insanın içinde büyüdüğü sosyo-kültürel ortam, sahip olduğu ya da olamadığı maddi ve manevi ögeler hayatının şekillenmesinde çok büyük bir faktöre sahiptir.
hani diyorlar ya insan 7'nde neyse 70'inde de odur diye. işte bu sözün özünde yatan budur.
sen hayata 7'sinde yokluk içinde başladıysan, çok büyük bir mucize olmadığı sürece hayatının geri kalan kısmı da böyle gidecektir.
belki kendimden yola çıktığım içindir böyle düşünüşüm.
insanın gelişimini etkileyen önemli birkaç husus vardır. zaman, çevre, kalıtım vs...
hepimiz bu koşullar altında şekilleniyoruz.
ben bu koşullar içerisinde en çok çevre faktörünü önemsemişimdir her zaman.
insanın içinde büyüdüğü toplumsal çevre onu en çok etkileyendir.
her ne kadar kalıtımsal bir örnek gibi olsa da ne demişler,
"ağaca çıkan keçinin, dala bakan oğlağı olur"
ağaca çıkmasının bir sebebi olan keçinin mutlaka geçerli bir sebebi olmalı.
eğer yokluğun kol gezdiği bir toplumsal yapıda büyüdüyseniz ya da bolluğun oluk gibi aktığı bir çevrede büyüdüyseniz dünya sizin için iki soyut kavramdan ibaret olacaktır. Varlık ve Yokluk.
Bu iki kavram yediğinizden içtiğinize, giydiğinizden çıkarttığınıza, izlediğinizden dinlediğinize sirayet edecektir.
etmişti de.
yokluktu çünkü bizim payımıza düşen o soyut kavram.
arabesk kültürünün bu toplumda bir dönem baskın olmasının en büyük nedeni de bu yokluk değil miydi!?
böyle bir çevrede büyüdüğüm için müzik zevkim de ister istemez arabesk kültürünün üzerine inşa edilmiştir.
üniversitede şebnem ferahlar, dumanlar, pentagramlar, metallicalar, teomanlar, anathemalar, sentencedler ve daha niceleri ile istanbullu bir rock manyağı hastası sınıf arkadaşım sayesinde tanışıp "abi bu çok iyi yaa, rockçıyız abi" moduna girsek de o bana her zaman "naber la tatlı su rockçısı" derdi. çünkü o da farkındaydı sonradan bir şey olunmuyordu. insanın geçmişi yakasını bırakmıyordu çünkü gittiği yerde.
en nihayetinde kot pantolon altına iskarpin ayakkabı giyip, rıza hoca'nın nalet olasıca "sosyal bilimlerde metodoloji" dersine giderdik.
çocukluğunda yurtseven kardeşler dinleyen adem, artık üniversiteli olmuştu ve Kurban dinliyordu?
o yüzden ne zaman bir yerde arabesk şarkıya denk gelsem "gözümde canlanır koskoca mazi"
işte o yüzden 7'sinde neysen 70'nde de osundur.
geçmişin yakanı bırakmaz. ne kadar da sonradan olduğum dediğin ne varsa hepsi yalan olur. özüne dönüverirsin.
hemen eski moduna girersin; çünkü senin hayatın arabesk, senin hayallerin varoş, sen yarattığın kendi gettonda gelişimini sürdürüyorsun.
aşklarımız bile yokluktu, hep platonik.
acılarımız ama varlıktı, hep acıtan.
işte yine bir gün ateş kırmızısı üstü açık cabrio impala 1959 model arabamla gettodaki platonik zenci manitamın evinin önünden usulca geçiyordum
arabanın teybinden,
"o eski eyalette beklerim seni,
üzülme nigga'm, affettim seni"
sesleri yükseliyordu.