Bu zamana kadar en ilginç arkadaşlık ortamınız nasıldı?

Konu sahibi son olarak 2 gün önce görüldü
Zamanında bir arkadaşlık grubuna dahil olan Behiç Yılmazoğlu o günleri şöyle anlatıyor..


''Sene 2011 lise dönemlerinde idim...O zamanlar okulda tek başına gezen,kantinde Keanu Reeves gibi tek başına tost yiyen bir çocuktum..Günlerden birgün yine kantinde oturuyordum.Yanıma bir grup oturdu kızlı erkekli..Kızlar oldukça güzel tatlıydı..Aralarında sohbet ediyorlardı.Ben de tostumu yiyordum.Belirli bir süre sonra grubun dikkatini çektim..Beni yanına çağırdılar..''Çek bir sandalye çek bi sandalye..Gel yanımıza yalnız takılma dediler..Bende kabul ettim yanlarına oturdum.Ortaya bir fanta açtılar..Bana da pet şeffaf bardakta yarım fanta verdiler.Koyu bir sohbet vardı ortamda..Mukara kukara güncel konular vs..her türlü konudan bahsediyorlardı.Sohbetleri çok iyi idi..Bende onlara katıldım..Kendilerine Atarlılar 61 diyorlardı.Sohbet çok iyi geçmişti..O gün eve gittiğimde kendimi çok mutlu ve çok iyi,özgüvenli hissettim.O günden sonra onlarla beraber takıldık..Hayatım çok iyi gidiyordu.Mangal partileri,lahmacun partileri,kamp,denizde yüzmeler..Bütün güzel faaliyetleri beraber yapıyorlardı..Bazen yanlarında kızlar getiriyorlardı..Ama gerçekten manken gibi kızlar..Bizim okulda gördüklerimiz bunlarında yanında bir hiç..Bir tanesi ile tanışıp sevgilidı oldum adı Melisa'ydı hayatımın en güzel günlerini geçiriyordum..Kızla gün batımı eşliğinde çok güzel bir aşk yaşıyordum..Derken gel zaman git zaman mezuniyet günü geldi.Son kez onlarla ve sevgilimle vakit geçirdim.Birbirimize buluşma sözleri verdik.Sevgilimin dudağından öptüm.Daha sonra evlerimize ayrıldık.Mezuniyetten sonra onlardan hiçbirini görmedim.Sevgilim de dahil olmak üzere hepsi sırra kadem basmıştı.Sosyal medya hesapları kapanmıştı..Tekrar yalnızlığıma geri dönmüştüm.O yaz yalnız bir şekilde geçiriyordum.Sevgilimi çok özlemiştim.Uzun zaman hiç kimseyi görmedim..


Aylardan kasım gelmişti.Birgün soğuk bir cumartesi hava henüz kararmadan içlerinden ismi Alara olan bir kız vardı..Onu görünce sevindim ve selam vermek için yanına gittim..Alara hafif bir gülümseme ile merhaba dedi sadece..Ona onları çok özlediği ve nerede olduklarını,neden sosyal medya hesaplarını kapattıklarını sordum.O an Alara hayatım boyunca hiç yaşamadığım birşeyi söyledi bana..''Behiç sen çok iyi bir çocuktun,kimseye zararın yoktu ama hiç arkadaşın yoktu.Atarlılar 61 grubu okullarda ve iş hayatlarında bu tarz insanların hayatlarını kısa sürede olsa mükemmel bir hayata çevirmek için kurulmuş bir Neo-Arkadaşlık grubuydu.Bu tarz insanların hayatlarına girer onları en mutlu insan yapar sonra ortadan kayboluruz ki hayatın boyunca hatırlayabileceğin güzel bir anın olsun.Sen bunu hak ettiğin için seni seçtik ve hayatını çok güzel bir şeye çevirdik.Ama ben artık bu gruba dahil değilim.Bu gruptan çıktım..Şuan bu grup nerede bende tam bilmiyorum..


''Peki Nazlıcan nerede?Eski sevgilim.


''Nazlıcan üniversite eğitimi için Muğla'ya gitti..Yeni bir sevgilisi var..Her neyse kendine iyi bak canım..


O gün Nazlıcan'ın başka sevgili bulduğuna mı yanayım,yoksa böyle bir projenin olduğuna mı şaşırayım bilemedim..O gün şaşkınlığı ve üzüntümü birbirine karıştırıp evime gittim.Soran olursa ben hala yalnızım...
 
Benim hayattaki şansım hep tersinedir zaten. Ortam demeyelim fakat lise 1 de Bi kız arkadaşım vardı ailevi sorunları yüzünden hep depresif takılırdı benim yan meslek de psikolog ya hani kıza moral yükler hergün hayata bağlardım.
Birgün babası ile ağır sorun yaşamış ve bileklerini kesmiş kız beni aradı ve bunu söyledi ailesine haber verince ben sanki kızı ben kesmişim gibi suçlandım oysa bütün sorun ailesi olmasına rağmen hastaneye bile izin vermediler girmeme kız intihar yüzünden benden uzaklaştırıldığı için Bi kez daha hayata küsmüştü neyse gizli gizli görüşmeye başlayınca ölmek bile suç demişti Sjsjsj
 
ayrı yazılan ki anksiyetemi artırdı… birleşelim, birleştirelim…

yaklaşık on sene önce yabancı dil kursuna gidiyordum, en ilginç arkadaş grubum oydu jfjf güney koreli bir kadın, zengin iş adamı, onun ilgisini çekmeye çalışan avukat adayı kız, o kızdan hoşlanan fırat, yogi hocamız, resim öğretmeni kadın, tek örtülü ben vs vs. ahahah. çok eğlenceli bir ortamdı, hayatta en eğlendiğim zaman dilimlerinden biridir. iş güç yok, sabah amerikan kültür, akşam üds/kpds kursu (canım o dönem yds demiyorlardı) amerikan kültürdekiler bir harikaydı, yogaya gittik, zeytinyağlıcıya gittik, dediler bir akşam rakı-balık yapalım, dedim ben şalgam-balık yapabilirm, olsun dediler filan jfjfj çok saçma bir gruptuk, bayılırım böyle şeylere
 
en ilginç arkadaşlık ortamı demeyelim de arkadaş diyelim, gerçi arkadaş demek de ne kadar doğru bilemiyorum. ben hoşlanmadığım kişileri belli bir süre sonra siliyorum, ismini bile hatırlamıyorum çoğu zaman. neyse..

bundan iki yıl önce ev arkadaşımla ortak bir arkadaşımız bize bir arkadaşının ev aradığını, ev bulana kadar kısa bir süre için misafir edebilir misiniz demişti. ne ben ne ev arkadaşımın hayır deme huyu olmadığından olur demiştik. neyse.. bir gün tanışmak için bize getirdi, çocuğu kapıdan girdikten sonra hiç görmedik desek doğru olur. hoşgeldin muhabbetinden sonra telefon görüşmesi yapacağım diye alt katta bulunan misafir odasına gitti, gidiş o gidiş. ilk tanışmamızdan sinyaller vermişti aslında biz anlamadık. neyse.. geldi taşındı, evin içerisindeyiz ama ilk başlarda bizimle yemek olsun, muhabbet olsun hiçbir faaliyete girmiyor. zoraki muhabbetler kurmaya çalışıyoruz, daha doğrusu arkadaş kurmaya çalışıyor o kadar. yavaş yavaş muhabbet kurmaya başladı ama muhabbet esnasında biz neden bahsediyoruz o neler anlatıyor, öyle saçma bir iletişim ortamı var. bir türlü doğru ve sağlıklı iletişim kuramıyoruz. konuyu kesip saçma bir şeyler anlatmaya başlıyor bir anda. bir sorun var ama çözemiyoruz arkadaşla. ben zaten bu değişik özellikleri nedeniyle olmayan iletişimimi kesip arkadaşa havale ettim onu. neyse.. ev arkadaşımı arada çileden çıkartsa da sağlıksız da olsa bir iletişim kurabiliyorlardı. neyse bunlar böyle devam ettiler belli bir süre. şimdi olaylar başlıyor. bir gün işteyken ev arkadaşım beni aradı, diş fırçası ıslakmış, alt katı beraber kullandıklarından bu durum üzerine çocuğu aramış bu durumu sormuş, ben kullandım, ne oldu ki cevabını almış. bunu normal bir davranış olarak görmüş. bir gün ise ev arkadaşım yüzüne kullandığı özel pahalı bir kremini açtığında içerisine bir parmak daldırıldığını görmüş, bu durumu çocuğa sorduğunda da poposunda sivilce çıktığını bu nedenle o bölgesi için kullandığını söylemiş. bir başka gün gece saat 3 civarı arkadaşım uyurken bir sigara kokusuna uyanmış, zifiri karanlıkta yataktan kafasını çevirdiğinde karşısında cam kenarında çömelmiş bir şekilde sigara içen çocuğu görmüş, kendi odası olmasına rağmen canı sıkıldığından bizim arkadaşın odasında içmek istemiş. bir gün eve geldiğimizde kendi odasında değil de arkadaşın odasındaki yatakta uyuyor olarak bulmamız. cüzdandan para eksilme olayı, arkadaşımı sürekli enayi olarak kullanması, iletişimi kestiğim için eşyalarıma zarar vermesi, arkadaşın tabiriyle bana öldürecek gibi bakması, evden çıkmamak istemesi, arkadaşıma biz senle ayrı eve çıkalım o kalsın demesi falan filan şu an aklıma gelmeyen ama arkadaş ortamlarımızda hem küfür ederek hem gülerek anlattığımız birçok normal olmayan olay var bir aylık süre içerisinde. sonradan gizliden öğrendiğimizle şizofren başlangıcı ilaçlar kullanıyormuş. verilmiş sadakamız mı varmış bilemiyorum ama iyi kurtulmuşuz.
 
hayatımdaki en garip arkadaşlık ortamı kesinlikle babamın iş yerindeydi. bi dönemi onlarla birlikte geçirdiğim için hem garipsiyor hem aşırı eğleniyordum. bi ablamız alemin bütün serserileriyle, torbacılarıyla, çakallarıyla kankiydi. ondan biraz korkuyordum ama bi yandan da ne iyi kadın diyordum. o kadar hakimdi ki suç teşkil eden her ortama şirkete giderken çalınan şirket bilgisayarımı birkaç saat içinde “bizim bi arkadaşın bilgisayarı çalınmış” diye arayarak buluvermişti djsjk. süleyman soylu’ya ders niteliğinde. sonra gaylerin görünür olmadığı zamanlar olduğundan bir çocukla enerjimizin aşırı tutması ve “sana bi şey söylicem” demesini bana açılacağını zannederek heyecanlanmam ve ardından gay olduğunu açıklaması. travesti bi çalışanın bulunması. geceyi geçirdiği müşterilerinden sabah bizim işlerle ilgili yardım istemesi shsj. adı da ece’ydi. birkaç kez telefonda konuşmuştuk 50 bin tane numarası olduğundan her açtığında farklı biri sanıyordum, beyefendi diyecekken de “allah canını almasın ece ben” diyodu… iş yerinin altında pavyon vardı bi de ve otopark kavgaları yapılırken değnekçilerle pavyon analizleri yapılıyordu. tövbest… babamın iş ilanlarındaki “dil, din, ırk, cinsiyet, medeni hal, yönelim ayırmadan” cümlesini birebir yerine getirmesi. öyle ilanlara yazıp sonra mobbing yapmakla olmuyor sjsjk.
 
Babanın iş yeri nasıl bir yerdi diye sormaya korkuyorum Sjsjsjd
dışlanan insanları hayata kazandırma derneği… böyle anlatınca çok korkunç bi yer gibi duruyor tabii haklısınız shfjk. tamamen babamın solculuk kanının emeğe yansıması… (umarım)
 
Kürt,Ateist,Laz,Çerkes,Fransız,İmam,Anarşist ve de bir adet Komünist bireyler ile Big Bang teorisini konuşuyorduk.
İş çıkılmaz bir hal alınca;Ateist olan arkadaş sigara paketini çıkardı ve içerisindeki dalları avcunda kırdı.''İşte böyle olur Allah'ın cahilleri sizi.''diyerekten de hesabı ödemeye gitmişti..
 
Geri