Duygyusal şiirler arşivi

A
  • Kullanıcı aXi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Şiirler
varlığınla mutlu ederken beni yokluğunla canımı acıtma

Seni düşündükçe zamansız yağmurlar yağıyor gözlerimden
İçimde dinmeyen fırtınalar başlıyor esmeye
Sensizlik miydi içimi acıtan
Yoksa yalnızlık mı?
Anlamaya çalıştıkça yüreğimdeki diken daha da derine batıyor
Derine gittikçe durdurulamayan bir kan seli oluşuyor gözle görülmeyen
Acısını sadece benim hissetigim ama gözlerimden fışkıran
Kimsenin bilmediği, senin yalanlarının yaktığı kor bir ateş

Sana güvenmişti bu yürek
"Vazgeçilmezim oldun"demiştin
"Kimse vazgeçilmez değildir." demiştim sana.

Meleğim demiştin
Ne çok sıfat yüklemiştin bana
"Ağır geliyor bu sıfatlar" dediğimde,
"Hepsini hakediyorsun çünkü hepsi sensin" demiştin.

Rüzgarın kızı bir kasırgada kayboldu sayende...
Fırtına öncesi bir sessizlik hakimdi son gecemize
Veda edercesine bakıyordun gözlerime
Böyle bakma" dediğimde
"Ne vedası" demiştin.
Nerden bilebilirdim ki ELVEDA diyeceğini

O kadar hayal kurma demiştim sana,
Sonra hayalkırıklıkları canını yakar diye...
Zorla düşler gördürdün bana mutluluk üzerine
Sonra beni kasırganın ortasında bıraktın
Söylemiştim sana "savunmasız bir bebek gibiyim
varlığınla mutlu ederken beni yokluğunla canımı acıtma" diye...

Kasırgadan kurtuldum sen olmadan
Hiçbirşey eskisi gibi olamaz biliyorum
Ama Hayat devam ediyor, edecek de...
Bana mutlulukların yanında hüzünler de getirecek
Ve ben başım dimdik, ayakta kalacağım
İnadına inadına...
 
Bana Akar Irmaklar ...

Bulutlar...

bana taşır yığın yığın yağmurları,

gönül deryamın dolu oluşu hep bundandır;

yüzerim...yüzdürürüm sevdalarımı doyasıya.



ırmaklar...

bana akar,gündüz turkuaz,gece gümüşi,

ay ve güneşin çehreme yansıması bundandır;

yaşarım...yaşatırım gülleri,gülyüzlerde.





rüzgarlar...

bana eser,hanımeli kokulu akşamlarda,

imbatlarda ilhamların mesken tutuşu bundandır;

yazarım...okurum satır satır yanık dizeleri.





melekler...

bana gelir bölük bölük,kanatlarında sevgi yüklü,

kalbimdeki coşkuların sınırsızlığı bundandır;

severim...sevdiririm çılgınlar gibi yaratılan her şeyi

 
Vurulmalar Yüreğime Düştü Hep!

VURULMALAR YÜREĞİME DÜŞTÜ HEP!

Gün geldi çattı ayrılık,kader bu ya!
Yaşanmış onca güzelliğin ardından,
Hatıralara sırt dönüldü; vefasızlıkla.
Pencerelerden düşen saksıçiçekleri gibi,
Gülümsemeler sana;
Kırılmalar yüreğime düştü hep...

Zaman oldu devran döndü,hayat bu ya!
Gecelerin gizemindeki şahikaların tükenişinde,
Ardına bakmadan tan yerine koşmalarında;
Narin yapraklara düşen soğuk çiğ damlaları gibi.
Gitmeler sana;
Üşümeler yüreğime düştü hep...

Mevsimler gelip geçti,ömür bu ya!
Sevda rüzgarları sam yelinedonuştügündeYemyeşil gönül vadimi ihanetlerinle çöle çevirip,
Yaz yağmurlarının ardından çıkan gökkuşağı gibi.
Kahpelikler sana;
Aldanmalar yüreğime düştü hep...

Her başlangıcın bir bitişi vardır ya!
Yaşamın uçsuz bucaksız okyanuslarında patlayan fırtınalar.
Alabora ederken umuda yelken açan sandallarımı,
Arsız dalgaların günahsız kıyıları tokatlaması gibi.
Kalleşlikler sana;
Vurulmalar yüreğime kaldı hep...
Bilal Coşkun
 
İsmini Bulamadım Şiir'in

Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk
Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık

Görmedin bir arslanın can çekişen resmini

Yalnızlık kitabında okumadın ismini

Bir takvim yaprağında yanmadı bakışların

Dökülen tüylerine tutunmadın kuşların

Karanlık köşelerde acı acı gülmedin

Sen henüz kovulduğun kapılarda ölmedin

O Celali uykudan uyanmadın
virgul.gif
uyanma


Düşlerimin rengine boyanmadın
virgul.gif
boyanma




Bir kuş gibi çırpınan kalbimin kafesine

Bir avuç yem bıraksan ölür müsün
virgul.gif
a gülüm


Feryadı kayaları parçalayan sesine

Ömür boyu yabancı kalır mısın
virgul.gif
a gülüm


Sen henüz bir zindanın küflü duvarlarına

Çarpmadın gözyaşıyla boğulan gözlerini

Sen henüz diken diken saplamadın göğsüne

Dudağında kuruyup dağılan sözlerini

Sen henüz dokunmadın yalnızlığa kan gibi

Acıyı kaynatmadın içinde volkan gibi

Karalar bağlamadın beni anlayamazsın

O kalp sende oldukça gülüm
virgul.gif
ağlayamazsın
 
Ben Kimim ?


BEN KİMİM ?..

Evvel benem âhir benem, canlara caaaan olan benem
Azup yolda kalmışlara hâzır meded iren benem

Bir karâra dutdum karâr sırnımı benüm kim tuyar
Gözsüz beni kaçan görür gönülde gizlenen benem

Kün deminde katre uran bir nazarda dünya turan
Kudretinden hon döşeyüp yük nevbetin uran benem

Düz döşedüm bu yerleri çöksü urdum bu taşları
Sayvan eyledüm gökleri girü dutup duran benem

Dahi aceb âşıklan ikrâr u din îmân oldum
Halkun gönlinde küfrile islâmila îman benem

Halk içinde dirlik düzen dört kitabu toğru yazan
Bu üstine kara dizen ol yazılan Kur'an benem

Dostila birliğe biten buyruği neyise dutan
Mülk bezeyüp dünyâ düzen ol bağçavan heman benem

Hamza'yı Kaf'dan aşuran elin ayağın deşüren
Simurg-ı Kaf ardındağı oy ağılu ilan benem

Yûnus değül buni diyen kendüliğidir söyleyen
Kâfir olur inanmayan evvel âhir heman benem
 
Bitanem . ..


Bitanem


Dalga ile kıyının aşk
ını bilir misin?
Öncesinden başlayıp
virgul.gif
sonsuza giden dalga
virgul.gif

Hep aşk
a kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
Dalga seven
virgul.gif
kıyı sevilendir.
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşk
ına verir bedenini hesapsızca
İşte
virgul.gif
ben de seni böyle severim bitanem.

Bitanem
virgul.gif

Bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini...
Sevilmeyeceklerini...
Koklanmayacaklarını...
Okşanmayacaklarını...
Ama inatla açarlar aşk
la
virgul.gif
sevgiyle
virgul.gif
özlemle.
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
İşte
virgul.gif
ben de seni böyle beklerim bitanem

Bitanem
virgul.gif

Ağaç ile meyvesinin aşk
ını bilir misin?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
Öyle zorludur ki ayrılmaları
Verir meyvesini ağaç
Meyve tohum olur
virgul.gif
tohum kök olur
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
İşte ben de böyle bitanem;

YOK OLMAYI GÖZE ALDIM
TEKRAR SENDE DOĞMAK İÇİN...

 
Çek Git, Kurtul "Ben"den...


Bu yüzün arkasında saklıdır başka bir ben
Doğruyu söylemeyen, her şeyden bıkmış bir ben
Artık gülmüyorsam bir nedeni vardır
Artık sevmiyorsam, bir nedeni vardır
Artık duymuyorsam, ne beklersin ki benden
Çek git, kurtul vaktin varken
Çek git, kurtul "ben"den Bu yüzün arkasında saklıdır başka bir ben
Derdini söylemeyen, kendini boğmuş bir ben
Artık gülmüyorsam bir nedeni vardır
Artık sevmiyorsam, bir nedeni vardır
Artık duymuyorsam, ne beklersin ki benden
Çek git, kurtul vaktin varken
Çek git, kurtul "ben"den
Sözlerle yıpratılmış, ağlarken gülen bir ben
Sessizce aldatılmış, zavallı, ezik bir ben
Benden uzakta doğmuş, beni besleyen bir ben
Yokluğumdan usanmış, beni özleyen bir ben
Bazen başkası olmuş, ölüp dirilmiş bir ben
Herkesi dostu bilen, herkesten kopuk bir ben...
 
Sen gidersen



ara1.gif

Sen gidersen;kırılır gözlerimin feri

sen gidersen feryat eder yüreğimin en derin yeri


sen gidersen yar!!


yok olur kaybolurum meçhule uğurlarım


ben beni..

gitme yar!!gitmee
ara1.gif

sen gidersen kırılır kolum kanadım

viran olur sevgiyle bağlanmış her bir yarım


nefes alamam yoklugunla ayakta duramam inan


sen gidersen kara kilit vururum dilime


söndürürüm tüm ışıklarını şehrin


en koyu karanlığı basarım yüreğime


sen gidersen sesim gider nefesim biter


gitme yar!!gitmee
ara1.gif

aask1.gif

ara1.gif

sen gidersen umutlarım biter


içimde en ağır fırtınalar sürer


sen gidersen can çekişir anılar


bütün fotoğraflar yere düşer


aynalarda suretim bana küser


sen gidersen;


yok olur bu can ;cana küser


sen gidersen ben ölürüm!!


ölürüm yarrr::


gitme...gitmeee...

beni sensizliğe terketme...gitmeeee!!
 
Ey Sevgili..!
Seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim. Ama sevgiyi öğretebildim sana sanırım_? [ne kadar öğretilebiliyorsa..]
Dilerim kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir o zaman.. Böylece ne sen bende kaybolacaksın, ne de ben sende.!
Sen beni kendinde, ben seni kendimde bulmuş olacağım. O zaman hiç ayrılmayacağız.
Sakın sevgimle seni tuzağa düşürdüğümü sanma.
Sevgi hayatın hem çekirdeği hem de meyvesidir.!



Bir ağaç, meyvesiyle seni kendine çağırıyorsa bu bir aldatma sayılmaz.
Unutma ki ağaç meyvesine çağırır, kendisine değil..!
Ey Sevgili..!
Sen bir sığınak arıyorsun.. Ama ben durulmaz bir fırtınayım.!
Sen kendinin sakini olmak istiyorsun.. Ama ben evrenin sakini olmak istiyorum.!
Sen olmayacak bir barışı arıyorsun.. Bense tüm kötülüklerle savaşmak istiyorum.!
Sen küçücük bir çocuksun.. Ama ben küçükken çook büyüdüm.!
Sen dünyadan kopup yıldızlara sığınmak istiyorsun.. Ben karanlıkları aydınlatmak istiyorum.!
Sen bir ağacın gölgesine sığınıp yaşamak istiyorsun..Bense ülkemi[yolları aydınlık, insanları ümitli ve huzur dolu olan bir ülke] arıyorum.!
Sen bende kaybolmak istiyorsun.. Ama ben seni kaybetmek is-te-mi-yo-rum.!!!
Sen susuyorsun.. Bense haykırıyorum.!
Sakın unutma:
Kalbim paylaşılamayacak kadar senindir.Seninle bile.
[ Ama bilmiyorum sen bu kadar bende misin_? ]
Lütfen kendini ara..Beni değiL_!
 
Gitme yar, Gitme (!)


Gitme yar, gitme (!)
…Gözbebeklerimde asılı duran gözyaslarını,hüznü indirme yanaklarıma …
Gitme (!)
…Kavusmaların, mutlulugun ardından ; özletme gülücükleri, tebessümleri …
Gitme (!)
…Gelisinle kapatıgın yaraları, silinen acıları; gidisinle özletme…
Gitme (!)

Gitme yar, Gitme (!)
Bırakıyorum dilimde yaktıgım isyanları, küfürleri, bedduaları…
Gözbebeklerimde biriktirdigim katreleri atıyorum..( Yanaklarım Islak )
Sensizligine, gidisine yazdıgım bütün siirlerimi yakıyorum, yoklar artık !
Ölümü özleyen yüregimi durdurdum artık,
GitMe (!)

Gidişin bitirecek beni … Gidişin ölümüme sebep !
Tamam yar, Git (!) …Susuyorum (!)
Yalvarmalar bitti, gözyasları bitti… Acı( n ) bitti …
Şimdi git bu şehirden, yürgimden …
Bir soluk gibi, hızlı.. Bir o kadarda sessiz (!)
Tamam, kaL demiyorum.. Git (!)
Haydi Nefes alıp veriyorum …,
Aldım…. Verdim … ve Bitti( n ) …

Gidisin Boyle olmamalıydı, Sessiz Sakin !
Sence;
Gidişin beni mahvetmeliydi …
Gidişinle gitmeliydim, bitmeliydim….
Ama gittiN işte,
Bir soluk kadar sessiz ve amansız (!)(!)
 
İsa’daki beşaret, İncil’deki Ahmet’ti
İbrahim’in duası; Âmine’ye rahmetti”

Ölenler bahtiyardı; yaşamak ise ardı
Âsumanı mazlumun ah ü enini sardı
Yeryüzünde sultanlar haddini aşıyordu
Yağmur hüzünle yağar; topraklar kan kusardı
İnsanlık küf kokulu bir çağda yaşıyordu
...Nice mazlumun boynu zalimlere eğildi
...Sureta insan olan hakikatte değildi!..

Ne yetimin başını okşayan bir el vardı
Ne bu çağda olanlar insanlığa sığardı

Ebabiller ağzında müjde taşıyan kuştu
Ebu Talip’te hayret, Ebu Lehep’te muştu
Köle azat edecek bir sevince dönüştü
Fahr-i kâinat böyle bir asırda doğmuştu
Ebu Kubeys dağına semâdan bir nur düştü
...Yeryüzü üstündeki karanlığı atmıştı
...Mekke’yi baştanbaşa bir ziya kuşatmıştı

İsmini yerde insan; gökte melekler andı
Yeryüzü en muhteşem renklerini kuşandı

Zamana küstü neşe; seneler hüznü tattı
Bir kızılca kıyamet, semada şafak attı
Güneşin şavkı düştü karanlıkta yüzlere
Kâinatı mülteci bir hidayet kuşattı
Yetim bir rahmet yağdı göklerden öksüzlere
...Semâda kuşlar ağlar, yerde bitki inlerdi
...Mazlumlar, gözü yaşlı güneşte serinlerdi

Dünya ile beraber döndü feleğin bahtı
Doğar iken Kisra’nın sallandı tacı tahtı

Gökten melekler indi, sanki yeryüzü dardı
Doğarken ellerinde kırmızı bir gül vardı
Ve de yalın bir kılıç kabzası saf gümüşten
Güneş hüzünle batar; ay mâtemle doğardı
Hiçbir farkı yok idi insanlığın ölmüşten
...Ashab-ı Uhdut yandı, ateş yandı, su yandı
...Habbab’ın küllerinde bir insanlık uyandı

Yeryüzünde imtihan için eğildi başlar
Merhaba derdi gökler, selâm verirdi taşlar

Lâleler boy veriyor, gülüyordu yasemin
Lakabına müşrikler diyorlardı: “el-emin”
Risaletle beraber henüz kırk yaşındaydı
Onunla rengi bile değişmişti matemin
Çöle düşecek yağmur bahar telaşındaydı
... O’nun avuçlarında güle dönüyordu har
... Yeryüzünde mevsimler olmuştu artık bahar

Beşâret bulutları kaplamıştı bu yurdu
Yüce Allah vahyetti “İkra” diye buyurdu

Allah’ın Resulünü risalet çokça yordu
Hatice merhametle üstünü örtüyordu
Varaka metanetle: “Ey Nebi! O zor günde
Yanında ben olsaydım peşindeyken bir ordu
Senin ile ağlardım; gülerdim güldüğünde”
...Sırtında işkembeyle Kâbe’de namaz kıldı
...Mudar’ın tüm putları birer birer yıkıldı

Diri diri gömülür toprağa kız çocuğu
Böyle hazin bir çağda başladı yolculuğu

Müşrikler mağaraya gelince perde perde;
Örümcekler ağ gerdi, güvercinler siperde
Süraka iz peşinde Ebu Bekir muztarip
İman ve tevekkülün kesiştiği bu yerde
“Üzülme” diyor idi: “Allah bırakmaz garip!”
... Bir bir yıkılıyordu Lat, Menat, Uzza, Hübel
... Haykırıyordu Ensar: “Ey Nebi! Bekletme gel!..

Siyah kâküllerinden zemzemin suyu damlar
Etrafında pervane oldu nurdan adamlar

Medine’de Ensar’ın kulakları bu seste
Kâinat bu muştuyla gülüyordu aheste
Sabırla bekliyordu hicret yolunu Hira
Bülbüller bile mesrur ölüyordu kafeste
Bulutlardan haberi aldı yaşlı Bahîra
...Vücudunu Taif’te siper eder iken Zeyd
...Musab’ın ellerinde hidayet buldu Useyd

Neşîdeler güvercin çığlığına karıştı
Misafir etmek için bütün Ensar yarıştı

Kılıcın gölgesinde! Hak nedir, batıl nedir?
Şahit olurken Hendek! Şanlıydı Uhut, Bedir
Şehitlerin kanıyla yerler, gökler yeşerdi
Bir rahmet bekliyordu insanlık kaç senedir
Beşere bu zulmeti yapan yine beşerdi
...Nebiyi kucaklayıp bağrına bastı zaman
...Artık mutluluğundan ağlıyordu âsuman

“Refik’il A’la” dedi, yine bir seher vakti
Artık bu dünya ile kalmamıştı bir akdi

Talihsiz bir zamana: Artık ağlamak süstü
Ümmet artık yetimdi; artık ümmet öksüzdü
“Rahmetelli’l-âlemin” yalan dünyaya küstü




Seyit Kılıç


Şiir: Yedişer mısralık dokuz bent, on beyit ve azade 3 mısradan teşekkül etmektedir. Bentlerin mısra sayıları Allah’ın Resulünün (SAV) yaşını; beyitlerle beraber azade 3 mısraın toplamı ise 23 yıllık risalet zamanını kapsayacak şekilde tasarlanmıştır.

www.forumbahane.net
 
Elini tutsam , dünyanın öbür ucuna benimle birlikte gelir misin ? bekle desem,dünyanın bir ucunda beni bekler misin?
Denizimde fırtınalar çıktığıda limanım olur musun?karanlık bastırdığındadeniz fenerim,hava açınca yıldızlarım olur musun;bulutlar göğü kapladığında pusulam?
Mihengim,turnusol kağıdım olur musun?yüreğimin suyu bulandıkça onu durultacak iksirim?
Kapılar kapandığında kapım,yollar aşındığı vakit yolum,saklanmak istesem duvarım olur musun?özgürlüğüm ve mapushanem?
Üşürsem evim olur musun?yorganım,ana kucağım?çölümde vaha olur musun?vahamda hurma ağacım?
Dağın tavşanı,çölün ceylanı,gecenin hayalleri bağrına bastığı gibi beni bağrına basar mısın?şak şak yarılsa bile gökten umudunu kesmeyen kıraç tarlalar gibi umut bağlar mısın bana?gitmek istersem kanatlarım olur musun?kalmak istersem ayağımda prangam?
Hurilerim olur musun?kudret helvam ve bıldırcınım?soğanda sarımsakta gözüm yok,tih çölü sürgününde gözüm yok.ateş almaya gidersem,kırk vakit sonra dönsem bile aynı yerde beni bekliyor olur musun?
Kavmim beni terk ederse ve ben kavmimden kaçarsam,bir kez arkana bakmadan arkamdan gelir misin?
Ot bitmeyen bir vadide yalnızca Allah'a emanet edip gidersem,sen de beni kınamaksızın O'na güvenir ve sa'y eder misin?
Ümidimi kaybettiğim anda ümidim,neş'emi kaybettiğim zamanda coşkum,kalbim işgale uğrarsa halaskarım ve rehberim olur musun?
arkadaşım,yoldaşım,sırdaşım,enisim,huzurum,sürurum,nurum,zinetim,nimetim...

CENNETİM OLUR MUSUN...???
 
Dinlemıstım ama okumakta güzeLdi..
Tesekkürleerr emegine saglık abla (:
 
Mecbur değildin gitmeye
Beni böyle sersefil etmeye
Mecbur değildin ayrılığa
Yüreğimi parçalamaya... Mecbur değildin...


'Sen değil miydin hep şöyle diyen!' diyerek başlamayacağım bu yazıma. Bu yazımda sözlerden bahsetmeyeceğim merak etme. Nasılsa hepsi senin için ağızdan çıkan önemsiz şeyler, öyle değil mi?


Ayrılığı getiren saatlere Lanet okuyorum artık. Kadere isyansa isyan. Adını sen koy işte..


Hayallerim vardı benim de.. Seninkiler gibi, herkesinki gibi. Suya düşenlerden bahsetmiyorum. Hâla gökyüzünde gezenleri söylüyorum..



Umutlarım vardı benim de.. Seninkiler gibi, herkesinki gibi. Yitirilenlerden bahsetmiyorum. Hâla içimde koşup oynayanlardan söz ediyorum..


Can kırıklarım yüreğimi kanattı sen gittikten sonra. Hayat ikiye bölündü; 'senden önce, senden sonra...'


Dün bir arkadaşım sarıldı boynuma. Sevilmeye bu kadar ihtiyacım olduğunu o anda anladım işte.
Ve bir şeyi daha anladım; 'Sen beni hiç sevmemişsin...'


Cana kıymak düşüncesi beynimi kemiriyor sokaklarda. Her gelen arabaya cellat gözüyle baktın mı sen hiç? Veya her ağaçta kendini gördün mü boğulmak üzereyken?


Kolay olanının kaçmak olduğunu öğretti annem bana. Önemli ve zor olanı ise yaşamakmış.. 'Peki her gün ölüp ölüp dirilmek nedir anne?' dedim. Sustu... İlk defa annem sustu...


'Yeni bi başlangıç yap' dedi eş dost. 'Başladığımı bitiremedim ki' dedim.. Onlar da sustu.


Hayatta susmuştu ya hani, dayanamadım artık ben de sustum. Ne soruyorum ne de cevap veriyorum. Sadece böyle arada bir sessiz çığlıklarımı kağıda döküyorum...
 
Terk edilmiş bir sokaktayım..
Bütün duvarlar bana dargın..
Dargın bana bütün yollar,Seni sevdiğim için..
Ardından ağladığım için...

Oysa..
Yıldızlı gecelerde gözlerini gölgeleyen bendim..
Şafağın ışıklarını birer birer ben söndürdüm..
Bulutları ben iteledim dağ başlarına..
Sevdalılarını sığ denizlerde boğan bendim...
Nehirleri ben kuruttum..
Ve Ask'ı ben yaktım..Sen gitmeyesin diye!...


Bir labirentin sonundayım şimdi..
Ya yasayacam ya da öleceğim..
İkiside benim elimde..
Bütün sokaklar dilsiz,bütün sokaklar sağır..
Teker teker geçtim karanlık odalardan..
Yüreğim paramparça aştım engelleri..
Takıldım,düştüm,çok beter hırpalandım..
Ama inan bana Ay Parçam..
Sevdandan bir nefes,Tek bir nefes olsun usanmadım...


Bütün sokakların gözü benim üzerimdeydi..
Aklımda sen varsın diye..
Beni en zayıf yerimden vurdular "......"
Çok uzaklardaydın, nasıl bilecektin..

Geceydi...
Karanlıktı...
Sarhoştum...
Beterdim...

Neye yarardı ki sensiz Ask?
Bir kez daha gitmeyesin diye..Ask'ı ben yaktım!...


İnce yağmurlu bir gecede,Kör bir bıçak gibi saplandın yüreğime..
Kan çıkmadı mı sanıyorsun gözlerimden..
Bir sırrımı daha öğrendi gökyüzü..
Ne ay anladı, ne güneş ıslak yüreğimi..
Kara dumanlar yolladım sana,Sarsın diye vefasız bedenini..
Soğuktu,karanlıktı, çiseliyordu..
Isıtmak için sensiz bedenimi..Ask'ı ben yaktım!


Sevapsız bir günahkarım şimdi..
İşte çırılçıplak karşındayım..
Dalgaları elinden alınmış bir gemi..
Yıldızları çalınmış bir gökyüzü..
Buzulları erimiş ılık bir kutup..
Ve karanlıkta çalınan bir ıslık gibiyim..

En mahrem sırrımı doluyorum boynuna..
Masum çocukların uçurtmalarını ben parçaladım..
Oyuncaklarını kıran bendim bebeklerin..
İçimdeki yangınlara sığdırıyorum Göz yaşlarımı..
Bir kıvılcım oldu ismin dudağımda..

Geceydi...
Karanlıktı...
Sarhoştum...
Beterdim...

Deli gibi yollara düştüm,Belki ölürüm diye...
Olmayınca..!!! Ask'ı yaktım...


Bir baksana şu halime, ellerim kan ter içinde..
Bir diken yüzünden bütün gülleri birer birer ateşlere attım..
Gitti dediler senin için, Bilmiyordum...
Ne senle oluyor, ne de sensiz..
Yokluğun cehennemin diğer adıymış..
Ben deli, ben divane,Nerden bilecektim?..
Ey ayın en güzel hali olan parçam..
Ben Aşk'ı Sen Gittin Diye Yaktım....!!!
 
sevdalarda kural mıdır bilmem?
Aramızda karlı dağlar oldu önce...
Bense, güneşi avucuma alıp,
Dağlardaki karı erittim...
Yine de yol vermedi dağlar ama;
Seni kendime Şirin yaptım,
Dağları delerek sana geldim,
Ben seni Ferhat gibi sevdim...

Yol bu....
Bin bir türlü zorluk vardı önümde,
Fakat, yorulmadım yürümekten,
Yılmadım sana gelmekten..
Ellerim çatladı, kurudu dudaklarım.
Dudaklarımı değil, suları ıslattım,
Seni kendime Leyla yaptım,
Ben seni Mecnun gibi sevdim...

Uzadıkça uzadı sana gelen yollarım.
Yaşadıkça ömür, gittikçe yol bitermiş.
Ömrüm bu yolda bitsin diyerek,
Yol gittikçe ben gittim,
Sanma ki gitmekten bittim.
Seni kendime Aslı ettim,
Ben seni Kerem gibi sevdim...

Her şeye küstüm bu sevda yüzünden.
Hatta kendime bile küstüğüm oldu da
Hayata ve sana küsemedim gülüm.
Bu bendeki, ne hırstı, ne de cesaret.
İçimde deryâları taşıracak bir sevda,
Okyanuslara sığmayacak bir arzu vardı.
Belki de sendin bu büyük Arzu,
Ben seni Kamber gibi sevdim.

Farz et ki ben anamdan yeni doğmuşum,
Üzerimde bir kat elbise bile yok.
Her insan çıplak doğmaz mı gülüm?
Ama ben,
Çıplak fakat,
Kocaman bir yürekle doğmuşum.
Belki Ferhat, belki Mecnun,
Belki Kerem, belki Kamber kıskanacak ama;
Biliyor musun o kocaman yürekle,
Ben seni, BEN gibi sevdim.
 
aşk birkaçımızın toplamı...
yaşlı düşlere çıkan zamansız bir rüzgar...
susarak anlatılmıyor bazen...
hiç olmazsa bakma bana öyle..
hiç olmazsa...

yanlışlıkla ağlıyorum hep....
ama nedense gözlerim eğik gidişine..
sebepsiz duraksıyorum ardından...
bir bakış atıyorum sana...
ardına bakmadan sen...
biliyorum...
gidiyorsun...

vücudum delik deşik gittiğinden beri...
sızıyorum darmadağınlığımı...
ay ışığına vuruyor kaçamak bakışlarım..
seni yazıyorum düşlerime..
uyku tutmuyor...
ay gitmeden...
biliyorum...

masamda bir yumruksun şimdi..
sahte bir koyveriş acılardan...
yarım yamalak bir sevda türküsü..
gidenin ardından...

darmadağıldım...

biriniz bana dokunun !
ağlayamıyorum !
 
Geri