonra vücudundaki pisliğin üzerine sağ eliyle su döker; onu sol eliyle yıkadı. Bunları yapınca başına su dökünür-dü. Rasulullah (s.a.v.) ile ben cünüp iken bir kaptan: yıkanırdır."[1084]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Davudi, Hz. Aişe'nin 'Ben ve Rasulullah aynı kaptan yıkanıyorduk* hadisiyle erkeğin kadının avret yerine bakmasının caiz olduğuna delil getirmiştir. Bu anlamı İbn Hıbban'ın Selman b. Musa yoluyla naklettiği hadisde destekliyor..."[1085]

Hakim babasından rivayetle: "Dedim ki: 'Ey Allah'ın Rasulü, avret ye*rimizi kime karşı sakınacağız, kime karşı sakınmayacağız? Rasulullah: 'Ka*dının ve sağ elinin altında bulunanlar hariç diğerlerine karşı koru', buyur*du."[1086]

Hanbeli olan İbn Urve "Kevakib"inde diyor ki: "Karı kocanın, ferç dahil birbirinin bedeninin tamamına bakmaları ve dokunmaları mubahtır.

Nitekim hadiste:
'Eşin hariç avret yerini koru' buyuruluyor. Fercten fayda-lanmakhelal olduğuna göre bedenin diğer kalan yerlerine bakmak ve dokun*mak da caizdir."[1087]

Beraber yıkanma:

Meymune'nin rivayetine göre "Rasulullah'la beraber aynı kapta yıkanıyorlarmış."[1088]

Ümmü Seleme'den: "Ümmü Seleme ile Rasulullah aym kaptan yıkanı*yorlardı. (Nesai'nin rivayetinde: Ümmü Seleme'ye:[1089] 'Kadın kocasıyla bera*ber yıkanabilir mi?' diye soruldu. O da: 'Evet, eğer kadın zarif ise. Ben ve Ra*sulullah aynı kaptan yıkanıyorduk', dedi.)[1090]

Aişe (r.a.)'dan: "Rasulullah'la beraber aynı kaptan yıkanırdık. O benden evvel davranırdı. Ben kendisine 'bana bırak, bana bırak' derdim."[1091]

İşte böylece eşler cinsel zevki beraber yıkanma zevkiyle kapatıyorlar. Allah'ın kullarına verdiği cinsel zevk sanatını tamamlamak için bu ne güzel bir kapanıştır. [1092]

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

[998] Müslim, 3/82.

[999] Sünenu Nesai, Hadis no: 3026.

[1000] Sünenu Ebi Davud, Hadis no: 213.

[1001] Buhari, 1/419. Müslim, 1/167.

[1002] Daifu'l Camiu's Sağir: Hadis no: 278.

[1003] Sünenu İbni Mace: Hadis no: 1922.

[1004] Daifu'l Camiu's Sağir: Hacis no: 279.

[1005] Daifu'l Camiu's Sağir: Hadis no: 551.

[1006] Daifu'l Camiu's Sağir; Hadis no: 552.

[1007] Sünenu Ebi Davud: Hadis no: 3391.

[1008] îbn Hazm, El'MuhaHi, 1/33.

[1009] Bkz. Daifu'l Camiu's Sağir: Hadis no: 2937.

[1010] Bkz. Daifu'l Camiu's Sağır: Hadis no: 234.

[1011] Sahihu Sünenu Ebi Davud: Hadis no: 4391.

[1012] Fethu'i-Bari: 12/460, 461.

[1013] Fıkhu's Sünne: 1/33.

[1014] Müslim, 4/178.

[1015] Sünenu'n Nesai: Hadis no: 3680. Bkz. Camiu's Sağir: 3319.

[1016] SünenuEbi Davud: Hadis no: 2441.

[1017] Buhari, 10/472.

[1018] Zadu'l-Mead: 3/239.

[1019]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/309-315.

[1020] Buhari, 11/136. Müslim, 4/155.

[1021] Buhari, 12/494. Müslim, 6/166.

[1022] Buhari, 1/497.

[1023]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/315-316.

[1024] Sahihu Camii's Sağir; Hadis no: 3294.

[1025] Buhari, 5/112.

[1026] Mecmuu'z Zevaid: 4/301.

[1027] Mecmuu'z Zevaid: 4/301.

[1028] Müslim, 4/55.

[1029] Müslim, 4/40.

[1030] Buhari, 12/416

[1031] Buhariii: 8/313. Müslim, 4/201.

[1032] Şeyh Nasruddin Elbani

[1033] Buhari, 11/22. Müslim, 6/55.

[1034] Sünenu Ebi Davud: Hadis no: 1615.

[1035] Mecmuu'z Zevaid: 3/220.

[1036] Sünenu Ebi Davud, Hadis no: 3415.

[1037] Buhari, 3/412. Müslim, 7/145.

Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/316-317.

[1038] Buhari, 7/381. Müslim, 7/83.

[1039] Buhari, 12/391. Müslim, 6/144.

[1040] Fethu'l-Bari: 12/391.

[1041] Buhari, 12/490.

[1042] Buhari, 12/490. Müslim, 1/155.

[1043] Buhari, 12/483. Müslim, 7/83.

[1044] Müslim, 4/12.

[1045] Buhari, 12/492. Müslim, 4/11.

[1046] Müslim, 7/48.

[1047] Buhari, 12/470.

[1048] Buhari, 11/22. Müsliml: 6/56.

[1049] Fethu'l-Bari: 12/464.

[1050] Buhari, 12/470.

[1051] Fethu'l-Bari 1/391.

[1052] Müslim, 1/171.

[1053] Fethu'l-Bari: 1/391.

[1054] Zadu'I Mead: 3/238.

[1055]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/317-320.

[1056] Buhari, 11/442, Müslim, 4/176.

[1057] Bkz. Silsiletü'l Ehadi's Sahiha, Elbani: 131.

[1058] Buhari, 11/164, Müslim, 7/139.

[1059] Fethu'l-Bari: 11/185.

[1060] Buhari, 11/250. Müslim, 3/22.

[1061] Müslim, 1/168.

[1062] Buhari, 1/448. Müslim, 1/191.

[1063] Buhari, 1/417. Müslim, 1/169.

[1064] Buhari, 3/95. Müslim, 3/22.

[1065] Buhari, 1/417. Müslim, 1/168.

[1066] Muvatta: 1/52.

[1067] Buhari, 5/54.

[1068] İbni Hıbban, Mevaridu'z Zam'an, Hadis no: 905.

[1069] Muvatta: 17292.

[1070] Buhari, 11/24.

[1071] Fethu'l-Bari: 11/23.

[1072] Sünenu İbni Mace, Hadis no: 1508.

[1073] Muvatta, 1/57.

[1074] Sünenu Ebi Davud, Hadis no: 197.

[1075] Muvatta: 20/607.

[1076] Buhari, 5/224. Müslim, 4/177.

[1077] Fethu'l-Bari: 11/256.

[1078] Buhari, 9/255. Müslim, 4/156.

[1079] Sünenu Ebi Davud: Hadis no: 1896.

[1080] Şeyh Nasruddin Elbani Adabu'z Zifaf.

[1081] Sünenu't-Tirmizi: Hadis no: 2381.

[1082] Buhari, L/376.

[1083] Buhari, 1/383. Müslim, 1/175.

[1084] Buhari, 1/389. Müslim, 1/176.

[1085] Fethu'l-Bari: 1/378.

[1086] Sünenu Ebi Davud: Hadis no: 3391.

[1087] Şeyh Nasruddin Elbani: Adabu'z zifaf: 35.

[1088] Müslim, 1/176.

[1089] Sünenu'n Nesai: Hadis no: 231.

[1090] Buhari, 5/54. Müslim, 1/177.

[1091] Müslim, 1/176.

[1092]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/320-327.
 
Geri