Günlük "Bir Penguenin Rüyası"

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Adam Smith: 1776 The Wealth of Nations

Selfish human urge to increase private profits is the basis for collective wealth
Greed is good and that by becoming richer, i benefit everybody, not just myself.
Egoism is altruism
 
1984:

"Yenisoylemin tum amacinin, dusuncenin ufkunu daraltmak oldugunu anlamiyor musun? Sonunda dusunce sucunu tam anlamiyla olanaksiz kilacagiz, cunku onu dile getirecek tek bir sozcuk bile kalmayacak.... Sozcukler her yil biraz daha azalacak, bilinc alani her yil biraz daha daralacak.... Dusunce ortami tumden farkli olacak. Aslina bakarsan, bugun anladigimiz anlamda bir dusunce olmayacak. Baglilik, dusunmemek demektir, dusunmeye gerek duymamak demektir. Baglilik, bilincsizliktir. "

" Cinsel icgudunun, Parti'nin denetleyemedigi, kendine ozgu bir dunya yarattigi icin elden geldigince yok edilmesi gerektigi degildi yalnizca. Daha da onemlisi, cinselligin bastirilmasi isteriyi tetikliyordu; bu da Parti'nin istedigi bir seydi, cunku savas coskusuna ve ondere tapinmaya donusturulebiliyordu. Julia bunu soyle yorumluyordu:

" Sevistigin zaman icindeki enerjiyi bosaltirsin; sonra da kendini mutlu hisseder ve hicbir seyi iplemezsin. Ama senin bu halin onlarin hic hosuna gitmez. Her zaman enerji yuklu olmani isterler. Butun o yuruyusler, bagrini yirtarcasina bagiris cagirislar, bayrak sallamalar, eksiyip bozulmus cinsellikten baska bir sey degildir. Gonlun ferah, keyfin yerindeyse, Buyuk Birader'mis, Uc Yillik Plan'mis, Iki dakika Nefret'mis, butun o igrenclikler neden kendinden gecirsin ki seni?"

" Parti, iktidarda olmayi, yalnizca kendi cikari icin istiyor. Baskalarinin iyiligi, bizim umrumuzda degil, bizi ilgilendiren yalnizca iktidardir. Servet, luks, uzun yasamak ya da mutluluk degil, yalnizca iktidar, salt iktidar. Biz, kimsenin iktidari sonradan birakmak amaciyla ele gecirmedigini biliyoruz. Iktidar bir arac degil, bir amactir. Kimse devrimi korumak icin diktatorluk kurmaz; diktatorluk kurmak icin devrim yapar. Zulmun amaci zulumdur. Iskencenin amaci iskencedir. Iktidarin amaci iktidardir. Simdi anlamaya basladin mi beni?"
 
Önsöz: Shinican, o kadar sitem sitemden (:liv: ) sonra, sana bir süre önce bir dergide okuduğum bir konuşmayı göstermek istiyorum. Belki sen daha önceden okumuşsundur. Bu konuyla ilgilendiğini hatırlıyorum.

Ousman Sembene,
Afrika'nın yoksul ve kurak ülkesi Senegal'da 1923 yılında dünyaya gelmiş yazar, senarist ve yönetmen. Artist ve savaşçı. Meselesini, kavgasını ve çabasını anlatmak için önce kitap yazdı. Ama yüzde onluk Fransızca okuma-yazma oranına sahip ülkesinde bunun bir işe yaramayacağını görünce daha büyük kitlelere seslenebilmek için sinemaya yöneldi. Pek çok ödül aldı. Kıtanın bütün yönetmenlerini etkiledi. Afrika sinemasının ilk yönetmeni değildi belki ama 'Afrika sinemasının babası" ünvanını o aldı. 1997'de kraliçeye attığı şık çalımla da gönlümüzdeki yerini pekiştirdi. 1997'de ülkesi Senegal'de vefat etti.
Böyle güzel bir adam. Şimdi paylaşacağım konuşma da, Onun , 1997'de Kraliçe Özel Ödülü Töreninde yaptığı konuşmadan:

1Konuşma
Sayın baylar ve bayanlar. Konuşmama İngiliz dilinde devam etmeyeceğim için hepinizden özür dilerim. Sizin topraklarınızdayım ve sizin sahibi olduğunuz sistem içinde sizin tarafınızdan payelendiriliyorum. Ancak asıl konuşmam kendi öz dilimde olacaktır. Merak edenler, konuşmamın İngiliz diline tercümesini koltuklarında bulabilirler.

İngilizler geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda ise; bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.

İngilizlerin dinini, dilini öğrendik. Uzak dünyadan gelen yeni dil ve din bizi hep çalışmak zorunda kalan itaatkar köleler yaptı. Özgürlük için her karşı geldiğimizde, bizi birbirimizle savaşmak için ikna ettiler ve silah verdiler. İngilizler gelmeden önce topraklarımızda sadece kavga vardı. İngilizlerin kutsal dini bizim kavgacılığımızı kullandı; evlatlarımızı savaşçı yaptı. hem de sadece kendi kardeşleriyle savaşan dünyayı İngiliz dilinden ve İncilden ibaret sanan vahşi savaşçılar.

Hastalıklar yaydılar. Ne olduğunu bilmediğimiz içeceklerle bizleri hasta ve zayıf yaptılar. Atalarımızı zincirleyerek büyük şehirlerine köle olarak götürdüler. O büyük binaları, caddeleri, tünelleri ve kiliseleri insan etinin üzerine inşa ettiler. Kendilerini temizlemek için sanatçılarına fikir adamlarına; sadece kendilerini kapsayan insan tariflerini yaptırdılar. Her çeşit yiyeceklerin büyüdüğü topraklarımıza ilaçlar döktüler. Toprağın altındaki yanıcı siyah cehennem kanı için bizleri öldürdüler. Büyük acılar ve ölümcül işkenceler ördüler. Her gelen gemiden; kıyılarımza hep ikiye bölünmüş tekneler yanaştı. İlk gelenler zulm ettiler, arkasından gelen arkadaşları zulmü durdurma vaadiyle bizleri ele geçirdiler. Bu gün gelenlerde aynı sistemle hala işgale devam etmekteler.

Yeni ilaçları, biyolojik silahları ve hastalıkları deneyen gönüllü doktorlarınızı istemiyoruz. Emperyalist sisteminizde geri dönüşüm ekonomisiyle aslında sömürü olan yiyecek yardımlarınızı kabul etmiyoruz. Birbirimiz anlamamızı zorlaştıran, şarkılarımızı ve masallarımızı unutturan fakir dilinizi red ediyoruz. Çağdaş dünya daveti içindeki, bizi zorla şekillendiren yüzeysel sanat kuramlarınıza karşı çıkıyoruz.

Özgürlüğümüzü ilan ediyor, Afrikalı insanlar olarak doğduk,
Afrikalı ölmek için bütün avrupayı topraklarımızdan kovuyoruz.
Birbirimizi öldürelim diye bize öğrettiğiniz ırkçılığı, felsefe adına önümüze sürdüğünüz batının sığ kafalı laflarını, hukuk adına yaptığınız bütün şovenistliklerinizi ve sanat diye dayattığınız bütün estetik öğretilerinizi, Afrika topraklarından silene kadar Afrika sizinle savaşacaktır. Siz kabul etmesiniz de bir Afrikalı en az dünyanın herhangi bir yerindeki bir batılı kadar onurludur. insan onurlu doğar. hiç bir insanın kraliçenin vereceği onura ihtiyacı yoktur.


1Müzik

[YOUTUBE]JQUNTJob078[/YOUTUBE]


1Film

Zookeeper's Wife diye bir film izledim. Arka planına Hitler rejimini alan gerçek hayat uyarlaması. Daha iyi bir uyarlama olabilirdi. Yine de izlenebilir. Katliamlarda, savaşlarda insani değerlerini kaybetmeyenlerin hikayeleri çok güzel, çok hüzünlü ve çok değerli. Sadece bunun için bile izlenebilir sanırım. (üstüne konuşuruz izledikten sonra belki)
 
Her seyin ulasilabilir oldugu bir dunyada hicbir seyin anlami yoktur
 
Gelelim 2017'nin gelecegi parlak 10 teknolojik gelismesine

1- Atmosferden Su cikarimi: Ozellikle kurak bolgelerde veya temiz suya erisimi olmayan bolgeler icin sadece havadan su olusturma surecindeki gelismelerden bahsediyor.

MIT ve UC Berkeley'deki bilim adamlarinin arastirmalarina gore "Metal Organic Frameworks" denilen kristaller kullanilarak havada bulunan nem emilerek, suyun bu porlarin icerisinde hapsedilmesi mumkun. Sanildigi gibi bu surec yuksek miktarda enerji de gerektirmiyor. 1 kg kristalden olusan unite gunluk 2.8 litre su ihtiyacini karsilayabiliyor. Col gibi bolgelerdeki dusuk nem bu sonucu etkilemiyor.

Diger bir start up: Zero Mass Water ise gunes enerjili paneller kullanarak enerji ihtiyacini karsiliyor. Su emici materyaller, atmosferden nemi emerken, enerji de bu nemin sivi hale donusturulmesi icin gerekiyor. Bir gunes enerjili panel gunde 2-5 litre arasinda su uretebilme kapasitesine sahip su an.
 
2- Insan gibi gorebilen yapay zeka

Yapay zekadaki son yillardaki gelisim son derece goz kamastirici. Onceden, cok detayli programlarla siradan bir insanin yapabileceginin binde birini ancak ayirt edebilen yapay zeka varken ( mesela bir fotografta yuz olup olmadigini anlamak gibi), su siralar yapay zeka bir insanin yaptigindan cok daha fazlasini basarabiliyor.
-Artik sadece yuz tanima islemi degil, mesela gosterilen herhangi bir kopek cesidinin hangi ture ait oldugunu ayirt edebilme yatisina sahip
- Kendi kendine araba kullanimi da yine bu yapay zekanin baska bir boyutu. Ufak tefek sorunlar yasansa da cogu zaman, insanlarin verdigi tepkilerden cok daha guvenli bir sekilde araba kullanimini saglamak mumkun
-patolojik doku fotograflarina bakarak, o kisinin hangi hastaliga sahip oldugunu (kanser mi degil mi) veya herhangi bir tedaviye cevap verip vermedigini anlayabilecek kapasiteye gelmesi an meselesi
- topluluklarin yuzlerine ve hareketlerine bakarak, o bolgede bir olay yasanip yasanmayacagini da yuksek bir oradan tahmin etmesi beklenenler arasinda.

Bunlarin hepsinin altinda yatan mekanizma ise, ogrenme mekanizmasinin farkli seviyelerde gerceklesmesi sonucu olusuyor
1. Asama: basit sekillerin ve koselerin algilanmasi
Diger ileri seviyelerde ise kompleks ve abstrakt konsept ogrenebilme yetilerine sahip olmasi : kulagin sekli, tuylerin bicimi, histoloji fotograflarindaki ufak degisiklerinin korrelasyonunu insanlardan daha kolay bir sekilde ayirt edebilmesi.. vs
 
George Church :kalp: Adam yine dokturmus son konusmasinda.
Baslangicta gorusleriyle alay edilen bilim adamlarinin aslinda alani ileriye goturen kisiler oldugu gercegi.
Sentetik biyolojinin babasi
 
"Fiziksel bir eksiklik, zihinsel bir asirilik yaratabilirdi. Sanki surec, tersine de isleyebiliyordu. Zihinsel asirilik, kendi amaclari dogrultusunda, kasti bir yalnizligin gonullu korluk ve sagirligini, yapay bir zevklerden el cekme iktidarsizligini dogurabiliyordu. "
 
Elon Musk, SpaceX ve Tesla'dan sonra bir de Neuralink adli bir startup kurmus. Adamin girmedigi bir bu alan kalmisti, ona da girdi tam oldu :p
 
[YOUTUBE]kfmKFMwqM-M[/YOUTUBE]

Tazelenme Universitesi acilmis Turkiye'de yeni haberim oluyor : )) Bayildim ben bu uygulamaya. Erkeklere yemek yapma ve orgu orme dersleri zorunluyken, kadinlara da tamirle alakali dersleri zorunlu kilmislar. Insanlarin kendilerine yetebilmesini saglamak, sosyallesmelerine yardimci olmak, ozellikle de alzheimer gibi rahatsizliklara karsi alabilecekleri onlemleri, becerileri kazandirmak istemisler. Cok tatlis bir uygulama degil mi ya <3
 
Ben bir şeyi hiç mi hiç az sevemedim.
Hele orta hiç sevemedim.
Hep çok sevdim.
Arkadaşlarımı da severim.
Yeryüzüne biterim.
Eve portakal aldığımda kasayla alırım.
Dayanamayanlar çürür.

Nuri Pakdil

Buraya bir not dusmek gerekli, ama once siiri icsellestirebilmem gerek

Bense karinca kararinca her seyi sevmisim
S' yi de sevdim U'yu da
Sadri alisigi da sevdim Ayhan Isigi da
Ananemin evini de sevdim Anneminkini de
Mahalle bakkallarini da sevdim marketleri de

Belki Mfo'nun "Ozkan"ini "Mazhar"dan cok
"Besiktas"i "Fenerbahce"den cok
"Tehlikeli oyunlar"i "Tutunamayanlar"dan cok
"Eti puf"u "Cokomel"den cok
"Dolmuslar"i "minibus"lerden cok sevmis olabilirim
aslinda ben sol ayagimi da sag ayagimdan daha cok severim
cunku ayakkabi hep sag ayagimi vurur

Sanirim siz de 2015 yilinda "Penguen"leri ve Nuri Pakdil'i pek seviyormussunuz :)
 
Bense karinca kararinca her seyi sevmisim
S' yi de sevdim U'yu da
Sadri alisigi da sevdim Ayhan Isigi da
Ananemin evini de sevdim Anneminkini de
Mahalle bakkallarini da sevdim marketleri de

Belki Mfo'nun "Ozkan"ini "Mazhar"dan cok
"Besiktas"i "Fenerbahce"den cok
"Tehlikeli oyunlar"i "Tutunamayanlar"dan cok
"Eti puf"u "Cokomel"den cok
"Dolmuslar"i "minibus"lerden cok sevmis olabilirim
aslinda ben sol ayagimi da sag ayagimdan daha cok severim
cunku ayakkabi hep sag ayagimi vurur

Sanirim siz de 2015 yilinda "Penguen"leri ve Nuri Pakdil'i pek seviyormussunuz :)

Penguenleri hala cok severim : )) Siirlerle ve sairlerle aram cok iyi degil, hakkiyla anlayamadigim icin. Simdi, onu dusundum. Gectigimiz yillarda ne cok siir paylasmisim, sanirim o donemler kendimi zorladim sevmek icin siirleri. Ama, pek basarili olamadim galiba.

Bu siiri de bir seyi cok sevmek nasil olabilir algilayamadigim icin ilginc bulmustum. Deliler gibi tutkun olmadim bir seylere, kisilere. Onceden sevmek kabiliyetimin olup olmadigini bile sorgulardim, simdi sorgulamiyorum, varmis ogrendim : ))
 
Ben de siir sevmem ama sevdigim "sairler" var
Kabiliyetten cok, sevmek ogrenilen bir sey galiba
sevildikce ogrenilen ya da eksikligini hissettikce, kendini tamamlamak icin ogrendigin bir sey olabilir
Kendini gerceklestirmeye dogru basamaklari tirmandikca ogreniyoruzdur belki de
benim de kabiliyetim yok, yeni yeni ogreniyorum bilmiyorum :)
Ama tanrinin standart hizmeti bana gore "nefret"
Ben sevdim hepsini okuyamadim tabi (her geldigimde okuyacagim yavas yavas)
ama devam etmelisiniz
 
It is terrible thing to lose a friend when you dont have too many.
 
Zeka: problem cozme sinavindaki basarilar genel olarak zekanin bir gostergesi olarak kullaniliyor.

Ayni zamanda, genel olarak beyin kapasitesi de kullandigimiz kelime zenginligi, mantik yurutme ve aritmetik islemlerleki basarimizla da orantili olarak bulunmus. Bunlarin hepsi zekadan ziyade, noronlarin ne kadar etkili calistiginin bir gostergesi aslinda.

Uzun suredir, genetigin zeka uzerindeki rolu sorgulaniyor. Tek yumurta ikizleri uzerindeki yapilan arastirmalar, genetik yapinin da zekaya katkida bulundugunu gosterirken, hangi genlerin bundan sorumlu oldugu henuz kesfedilemedi. Etkili oldugu dusunulen 52 genin ise zeka uzerindeki etkisi cok kistli.
 
"1981-2000 yılları arası doğanlardan oluşan Y Jenerasyonunun iş yaşamında ortaya çıkan en önemli değerleri, sosyal sorumluluk, özgüven, hedef odaklılık ve farklılıklara saygıdır. Teknoloji anlamında çalışma hayatındaki en okur yazar grup olan Y’ler, fark yaratmak, fark edilmekten hoşlanmakta, değişime açık, destekleyici tavırlar sergilemekte, işyerinde de her anlamda esneklik istemektedirler. Kıyafetten çalışma saatlerine, düşünce ve iş yapış tarzlarına kadar tercihlerinde değişiklik ve farklılık görülen Y jenerasyonuyla iletişim ve işbirliğinde en önemli nokta, takdir ve geribildirim olarak ortaya çıkmaktadır."

"Y kuşağının özellikleri sıralandığında muhakkak 'özgürlük' tabirini de kullanmamız gerekiyor. Y kuşağı için özgürlük olmazsa olmaz bir kavram. Emir almaktan ya da üzerinde otorite kurulmasından hoşlanmayan hoşlanmıyorlar. Eski yönetim şekillerine karşı çıkıyorlar ve kendilerini özgür hissettikleri işlerde daha başarılı ve mutlu oluyorlar. Her ne kadar bu özelliklerinden ötürü 'bencil' ya da 'benmerkezcil' olarak etiketlendirilseler de aslında durum tam tersi. X kuşağına göre çevreye ve dünyaya çok daha duyarlı bir nesil Y kuşağı. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirme ve dünyayı algılama peşinde. Evrensel düşünebildikleri için de 'bencil' olmaktan ziyade daha çok 'dünya vatandaşı' olma peşindeler.

Söylenen her şeyi kabul etmemeleri ve sorgulamaları da Y kuşağı için belirteceğimiz bir diğer özellik. Nedenini bilmedikleri ya da tam olarak kendilerine izah edilmeyen bir yenilik onların dahil olmayı kabul etmedikleri bir durum. Yöneticisinin kendisinden talep ettiği çeşitli isteklere boyun eğmeyen bir Y kuşağı, kolaylıkla vazgeçebiliyor ve yeni başlangıçları seçebiliyor.

Y kuşağının özgürlüklerine olan düşkünlükleri neticesinde yaratıcılıkları da bir hayli fazla. Bu da onların girişimci yönünü ortaya koymakta. Eğitim düzeyleri yüksek olduğu için yalnızca aynı kültürden değil farklı kültürden insanlarla kolayca iletişim kurabiliyorlar. Karşılarına çıkan yeni bağlantıları ve fırsatları kaçırmamaları ile beraber özel hayat ve iş yaşamı arasında kendine has bir denge kurmayı de özellikle tercih ediyorlar."
 
Geri