Deniz Kabuğunun Yolculuğu
Uzun uzun yıllar evveldi
Uzak sahillerin nemi yaprağı üzerinde yemyeşil ormanlarında
güzeller güzeli bir kız yaşarmış.
Adı yokmuş
Bir isme de ihtiyacı yokmuş zaten.
Duyamaz ve konuşamazmış O
Tüm gün topladığı deniz kabuklarıyla uğraşırmış sadece.
Her sabah uyandığında
“acaba bugün hangi deniz kabukları bulma şansına sahibim” diye merak duyarmış.
Kime sorsanız tüm deniz kabuklarının birbirine benzediği o uzun sahillerde o aylardır yıllardır hep mutlu ve
her günü ayrı bir umut ve güzellik içinde heyecanla yaşamaktaymış.
Çünkü O
zamanın
sevenler için sonsuz olduğuna inanırmış
Çünkü O
zamanın
sevinenler için kısa
üzülenler için çok uzun
korkanlar için çok hızlı
bekleyenler içinse çok yavaş olduğunu bilirmiş
O sonsuzu seçen seven ama çok seven bir yüreğe sahipmiş
Topladığı ve dokunduğu her deniz kabuğu ile yüreğine bir parça daha sevgi biriktirmekteymiş
O deniz kabuklarında kulaklarıyla duyamadığı bilinmez nice sesleri dinlemekteymiş aslında
Yüreğinin kumsalları ve suları ona hiç gitmediği hiç görmediği kıyıların nice hikayelerini anlatır durularmış
Dünya onun yüreğinde atarmış.
Dünya onun yüreğinde ses verirmiş evrene
O dünyayı yüreğinden işitir bilir ve yaşarmış
Bazen işittiklerimiz yeter sanırız.bildiklerimiz gerçek sanırız.
Ve bunlar mutlu etmez bizi.
Çünkü mutluluk;
duyamadıklarımızda gidemediklerimizde
fark edemediklerimizdedir
Oysa görebildiklerimizden daha fazlasıdır gerçekler
Günlük döngüler içinde Sevdiklerimizle ve kendimizle paylaşabileceğimiz şeylerden uzak kalarak yaşıyoruz hayatlarımızı maalesef.
Hayat bu olmamalı Işler hiç bir zaman durulmayacaktır ki hep yoğun hep çok olacaktır
Ama sular bile durulur.
Durulur ve durulanır o zaman su; sedeflenir sakinliğin dinginliğin tatlı huzuru derinliği aks olur kumsallarda.
Bu hayattır işte Hayat oradadır.
Dinlerken beklerken izlerken durulanırken
Hayat orada yaşanır gerçel anlamda
Oysa bizler mekanik ve elektronik bir dünyaya hapis vaziyette şuursuz yaşıyoruz “hayat bu” diye.
Yaşamımızı hayata ve kendimize endeksleyebilmeliyiz.
Ggerçekle doğru arasındaki farkı görebilmeliyiz
Hepimiz
Gerçekten mutlu olmak
sadece yüreğin işidir.
Yüreklerimize fırsat vermeliyiz.
Her yeni güne başlarken
hangi deniz kabuğuna dokunarak
bilinmedik hangi yaşama katılacağımız şansına gülümseyerek
umutla uyanmalıyız
Var olmanın güzelliği bu olsa gerek.
Acaba bugüne kadar
yüreğinizde kaç deniz kabuğu biriktirmişsinizdir ?
Sen.
bugün hangi deniz kabuğunu dinledin
ve bugün kaç deniz kabuğu topladın?
Insanın yüreği belki de deniz kabuklarından örülü olmalı.
Her yürek bir kumsal olmalı belki de
Kumsal gibi sonsuz olmalı.
Kum tanelerinin kristallerinde nice deniz çiçekleri sedefleri açtırmalı her gün için
Ve her mevsimde ebruli olmalı o kumsal
her koşulda kumsalda olmalı varlığımız.
Mesela yazı kumsal mevsimi biliriz sadece. Fakat kışın da oradayızdır Insanlar nedense kumsalları sadece yazın fark ederler
Ne talihsizlik.!
Tıpkı yüreklerimizi de aynı talihsizliklerle fark edemediğimiz gibi
Belki de maviyi görmek değildir önemli olan
Belki bakışlarımız gökyüzüne yöneldiğinde
Önce uçurtmayı görebilmeli gözlerimiz
Önce uçurtmayı görebilirsek mavileri de yakalarız zaten
Uçurtma mavidedir nihayetinde
Eğer her gün yeni bir var olma çiçeği açıyorsa gözlerimizde ve
Yüreğimizin ebruli kumsallarından yepyeni deniz kabukları sedefler toplayabiliyorsak
Yokluk yok demektir değil mi?
VE her sabah ya da akşam üstleri
Sulanmalı mutlak o var oluş çiçeklerimiz.
Güne ya da akşama başlarken
Yürek su isterÇiy ister. Şebnem ister
Insanın en yalnız olduğu zaman dilimlerdir sabahın eri ve akşamüstleri.
Insanın en çok kendi olduğu kendinde ve kendiyle olduğu vakitlerdir onlar.
Doğrularımızdan gerçeğe yönelik yolculuğun başladığı vakitlerdir.
Sonsuza uzanan uzanması gereken yürekler yollarını çiçeklendirme ve deniz kabuklarını sevgilendirme vakitleridir.
Doğrularınıza sahip çıkın. Kendinizi yakalayın.
Sonsuzluğu kendinizden esirgemeyin.
Bakın dinleyin dokunun deniz kabuklarının size söyleyecekleri var
Yüreğinizin ebruli kumsalından ayrılmayın.
Uzun uzun yıllar evveldi
Uzak sahillerin nemi yaprağı üzerinde yemyeşil ormanlarında
güzeller güzeli bir kız yaşarmış.
Adı yokmuş
Bir isme de ihtiyacı yokmuş zaten.
Duyamaz ve konuşamazmış O
Tüm gün topladığı deniz kabuklarıyla uğraşırmış sadece.
Her sabah uyandığında
“acaba bugün hangi deniz kabukları bulma şansına sahibim” diye merak duyarmış.
Kime sorsanız tüm deniz kabuklarının birbirine benzediği o uzun sahillerde o aylardır yıllardır hep mutlu ve
her günü ayrı bir umut ve güzellik içinde heyecanla yaşamaktaymış.
Çünkü O
zamanın
sevenler için sonsuz olduğuna inanırmış
Çünkü O
zamanın
sevinenler için kısa
üzülenler için çok uzun
korkanlar için çok hızlı
bekleyenler içinse çok yavaş olduğunu bilirmiş
O sonsuzu seçen seven ama çok seven bir yüreğe sahipmiş
Topladığı ve dokunduğu her deniz kabuğu ile yüreğine bir parça daha sevgi biriktirmekteymiş
O deniz kabuklarında kulaklarıyla duyamadığı bilinmez nice sesleri dinlemekteymiş aslında
Yüreğinin kumsalları ve suları ona hiç gitmediği hiç görmediği kıyıların nice hikayelerini anlatır durularmış
Dünya onun yüreğinde atarmış.
Dünya onun yüreğinde ses verirmiş evrene
O dünyayı yüreğinden işitir bilir ve yaşarmış
Bazen işittiklerimiz yeter sanırız.bildiklerimiz gerçek sanırız.
Ve bunlar mutlu etmez bizi.
Çünkü mutluluk;
duyamadıklarımızda gidemediklerimizde
fark edemediklerimizdedir
Oysa görebildiklerimizden daha fazlasıdır gerçekler
Günlük döngüler içinde Sevdiklerimizle ve kendimizle paylaşabileceğimiz şeylerden uzak kalarak yaşıyoruz hayatlarımızı maalesef.
Hayat bu olmamalı Işler hiç bir zaman durulmayacaktır ki hep yoğun hep çok olacaktır
Ama sular bile durulur.
Durulur ve durulanır o zaman su; sedeflenir sakinliğin dinginliğin tatlı huzuru derinliği aks olur kumsallarda.
Bu hayattır işte Hayat oradadır.
Dinlerken beklerken izlerken durulanırken
Hayat orada yaşanır gerçel anlamda
Oysa bizler mekanik ve elektronik bir dünyaya hapis vaziyette şuursuz yaşıyoruz “hayat bu” diye.
Yaşamımızı hayata ve kendimize endeksleyebilmeliyiz.
Ggerçekle doğru arasındaki farkı görebilmeliyiz
Hepimiz
Gerçekten mutlu olmak
sadece yüreğin işidir.
Yüreklerimize fırsat vermeliyiz.
Her yeni güne başlarken
hangi deniz kabuğuna dokunarak
bilinmedik hangi yaşama katılacağımız şansına gülümseyerek
umutla uyanmalıyız
Var olmanın güzelliği bu olsa gerek.
Acaba bugüne kadar
yüreğinizde kaç deniz kabuğu biriktirmişsinizdir ?
Sen.
bugün hangi deniz kabuğunu dinledin
ve bugün kaç deniz kabuğu topladın?
Insanın yüreği belki de deniz kabuklarından örülü olmalı.
Her yürek bir kumsal olmalı belki de
Kumsal gibi sonsuz olmalı.
Kum tanelerinin kristallerinde nice deniz çiçekleri sedefleri açtırmalı her gün için
Ve her mevsimde ebruli olmalı o kumsal
her koşulda kumsalda olmalı varlığımız.
Mesela yazı kumsal mevsimi biliriz sadece. Fakat kışın da oradayızdır Insanlar nedense kumsalları sadece yazın fark ederler
Ne talihsizlik.!
Tıpkı yüreklerimizi de aynı talihsizliklerle fark edemediğimiz gibi
Belki de maviyi görmek değildir önemli olan
Belki bakışlarımız gökyüzüne yöneldiğinde
Önce uçurtmayı görebilmeli gözlerimiz
Önce uçurtmayı görebilirsek mavileri de yakalarız zaten
Uçurtma mavidedir nihayetinde
Eğer her gün yeni bir var olma çiçeği açıyorsa gözlerimizde ve
Yüreğimizin ebruli kumsallarından yepyeni deniz kabukları sedefler toplayabiliyorsak
Yokluk yok demektir değil mi?
VE her sabah ya da akşam üstleri
Sulanmalı mutlak o var oluş çiçeklerimiz.
Güne ya da akşama başlarken
Yürek su isterÇiy ister. Şebnem ister
Insanın en yalnız olduğu zaman dilimlerdir sabahın eri ve akşamüstleri.
Insanın en çok kendi olduğu kendinde ve kendiyle olduğu vakitlerdir onlar.
Doğrularımızdan gerçeğe yönelik yolculuğun başladığı vakitlerdir.
Sonsuza uzanan uzanması gereken yürekler yollarını çiçeklendirme ve deniz kabuklarını sevgilendirme vakitleridir.
Doğrularınıza sahip çıkın. Kendinizi yakalayın.
Sonsuzluğu kendinizden esirgemeyin.
Bakın dinleyin dokunun deniz kabuklarının size söyleyecekleri var
Yüreğinizin ebruli kumsalından ayrılmayın.