En Güzel Kış Rotaları..

Konu sahibi son olarak 310 gün önce görüldü
Marmara Bölgesi’nin bu dünyaca ünlü dağı, Türkiye’nin en önemli kayak merkezi. Her yıl on binlerce kişi 2 bin 543 metre rakımlı Uludağ’a kayak yapmaya geliyor. Dağda yer yer üç metreyi bulan karla boğuşarak doğa yürüyüşleri, tur kayağı, kampçılık yapanların sayısı da her geçen yıl artıyor. Uludağ kış dağcılığı için oldukça zorlu koşullara sahip. Daha yüksek dağlara tırmanış yapmak isteyenler için bulunmaz bir antrenman alanı. Kayak ilk planda geldiği için dağda birçok büyük otel bulunuyor. En kolaydan en zora birçok parkura sahip onlarca pist toplam 20 kilometre civarında uzunluğa sahip. Kışın kar kalınlığının yer yer Uludağ’da sekiz telesiyej ve yedi teleski bulunuyor. Dağda otellerde kalarak kayak, tur kayağı veya küçük doğa yürüyüşleri yapmak mümkün. Tur kayağı ile Kuşaklıkaya’ya kadar yürünerek buradan otellere kadar kayakla inilebilir.

Karda yürümek veya kamp yapmak isteyenlerin de yoğun olarak ziyaret ettiği bir yer Uludağ. Daha zor etkinlikler için ise dağın daha yüksek kesimlerine ulaşmak şart. Bunun için de kamp yüküyle bazen saatlerce yürümek gerekebiliyor. Kış aylarında kar kalınlığı yer yer 3 metreyi buluyor. Bu özelliği, bol karda yürüyüş yapmak isteyenler için dağı daha da ilgi çekici hale getiriyor. Ancak bol karda, daha doğrusu bazen göğüs hizasına kadar çıkan karda yürüyüş yapmamış olanların çok fazla şanslarını zorlamamaları lazım. Çünkü oldukça yorucu ve ağır bir yürüyüş.

Bursa civarında oturan ve daha önce doğa yürüyüşü yapmış olanlara tavsiye edeceğim bir rota, volfram madeni rotası. Madenin bulunduğu düzlük kış kampı için de ideal. Kış tırmanışı yapanların da bu civarda kamp kurması, tırmanma şansını artırabilir. Uludağ oteller bölgesinden sonra volfram madenine giden yol kışın kar yüzünden kapanıyor ve yer yer 2 metreden fazla karla kaplanıyor. Bu karda bata çıka yürümek insanı çok yıpratıyor. Volfram tesislerine kadar ulaşamasanız bile birkaç saatlik yürüyüş sonrasında karda kurulacak bir çadırda geçirilen bir gece, inanılmaz bir macera yaşamanıza neden olacak. Uludağ kış tırmanışının teknik bir zorluğu yok. Madenin arkasındaki yamaçtan zirve düzlüğüne çıkılıyor, oradan da yürünerek zirveye gidiliyor. Yazın 3 saat süren bu etkinliğin süresi kışın 10-15 saate kadar çıkabilir. Uludağ kış tırmanışının zorluğu, dağın aniden değişen hava durumundan kaynaklanıyor. Çok deneyimli dağcılar bile ani hava değişimi ve sis yüzünden dağda kaybolma riski yaşayabilir. Bu nedenle Uludağ’da yapılacak her etkinlik için mutlaka yetkililere haber vermek gerekiyor. Çünkü bölgede sis gerçek bir sorun. Bu durum dağa hazırlıksız gelenler için ciddi bir problem yaratabiliyor.

Fotoğraf: Uludağ, kışın zorlu koşullarında doğa yürüyüşü yapmak için ideal (Memet Güngör).

ULUDAĞ / BURSA

Uludag.jpg


Abant Gölü, kış denince akla ilk gelen yerlerden. Bolu il merkezinin 34 kilometre güneyinde yer alan Abant Gölü her mevsim güzel ama kışın bir başka oluyor. Yöredeki birçok göl gibi Abant da bir heyelan gölü. Toplam 125 hektarlık alanı kaplayan gölün derinliği yaklaşık 18 metre. Kış aylarında göl kenarında günübirlik kar yürüyüşleri yapabilir, tur kayağı ile daha yukarıdaki yaylalara gidebilirsiniz. Gölü çevreleyen yüksek kesimler birçok yaylaya da ev sahipliği yapıyor. Son yıllarda bu yaylalara doğaseverler büyük ilgi gösteriyor. Daha çok ilkbahar ve sonbaharda yoğun ziyaretçi akınına uğrayan yaylalar kış aylarında da doğa yürüyüşçülerinin önemli etkinlik alanlarının başında. Başta göknar olmak üzere sarıçam, karaçam ve kayın ağaçlarının egemen olduğu bir ormanla çevrili göl, 1350 metre yükseklikte.

Göl sonbaharda pastel renklerle, kışın ise karla kuşatılıyor. Kış aylarında kıyıdaki patikalardan yukarı doğru tırmanmaya başlayınca karlar altındaki gölün görkemi ortaya çıkıyor. Orman içinde yamaca doğru giden patikalarda sabırla yürürseniz hem kış performans yürüyüşü yapmış olursunuz, hem de orman içinde yaşayan tavşan ve tilki gibi hayvanlara rastlayabilirsiniz. Abant Gölü havzasında bulunan yaylalardan bazılar Sakarca, Sinekli, Eskioba, Eğreltilik, Kütüklü, Örencik, Sarıyer, Güney, Sarmısak, Koyak, Delice, Çepni, Çetmi, Samat, Bulanık, Mangırlar ve Ferizli. Yükseklikleri 1300 metre ile 1550 metre arasında değişiyor. Yayla yolları genelde düzgün ama kış aylarında kapalı. Bu nedenle kışın bu yaylalara yürüyerek gitmek gerekiyor.

Yaylaların bulunduğu alanlar kamp için çok elverişli. Bu yaylalarda kış kampıyla karlı ormanlarda keşif gezileri yapabilir, tur kayağı ile uzun mesafeler kat edebilirsiniz. Bu yaylaların çoğu Doğu Karadeniz’dekilere benziyor. Aralarında ön plana çıkan yayla Sinekli. Bir ormanın kenarında kurulmuş olan yaylada evlerin çoğu ahşap. Kışın oldukça fazla kar alan yayla kış kampçılığı, kış yürüyüşleri ve tur kayağı için ideal. Her mevsim çok cazip olan yayla kış aylarında olağanüstü görüntüler sunuyor. Yayla evleri yer yer karlar altında kaybolabiliyor. Burada kamp kurarak orman içine giden yolu takip edip çeşitli kış aktiviteleri gerçekleştirebilirsiniz.

Gerek Abant Gölü kenarında, gerekse daha yukarılardaki yaylalarda kış etkinlikleri düzenleyerek olağanüstü vakit geçirmeniz mümkün. Bunun için yapacağınız tek şey önce kış malzemeleri edinmek, daha sonra da Abant’a gitmek. Doğanın çağrısına kulak verdiniz mi o size etkinliğiniz boyunca en güzel yanlarını cömertçe açacaktır.

Fotoğraf: Abant Gölü’nü göknar, karaçam ve kayın ağaçlarının ağırlıkta olduğu ormanlar çevreliyor (Fatih Özenbaş).

ABANT GÖLÜ / ABANT

Abant.jpg


Aladağlar, kış etkinliği denilince ilk akla gelen birkaç bölgeden biri. Daha Niğde’ye kış gelmeden Aladağlar karla kaplanır ve bu beyaz örtü haziran sonuna kadar dağlarda kalır. Vadiler ise kardan kurtulmak için temmuz ortasını beklemek zorundadır. Aladağlar’da kış etkinliklerinin ilk sırasında buradaki zirvelere kış tırmanışı yapmak gelir. Ancak bu daha çok deneyimli dağcıların deneyebileceği, oldukça zor koşulları da içeren bir etkinliktir. Bu nedenle macera yaşamak isteyenlerin akıllarına bile getirmemeleri gereken bir etkinliktir. Bu dağlara yapılacak en güzel etkinlik kış kampçılığı, yürüyüş ve tur kayağıdır. Bu etkinlikler için Demirkazık köyü ve civarında kamp kurabilir, küçük doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. Ancak Demirkazık civarı kış etkinlikleri için biraz risklidir. Buradan Karayalak üzerinden Emler kış tırmanışı denemesi yapılabilir. Ama bu da birçok risk barındıran bir tırmanıştır. Çukurbağ köyünden geçilerek gidilen Emli Vadisi ise sistemin içine fazla girmeden kış etkinlikleri yapmak isteyenler için daha uygun bir bölge. Çukurbağ köyünden Emli Vadisi’ne traktörle de gidilebilir.

Köyle Aladağlar arasındaki platoda ilerlerken olağanüstü Aladağlar manzarası sizi hiç yalnız bırakmaz. Yaklaştıkça dağlar o kadar büyür ki kaybolursunuz içinde. Emli Vadisi bu görkemli dağların içinde kaybolma ve keyifli kış etkinlikleri yapmak için biçilmiş kaftan. Ancak Demirkazık civarındaki riskin aynısının burada da olduğunu aklınızdan çıkarmamanız gerekiyor.

Çadırınızı kurduktan sonra Aladağlar’da keyifli bir gece geçirmek için ideal bir bölge. Emli Vadisi’nde kamp kuranlar için iki seçenek ön plana çıkıyor. Birincisi burada birkaç gün kamp kurmak. Burada birkaç gün kalarak çevredeki vadilere küçük kış yürüyüşleri yapabilirsiniz. Bu vadilerin tümünde çığ riski olduğunu ve daha içerilere girmemeniz gerektiğini sakın aklınızdan çıkarmayın. Sabah erkenden yola çıktınız mı, kış koşullarında yaklaşık bir saatlik yürüyüşle Akşam Pınarı da denilen Koca Dölek Yaylası’na gidebilirsiniz. Yürüyeceğiniz yolun büyük bir çoğunluğu ormandan geçiyor. Bu dağlarda çığ riski hiçbir zaman unutulmamalı. Bu nedenle bu etabı geçerken aralıklı yürümekte fayda var. Tur kayağınız varsa bu etabı kara batmadan rahatlıkla geçebilirsiniz. Böylece herhangi bir çığ durumunda yardım etme şansı daha fazla olabilir. Koca Dölek Yaylası Emli Vadisi’ne yaz kış tırmanmak için gelenlerin ana kamp yerlerinden biri. Yaylaya güneyden inen Parmakkaya Vadisi ve vadinin girişindeki Parmakkaya adı verilen sivri görülmeye değer.

İkinci seçenek ise kapınızı Akşam Pınarı’na taşımak. Kampınızı burada kurarak dağların bağrında bir iki gece yaşamak da olağanüstü bir deneyim olacak sizin için. Aladağlar olağanüstü bir bölge ama attığınız her adıma dikkat etmeniz gerektiğini asla unutmayın.

Fotoğraf: Aladağlar’da çadırları çevreleyen kar haziran sonuna kadar kalkmıyor (Memet Güngör).

ALADAĞLAR / NİĞDE

Aladaglar.jpg


Ardahan il sınırları içinde yer alan Çıldır, tektonik kökenli bir göl. Bahar aylarında etrafı çiçek tarlasına dönen gölün suları Arpaçay’a boşalıyor. Deniz seviyesinden yüksekliği 1959 metre olduğu için, Çıldır Gölü kış aylarında hemen donuyor. En derin yeri 42 metre ve kapladığı alan 123 kilometrekare. Çıldır Türkiye’nin en büyük tatlı su göllerinden biri. Hava durumuna göre aralık başından itibaren kenarlarından donmaya başlayan göl kısa sürede buzla kaplanıyor. Bu kalınlığı bazı noktalarda 60-70 santimetreye kadar ulaşıyor.

Eskiden yöredeki köyler arasında atlı kızaklarla yapılan taşımacılık donmuş gölün üzerinden geçerdi. Balıkçılık yöre insanının en büyük gelir kaynaklarından biri. Bu nedenle gölün buz tuttuğu dönemlerde bile delikler açılıp ağ atılarak balık tutuluyor. Kışın civardaki ağaçlar kimi zaman buzdan heykellere dönüşüyor. Kış mevsiminde Çıldır Gölü çevresinde yapılacak bir gezi, unutulmaz bir deneyim yaşamanızı sağlayacak.

Gölün bu özellikleri son yıllarda farklı bir macera türünü oryaya çıkardı. Göl donunca bir zamanlar ulaşımı sağlayan kızaklar artık turistik faaliyetlerde kullanılmaya başlandı. Kış aylarında yolların hızla açılması kızakların müşteri kaybetmesine neden olduğu için, bu yeni uygulama hem kızakçıları hem de kızak keyfi yapanları mutlu ediyor. Kızaklar genellikle iki at tarafından çekiliyor. At arabasının altında, tekerlekler yerine her iki tarafta da iki kızak bulunuyor. Bir zamanlar hava çok soğuk olduğunda kızağa yatak serilerek yolcuların üzerine yorgan atılıyor, böylece yolculuk boyunca üşümemeleri sağlanıyordu. Şimdi kızaklar da değişime uğramış durumda. Daha modern tasarımlı ve daha küçükler. Birçoğu artık kızaklı paytonlara dönüşmeye başlamış. Kızakla Çıldır Gölü turu bölgeye gidenlerin kesinlikle yapmadan dönmemeleri gereken bir etkinlik.

Gölde yapılabilecek ikinci kış etkinliği ise buzu kırarak balık avlayıp geçimini sağlamaya çalışan insanlara yardım etmek. Gölün sularına ulaşmak için buzu kırmak bile ciddi bir performans gerektiriyor.

Kış aylarında Çıldır Gölü’nün etrafında günübirlik yürüyüşler yapılabileceği gibi birkaç günlük kamplı etkinlikler de gerçekleştirilebilir. Yaklaşık dört ile altı günde bitirilebilecek olan göl çevresinde yürüyüş etkinliği yüksek bir performans gerektiriyor.

Fotoğraf: Çıldır Gölü çevresindeki köyler için balıkçılık önemli bir ekonomik uğraş (Umut Kaçar).

ÇILDIR GÖLÜ / ARDAHAN

Cildir.jpg


Dedegöl Dağları, Beyşehir ve Eğirdir gölleri arasında kalan bir macera cenneti adeta. Isparta’nın Yenişarbademli ve Aksu ilçelerinde uzanan bu dağlar Türkiye’nin çok fazla bilinmeyen doğal değerleri arasında. Yüksekliği 2 bin 998 metre olan bu dağlarda kış dağcılığı, kış kampçılığı ve doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. Dağın iki ana yaklaşma rotası var. Biri kuzeydeki Yenişarbademli’ye bağlı Melikler Yaylası. Yayla 1750 metre yüksekliğe sahip. Bir ormanın kenarında bulunan yayladan Dedegöl Dağları’nın manzarası nefes kesici. Kış kampı ve tırmanış için en uygun rota burası. Aksu tarafı ise kışın ulaşılması daha zor bir bölge. Yayladan sabah erken yola çıkıldığında kuzey sırtına doğru ilerlenerek sırt üzerinden altı-sekiz saatlik bir süre içinde bu zirveye ulaşılıyor. Rota, kampın tam karşısına gelen büyük kütlenin solunda kalan sırttan devam ediyor.

Tırmanışın teknik bir zorluğu olmamasına rağmen kış aylarında oldukça yıpratıcı olduğunu söylemek gerekiyor. Hava güzelse zirveden Eğirdir ve Beyşehir göllerinin doyumsuz manzaralarını izleyebilirsiniz. Bu rotadan Dedegöl Dağları’na çıktıktan sonra yaklaşık 15 kilometrelik uzunluğu ile Türkiye’nin en uzun mağarası olan Pınargözü’nü de ziyaret edebilirsiniz. Mağara, Yenişarbademli merkeze 8 kilometre mesafede. Dağın etrafında tur kayağı ile birkaç gün sürecek büyük bir etkinlik de gerçekleştirilebilir.

Güney tarafında ise Dedegöl Dağları’nın heyecan verici başka bir özelliği ortaya çıkıyor. Yüksekliği 100 ile 800 metre arasında değişen duvarlar bir anda insana Alpler’i çağrıştırıyor. Isparta’dan yola çıkıp Eğirdir Gölü’nün huzur veren kıyılarından geçerek Aksu ilçesine varacaksınız. Aksudan sonra yaklaşık 800 metre uzunluğundaki Zindan Mağarası’nı ziyaret edebilir, mağaranın hemen yanındaki kalıntıları gezebilirsiniz. Yol Aksu’dan sonra yavaş yavaş yükselmeye başlayacak. Eldere köyüne kadar devam eden yol kış aylarında bazen sorun yaratabiliyor. Yol aslında Kuzukulağı Yaylası’na kadar gidiyor ama yazın bile çok bozuk olan yolun karlı bir havada geçilmesi olanaksız.

Eldere’den sonra yaklaşık 2 saatlik bir kış yürüyüşüne hazır olmak gerek. Kampınızı kuracağınız Kuzukulağı Yaylası muhteşem bir manzaraya sahip. Yaz aylarında kamp yapan ve iyi malzemeleri olmayan kampçıların bile gece üşüdüğü bu dağlarda, kış için oldukça iyi kamp malzemeleri şart. Kışın buradaki kaya duvarlarında sportif tırmanış yapmak için oldukça iyi malzemeye gereksinim var. Bu nedenle burada kaya tırmanmak yerine, civardaki yaylalara tur kayağı ile gitmek veya kısa doğa yürüyüşleri yapmak daha akılcı olur. Buradaki asıl manzara, yaz kış akşamüzeri güneş batmadan önce kızıla boyanan Dedegöl Dağları’nın olağanüstü görüntüsü. Sırf bunu hafızalara kazımak için bile bu yöreye gitmeye değer.

Fotoğraf: Yüksekliği 2 bin 998 metre olan zirvenin dağcılara bir hediyesi de benzersiz manzara (Cem Ergun).

DEDEGÖL DAĞLARI / ISPARTA

Dedegol-12.jpg


Orman içinde uzanan bir yol, bu yolun belli noktalarında saklı olağanüstü güzellikte şelaleler, yaz kış sürekli şakıyan kuşlar; ilkbaharda yeşilin, sonbaharda pastel renklerin, kışın ise beyazın hâkim olduğu olağanüstü bir coğrafya. İstanbul ve çevresinde keşfedilecek yeni yerler arayanlar için Yıldız Dağları (Istranca) ormanları biçilmiş bir kaftan. Son yıllarda Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’daki yürüyüş parkurlarını yürüyerek neredeyse ezberleyen doğaseverlerin arayışları, Yıldız Dağları ormanlarına mükemmel yürüyüş parkurları kazandırdı. Bu yeni keşfedilen yerlerin başında da Kırklareli’nin Vize ilçesi sınırları içinde bulunan Cehennemdere Şelaleleri geliyor. Vize’nin Kızılağaç köyünün 4-5 kilometre kuzeybatısında yer alan bu yürüyüş parkurunun diğer parkurlardan bir farkı var.

Nedendir bilinmez ama yürüyüşe katılanların ortak görüşü bu rotayı yürürken huzur buldukları yönünde. İnsan etkisiyle bozulmanın henüz başlamadığı, sadece kuş seslerinin duyulduğu Yıldız Dağları ormanları yaz kış müthiş bir dinginlik sunuyor. Orman içindeki şelaleler, kış aylarında yer yer donuyor.

Çok yüksekten düşmüyorlar belki ama buzların arasında akan sular en az yaz aylarındaki kadar etkileyici. Bu şelaleleri izlemeye başladıktan kısa bir süre sonra ruhunuzun şelalenin duruluğu ve coşkulu sesiyle yıkandığını, rahatladığınızı ve içinizin huzur dolduğunu hissedeceksiniz. Yıldız Dağları ormanlarının içinden akan Kerevizdere’nin üzerinde bulunan şelaleler, derenin aşındırdığı yatağın kayalık kesimlerinde. Bu bölgede tur kayağı, doğa yürüyüşleri ve kış kampçılığı yapabilirsiniz.

İstanbul’dan yaklaşık 2.5 saat süren yolculuk, Kızılağaç köyünü geçip Papaz Çiftliği sapağından ormana girdikten kısa bir süre sonra sona eriyor. Buradan itibaren Cehennem Şelaleleri’ne yürüyüş yaz rotası ve kış rotası diye ikiye ayrılıyor. Yaz parkuru 15, kış parkuru ise 6 kilometre civarında.

Beyaza bürünmüş orman içinde kar durumuna göre hafif bir yürüyüş de yapılabilir, bele kadar kara gömülü ağır bir macera yürüyüşü de. Kış olmasına rağmen Yıldız Dağları ormanlarının pastel renkleri her zaman gözlenebiliyor. Bu da etkinliğe ayrı bir güzellik katıyor. Yoldan başlayan yürüyüş, sarp yamaçlarda devam ediyor. Yürüyüşün yarısından itibaren kış aylarında bile su sesi duyuluyor.

Kerevizdere’nin derine doğru aşındırmayı başardığı her setin üzerinde bir şelale var. Şelalelerin etrafında bir metreden daha büyük, kalın buz sarkıtları gözleniyor. Gölge vurur vurmaz hava buz gibi oluyor. Kamp kuracakların çadırlarını hava soğumadan kurmalarında fayda var. Yıldız Dağları ormanlarının soğuğu, dağları aratmayacak kadar sert. Dere üzerinde irili ufaklı birçok şelale de keşfedilmeyi bekliyor.

Fotoğraf: Şelaleler, Kerevizdere üzerinde bulunuyor (Memet Güngör).

YILDIZ DAĞLARI / KIRKLARELİ

Istranca.JPG


Öyle bir il düşünün ki, aynı gün hem kış kampı, hem kayak yaptıktan sonra denize de girebiliyorsunuz. Antalya böyle bir yer; farklı mevsimlere ait maceraların yaşanabileceği bir il. Sabah erkenden karlar arasındaki çadırınızda uyanıp güzel bir kahvaltının ardından kayak yapmaya başlayabilir, akşama doğru da Akdeniz sahillerinin keyfini çıkarabilirsiniz. Ona bu özelliği veren ise Saklıkent Kayak Merkezi. Antalya gibi ilk anda denizin akla geldiği bir tatil yöresinde.

Saklıkent Kayak Merkezi, özellikle kış aylarında önemli macera parkurları barındırıyor. Antalya il merkezine 45 kilometre uzaklıktaki kayak merkezi 2 bin 547 metre rakımlı Bakırtepe’nin eteklerinde. Dağda aralık başından nisan sonuna kadar kayak yapma olanağı var. Kar kalınlığı 1-2.5 metre arasında olabiliyor; yükseklerde daha da artıyor. Kayak merkezinde bir adet 1400 metre uzunluğunda telesiyej, iki teleski, bir baby lift ve bir adet de snowtubing pisti var. Ayrıca kayak öğrenmek isteyenler için bir de okul bulunuyor. Buradaki olanaklardan yararlanarak kayak ve snowboard yapabileceğiniz gibi Bakırtepe’nin eteklerine, hatta zirvesine kadar tur kayağı ile de gidebilirsiniz. Saklıkent Kayak Merkezi ve civarında yapacağınız kayak etkinlikleri için otel ve pansiyonlarda konaklayabilirsiniz.

Kış kampçılığı için de oldukça fazla seçenek var. Kayak merkezine yakın yerlerde veya daha yükseklerdeki düzlüklerde kamp kurabilirsiniz. Çadırınızı, kayak yapanları engelleyecek şekilde kurmamaya özen gösterin. Gerek çadırda gerekse otellerde konaklayarak günübirlik kış yürüyüşleri yapabilirsiniz. Bu yürüyüşler tesislerin etrafında veya liftleri yukarı doğru takip ederek yapılabilir.

Saklıkent için en zorlu kış macerası, Bakırtepe zirvesine yapılan tırmanış olarak kabul edilebilir. Dağ belki çok yüksek değil ama özellikle kış koşullarında oldukça zorlayan parkurlara sahip. TÜBİTAK’a ait gözlemevi de bulunan Bakırtepe’nin Saklıkent’e bakan kuzey tarafı oldukça sarp ve kayalık. Kayak merkezinden görünen kayalıkların arkasındaki ilk zirveye “Manzara Zirvesi” de deniliyor. Kış yürüyüşü yapanların da son durağı bu zirve. Ana doruk, bu noktanın güneyindeki sırt sisteminin en sonunda yer alıyor. Kış tırmanışı için uygun ekipman ve donanım olması şart. Bakırtepe kış aylarında oldukça zorlu bir parkur haline geliyor ama yine de tırmanışı oldukça zevkli. Bir zirve defteri de bulunuyor. Dağın tüm etkinlikler için en büyük avantajı, manzara zirvesinin her yerden rahatlıkla görülmesi. Bu noktaya kadar gerek kayak, gerekse diğer doğa sporlarını yapanları aşağıdan izlemek mümkün. Bu da dağı oldukça güvenilir yapıyor.

Fotoğraf: Saklıkent Kayak Merkezi, 2 bin 547 metre rakımlı Bakırtepe’nin eteklerinde bulunuyor (Hakan Öge).

SAKLIKENT / ANTALYA

Saklikent.jpg


Yüksekliği 4 bin metrenin üzerinde bir dağ hayal edin. Zirvesine kadar etrafı dağlarla çevrili masmavi Van Gölü manzarası eşlik etsin ve zirvesinde de başka bir göl çıksın karşınıza. Süphan böyle bir dağ. Kışın ise zirvedeki göl birkaç metre karın altında kalıyor. Son yıllarda yaz aylarında hatırı sayılır bir ziyaretçi akınına uğrayan Süphan Dağı artık kışın da cazip hale gelmeye başladı. Büyük bir kısmı Bitlis ili sınırları içinde kalan ve Türkiye’nin ikinci büyük volkanik dağı olan Süphan’ın eteklerine kış aylarında yapacağınız bir günlük aktivite dağın olağanüstü görüntüleri arasında kaybolmanıza neden olacak.

Süphan Dağı’nı önce uzaktan izlemek gerekiyor. Muhteşem bir maviliğe sahip Van Gölü’nün kenarında, kış aylarında beyaza bulanmış bir bilge gibi durur. Bakılan her açı farklı bir Süphan gösterir izleyene. Muradiye yolundan, Artos Dağı’ndan başka, Nemrut Dağı’ndan ve Ahlat’taki Selçuklu mezarlarının arasından başka görüntüler sunar. Ama nereden bakılırsa bakılsın görkeminden bir şey kaybetmez. İçine doğru girdiğinizde ise o görkemi geride kalır ve onun yerine karlarla kaplı vadilerinin güzelliği çıkar ortaya. Bitlis ili sınırları içinde olan ve eteklerinde Adilcevaz ilçesini barındıran Süphan’ın yüksekliği 4 bin 58 metre. Doğu Anadolu’nun birçok yerinden kolaylıkla görülebilen dağın tam tepesinde birkaç küçük buzul gölü bulunuyor. Kış aylarında zirvede çok fazla kar olduğu için görülmesi olanaksız olan göller eylül ayından itibaren türkuvaz renkleriyle zirvenin incisi olurlar.

Kışın tur kayağı ile zirvesine kadar çıkılabilen Süphan Dağı’nda etkinlik yapmak için dağcı olmak gerekmiyor. Adilcevaz’da otelde kalıp sabah da erken çıkarak günübirlik kış yürüyüşleri yapabilirsiniz. Kış kampçılığı eğitimi için ideal düzlüklere sahip olan Süphan Dağı’nın kışın en güzel kamp yeri 3 bin 700 metredeki büyük kraterin düzlüğü. Burada kamp kurarak bir veya iki gece geçirmek inanılmaz bir kış deneyimi kazandırıyor insana. Zirveye buradan çıkmak içinse çok fazla uğraşmaya gerek kalmıyor. En bol karda bile iki saatte zirveye çıkılabilir.

Doğu Anadolu volkanlarının Nemrut ile birlikte Van Gölü kenarındaki bu görkemli temsilcisi çok yakın zamanlara kadar aktivitesini sürdürmüş. Dağın eteklerindeki Aygır Gölü bu aktiviteler sonucunda oluşmuş tipik bir volkanik göl. Bu tür göllere maar adı veriliyor. Dağ zirve yakınlarında bir de buzul barındırıyor. Bir zamanlar tüm zirveyi ve vadileri kaplayan buzul ne yazık ki günümüzde epey küçülerek yamaçlara çekilmiş.

Dağa en kolay tırmanış Adilcevaz’dan yapılıyor. Burada iki rota var. Biri Aygır Gölü rotası, diğeri de Kışkılı rotası. Ancak dağa her mevsimde çıkmak için en uygun rota Kışkılı. Kışkılı mezrasından başlayan tırmanış muhteşem bir manzara eşliğinde 3 bin 700 metreye kadar devam ediyor. Yaz aylarında iki-üç saat arasında süren bu yürüyüş kış aylarında karın durumuna ve ekibin performansına göre beş ile sekiz saat arasında sürebiliyor. Dağın bu kesiminde kar çok batıyor. Bu nedenle hedik veya tur kayağı kullanmakta fayda var.

Yükseldikçe Van Gölü de küçülecek. Bu etap 3 bin 700 metrede Süphan’ın ilk kraterinde sona eriyor. Burası ideal bir kamp alanı. Yazın su da var. Bu düzlükte sıkı bir dinlenme yapıp beslenerek son etaba hazırlık yapabilirsiniz. Karlar altında bir dondurma külahı gibi duran ikinci koni gevşek kaya bloklarından oluşuyor. Bu blokların arasına kar girdiği için boşluklar fark edilemiyor. Ayaklarınızın bu boşluklara girmemesi için özen göstermeniz gerekiyor. Bu etap ekibin durumuna göre kışın bir-iki saat arasında değişen bir sürede çıkılabiliyor. Manzara burada muhteşem. Yaklaşık 10 dakika sonra da zirvedesiniz. Zirveye çıkınca hemen karşınızdaki tepe daha yüksek gibi gözükür ama asıl zirve gölün sağında kalan bu rotadan çıkılandır.

Fotoğraf: Süphan Dağı’na tırmanış için Kışkılı mezrasından yola çıkılıyor. Zirve dönüşü de tırmanış kadar keyifli (Memet Güngör).

SÜPHAN DAĞI / BİTLİS-AĞRI

Sphan.JPG


Kaçkar Dağları Milli Parkı’nın komşusu Güngörmez Dağı bir yüzünü Çoruh Nehri’ne bir yüzünü de Barhal Vadisi’ne çevirmiş. Yüksekliği 3 bin 554 metre olan ve etrafında birçok buzul gölü bulunan Güngörmez Dağı, kış aylarında çığ riski yüzünden oldukça tehlikeli. Artvin’in Yusufeli ilçesi sınırları içine kalan dağa kışın tırmanmak için en uygunu Çoruh rotası. Ancak kışın yol yaylaya ulaşamadan kardan kapanıyor. Yaklaşık iki saat sürecek bir yürüyüşle Çamlıbel Yayla’ya kadar gidebilirsiniz. Yol boyunca magmadan gelen sıcak suların etkisiyle çeşitli renkler alan kayaların görenleri büyülememesi imkânsız. Tamamen ahşap evlerden oluşan Çamlıbel Yayla’da manzara enfes. Kamplı bir tırmanış için yayladan dağa doğru ilerleyerek olabildiğince yol alıp hava iyice soğumaya başladığı zaman bir düzlükte kamp kurmak daha mantıklı. Yazın yayladan bir günde Güngörmez zirvesine gidilip gelinebilir ama kışın bu oldukça riskli olur. Bu nedenle bir veya iki günlük bir kampla çıkmak hem çok keyifli olur, hem de yormaz. Sabah erkenden kalkarak yola çıkın. Kampı toplamayın. Sırt boyunca ilerlerken sağdaki büyük zirve sizi hiç yalnız bırakmayacak. Sırtı takip ederek yükselmeye başlayın. Rotanın herhangi bir teknik zorluğu yok ama kar sizi epey zorlayacak. Bu sırtı sabırla takip ederseniz yaklaşık 4 saat sonra Güngörmez Dağı’nın tüm zirveleri görünmeye başlayacak. Tırmanışınız sırasında sürekli olarak gördüğünüz ve zirve zannettiğiniz sivriye varınca, ana zirvenin daha bir saatlik mesafede olduğunu göreceksiniz. Sırt önce sağa, daha sonra da sola doğru giderek zirvenin dibine varıyor. Kış koşullarında sırtı geçerken dikkat etmekte fayda var. Zirvenin dibinden itibaren sert kar ve yer yer de kayalardan yaklaşık yarım saatlik bir tırmanışla zirveye varılıyor. Zirveden Kaçkar Dağları’nın manzarası muhteşem.

Güngörmez Dağı’nın bir rotası da Yaylalar köyünün Mikeliz Mahallesi’nden başlıyor. Bu rotada çığ riski oldukça fazla. Bu nedenle bol kar yağışının olduğu bir dönemde karların iyice oturmasını beklemek gerek. Dereyi takip eden rota, bir süre dereden ayrılıp ormanın içine, oradan da Sakura Yayla’ya varıyor. Sakura Yayla kayaların üzerine kurulmuş olağanüstü bir yerleşim. Ama ne yazık ki kaderine terk edilmiş. Buradan araç yoluna girerek yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle Modut Yayla’ya varılıyor. Eğer akşam olmak üzereyse burada kamp kurmak daha mantıklı. Bir sonraki kamp yeri olan, taş evlerin bulunduğu yayla iki saat uzakta. Eğer henüz zaman varsa diğer yaylada kamp kurmak zaman kazandırır. Yukarı yamaca paralel yürürseniz tekrar Mikeliz Dere’nin aktığı vadiye geçeceksiniz. Burada taş evlerden oluşmuş bir yayla var. Burası kamp için uygun bir yer.

Ertesi gün kamp, bir sonraki kamp yerine taşınıyor. Bu etap normal koşullarda kamp yüküyle 3 saat sürüyor ancak karlı bir zeminde epey zaman alabilir. Çığ riskini de unutmamak gerekiyor. Vadi bittiğinde bir çanağa varılıyor. Burası kamp yeri için oldukça ideal bir yer. Buradan, sabah erkenden kalkarak kamp yerinin arkasındaki aşıta ulaşmak en fazla bir saat sürüyor. Aşıttan sonra sağa dönerek sırta çıkıp sırttan Güngörmez Dağı’nın zirvesine ulaşılıyor.

Fotoğraf: Kaçkar’daki zirvelerden biri Güngörmez Dağı (Yıldırım Güngör).

GÜNGÖRMEZ DAĞI / ARTVİN

Gungormez-1.jpg


Bir zamanlar bir yayla varmış. Bir ormanın kenarındaki ahşap evlerden kurulu bu yaylanın altından gürül gürül akan dere, onun bir başka güzel yüzüymüş. İnsanlar yaylalarından çok memnunmuş. Yaylanın sadece ilkbaharı ve kışı varmış. Kar yağıncaya kadar her taraf çiçeklerle kaplanırmış. Bir insanın yaşamında görebileceği en güzel kış görüntülerini sunarmış. Adeta masal dünyasından çıkmış gibiymiş. Karlar altına gömülmüş ahşap yayla evleri, beyaza bürünmüş ormanlar, bacasından duman tüten evler ve yükseklerden dökülen şelaleler… Her biri farklı bir kış güzelliği katarmış yaylaya. Sonra birileri gelmiş ve sondaj çalışmaları başlamış. Sıcak su bulunmuş ve yaylanın kaderi de değişmiş. Önce beton bir kaplıca binası yapılmış, sonra beton evler ve oteller. Ne yazık ki bu masal dünyası 1990’lardan itibaren büyük bir beton işgaline uğramış. Sonra insanlar hata yaptıklarını anlamış ve yaylayı eski haline getirmek için çalışmalar başlamış. Beton binalar ahşapla kaplanarak görsel çirkinlik büyük ölçüde önlenmiş ama o güzelim yayla bir daha geri gelmemiş.

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde yer alan Ayder Yaylası’nın öyküsü işte böyle. Kaçkar Dağları Milli Parkı içinde 1350 metre yükseklikte yer alan yaylada birkaç yıl öncesine kadar kışın ciddi bir ulaşım problemi yaşanıyordu ama artık ona ulaşmak için hiçbir problem yok. Araçla Ayder’e kadar gidip, buradaki otellerde kalınarak birkaç günlük muhteşem bir kış etkinliği gerçekleştirilebilir..

İyi ekipmanı olanlara önereceğim iki kış rotası var. Biri Ayder-Hacızeni rotası, diğeri de Ayder-Galer Düzü rotası. Yapılacak tek şey Ayder-Yukarı Kavran yolunu takip ederek yayla çıkışındaki köprüyü geçtikten sonra sola doğru giden yola girmek. Yolun başlangıcı biraz yokuş, yükseldikçe eğim düzleşmeye başlıyor. Kar durumuna göre bir iki saatlik bir yürüyüş sonrasında bir beton köprüye varılıyor. Köprüden, biraz dinlendikten sonra yolu takip ederek yüründüğünde, kısa bir süre sonra yol sola doğru dönecek. Sola dönen bu yol Huser Yaylası’na gidiyor. Yolu takip ederseniz üç dört saat sonra Huser Yaylası’na vardığınızda Kaçkar zirvesi, Kındevul Tepe ve Altıparmak Dağları tüm görkemiyle karşınıza çıkacak. Bu yolu kamp yüküyle yürürseniz ödülü yaylada bir akşam konaklamak olabilir. Bu olağanüstü görüntüleri izleyebilmek için mutlaka iyi bir ekipmanla yürümek gerekiyor. Sola dönmeyip yoldan devam ederseniz bir saat sonra Hacızeni Yaylası’na varacaksınız. Yaylanın çıkışındaki düzlük de kamp için çok ideal. Vadi içinde kışın daha fazla ilerlememek gerekiyor. Yayladan sonra çığ riski artmaya başlıyor. Galer Düzü rotası da Yukarı Kavran yolu üzerinde. Ayder’den 8 kilometre mesafedeki bu düzlük, Fırtına Deresi’ni besleyen en önemli dereler olan Kavran, Çeymakçur ve Palakçur derelerinin birleştiği yer. Bu üç akarsu burada kaynaşıp Ayder Deresi’ni oluşturuyor ve Çamlıhemşin’de Fırtına’ya karışıyor. Bu etap da kışın oldukça zorlu. Bu nedenle burayı da kamp yüküyle yürüyüp Galer Düzü’nde kamp kurarak bir veya iki gece kalmak daha keyifli. Bu rotada da çığ riskine dikkat etmek gerekiyor. Bu düzlükte birleşen üç derenin aktığı vadilerde kış aylarında çok çığ düşüyor. Eğer bölgeye son günlerde fazla kar yağmış ve yürüyüş günü hava çok sıcaksa yürüyüşü iptal etmekte fayda var. Her iki rotayı tur kayağı kullanarak da geçebilirsiniz. Batmadan ilerleyeceğiniz için daha az enerji harcarsınız..

Ayder Yaylası içinde yürüyerek de kışın tadını çıkarabilirsiniz. Kaplıca kışın da faaliyette olduğu için Ayder’e gelip kaplıca keyfi yaşamadan dönmek olmaz. Bu nedenle ne yapıp edip kaplıcaya da gitmek gerek.

Fotoğraf: Karla birlikte bambaşka güzelliğe bürünen Ayder Yaylası kış sporları için de cazip bir köşe (Ufuk Sarışen).

AYDER YAYLASI / RİZE

Ayder-1.jpg


Ege bölgesinin önemli kayak merkezi olan Bozdağ aynı zamanda çok iyi yürüyüş parkurlarına da sahip. İzmir ve Manisa illerinde 120 kilometre boyunca uzanan Bozdağlar, Ege Bölgesi’nin en heybetli silsilelerinden. Kuzeyinden Gediz, güneyinden Küçük Menderes nehirleriyle sınırlandırılan Bozdağlar’ın iki yanında iki verimli vadi ve geniş tarım toprakları uzanıyor. Bozdağlar bu nehirlere inen derelerle derin derin yarılıyor. Bozdağlar’ın en yüksek noktası, 2 bin 159 metrelik “Kırklar Tepesi”. Zirvenin hemen yakınında Bozdağlar Kayak Merkezi bulunuyor. Burası, ılıman iklimiyle ünlü Ege Bölgesi’nin en önemli kış turizmi merkezlerinden. Kayak merkezi, İzmir il merkezine birkaç saat mesafede olmasıyla da ziyaretçileri kendine çekiyor. Kayak merkezinde kar kalınlığı 80-120 santimetre arasında değişiyor. Bozdağlar’ın zirvesine özel bir teleferikle çıkılabiliyor ve yörenin benzersiz kış manzarası seyredilebiliyor.

Yürüyüş için araçla Bozdağ’dan Gündalan Yaylası’na, oradan da Büyük Çavdar Yaylası’na gidilmeli. Bu bölgenin yüksekliği 1500 metre. Buradan zirveye kadar olan telesiyej hattını takip ederek zirveye kadar iyi bir kış yürüyüşü yapmak mümkün. Kayak merkezindeki otelde veya Bozdağ’daki pansiyonlarda konaklama da yapabilirsiniz.

Bozdağlar’ın etekleri kış sporları, karda doğa yürüyüşleri için çok uygun. Özellikle zirveye yakın Gölcük önemli bir doğa değeri. Göl kış aylarında buz tutuyor ama bu mevsimde de beyaz coğrafyanın güzelliklerine şahit olmaya gelenleri ağırlıyor; kıyıdaki otel ve restoranlar boş kalmıyor. Evliya Çelebi, Gölcük için şunları yazmıştı: “Etrafı bir günde ancak dolaşılır. Suyu buz gibidir. İçinde yetmiş tür balık olduğu sicilde yazılıdır. Kırkar, ellişer okka balıkları olur. Gölün etrafında kerpiçten yapılmış 2 bin ev vardır. Birkaç cami, han ve hamamı vardır… Bu yaylalarda tam bir hafta zevk ve sefalar ettik…”

Bozdağlar’ın bereketi tarihte de onu efsanevi bir alan yapıyordu. Toprağın bereketini simgeleyen, özellikle üzüm bağlarının koruyucusu sayılan antik tanrı Dionysos, efsanelerde Bozdağlar’la ilişkilendirildi. Antik adı “Tmolos” olan Bozdağlar o dönemde üzümüyle ve şarabıyla ünlüydü. Efsanelere göre Kral Midas da dokunduğunu altına dönüştürme yeteneğini Tmolos’ta kazandı. Ama bir süre sonra başına dert olan bu hediyeyi geri alması için yine bu dağlarda Dionysos’a yalvardı.

Bozdağlar’ın eteklerinde çok sayıda tarihi kalıntı bulunuyor. Ödemiş’in Birgi beldesi eski yapılarla bezeli, koruma bilinci örnek gösterilecek bir yerleşim. Özellikle Çakırağa Konağı’yla tanınıyor. Dağların kuzey yüzünde bulunan Sardeis ise önemli bir antik değer. Antik kent Salihli ilçe merkezinin sekiz kilometre batısında yer alıyor. Sardeis surlarının dışında ise Artemis Tapınağı kalıntıları bulunuyor.

Fotoğraf: Bozdağ beldesi Aladağ zirvesinin eteklerine kurulu (Cüneyt Oğuztüzün).

BOZDAĞ / İZMİR

bozdag.jpg


Akdeniz Bölgesi’nin önemli dağlarından Davraz, heyecan arayanlar için önemli bir adres. Yüksekliği 2 bin 637 metre olan dağ hem doğa aktiviteleri, hem de kayak için bir cazibe merkezi. Davraz Dağı’nda çığ riskinin yok denecek kadar az olması da burayı kış macera sporları için çekici hale getiriyor. Kayak tesisleri dağın yamaçlarında, 1700 metre civarında kurulmuş. Buradaki tesislerde konaklayarak kış yürüyüşleri, kayak ve tur kayağı yapabilirsiniz. Göller yöresinde Eğirdir ve Kovada gölleri arasında kalan bu görkemli dağda etkinlik yapanlar Eğirdir Gölü’nün nefes kesen manzaralarını izleme şansını da elde ediyor. Davraz Dağı’ndaki kayak merkezi Türkiye’nin önde gelen merkezleri kadar tanınmıyor ama özellikle mekanik tesisleri yurtdışındakileri aratmayacak kadar iyi. Dağın yüksekliğine göre pist uzunlukları da gayet iyi. Hemen hemen her seviyeden kayakçıya hitap eden ve uzunlukları 1.5-4 km. arasında değişen dokuz adet pist bulunuyor. Pistlerin en uzunu 1211 metre. Kayak merkezinde iki adet telesiyej, bir adet teleski ve iki adet de baby lift bulunuyor. Kayak merkezinde 1211 metre uzunluğundaki telesiyej, saatte 1000 kişi taşıma kapasitesine sahip. Davraz Kayak Merkezi’ndeki otellerin toplam yatak kapasitesi yaklaşık 500. Tesislere gelenler buradan kayak kiralayabiliyor. Hiç kayak deneyimi olmayanlar için merkezde eğitim de veriliyor. Tur kayağı, kış yürüyüşü, kış tırmanışı ve kış kampçılık eğitimi için de kış aylarında yüzlere kişi Davraz Dağı’nı ziyaret ediyor. Kış kampı için kayak tesislerinin bulunduğu 1600-1700 metre civarı uygun. Buradaki otellerin arka taraflarındaki düzlükler kamp kurmak için oldukça elverişli. Bu civarda kamp kurmanın lojistik faydaları da var. Ancak kayak tesisleri civarını tercih etmeyenler, eğer ekipmanları iyi ise daha yüksek rakımlarda kamp kurarak kışın etkisini daha çok hissetme şansı yakalayabilir.

Zirve kayalıklarının biraz altındaki düzlükler kış tırmanışı ve kış kampçılığı yapacaklar için en ideal seçenek. Karın en yoğun olduğu aylar ocak, şubat ve mart. Bu dönemde kar kalınlığı 1 metre civarında oluyor. Marttan sonra kayak için kar azalsa bile kış yürüyüşleri veya kış tırmanışları için dağın yüksek kesimleri nisan ortasına kadar karlı kalabiliyor. Kayak tesislerinin bulunduğu bölgeden orta karar bir yürüyüşle zirveye gidiş dönüş yedi, sekiz saat sürüyor. Isparta’dan, Burdur’dan, hatta Antalya’dan sabah erkenden yola çıkılıp kar yürüyüşleri yapılarak geri dönülebilir.

Davraz Dağı, Akdeniz Bölgesi’nde kış macerası heyecanı yaşamak isteyenler için bir şans. Bu şansı değerlendirmek için yapılacak tek şey dağı ziyaret etmek.

Fotoğraf: Yüksekliği 2 bin 637 betre olan Davraz Dağı, doğal değerleri ve gelişmiş teknik altyapısıyla kış sporları için cazip bir adres (Serap Akyol).

DAVRAZ DAĞI / ISPARTA

Davraz-1.jpg


Kayseri il sınırları içinde yer alan Erciyes Dağı Türkiye’nin en önemli macera rotalarını barındırıyor. İç Anadolu’nun en görkemli dağı olan Erciyes, 3 bin 916 metre yüksekliğe sahip. Erciyes kayak, tur kayağı, doğa yürüyüşü, kampçılık ve zirve tırmanışı için ideal bir zirve. Kayak için gidenler kamu kuruluşlarına ait konuk evlerinde ve otellerde konaklayabilirler. Kayak yapmak isteyenler için dağda üç adet kayak pisti bulunuyor. Pistler 1800 metreden başlıyor ve 3 bin metreye kadar ulaşıyor. Kayakçılardan sonra dağı en çok ziyaret edenler dağcılar. Erciyes kış tırmanışı oldukça zorlu. Dağın iki zirvesi var. Biri 3 bin 900 metrelik Küçük Zirve, diğeri de 3 bin 916 metrelik Büyük Zirve. Ancak dağcılar genellikle küçük zirveye çıkıyorlar. Büyük Zirve kışın çok riskli olabiliyor. Erciyes’e tırmanmak için üç rota var. İkisi Tekir Yaylası’ndan gidilen Şeytan Boğazı ve Sırt rotası, diğeri de Süt Donduran üzerinden çıkılan Buzul Rotası. Her üç rota da kışın oldukça zor şartlar içeriyor. Kışın en risksiz rota Şeytan Boğazı. Tırmanış için oteller bölgesinden üç-dört saatlik kamp malzemeli bir yürüyüşle 3 bin metre rakımdaki Çobanini bölgesine varılıyor. Bu etap tur kayağıyla da geçilebilir. Burada birkaç gün kamp kurarak kış kampçılığı eğitimi de yapabilirsiniz. Kışın telesiyejle de çıkılabilir. Kış tırmanışı için saat 02:00’de yola çıkmanız gerekiyor. Bunun nedeni, Şeytan Boğazı’nın en dar yerini güneş doğmadan geçmek. Güneş doğduktan sonra rotanın üstünde bulunan hörgüç kayadan kopan taş parçaları çok büyük riskler yaratabiliyor. Yaz kış bu durum hiç değişmiyor. Tırmanış için yanınıza bol miktarda sıcak su almayı ihmal etmeyin. Şeytan Boğazı’nın dar yeri genellikle buzla kaplanıyor. Bu dar yeri geçtikten sonra sağa doğru kayarak taş düşme riskini azalttıktan sonra yavaş bir tempoda tırmanmaya başlayın. Yükseldikçe nefes alıp verişleriniz hızlanacak, daha çabuk yorulduğunuzu hissedeceksiniz. Tırmanırken çok fazla oturma molası verirseniz hem çok fazla zaman kaybeder hem de daha çabuk yorulmaya başladığınızı hissedersiniz. Bu nedenle ayakta kısa dinlenmeleri tercih edin.

Zirveye yaklaşınca rotanın ortasında büyük bir kaya göreceksiniz. Bu kayanın arkasına dolandınız mı zirveye iyice yaklaştınız demektir. Buradan direkt olarak zirveye gidebilirsiniz ama eğer zemin karlı ise biraz kaygan olabilir. Benim önerim sırta çıkarak oradan zirveye yürümek. Zirveye çıktığınızda hava açıksa Aladağlar ve Hasan Dağı’nı çok net olarak görebilirsiniz. Küçük Zirve’nin tam karşısında bulunan Büyük Zirve’ye gitmenizi tavsiye etmem. Tekir Yaylası’ndaki diğer bir zirve ize Koç Dağı. Yüksekliği 3 bin metre civarında. Otellerde kalarak günübirlik yürüyüşler yapabilirsiniz. Koç Dağı’ndan Erciyes’in manzarası olağanüstü.

Fotoğraf: Erciyes’in eteklerine kış ayların da çadırlar konuk oluyor; bu mevsimde dağda koşullar oldukça zor (Yasin Güngör).

ERCİYES DAĞI / KAYSERİ

Erciyes-1.jpg


Ilgaz, Anadolu’nun en yüce dağı değil kuşkusuz ama bu bölgedeki en görkemli dağ denilebilir. Yaz aylarında zirvesine neredeyse güle oynaya çıkılan Ilgaz Dağı’na kış aylarında tırmanmak çok zor. Kastamonu ve Çankırı illeri arasında kalan; İç Anadolu ile Karadeniz’i ayıran yükseltilerden biri olan Ilgaz, kış etkinlikleri için önemli dağlarımızdan biri. Dağın güneyi Çankırı, kuzeyi ise Kastamonu sınırları içinde yer alıyor. Çankırı’ya bağlı Ilgaz ilçe merkezi ile kayak merkezi arasındaki yol 8 kilometre. Kış aylarında hava sıcaklığı eksi 15 dereceye kadar indiği için özellikle kayak merkezine özel araçlarıyla gideceklerin kaymaya karşı çok dikkatli olmaları gerekiyor. Kışın Ilgaz Dağı’nda kar kalınlığı yer yer 2.5 metreye kadar çıkabiliyor. Yüksekliği 2 bin 587 metre olan dağda, kış mevsiminde daha çok kayak, dağcılık, kış yürüyüşleri yapılıyor. Kış yürüyüşlerini tur kayağıyla yapanlara da rastlanıyor. Aralık ayının başından nisan ayının ortalarına kadar kayak yapılabilen Ilgaz Dağı’nda üç adet pist, bir telesiyej ve bir de babylift bulunuyor. Pistler 750, 1000, 1500 metre uzunluğa sahip. Telesiyej 1000, babylift ise 750 metre uzunluğunda. Ilgaz Dağı’ndaki oteller kayak yapmak isteyenler için ideal. Buradaki otellerde kalarak, hem kayak yapıp hem de doğa yürüyüşü etkinlikleri gerçekleştirebilirsiniz. Batı Karadeniz’in tüm illerine yakın olduğu için kış aylarında özellikle hafta sonları çok kalabalık. Ilgaz Dağı’nın pistleri çok zor olmayışıyla kayak öğrenmek isteyenler için de uygun. Kış yürüyüşleri için tercih edilmesinin sebebi, ilçe merkezinin çok yakın olması, lojistik probleminin bulunmaması. Dağcılık Federasyonu temel kış eğitimlerinden bazılarını Ilgaz Dağı’nda yaparak bölgede dağcılık sporunun gelişmesi için çaba sarf ediyor. Eğitim sonrasında Büyükhacet Tepe’ye bir de kış tırmanışı yapılarak faaliyet bitiriliyor. Tırmanış Mülayim Yaylası-Belen Gediği ve Kaynar Taşlık Sırtı rotası takip edilerek yapılıyor.

Kayak tesislerinin bulunduğu bölgeden yola çıkarak daha yüksek rakımlarda yapılan kış yürüyüşlerinde mutlaka iyi giyinmek gerek. Hava yükseldikçe hızla soğuyor. Etrafı ormanla çevrili Ilgaz Dağı’nda küçük gruplar halinde keyifli orman yürüyüşleri yapılabilir. Dağ zor kış kampçılığı için oldukça ideal. Ilgaz Dağı, Ağrı Dağı’na kışın tırmanmak isteyen herkesin zorlu kış koşullarına uyum sağlamaları açısından mutlaka kamp kurup yürüyüş ve tırmanış yapmaları gereken bir yer. Ilgaz’daki koşullara uyum sağlayanlar Ağrı Dağı kış tırmanışında asla sorun yaşamaz. Batı Karadeniz’de yaşıyorsanız arabanıza atlayarak bir hafta sonunuzu veya bir gününüzü Ilgaz’da geçirin. İster kayak yapın, ister yürüyün ama Ilgaz’ın havasını mutlaka soluyun.

Fotoğraf: Turgut Tarhan

ILGAZ DAĞI / KASTAMONU

ilgaz.jpg


Kızlar Sivrisi, 3 bin 86 metre ile Batı Toroslar içinde yer alan Beydağları’nın en yüksek zirvesi. Kış tırmanışı, kış kampçılığı, doğa yürüyüşleri ve tur kayağı etkinlikleri için oldukça uygun. Kızlar Sivrisi’nin yüksekliği Türkiye’deki diğer dağlarla karşılaştırıldığında çok fazla bulunmayabilir ama tırmanışın deniz seviyesinden başladığı düşünülürse hiç de az olmadığı görülür. Örneğin Ağrı Dağı’na tırmanış için ana kamp 3 bin 200 metredir. Yani zirveye kadar iki günde 1937 metrelik bir irtifa kazanılıyor. Oysa Kızlar Sivrisi tırmanışı için Antalya’dan yola çıkanlar iki günde neredeyse 3100 metrelik bir tırmanış yapıyor. Kızlar Sivrisi, Beydağları Sahil Milli Parkı içinde, bu yüzden burada bir etkinlik düzenlemeden önce mutlaka Elmalı ilçesinde bulunan Sedir Araştırma Şefliği’nden izin almak gerekiyor. İzin konusunda çok fazla pürüz çıkmıyor. Yörede kış kampı kurmak için en ideal yer Çamkuyu Yaylası. Buraya ulaşmak için Elmalı-Finike minibüsleri kullanılıyor. Yol yaklaşık 14 kilometre. Yazın taksiye binilebilir ama kışın minibüse binmek daha mantıklı. Çamkuyu Yaylası’nda sadece kış kampçılığı deneyimi yaşanabilir; çevredeki vadilerde doğa yürüyüşleri ve tur kayağı etkinlikleri de yapılabilir. Yaylada kamp kurmadan bungalovlarda kalarak da kış etkinlikleri yapmak mümkün. Tur kayağı için günübirlik yürüyüşler yapılabileceği gibi birkaç günlük kamplı ve daha zorlu tur kayağı geçişleri de yapılabilir. Tur kayağı ile 4-5 günde Saklıkent’e ulaşan dağ geçişi etkinliği, Kızlar Sivrisi zirvesine çıkmaktan çok daha zor. Toroslar Doğa Sporları Kulübü’nün (TODOSK) Elmalı’ya bağlı Küçüksöyle köyü İkizce Kuyular mevkiinde, 1950 metre yükseklikte bulunan dağ evinde konaklayarak da kış etkinlikleri yapmak mümkün.

Kızlar Sivrisi’nde kış tırmanışı için birkaç farklı rota olmasına rağmen en uygunu Antalya- Elmalı yolu üzerindeki Çamçukuru Vadisi rotası. Bu rota yaz aylarında kondisyonu olan herkesin rahatlıkla çıkabileceği bir rota. Ancak kışın dağdaki koşullar tümüyle değiştiği için oldukça zorlu bir rotaya da dönüşebiliyor. Sabah erkenden yayladan yola çıktıktan sonra bir süre sedir ağaçlarıyla kaplı ormanda yürünüyor. Orman bittiğinde zirve bir dondurma külahı gibi çıkacak karşınıza. Buradan itibaren yavaş yavaş yükselerek sağdaki sırta doğru ilerleniyor. Bu etap orman etabından farklı olarak oldukça yıpratıcı. Kış aylarında zemin karla kaplı olduğu için yürümek zor. Özellikle hava yumuşadıkça batmaya başlayacaksınız. Ayrıca çığ riskini de hesaba katmak gerekiyor. Bu yüzden gidilecek herhangi bir rota zirveye ulaşıyor. Gerek yaz gerekse kış aylarında zirvedeki muhteşem manzara tüm yorgunlukları unutturuyor.

Fotoğraf: Dağcıların sık sık ziyaret ettiği Kızlar Sivrisi kış kampçılığı, doğa yürüyüşü gibi etkinlikler için de çok uygun (Memet Güngör).

KIZLAR SİVRİSİ / ANTALYA

kizlar.jpg


Ankara’nın Nallıhan ilçesi genellikle Kıztepe ve Sarıyar Barajı civarındaki erozyon bölgesiyle bilinir. Burası genellikle de sonbaharda çok güzel olur. Ancak kış aylarında bu bölge karla kaplandığı zaman da inanılmaz manzaralar sunmaya devam ediyor. Bu alan 1994 yılında Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı. Nallıhan 163 civarında kuş türünü barındırıyor. Soyu tükenmekte olan karaleylek Türkiye’de en fazla burada bulunuyor. Yine Türkiye’de gökdoğanın 30 üreme yerinden biri de Nallıhan Kuş Cenneti. Burada kışın konaklayan birçok kuş türünü de görmek mümkün. Bu bağlamda bu bölge ve civarı hem günübirlik hem de birkaç günlük maceralar için oldukça uygun. Nallıhan’a İstanbul’dan gidecekler Bolu-Aladağ-Seben–Beypazarı yolunu, Ankara’dan gidecekler ise Beypazarı-Çayırhan güzergâhını izleyebilir. Burada belki fazla bir heyecan yok ama bulunduğumuz bölgenin birkaç on yıl sonra ne hale geleceğinin en güzel örneğini Nallıhan erozyon bölgesi veriyor.

Nallıhan sadece ormanda veya yeşillikler içinde bir yaylada değil, hiçbir bitkinin yetişmediği farklı bir coğrafyada da olağanüstü saatler geçirilebileceğinin en güzel örneği. İstenirse Kıztepe’ye kış tırmanışı yapılabilir. Ancak çok dik eğimlerden kaçınılarak yamaçlardan çıkılmasına fayda var. Çok karlı dönemlerde Kıztepe’de az da olsa çığ riski bulunuyor. Davutoğlan Köprüsü’nün biraz ilerisinde sağa giden yoldan itibaren sırta çıkıp Kıztepe’nin eteklerine kadar kış yürüyüşü yapmak hem çok zevkli hem de çok fazla efor isteyen bir etkinlik. Kıztepe’nin zirvesine çıkmayı başaranları ise olağanüstü bir manzara bekliyor. Buradan Sarıyar Barajı’nın manzarası olağanüstü. .

Nallıhan’da yapılacak ikinci kış etkinliği için Karacasu köyü ve civarı çok uygun. Köyün içinden geçen yol kıvrıla kıvrıla yükselerek Uyuzsuyu adıyla da anılan Ilıca Şelalesi’nin üstündeki kamp yerine kadar gidiyor. Nallıhan Kaymakamlığı’nın yaptığı bir proje ile şelalenin üstündeki düzlük güzel ve temiz bir kamp alanına çevrildi. Kamp alanında temiz bir tuvalet ve birkaç bungalov bulunuyor. Bol karlı dönemlerde yol kapanıyor. Ancak kamp malzemeleriyle üç-dört saatte kamp yerine varılıyor. Şelalenin suyu termal bir kaynaktan çıktığı için sıcak. Karlar altındaki bölge tektonizma açısından muhteşem bir laboratuvar. Her taraf fay kaynıyor. Bu kaynak da böyle bir tektonik hattı takip ederek yüzeye ulaşmış. Kış kampında sabah kalktığınızda yüzünüzü ılık suyla yıkama şansına sahip olabiliyorsunuz. Köydeki konuk evinde uygun bir fiyata konaklayarak şelaleye kadar dere içinden günübirlik bir kış yürüyüşü de yapabilirsiniz. Uyuzsuyu Şelalesi’nde kamp kuranlar, ormanın içinden yol boyunca yürüyerek daha yükseklerdeki yaylalara yürüyüşler yapabilir hatta oralarda kamp da kurabilir.

Fotoğraf: Doğal güzellikleriyle dikkat çeken Nallıhan’da kış aylarında birçok kuş türü de barınıyor (Turgut Tarhan).

NALLIHAN / ANKARA

Nallihan.jpg


Türkiye’nin en soğuk dağlarından biri olan Palandöken birçok doğa sporunun yapılması için oldukça uygun bir alan. Tabii ki bu sporların başında kayak geliyor. Yüksekliği 3 bin 185 metre olan Palandöken, Erzurum’un güneyinde yer alıyor. Türkiye’nin belli başlı birkaç kayak merkezinden biri Palandöken; 2011 Dünya Üniversiteler Arası Kış Oyunları’nın burada yapılmasıyla hem dünyada tanındı, hem de çok önemli kış sporları tesisleri kazandı. Kar durumuna göre kasım–mayıs ayları arasında, yani tam yedi ay kayak yapma olanağının bulunması Palandöken’i cazip hale getiren en önemli etkenlerden. Kar kalınlığı mevsimine göre yer yer 2 metreyi bulabiliyor. Toplam pist sayısı 23 olan dağda bu pistler dışında uluslararası standartlara sahip iki adet yarışma pisti de bulunuyor. En uzunu 10 kilometre olan kayak merkezindeki pistlerin toplam uzunluğu 28 kilometre. Pistler 2 bin 200 metre ile zirve arasında yer alıyor. Kente 10 kilometre uzaklıkta bulunduğu için sadece dağda değil Erzurum’da konaklayarak da gün içinde dağa gidip kayak yapmak mümkün. Havaalanına çok yakın olması da çok büyük bir avantaj. Kış oyunlarına hazırlık çalışmalarından önceki mevcut yatak kapasitesi 1150 olan Palandöken’de dört yıldızlı birçok otel bulunuyor.

Yüksek rakımı nedeniyle kış dağcılığı yapanların da tercih ettiği bir yer. Örneğin Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun kış dağcılığı eğitimlerinden bazıları Palandöken’de yapılıyor. Dağda kamp kuruluyor ve adaylar eğitim aldıktan sonra en yüksek noktaya, Ejder Tepe’ye de bir tırmanış gerçekleştiriyorlar. Dağdaki kış şartlarının çok ağır olması, dağcılık eğitimi alanların önemli bir deneyim kazanmasını sağlıyor. Kayak merkezlerinin yer aldığı dağlık alanlarda çok fazla çığ riski bulunmuyor. Fakat Palandöken’de bazı bölgelerde ciddi çığ riski var. Bu nedenle kayak yaparken pistler dışına çıkılmamalı, kış yürüyüşü yaparken de çığ gelebilecek bölgelerden uzak durulmalıdır. Dağa kayak için gidenler bir günlerini de Erzurum’a ayırmalılar. Çifte Minare, kümbetler, Yakutiye Medresesi, Taşhan ve Erzurum Kalesi mutlaka görülmesi gereken yerler. Ancak kış aylarında bu geziyi yapacakların çok sıkı giyinmeleri gerektiğini hatırlatmakta fayda var.

Palandöken Dağı tur kayağı için de oldukça fazla parkur barındırıyor. Uzun bir rota yapmak isteyenler kayak merkezinin solundaki tepenin sağından geçerek yaklaşık iki-üç saatlik bir tırmanışla sırta çıkabilirler. Rüzgâr aldığı için dikkatli olunmalı. Sırtı takip ederek Ejder Tepe’ye ulaşıp buradan da kayarak inmek bir günlük iyi bir tur kayağı etkinliği olabilir.

Fotoğraf: Palandöken Dağı’nda kış tırmanışı için son durak Ejder Tepe (Memet Güngör).

PALANDÖKEN / ERZURUM

Palandoken-1-1.jpg


Türkiye’nin önemli doğa alanlarından Yedigöller Milli Parkı, en güzel görüntülerini kış aylarında sergiliyor. Bolu ili sınırları içinde yer alan Yedigöller’e gidenler, doğanın kış aylarındaki başka bir güzel yüzünü görüyor. Yedigöller’e hem Ankara, hem de İstanbul’dan kolay ulaşılıyor. İstanbul’dan sabah saat 6:00’da yola çıkılıp saat 10:00 dolayında Yedigöller’e varılabilir. Bolu üzerinden gidilen yol karla kaplandığı için pek tercih edilmiyor. Kışın sadece Yeniçağa-Mengen güzergâhından gidilebiliyor. Uzun olmasına rağmen daha garantili bir yol.

Bir kış günü kış lastikleri olan bir araçla Mengen üzerinden Yedigöller’e ulaşabilir ve burada bir veya birkaç gün geçirebilirsiniz. Milli park içinde kamp kurabileceğiniz gibi ahşap evlerde ücreti karşılığında konaklayabilirsiniz. Kışın göllerin kenarında yürüyüşler yapılabilir. Bol karda yapılacak yürüyüşlerinizde en güzel manzara, karla kaplı ormanın içinde buz tutmuş göller olacak. Milli parkta yedi adet göl var. Bu göllerin en büyüğü, derinliği 15 metreye kadar ulaşan Büyükgöl; sonbahar ve kış aylarında sunduğu manzaralar nefes kesici. Kış yürüyüşü yapmak isteyenler için en uygun rota, milli parkın Bolu girişinin bulunduğu alanla gözetleme kulesi arasındaki 5 kilometrelik etap. Sürekli yokuş olan bu rotanın çok zorlu bir yanı yok. Araç yolu olarak da kullanıldığı için çok zorlamıyor ama kar birikmişse daha fazla efor harcayabilirsiniz. Bu yolu tur kayağı ile de yürüyebilirsiniz. Yol boyunca her an bir köşeden bir karaca çıkabilir. Rotanın ortalarında “anıt çam” işareti var. Yoldan ayrılarak 500 metre kadar yüründüğünde anıt çamın bulunduğu bölgeye geliniyor. Ancak zemin çok karlıysa patika belli olmayabilir, bu da kaybolma gibi tatsız bir sürpriz yaratabilir. Anıt çam işaretinin birkaç yüz metre ilerisinde ilk gözetleme noktası var. Manzarası güzel ama biraz sınırlı. Daha geniş bir alan görülmek isteniyorsa ilk noktaya yaklaşık 1.5 kilometre mesafede olan ikincisine gitmek gerekiyor. Buradan Yedigöller Milli Parkı’nı kuşbakışı izlemek mümkün. Yedigöller’de kamp kuracaklar, kamplarını bu ikinci gözetleme noktasına kadar taşıyarak buradaki düzlükte kurabilir. Dönüş tamamen iniş olmasına rağmen daha dikkatli olmak gerek. Karla kaplı yolun zemini buz olduğu için yorgunluk ve dikkatsizlik düşmeye neden olabilir. Bu güzel yürüyüşü ileride keyifle anlatmak için dönüşte dikkatli olmakta fayda var.

Sağlam bir ekiple Yedigöller-Bolu arasındaki 40 kilometrelik dağ etabını kışın yürümek, burada yaşanacak en heyecanlı macera olur. Ancak doğada kış şartlarında mücadele etmeyi bilen deneyimli bir ekibin olması gerekiyor.

Fotoğraf: Dağlık bir coğrafyadaki Yedigöller, 1965 yılında milli park ilan edildi (Turgut Tarhan).

YEDİGÖLLER / BOLU

Yedigoller-1.jpg


Malatya’nın Akçadağ ilçesi sınırları içinde yer alan Levent Kanyonu son yıllarda ilgi çekmeye başladı. Türkiye’nin henüz pek bilinmeyen doğa ve kültür turizmi değerlerinden biri olan kanyonun bazı noktaları Amerika’daki ünlü Grand Kanyon’u andırıyor. Uzunluğu kilometrelerce olan ve Tohma Kanyonu’yla birleşen Levent Vadisi tipik bir kanyon vadisi görünümünde. Vadi içinde yaz ve kış aylarında yürünecek birçok yürüyüş rotası bulunuyor. Kış aylarında çok fazla kar olmamasına rağmen, vadiyi çevreleyen tepelerde ciddi bir kar birikmesi oluyor. Bu tepelerde kış yürüyüşleri ve kış kampçılığı yapılabilir. Yine Levent Vadisi’nin arka taraflarında yer alan tepelerde de kış yürüyüşleri yapmak mümkün. Vadi içinde kış etkinliği için en uygun rota Kozalak köyü - Karadağ tümülüsleri rotası.

Kozalak köyünün güneydoğusunda yer alan Karadağ üzerinde üç adet tümülüs bulunuyor. Bu üç tümülüse kış yürüyüşleri yapılabilir. Tümülüslerin bulunduğu tepelerde veya daha aşağıdaki düzlüklerde kamp kurmak için elverişli yerler mevcut. Karadağ üzerinde üç tepe yer alıyor. Bu tepeler; 1780 metre rakımlı Killik Tepe, 1927 metre rakımlı Yığılıçakıl Tepe ve 1870 metre rakımlı Kıçkıçı Tepe’dir. Rota bu tepelerden geçerek tam bir daire çizip çıkış noktasına geri dönüyor. Rotada kış aylarında çığ riskinin olmaması da büyük bir şans. Rota, Kozalak köyünün Çatak Mahallesi’nde, yol üzerinde bulunan eski okulun biraz ilerisindeki patikadan başlıyor. Yaklaşık yarım saat süren ilk etap biraz dik ama patika belirgin. Ancak karlı kaplı zemin bu etabı biraz zorlayabilir. İlk etap bir düzlükte sona eriyor. Düzlükten itibaren artmaya başlayan kar yürüyüşü biraz zorlasa da yaklaşık 45 dakika içinde Killik Tepe’ye varılıyor. Killik Tepe’den sonra tam karşıda ürkütücü bir şekilde duran Yığılıçakıl Tepe etabı bu yürüyüşün en zor parkuru. İki tepe arasındaki mesafe 1500 metre civarında ama eğim çok dik. Zemin karla kaplı olduğu için dikkatli ve yavaş bir tempoda dinlenerek çıkılması gerekiyor. Zemin kayalık ama herhangi bir risk yok. Zirveden olağanüstü manzaralar izlenebiliyor. Yığılıçakıl Tepe’den rota üzerindeki son tümülüs gözüküyor. İki tümülüs birbirine daha yakın ve eğim daha uygun. Yaklaşık 10 dakika içinde bir sonraki tepe olan Kıckıcı Tepe’ye varılıyor. Bu noktadan itibaren önce batı, daha sonra da kuzeybatıya doğru en son tepenin üzerine kadar gidilebilir. İniş sırasında karda kaymamaya dikkat edilmeli. Bu etabı bitirince kısa süre içinde çıkışın yapıldığı düzlüğe ulaşılıyor. Düzlüğe varmadan soldaki derenin sağ yamacındaki patika takip edilirse kısa sürede çıkış noktasına varılıyor.

Fotoğraf: Malatya, Akçadağ yolundan geçerken Levent Vadisi tüm heybetiyle sizi karşılar (Yıldırım Güngör).

LEVENT KANYONU / MALATYA

Levent-1.jpg


. kaynak .
zVq3X6.png

 
Geri