Sevgili Ailem
İlk önce hepinizi çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Bu mektup ancak ben öldükten sonra sizin elinize geçecektir. Beni asla unutmayın. Hep kalbinizin bir köşesinde saklayın. Şunu asla unutmayın. Allah'ın verdiği canı Allah'tan başkası alamaz. Bu yüzden üzülmeyin. Yalnız size söylemek istediğim bir şey var. Ben Burcu’yu çok seviyordum ve bu sevgimi de mezara götürüyorum. Ben burda öldümse Allah yolunda
vatan namus ve millet yolunda öldüm. Benimle aslında gurur duyun ve gülün. Asla ağlamayın. Eğer ağlarsanız ben yattığım yerde rahat edemem. Dedeme de hepinizin selamını söylerim. Kendinize çok iyi bakın. Sizleri çok seviyorum. Hepinizi çok özledim. Oğlunuz. Yazacak başka bir şey bulamıyorum.
Serhat Gencer
Dz.P.Astsb.Çvş.
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
Değerli Babacığım
Mektubuma başlarken
en derin sevgi ve saygılarımla selam eder
Yüce Mevla'mdan sağlığın ve mutluluğunun daim olmasını niyaz ederim. Ben şimdilik iyiyim
hamdolsun sağlığım yerinde. Pek huzur bozucu bir şey de yok. Henüz yakacak almadım. Sobamız da eskidi
yenisi alınacak. Şimdilik mali sebeplerden dolayı bu işler duruyor. Lojmanın büyük odasını senin gelmen için hazırlıyorum. Biraz masrafım oldu oraya. Babacığım burada tek başıma kendime bakamıyorum. Onun için çocukları gelmeleri için çağırdım. Herhalde ayın 15 nde seni ziyaret edip söylemişlerdir. Bugün için Selim’ e gelmeleri lazım Allah izin verirse. Zaten mektubu onları karşılamaya giderken atıyorum. Yazın Anam da "ben yalnız da dururum'' demişti. Ben de iyice sıkıldım burada
çağırdım gelsinler diye. Allah izin verirse 15 tatilinde geliriz. Gerçi biraz zor olur gelmemiz ama gelmeye çalışacağım.
Babacığım
bizim köyün öğretmen kontenjanı 5 kişilik oldu. Bu sene derslere girmeyeceğim
Yani müstakil müdür oldum. Ancak senede 20 günlük resmi iznim var. O bakımdan zor olacak. Ara tatilinde falan iznim olmayacak ancak ben almaya çalışacağım. Belki rapor filan ayarlarım. Gelmemiz bu bakımdan zor.
Sen hiçbir şeyi kafana takma. Çünkü düşünsen ya da düşünmesen eline bir şey geçmez. Her zaman
her şey Allah'ın takdiri üzerine olur. Bu başımıza gelen de Allah’ın isteğiydi. Canını hiç sıkma. Sayılı gün gelir geçer. İnan ki şu anda benim de senden bir farkım yok. Evden başka hiçbir yere adım attığım yok. Tek dostum televizyon
ona da baka baka usanıyor insan. Kendimi kitaplara veriyorum bende. Sen de vaktinin çoğunu okumaya ayır. Okudukça kendini daha ileri düşünceli
daha sakin ve daha iyi hissedersin. Çünkü bilginin durağı yok. İnsan her gün yeni şeyler öğrendikçe insandır. Yoksa bir bitki ya da bir taştan farkımız kalmaz.
Şimdilik hoşça kal.Sana ve arkadaşlarına selam eder ellerinizden hasretle öperim. Allah-ü Teala yardımcınız olsun.
Oğlun
Ali Karaoğlan
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
Canım Anneciğim
Herşeyimi ama herşeyimi sana borçluyum
hep sana hizmet etmeyi
yanımda kalmanı
sana hürmet etmeyi
güzel kokunu koklamayı arzuladım. Çok az kısmet oldu. Bu dünyada sana doyamadım. Anneciğim dünyayı sevemedim
tad da alamadım. Allah'ın emir ve rızasına aykırı herşey beni rahatsız etti. El hasıl dünya bana küstü bende ona.
Bilmiyorum ama zannediyorum senin dualarının bereketiyle ömrüm uzun olur. Eğer sen veya ben önce gidersek önce giden kucağını açıp beklesin. Elbette kavuşacağız. Saçından bende bir tutam var
onu yanımda taşıyorum. Ölürsem Allah'ın izniyle bu kahramanca olacaktır. Saçının telleri yanımda kalsın
sakın ağlama. Bilki göğsümde kur'an var.
Dudaklarım da
son olarak Allah'ı zikretdi. Gönlün müsterih olsun. İbadetlerimi zikirlerimi hep bağışladım
elimde birşey kalmadı Rabbimin huzuruna bomboş gidiyo- rum. Onun gufranının kuşatacağını umuyorum.
Sana başka ne yazayım evvel gidene selam olsun.
Oğlun Bedir
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
Meliha ÇINAR'ın Mektubu
71635 yaka ve sicil numaralı şehit polis memuru Osman Çınar'ın eşi Meliha Çınar'ım.
1980 yılında eşim polis olmuştu. İlk görevini Yozgat'ın Yerköy ilçesinde başladı. Yerköy'de 8 yıl görev yaptı. 1988 yılında tayinimiz Van’a çıktı. Van'da 3 yıl görev yaptıktan sonra 6. ayın 11. nde 1991 de Konya ilinin Beyşehir ilçesine izine gelmiştik. 40 gün izinimizi kullandıktan sonra izin dönüşü Bingöl- Solhan Karayolunda P.K.K terör örgütü yolumuzu keserek kendimize ait arabadan beyimi indirdiler. O anda birçok araba durdurmuşlar
biz o olayın üstüne vardık. Beyim arabadan inerken bana siz arabadan inmeyin dedi. Bende 2 kızımla arabanın içinde 2 saat bekledik. Daha sonra eşim sağındaki ve solundaki teröristler ile yanıma gelip 1-2 dakika sonra "çocuklarıma iyi bak iyi sahip ol" dedi. Eşimin son sözü buydu. O anda beyimle aramızda 15-20 m. vardı. Teröristlerde bana çabuk in arabadan dediler. Bende sadece el çantamı elime alıp 2 çocuğumla arabadan indikten sonra arabamızı yaktılar. Beyimi şehit ettiler. O kalabalığın içinde bir polis ailesi daha varmış. Bizi o polis kardeşimiz
Solhan polis karakoluna kaçırdı. Orada 50-60 tane terörist vardı. O polis kardeşimizde o pislikleri işçiyim diye kandırmış.
Beyimin cenazesini Bingöl hastanesine götürdüler. O zaman ben 3 aylık hamileydim. O korkuyla
o ızdırapla birlikte ben rahatsızlandım. Beni polisler sağlık ocağına götürdüler. Doktorlar bebeğimi kaybetme tehlikesi var dediler. Bana orada bir iğne yaptılar. Daha sonra Malatya Devlet Hastanesine kadar cenazeyle birlikte geldik. Cenaze arabası hastanenin önünde beklerden bende hastanede kürtaj oldum. Ben o anda 1 şehit değil 2 şehit verdim. Ben Aponun etini değil kemiklerini dahi kül edeceğim. Bir de o haini elime bir geçirebilsem
o çocuk katili Apoya doktor hekim götürmemenizi rica ediyorum. Benim 8 yıldır çektiğimi Allah ile ben biliyorum. Ben 8 yıldır sinir hastası oldum. Apoya işkence çektirerek öldürmenizi rica ediyorum.
Meliha Çınar
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
Saygıdeğer babacığım ve anneciğim.
Benim için üzülmeyin olur mu. Ben çok iyiyim. Buradaki rahatım da iyi. 2000 (İkibin) kişilik bir köydeyim. İlçeye çok yakın. Keçi deresinden Kumluca gibi. Köy gayet sakin
köyün ortasından bir çay akıyor. Çayın iki tarafında kavak tarlaları ve bahçeler var. Köy Arap köyüymüş. 4 tane şıh denilen bir adamlar var onlar sayesinde köyde pek olaylar olmuyormuş. Okulda 15 öğretmen varız. Bana birinci sınıfları verdiler. %2Çocukların bazıları Türkçe biliyor
bazıları hiç bilmiyor
sadece Arapça biliyor.
Okulun lojmanı yokmuş. Köyün içersinden bir ev tuttum. Bu mektubu da anca yazabildim. Eve taşınmadan önce bir öğretmen arkadaşın evinde kalıyordum. Eve eşya olarak 1 tane çekyat
1 tane masa
4 tane sandalye
1 kilim aldım. Birkaç tane eksikliklerim var
onları da ilerde yavaş yavaş tamamlarım.
Babacığım aylığımı aldım ama hemen para gönderemedim. 6 milyon lira gönderiyorum. 1 milyon lirasını harçlık yaparsın. Televizyonda haberlerde söylüyorlar
öğretmenleri de öldürüyorlar. Siz benim için dua edin ben de biraz dikkatli olurum Allahın izniyle hiçbir şey olmaz inşallah. Keçideresine telefon edin diye Ankara'ya telefon etmiştim. Belki haber almışsınızdır. Bundan sonra da fırsat buldukça ben haber yollamaya çalışırım. Benden haber alamazsanız merak etmeyin olur mu. Devamlı mektup yazamam okunur belki. Devamlı telefon da edemem. Nizamettine mektup yazamıyorum. Ona yazın kusura bakmasın. İki üç ay sonra parası bitmeye başlayınca ben size gönderirim sizde ona gönderirsiniz.
Selamlara gelince beni soran herkese selamı var. rahatı da iyiymiş
aylığını alınca bize para gönderdi deyiverin. Sizlerinde hepinize ayrı ayrı selam eder
ellerinizden öperim. Haber
mektup alamazsanız merak etmeyin.
Oğlunuz Erol Ercan
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
Canımdan çok sevdiğim anacağım ve babacığım
Bu mektubu Nazimiye ilçesi Şehit Mehmet Jandarma Karakolundan yazıyorum. Nasılsınız iyimisiniz. inşallah yaramaz bir durum yoktur. Beni soracak olursanız çok şükür iyiyim. Tek sıkıntım varsa o da sizlersiniz. Hele telefon ettiğimde köyü çıkaramayınca daha çok canım sıkılıyor. Sevgili anacağım
biliyorsunuz tayinim çıktı. Gideceğim yer bile belli oldu. Yani buralarda son yirmi günüm. İnşallah yirmi gün sonra oradayım. Babam ne yapıyor%? Keşke yeni görev yerim olan Burdur'a gitse de oradan bir ev kiralasa. Düğünden önce mobilyaları bu eve yerleştirirsek düğünden sonra bize yük olmasın. Her neyse.
Anacağım
geçen ki telefon ettiğimde yünü yıkadığınızı söylemiştin. Fakat Fadik bacımla Hatun bacım köye daha gelmemişler sen bu yünleri kimlerle yıkadın? Niye kızlarını beklemedin? Manavgat'a telefon edip Fadik bacıma iyice bir fırça attım. Aynı gün İzmir'e de telefon edip Hatun bacıma da kızdım. Onlar da yarın çıkıyorlarmış. Yani öbürsügün köyde olacaklarmış. Bende onlara bu saatten sonra köye niye gidiyorsunuz? Düğün hazırlığına mı? yoksa tatile mi gidiyorsunuz dedim. Neyse anacığım
bunlarla kafanı şişirmeyim. Geçen gün Zühali aradığımda dört pencerelik tül perde eksikmiş. Alacakken Zuhali de götürün de o da beğensin olur mu? Haa
anacığım geçen oraya gittiğinizde başını açık görmüşsünüz ya? Onu söyledim kızdım. Artık sizin yanınızda başını örtecek. Anacığım
düğün kartını ağbim beğensin bastırsın. 40-50 tane de bana gönderin
arkadaşlarıma dağıtacağım. Gerçi gelemezler ama olsun.
Anacığım
günler geçtikçe içimdeki sızı daha da artmaktadır. Akşam yatağıma uzandığımda olsun
görevde iken olsun hep sizleri düşünüyorum. Bir hissim diyor ki yirmi gün sonra çifte bayram yaşıyacaksın. Bir hissim de diyor ki bütün bu mutlu günleri göremiyeceksin. İnşallah ikincisi olmazda hepinize sağ salim kavuşurum. Şimdilik Hoşçakalın.
Not: Anacığım
tayin iznim tam yirmi gün. Temmuzun 29-30'unda oradayım. Ağustosun ilk hafta sonunu düğün günü olarak belirleyin.
Resul Elhan
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
Çukurca'nın dağlarından merhaba
Sevgili Anneciğim babacım nasılsınız iyimisiniz
iyi olmanızı yüce Allahtan dilerim. O pamuk ellerinizden öperim. Abimin ellerinden kardeşimin ve yeğenimin gözlerinden öperim.
Eğer beni soracak olursanız ben çok iyiyim. Az kalan günlerimizi saymakla uğraşıyorum ve ayakta kalmakla uğraşıyorum.
İki tane PKK denilen piçlerle uğraşıyoruz biliyorsunuz ama sonunda acı günlerimiz bitecek yeniden değişik bir hayata kavuşacağım ve yerden Türkyılmaz ailesi toplanacak. Annem senin yüzün her zaman gülecek. Annem bizi bu yaşa kadar çok büyük destekle yetiştirdin. Allah'ın izniyle bundan sonra dertler bitecek tatlı ve mutlu günler gelecek.
Artık şu Zafer gilde
gelsede biz kurtarsalar ama şuan da nöbet harici hiçbir işimiz yok. Kalk nöbet tut yat bu mektubu yazdığımda da maaşımı alıyoruz ve para sıkıntısı yine kalktı anam yine burada patron Sadık. Aynur nasıl iyi mi iyi olmasını cenabı Allahtan dilerim. Baban nasıl dedemgil nasıl iyilerdir inşallah Allah onları başımızdan eksik etmesin.
Anne artık bana ailemize yakışır gelinini hazırlamaya başla kara kaşlı kara gözlü olsun. Neyse canım güzel olsun kızmadın değil mi. Annem şafak çok yakın sizleri yine çok özledim.
Sizi seven asker oğlunuz.
Eski günler burnunda tütüyor Sadık’ın (Türkyılmaz). Çukurca'dan yazmıştı mektubunu; "Teskereyi alınca
Türkyılmaz ailesi yeniden toplanacak. Annem
senin yüzün yeniden gülecek. Bizi büyütene kadar neler çektin. Ama bundan sonra mutlu günler gelecek."
Mutlu günler umuduyla Sadık. Bir de dileği vardı anasından:
"Anne artık ailemize yakışır gelini kızını hazırlamaya başla. Kara kaşlı
kara gözlü olsun. Şaka bir yana şafak çok yakın. Beni bekleyin."
Sadık Türkyılmaz
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
Merhaba Hayatım
Öncelikle senden özür dilemek istiyorum. İçtenlikle özür dilerim canım. Şu günler benim için çok zor. Bana hak vereceğin kanısındayım. Seninle sözlülük süremiz hemen hemen yılını bulacak. Ama ben seni göremiyorum. Seninle olamıyor
el ele gezip
gülüp eğlenemiyorum. İşin en kötü yanı da senden uzakta olmam ve elimden herhangi bir şeyin gelmeyişi. Telefonda konuşmak veya böyle mektup yazmak seni bilemiyorum ama beni tatmin etmiyor. Yetmiyor Zümriye bana yetmiyor. Son özellikle 2-3 aydır karşılıklı oturup
dertleşecek konuşacak
birşeyleri paylaşacak birisine ne kadar çok ihtiyaç duyduğumu anlatamam. Diyeceksin ki bana yaz veya telefonda söyle. Haklısın ama olmuyor. İşte gülüm olmuyor. Senden herhangi bir şeyi sakladığım gibi bir düşünceye kapılmanı istemiyorum. Çünkü senden saklayabileceğim ne olabilir ki? Yokta.
İkinci sebebe gelince seninde bildiğin gibi bizim ufaklık İsmail dağıtım oldu. Şimdi bu Cumartesi Hakkari-Çukurca'ya gidecek. Ona baştan yardım etmek istemedim. Sebebi ise insan kayırmanın
torpilin hep karşısındayımdır. Haksızlığa tahammül edemem. Ama şimdi düşündüğümde ise Allah göstermesin herhangi bir şey olması durumunda vicdan azabı çekeceğim. Belki bir telefon etmiş olsaydım acemi birliğinde (Hatay'da) bırakabilecektim.
Evet sevgilim. Bir erkeğin yapması ve de bir bayanın yapması gereken işler vardır. Şu an evi de düşünmeden yapamıyorum. Biliyorum Hüseyin onlar için elinden geleni yapıyor ama görmeyince içim rahat olmuyor. Seninde başını ağrıtıp
zamanını boş yere harcamayayım. Ama hayatım lütfen beni yanlış anlayıp
yanlış tanıma. Önümüzde uzun bir ömür var. Bana şu günlerde destek olmanı bekliyorum. Benim için öyle zannediyorum ki düğüne kadar geçecek zaman yaşadığım en zor ve geçmek bilmeyen günler olacak.
Mutlu günler ve sevgiler
Seni seviyorum.
Ahmet Çalışkan
Not: Zümriye senin mektup ile fotoğrafını hala alamadım.
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
Sevgili Anneciğim
Buraya geldikten ancak kırk gün sonra size bir iki satır şey yazabilmek için fırsatı askerliğini bitiren erlerin gidişinden yararlanarak yakaladım. Şu mektubu yazmak için kağıdı bile askerlerin koğuşundan aratarak zorla buldum. Burada yaşamak zor anne. İsterseniz birazcık size buralardan bahsedeyim.
Burası Şırnak'tan 20-25 km. uzaklıkta doğusunda Cudi dağı
batısında Gabardağı
güney de ise Giraf diye dağların bulunduğu 60-70 hanelik bir köy. Köyün hemen girişinde bulunan bölüğümüzde betondan sadece bizim kaldığımız iki gözlü bir ev yanında bulunan bir haber merkezi var. Bölükte askerlerin kaldığı yer tam bir ahır görüntüsünde. Şu anda ikmallerimize araçların gelebildiği yere kadar gidip
tahminen 10 km kadar yokuş bir yolla sırtımızda taşıyarak yapıyoruz. Burda herşeyimizi kendimiz yapmak zorundayız. Aksi halde aç veya odunsuz kalıp soğuktan donabiliriz. Bir aydır kesik olan elektriğimiz iki gün evvel geldi. Bir şeyin yokluğu olmayınca varlığından bir şey anlamıyormuşuz. O altmış hanelik köyün görüntüsü elektrik gelince bize kocaman bir kent gibi gelmişti. Kısacası burada herşeyin yokluğunu çekiyoruz ama en çok sizlerin ve sevdiklerimizin. Bu yıl kar burada çok fazla yağdı. Köylüler 30 yıldır böyle kar görmediklerini söylüyorlar. Bir hafta devamlı yağan kardan sonra birde terörist peşinde dolaşmak bize hem doğayla hemde teröristle uğraşmak zorunda bırakıyor. Bir görev en az beş gün sürüyor
dağlarda
karla soğukla
teröristlerle ve korkuyla mücadele etmek zor gerçekten çok zor. Fakat her şeye rağmen yaşamak için bunları yapmak zorundayım. Burda benimle birlikte 20 tane askerin sorumlusuyum. Onların hem komutanı hem annesi
babası hemde arkadaşı olmak zorundayım. Bazen üç gün uyumadığım zamanlar oluyor. Burda uyumakla ölmek arasında pek fazla fark yok. Daima uyanık olup hem etrafı hem nöbetteki askerleri kontrol etmek zorundayım. Bir anlık gaflet hepimizin sonu olabilir.
Köylülerin çoğu terörist fakat onlarda hem bizlere hem teröristlere yardım etmek zorunda kalıyorlar. Köylüler iki mt karda bir yere gidemedikleri için önce bizim gidip gelip yolları açmamızı bekliyorlar. Ne sağlık ocağı
ne okul nede köylülerle uğraşacak bizden başka bir kurum var. İster istemez bizimle iyi geçiniyorlar. Geçen gün yine bir köye gitmiştik. İki gün sonra köyün muhtarı yanımıza gelerek bir kadının çok kötü doğum sancıları çektiğini ilk doğumu olduğunu
bir türlü doğum yapamadığını söyledi. O anda bir insan hayatının benim ellerimde olduğunu düşündüm. Köyün yolu kardan kapalı ve kadının yetiştirilmesine imkan yoktu. Zaten kadın geceden beri sancı çekiyormuş. Köylü gece çıkamadığı için gelememiş
gece gördüğümüz herkese terörist muamelesi yapıyoruz. Yapabileceğin tek şey tabur komutanını arayarak helikopter istemekti. Fakat helikopter bizim için bile gelmiyordu nerde kalmış bir köylü için. ama yine de tüm içtenliğimle ve ısrarla helikopter istedim. Köylüyü toplayıp köyün ortasında helikopterin inmesi için iki mt kalındığındaki karı açtırdım. Bütün köylü ve ben büyük gayret gösterdik. Artık her şey helikopterin gelmesine kalmıştı. Sıkıntılı bekleyişler ve birçok ricadan sonra nihayet helikopter geldi. Kadını gönderdik. Artık benim yapabileceğim hiçbir şey kalmamıştı. O kadına dua etmekten başka bir şey yapamazdım.
Köylünün benim elimi sıkıştan ve bana ettikleri dualar belkide sizin yaptı%Dğınız dualar kadar vardır. İşte günler burada her şeyi yaşayarak geçiyor. Gündüz elini sıkan köylü akşamları dağa çıkıp üzerime ateş yağdırabilirler. Akşam olunca her şey bitiyor burda. Sadece bekleme başlıyor ta ki bir kaleşnikof un bu sessizliği bozmasına kadar. İşte o zaman insanın aklına hiçbir şey gelmiyor
karşındakileri caydırıp seni yok etmesine izin vermeden bildiğim tüm askerlik kavramlarını uyguluyorum. Yaşamakta ölmekte tuhaf buralarda. Buralara nasıl düştüm? Suçum neydi? Bilmiyorum ama her şeye rağmen başa gelen çekilir diyorum. Her gün ağarmasında acaba batan günü görebilecekmiyim? diyorum. Ne yaşayacağım ne de öleceğim belli herşey olabilir ama buradan sağ salim dönmek ve sizlerle tekrar kavuşmanın özlemiyle yaşamaya daha kuvvetli sarılıyorum.
Sizleri çok seven oğlunuz
Komando Astğm.
Ömer Zeki Varan
Bilinmelidir ki ;
Şehitler ölmez! Vatan bölünmez!
VATAN diyerek toprağa düşen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz!
Allah Türk'ü Korusun ve Yüceltsin!