B.K.T Yolculuğu
O kadar hızlı gidiyorum ki bilinmezliğe başımın felaket dönmesini rüzgarın azalabilmesi ile hissettim.
Kusmak istiyorum uç noktadan sonra dönüyor amaçlarım.
Dört bir yanım aynadaki yansımalarımla dolu olsa da beni soyutsuz seven dostum Tanecik ile yan yana seyahat ediyor olmam ruhumu okşuyor beynimi değil.
Tanecik gündelik laflarla beni konuşturmaya çalışıyor farkındayım konuşasım yok hele ki sonucunu merakla beklediğim bir maceraya atılmışken bizler
Bulutlar fotoğraf kadrajından çekiliyorlar şimdi. Hay aksi! Güneş gözlüğümü almayı unuttum çevreme bakındığımda Tanecikte var bir tek istesem verir al kardeşim sen tak der fakat istemiyorum.
Güneş gözlüğü bir betimlemede bu kadar mı şık durur bu kadar mı güzel hissedilir yüreklerde. Şahanelik kalsın onda.
Çevreme bakınıyorum istediğim şey farklılık anlatılanlar gerçekleşiyor varışa yaklaştıkça ama benim içimde olanları anlatmak istiyorum rüzgara rüzgar oralı değil esip geçiyor işi varmış beyefendinin olsun diyorum içten gelen sesle trip yapıyorum.
Sağıma ve soluma bakındım Tanecik kaybolmuş ortalıktan Offf Tanecik offf! Yine mi bir güzelin peşine takıldın? Bekarsın çapkınsın biliyorum sen de benim gibi olsan artık çok mu zor bedenine bu duyguları aşılaman?
Kendin olmayı istemen ve ona delice bağlanmamak rüzgarın uğultusu ne demişti hatırladın mı?
“Rüzgar değilim şimşek değilim ama şimşek gibi rahatsız ederim.
Kalk gel desem günahlarından cevabını biliyorum o yüzden sormuyorum sana herkes inanacak değil ya inancına saygım olduğu için seni seviyorum.
Kadehin içine doldurulan şarap gibisin be dostum kah durgunsun kah dalga.
Yalnızlığın tanımını şiirlerde ve romanlarda çok yapmışlardır ve her yalnızlık tanımında itiraf etmeliyim ki kendi duygularımı ön planda hissetmemiştim.
Belki de bu inanıp inanmamak arasındaki uçurumdan kaynaklanıyor bedenim asla satılmayı kabullenmedi çünkü ardında ona ikaz eden ruhum vardı.
Çıkmaza sürüklenmedim yaşadıklarım şahit anlattıklarıma. En son bir güven almıştım etkilenmiştim biraz da güven verdiğime de inandım farkındayım.
Bulut gizemi savundu ben arzularken hoşgörüyü bir güvercin geldi uzaktan gagasında şiir vardı okumuştum onu o şiir beni çok etkilemişti. Şimdi dostum yok yanımda ben derdimi kime anlatmalıyım?
yalnızlık var
dört kadar. (duvar)
sevgi var
iki kadar. (aşk)
kötülük var
üç kadar. (çıkar)
sen varsın
sadece parçan var. (Allah)
Keyifsizim daha da bir derinden gelen şikayetlerim var. Kusmak istiyorum demiştim ya artık çok rahatım yaşamak istediklerimi yaşamak ve bir an evvel olup bitsin de kurtulayım düşüncesinde olan duygularımı sonuca erdirmek amacındayım artık geçmişe dönüp bakmıyorum.
Gördüklerim şaşkınlık apansızın ben bu düşüncelerimi dile getirirken seyir defterine ruhum acımasız ve aman! Aman! Aman! Aynadaki yansımalarım ölüyor. Ben nereye gidiyorum? Onlar neden yok oluyor?
Sonunda cansızlaşan bedenimi hissederken ben ruhum bana söylenen yalanların beni neden yok ettiğini açıklıyor: Bedenine verilen yapay yaratılışta anlattıklarımıza aklının varlığı kadar inanmış olma gerekli.
Senin için inandıklarımız yarattığımız o muhteşem iyilik dünyasının bile ötesinde artık.
Kalbinden öte aklının inandıklarına gelince akıl et gibidir çürüyüp gider sana işlediğimiz ruh kalbinde gizli ve bu seni cennete götürecek anahtardır onu bize ver ki cenneti sana müjdeleyelim.
Bana bu yazıyı yazmamda ilham kaynağı olan gözlüğüme saplanıp eriyip giden kar tanesine teşekkür ederim