Devrent Deresi Türkü Hikayesi

Konu sahibi son olarak 382 gün önce görüldü
Bu türküye konu olan olay 12 Şubat 1933 yılında bugünkü Buldan-Derbent barajının dolgusu yapılan "Derbent deresi" denilen yerde meydana gelmiştir.

Malüm 1933 yıllarında Türkiye'de her beldeye araba tren gibi ulaşım araçları henüz girmemişti. O yıllarda Buldan'ın Derbent Köyü Alaşehir ve Sarıgöl taraflarından gelip Sarayköy ve Denizli taraflarına geçmekte olan kervancıların uğrak yeriydi. Kervanlar Derbent boğazını görmeden geçemezlerdi. Zaten en kısa ve tek geçit burasıydı.

12 13 Şubat tarihlerinden önce Denizli'nin Gölemezli köyünden Deveci (Kervancıbaşı) Kuru Ali'nin Musa adındaki kişi Meneviş'in Veli ve Süleyman adlarındaki kişileri de yanlarına alarak Sarayköy'den develerine buğday ve arpa yükleyip Sarıgöl'de boşalttıktan sattıktan sonra tekrar aynı yoldan Sarayköy'e doğru hareket ederler. Mevsim ise kış karlı fırtınalı tipili bir gün...


Kervancılar tam Derbent deresi denilen yere gelmeden önceleri Buldan ilçesine bağlı sonra Sarıgöl'e bağlanan Baharlar köylüleri ile karşılaşırlar. Köylüler kervancılara "kar çok yağıyor Derbent boğazından geçemezsiniz" diyerek döndürmek isterler. Onlar da "hayır gideriz" diyerek yola devam ederler. Derbent boğazına iyice yaklaştıklarında kar boran tipi şiddetini artırır. Develerin ayakları tutmazkaymaya başlar. Köylülerin aklına gelen devecilerin başına gelir ve develerle birlikte uçuruma yuvarlanırlar. Musa Veli ve Süleyman önce develerini sonra da kendilerini kurtarmak isterlerken vakit bir hayli geçmiş gece olmuştur. Kar ve tipiden soğuktan korunacak yer bulupdevelerini de kurtaramadan soğuktan dönüp ölmüşlerdir.



Olayın ertesi günü oradan geçmekte olan Kula'lı ayakkabı yolcusu uzaktan bunların ölüsünü görür Derbent köyüne haber verir. Köye 4-5 Km. uzaklıkta bulunan "Derbent boğazına" gelen köylüler küreklerle karları aça aça cesetleri bulurlar. Devenin birisinin ayağı kırılmış diğerleri ise sağlamdır. Musa Veli ve Süleyman'ın etrafında kargalar uçuşmaktadır...

Kervancıların cesetleri önce Derbent köyüne getirilir. Kimlikleri ve Gölemezli köyünden oldukları iyice anlaşılınca köylerine götürülerek cesetler ailelerine teslim edilir.

Bu acı olay üzerine Denizli-Buldan ilçesine bağlı Derbent köyünden Ayşe ve Fatı adlarındaki kişiler hemen bir ağıt yakarlar. Bu ağıtın sözleri de gün geçtikçe dilden dile telden tele gezip dolaştıkça halk arasında yaygınlaşır. Herkes tarafından yıllardan beri söylenip durur.
 
Geri