Bursa'nın Fethi

IkRa

Üye
Mesajlar
102
Puanları
18
Konum
aLem-i ervaH
Tepkime puanı
10
Bursa'nın fethi 1326 seneninde Orhan Gazi marifetiyle gerçekleşmiş, fetihten ardından Bursa bey sancağı ve devletin başkenti olmuştur
Osmanlı beyliği ilk dönemlerinde bölgedeki komşuları ile iyi ilişkiler gütmüş, hudut komşuları olan Bizans tekfurlarıyla sulh ve karşılıklı menfaat ilişkileri tarafında barış esaslı tek münasebet geliştirmişti.
Osmanlı beyliğinin zaman içinde devletleşmesi ve ehemmiyetli tek efor durumunu alması ve kesinlikle ki Osmanlının asal emelinin olan gaza ve fütuhat kanaati için kafi koşulların oluşması bölgedeki Tekfurlar ile Osmanlı Devletinin karşı karşıya gelmesini kaçınılmaz duruma getirdi.

Osman Gazi bu minvalde öncelikli olarak Bizans’ın en güçlü tekfurluğu halinde tespit edilen İznik’e taarruz etti ve kenti onlarca sene sürecek tek abluka altına aldı.
İznik’i kuşatmadan kurtarmak isteyen Bizans, Bursa ve etrafındaki tekfurlara (Valilere) ilişkin kuvvetleri tek araya getirerek Osman Gazi’ye karşı koymaya çalışsa da tarihe Koyunhisar Muharebesi olarak geride bıraktığımız maç ile hem bölgedeki Bizans tekfurlarını hatta bu kuvvetlere takviye emeliyle gönderilen Bizans kuvvetlerini devasa tek mağlubiyete uğratarak devletin hudutlarını İznik ve Bursa Ulubat hattına kadar genişletmeyi muvaffak oldu.

Hem İznik abluka altına alındı hatta Bursa tekfurluğunun Bizans ile irtibatı kesilerek ikmal ve askeri takviye imkânları ortadan kaldırılmış oldu.
Ancak hem İznik hem Bursa hisarları (surları) kaim ve aşılması efor tek mani durumundaydı.
Bu minvalde direk fetih adına hisarın etrafı kuşatılarak dışarıdan mal, erzak ve asker tedariki engellenerek tekfur ve tekfurluğa bağlı Bizans tebaasının teslim olmaya zorlanması gerekiyordu.

Bursa’nın kuşatılması Dimbos savaşının sonrasına tekabül eder (1303).
Dimbos savaşına müteakip Bursa’yı fethetmek isteyen Osman Gazi, hisarın ana giriş kapısına hâkim cenaha tek havale hisarı yaparak kalenin ana kapısından giriş çıkışları engellemiş, hisarın dağ sırtlarına da ayrı tek hisar yaparak dışarıdan gelebilecek mümkün tek taarruza karşı tedbir almıştı.
Bu abluka tekilce hisarlarla değil direk tebaanın hisar etrafına yerleştirilmesiyle de devam ettirildi.

Bursa abluka etmesi tam 23 sene sürdü.
Bu müddet zarfında Bursa Tekfurluğu fakru zaruret içine girdi.
Tebaa yarı aç yarı tok yaşıyor, erzak bulunmadığı için hazinedeki altınlar tek işe yaramıyordu.
Üstelik Osmanlı, kendisi rızasıyla hisarın dışına kaçan gayrimüslim köylüleri teslim oldukları için ödüllendirerek kendilerine hisarın dışında müreffeh tek hayat sunuyor, hisarın dışındaki Bizanslı köylüler hisarın sonrasında bağırarak onları teslim olmaya çağırıyorlardı.

Kuşatma emeline ulaşmış, Bursa Tekfuru içinde yer aldığı acizliğe daha çok dayanamayarak Bursa’yı teslim etmeye razı olmuştu.
Bunu öğrenen Orhan Gazi, tekfura haber göndererek kaleyi teslim etmesini istedi.
Tekfur, kendi ve ailesinin canının bağışlanması, kişisel servetine el konulmaması, kentin yağmalanmaması ve isteyen ailelerin hisardan çıkmasına destur verilmesi şartlarıyla hisarı teslim etmeyi kabul etti.
Bu anlaşmaya ek olarak Orhan Gazi’ye 30 Bin altın karşılığında Osmanlı kuvvetlerinin nezaretinde hisardan bölünerek Gemlik üstünden gemiyle Bizans’a (İstanbul) gitti.

Bursa ahalisinin tek bölümü hisardan ayrılsa da ehemmiyetli tek bölümü Osmanlı himayesinde yaşamayı seçti ve bu kitle vakit içinde Müslümanlığı kabul ederek Osmanlı tebaası durumuna geldi.
Hisarın teslim alınmasından ardından antlaşmada da taahhüt ettiği emeliyle kenti yağmalamadı.
Orhan Gazi tekfurluğun hazinesini gazilerine bağışladı.
Bu devasa ganimet her tek gaziyi varlıklı etmeye yetecek kadar fazlaydı.

Tekfurun teslim olması için arabuluculuk yapmış tekfurun veziri Saroz, hisardan ayrılmadı ve Osmanlı himayesinde yaşamayı seçenek etti.
Bununla beraber kendisi kişisel hazinesini de Orhan Gazi’ye tanıttı.
Orhan Gazi bu ganimeti de Gazilerine bağışladı.

Orhan Gazi, Saroz’a hisarı teslim etmeye ne sebeple hüküm verildiğini sorduğunda aldığı cevap ilgi çekicidir.
Saroz; “Bunun için birçok neden var.
Birincisi sizin devletiniz büyüdü ve güçlendi fakat bizim uğursuz devletimiz bahtsızlaştı.
İkincisi, Baban köylerimizi zaptettiğinde köylülerimiz size itaat ettiler ve bizden surat çevirdiler, bizi anmadılar.
Niçin ansınlar, sayenizde feraha kavuştular.
Onları görüp bizde o rahatlığa istek ettik.
Üçüncüsü, tekfurumuzun defa malı vardı fakat alacak bişi yoktu.
Altınlarımız kendimize yarar etmiyordu.
Dördüncüsü imparatorumuz düşkün ve aciz biri oldu.
Beşincisi kötüye uyduk, Kite tekfuruna uyduğumuz için bu duruma düştük.
Altıncısı ise dünya hep değişir.
Şimdi bizimde değişmemiz gerekiyor†demiştir.

Orhan Gazi, hisarı barış yolu ile almıştı fakat saraya gelir iken can vermiş Bizans askerleriyle karşılaşmıştı.
Onların vaziyetini sorduğunda Saroz şu cevabı verdi; “Çoğu açlıktan öldüâ€.

Bursa’nın fethinde birde simgesel olay yaşanmıştır.
Bilindiği emeliyle Bizans’ın surları aşılınca surlara sancağı diken Ulubatlı Hasan İstanbul’un fethinin simgesi meydana gelmiştir.
Bursa’nın fethinde de hisarın fethedildiğini ilan etmek gayesiyle Osmanlı sancağını diken bireyin ismi Ahi Hasan’dır.
İlginç tek tevafuktur ki; Osmanlı’nın iki kıymetli başkentinin fetih sancakları â€Hasan†adlı sancaktarlar doğrulusunda çekilmiştir.

Orhan Gazi, Bursa’ya devasa ehemmiyet vermiş, gelişen senelerde bölgeyi Türkleştirerek Osmanlı tebaası olmak isteyen Müslüman kitleleri Bursa’da ikame ettirmiştir.
Bursa tekfurluğunun gayrimüslim köylüleri de vakit içinde İslam’ı kabul ederek kazanın yerli halkı arasına girmiş, zaman içinde kalabalık tek yerleşim yeri durumuna gelmiş ve sonunda fethinden 9 sene ardından Osmanlı Devletinin başkenti meydana gelmiştir (1335).

 
Son düzenleme:
Üst Alt