çükübik ya da fikibok

🕒 Konu sahibi 13 saat önce aktifti
snowboard setini yenileyince goca rabbım bu sene erken yağdırdı :d

EevzCo.jpg


gış gelende palandöken dağında
garin olim tipin olim erzurum :dd
 
mutlu mutlu pazartesi sendromunu atlatıyordum, taaa ki komikli bir gif için ararken durduk yere tribe soktun be selo baba :/

https://www.youtube.com/watch?v=7A-E43sT8ZY

bu şarkıyı ruh halimi anlatan şarkı konusunda paylaşmam lazımdı.
sonra dedim ki "lan sanki forumda şu anki ruh halinizi anlatan şarkı mıydı neydi, diye bi konu vardı; nerede ki acaba!?"

aradım taradım, karşıma forumsal zamanında açılan konu çıktı. fakat konuya yazılamıyordu.
ben de yenisini açayım dedim.

neymiş efendim oyun başlıklarının fazlalığından ötürü buna müsaade etmemişlermiş :/

ya bu şarkı benim ruh halimi anlatıyor ki, niye gideyim de dinlediğim şarkıya yazayım bunu.

"üsttekinin ayakkabı numarasını oyununu" oynayacağınıza kadar şöyle işe yarar konulara müsaade etseydiniz de keşke biz de gerilmeseydik :/
 
dün gaza gelip, Börü'yü tekrar izlemeye karar verdim.
az önce bitirdiğim 2. bölümde gözlerim doldu gitti.
lan daha bunun 3. bölümde ayı murat'ın ölüm sahnesi var yaa, nasıl dayanırım buna :/

behzat amirimin finalde, o kırmızı arabasıyla gidişi bile bu kadar acıtmadı şu ponçik kalbimi :(


https://www.youtube.com/watch?v=B0iCISFga3w&list=LLh35HqkSsL-5A5pxrSOQ6gw&index=182

sanırım yine benim ağlama zamanım gelmiş.
 
RneEWc.jpg


ahahah hhahahahahahaha ulan yaaa :dd
adam sanki bir fakir baykurt, bi peyami safa ya da ne bileyim bi refik halit karay sanırsın.

türk edebiyatı betimleme 20. yy temsilcisi mezevenkler :ddd
 
Işık hızında sanki geçen sene bugünle, aradaki zamanın akışı...
ve umarız iyi değerlendirilmiştir bu bir yıl...
sağlık deniliyor ya her şeyin başı...
öyle de...
her ner kadar cümle içinde alışılagelmiş, klasik bir temenni olsa da sağlıklı bir yıl diliyoruz yeni yaşında...
ve tam da şu anda durup, 5 yıl öncesini düşünmeni isteriz...
5 yıl, 10 yıl?..
ne kadar yakın geliyor değil mi?..
5, 10 yıl sonrası da bu kadar yakın işte...
geçti...
geçiyor...
geçecek...
en ufak anın bile tadı çıkarılmalı...
ara sıra, denk gelirse deniz kenarında simit, çay keyfi tadılmalı...
yıllardır aranmayan kim varsa düşünülüp, bir anda aranmalı...
bir çocuğun kolayca bulabileceği yerlere bozuk paralar bırakılmalı...
sabah uykusu uzatılmalı bazen, yataktan hiç çıkmamalı...
küçük notlar yazmalı zamanın eskitemediği...
saklamalı sonra, hüzün olsun diye değil, anı olsun diye...
anne, baba hatırlanmalı hayattaysa bu doğum gününde, yazının burasında aranmalı...
ya da eli öpülmeli hemen...
bir oda yakınlıkta olması bile anne, babanın ne büyük lütuf, ne büyük hediye...
hiç olmazsa mutfaktan gelen tuzlu koku coşkusu için...
ve alışverişe gönderilirken "üstü kalsın" jesti için...
hayatta değillerse, teşekkür etmeli, yıllarca didindikleri için...
gider nasıl olsa, duyarlar...
evet hemen şimdi...
ertelememeli...
geçti...
geçiyor...
geçecek...
durmalı şöyle bir...
neler geride kaldı, neler gelecek...
düşünmeli...
sonra koşmalı; iyiye, güzele doğru...
kolay küsmemeli...
merhametli olmalı...
umursamamalı tüm bu yazılanları belki...
yeni yıl kutlu olmalı...
olsun!..

--------------

old'ların gözü yaşlı.
hey gidi zekirdek heyy...
herkese doğum gününde şu mesajı otomatik yollardı zeki.
ben sonunu değiştirdim artık.


yeri gelmişken anmadan geçemeyeceğim.
bundan neredeyse 15 sene önce zekirdek.com'da kimler vardı, kimler bi
bilseniz. hangi konular açılırdı ahh.. teröristi de vardı, dinsizi de, fetöcüsü de vardı dip boyası gelmiş sürekli fönlü saçlarıyla dolaşan chpli teyzeleri de....

bak 15 sene diyorum neredeyse.
ve yine bi başka forumda biz hala müstehcen konu açılmalı mı diye anket yapıyoruz.

ha tabi bu bi gelişmişlik göstergesi değil. sadece ibretlik bir şey benim için.
 
"Fakat her şey geçer, her şey unutulur. Kendini bir felâketin içinde kaybetmenin mânâsı yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır!"

bu ileti tost makinemden tapatalk kullanılarak gönderildi
 
tutulaydım ay yerine




edip akbayram: sabah sabah gözümden yaş akıttın beee nazan

bu ileti tost makinemden tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
ya bu şey değil mi kuytuda kıstırdığı hatunu öpmeye çalışan şuayip :dd




şuayip'i bilmeyeniniz yoktur umarım :/
 
insanın içinde büyüdüğü sosyo-kültürel ortam, sahip olduğu ya da olamadığı maddi ve manevi ögeler hayatının şekillenmesinde çok büyük bir faktöre sahiptir.

hani diyorlar ya insan 7'nde neyse 70'inde de odur diye. işte bu sözün özünde yatan budur.
sen hayata 7'sinde yokluk içinde başladıysan, çok büyük bir mucize olmadığı sürece hayatının geri kalan kısmı da böyle gidecektir.
belki kendimden yola çıktığım içindir böyle düşünüşüm.

insanın gelişimini etkileyen önemli birkaç husus vardır. zaman, çevre, kalıtım vs...
hepimiz bu koşullar altında şekilleniyoruz.
ben bu koşullar içerisinde en çok çevre faktörünü önemsemişimdir her zaman.
insanın içinde büyüdüğü toplumsal çevre onu en çok etkileyendir.
her ne kadar kalıtımsal bir örnek gibi olsa da ne demişler,
"ağaca çıkan keçinin, dala bakan oğlağı olur"

ağaca çıkmasının bir sebebi olan keçinin mutlaka geçerli bir sebebi olmalı.
eğer yokluğun kol gezdiği bir toplumsal yapıda büyüdüyseniz ya da bolluğun oluk gibi aktığı bir çevrede büyüdüyseniz dünya sizin için iki soyut kavramdan ibaret olacaktır. Varlık ve Yokluk.

Bu iki kavram yediğinizden içtiğinize, giydiğinizden çıkarttığınıza, izlediğinizden dinlediğinize sirayet edecektir.
etmişti de.
yokluktu çünkü bizim payımıza düşen o soyut kavram.

arabesk kültürünün bu toplumda bir dönem baskın olmasının en büyük nedeni de bu yokluk değil miydi!?
böyle bir çevrede büyüdüğüm için müzik zevkim de ister istemez arabesk kültürünün üzerine inşa edilmiştir.

üniversitede şebnem ferahlar, dumanlar, pentagramlar, metallicalar, teomanlar, anathemalar, sentencedler ve daha niceleri ile istanbullu bir rock manyağı hastası sınıf arkadaşım sayesinde tanışıp "abi bu çok iyi yaa, rockçıyız abi" moduna girsek de o bana her zaman "naber la tatlı su rockçısı" derdi. çünkü o da farkındaydı sonradan bir şey olunmuyordu. insanın geçmişi yakasını bırakmıyordu çünkü gittiği yerde.
en nihayetinde kot pantolon altına iskarpin ayakkabı giyip, rıza hoca'nın nalet olasıca "sosyal bilimlerde metodoloji" dersine giderdik.

çocukluğunda yurtseven kardeşler dinleyen adem, artık üniversiteli olmuştu ve Kurban dinliyordu?

o yüzden ne zaman bir yerde arabesk şarkıya denk gelsem "gözümde canlanır koskoca mazi"
işte o yüzden 7'sinde neysen 70'nde de osundur.
geçmişin yakanı bırakmaz. ne kadar da sonradan olduğum dediğin ne varsa hepsi yalan olur. özüne dönüverirsin.
hemen eski moduna girersin; çünkü senin hayatın arabesk, senin hayallerin varoş, sen yarattığın kendi gettonda gelişimini sürdürüyorsun.

aşklarımız bile yokluktu, hep platonik.
acılarımız ama varlıktı, hep acıtan.

işte yine bir gün ateş kırmızısı üstü açık cabrio impala 1959 model arabamla gettodaki platonik zenci manitamın evinin önünden usulca geçiyordum
arabanın teybinden,

"o eski eyalette beklerim seni,
üzülme nigga'm, affettim seni"


sesleri yükseliyordu.

 
tam da manitayla sevişelim derken, oturup rakı içmelik şarkı


 
Moderatör tarafında düzenlendi:
son günlerde forumda "chloe ting ile zayıflama" temalı iletiler sıkça gözüme çarpıyordu ki ne menem şeymiş ki lan bu böyle de millet acıdan kıvranıyor dedim. hazır can sıkıntısından ve bilhassa S beden lufian tişörtlerinin içine girme sevdasından yemediğimiz halt kalmamışken, kibar feyzo'da maho ağa'nın köyün içindeki duvar yazılarını gördüğünde verdiği tepki gibi "bu nedir la, chloe ting!?" diye hemen davrandım.

ve gördüm ki bi tane youtuber hanfendisinin allayıp pullayıp millete kakaladığı uygulamak için g*t ay pardon kalp ve ciğer isteyen, oranızdan buranızdan ter fışkırtan yüksek yoğunluk interval antrenmanıymış. teknik olarak HIIT (Yüksek Yoğunluklu İnterval Antrenman) ya da TABATA Antrenmanı olarak geçse de ben kendisine "insanı hayattan soğutan" diyorum. Yeni bir şey değil yani. Youtube'ta başlangıç, orta ve ileri seviyeler için birçok versiyonu mevcuttur. ilk bakışta çok kısa süresi ile insanları cezbetse de yapmaya başlayınca "Allah canımı alsa da kurtulsam" dedirtmesi ile meşhur bir antrenman programıdır efenim.

Ben ilk olarak mesela 3 sene evvel keşfedip yapmaya niyetlenmiştim. o zaman da izinde Antalya'daydım. dışarısı yanıyor cayır cayır ve salonda da klima çalışmıyor. lan dedim, 4 dakikacık zaten, yapar geçerim. hatta dedim gerekirse 8 dakika bile yaparım. normal 1 saat filan normal antrenmanımı yaptım. sonra da hiit'e başladım. anskym bu neeeyy laaannnn derken o 4 dakikanın sonunda böyle bi ışık oluştu ahahahahahah. deseler ki hayatının en zor 4 dakikasını anlat aha derim budur. eve nasıl gittim biliyor musunuz hani tekeri patlamış araba olur da yampir yumpir gitmeye çalışır ya heh ben de öyleydim.

zaten her önüne gelenin de yapması fizyolojik ve sağlık açısından mümkün olmayan bir antrenman çeşididir. mazallah kalp krizi filana kadar gidiyor çünkü işin ucu.
sağlam bir iradeye ve fizyolojik bir yapıya sahip olduğunuzdan emin olmalısınız.

benim yer yer uyguladığım birkaç videoyu aha şuraya bırakıyorum:

1)


2)


3)


4)
 
Geri