Big Bang (Büyük Patlama)

  • Kullanıcı Jose
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal Sözlük
Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Büyük Patlama Evrenin oluşumunu açıklamada kullanılan bir teori türü.
Teoriye göre, evren günümüzden en az on milyar yıl önce, çok yüksek sıcaklık ve yoğunluktaki bir yapıdan büyük bir patlama sonucu oluşmuş olup, bu yapıdan, söz konusu patlama ve genişleme sonucunda, en hızlı hareket eden kütleler en dışta, daha yavaş hareket edenler ise en içte olmak üzere, bir yayılım başlamıştır.
 
Dur şimdi tartışma çıkacak yine:) Konu bizim dinimize gelecek bekle bak
 
Evren sonsuzdur. Sonsuz bir mekanda sonsuz big bang olmuştur. Bahsettikleri bunlardan sadece biridir. Sonuçta sonsuzluk birimlerden oluşur.
 
ben inanıyom buna
anam hep anlatırdı bana güccükken
o zamanlar köyde yaşıyomuşuz biz
big bang diye japon,kore,çin karşımı bi adam gelmiş köye
üstünde gomple dinamit bağlı
muhtar hemen atlamış tabii
nabıyon la sen demiş? bebeler var görmüyon mu? get az ötede oyna elindekiylen dimiş
sonra big bang "anam avradım olsun alayınızı ters düz edecem dimiş" pime bi gomuş
abooww yırtık uçurtma
adam piyasada yoh , gendiyle beraber gomple yahmış herkesi
işte evren bu patlamanın sonucu olmuş
bilmiyom yani anamın yalancısıyım ben
 
Büyük Patlama ya da Big Bang, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören[1] kozmolojik model.[2] İlk kez 1920’lerde Rus kozmolog ve matematikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı fizikçi papaz Georges Lemaître [3] tarafından ortaya atılan, evrenin bir başlangıcı olduğunu varsayan bu teori, çeşitli kanıtlarla desteklendiğinden bilim insanları arasında, özellikle fizikçiler arasında geniş ölçüde[4] kabul görmüştür.

Teorinin temel fikri, hâlen genişlemeye devam eden evrenin geçmişteki belirli bir zamanda sıcak ve yoğun bir başlangıç durumundan itibaren genişlemiş olduğudur. Georges Lemaître’in önceleri “ilk atom hipotezi” olarak adlandırdığı bu varsayım günümüzde “büyük patlama teorisi” adıyla yerleşmiş durumdadır. Modelin[2] iskeleti Einstein’ın genel görelilik kuramına dayanmakta olup, ilk Big Bang modeli Alexander Friedmann tarafından hazırlanmıştır. Model daha sonra George Gamow ve çalışma arkadaşları tarafından savunulmuş ve ilk nükleosentez olayı eklenmek suretiyle [5] geliştirilerek sunulmuştur.[1]

1929’da Edwin Hubble’ın uzak galaksilerdeki (galaksilerin ışığındaki) nispi kırmızıya kaymayı keşfinden sonra, bu gözlemi, çok uzak galaksilerin ve galaksi kümelerinin konumumuza oranla bir "görünür hız"a sahip olduklarını ortaya koyan bir kanıt olarak ele alındı. Bunlardan en yüksek "görünür hız"la hareket edenler en uzak olanlarıdır.[6] Galaksi kümeleri arasındaki uzaklık gitgide artmakta olduğuna göre, bunların hepsinin geçmişte bir arada olmaları gerekmektedir. Big Bang modeline göre, evren genişlemeden önceki bu ilk durumundayken aşırı derecede yoğun ve sıcak bir halde bulunuyordu. Bu ilk hale benzer koşullarda üretilen "parçacık hızlandırıcı"larla yapılan deney sonuçları teoriyi doğrulamaktadır. Fakat bu hızlandırıcılar, şimdiye dek yalnızca laboratuvar ortamındaki yüksek enerji sistemlerinde denenebilmiştir. Evrenin genişlemesi olgusu bir yana bırakılırsa, Big Bang teorisinin, ilk genişleme anına ilişkin bir bulgu olmaksızın bu ilk hale herhangi bir kesin açıklama getirmesi mümkün değildir. Kozmozdaki hafif elementlerin günümüzde gözlemlediğimiz bolluğu, Big Bang teorisince kabul edilen ilk nükleosentez[7] sonuçlarına uygun olarak, evrenin ilk hızlı genişleme ve soğuma dakikalarındaki nükleer süreçlerde hafif elementlerin oluşmuş olduğu tahminleriyle örtüşmektedir.(Hidrojen ve helyumun evrendeki oranı, yapılan teorik hesaplamalara göre Big Bang'den arta kalması gereken hidrojen ve helyum oranıyla uyuşmaktadır. Evrenin bir başlangıcı olmasaydı, evrendeki hidrojenin tümüyle yanarak helyuma dönüşmüş olması gerekirdi.) Bu ilk dakikalarda, soğuyan evren bazı çekirdeklerin oluşmasına imkan sağlamış olmalıydı.(Belirli miktarlarda hidrojen, helyum ve lityum oluşmuştu.)

Big Bang terimi ilk kez İngiliz fizikçi Fred Hoyle tarafından 1949’da, “Eşyanın Tabiatı” adlı bir radyo (BBC) programındaki konuşması sırasında kullanılmıştır.[8] Hoyle, hafif elementlerin bazı ağır elementleri nasıl meydana getirebilecekleri konusunda katkıları olmuş bir bilim insanıdır.

Bilim insanlarının çoğu, evrenin başlangıcında, bir Big Bang olayının cereyan etmiş olduğuna ancak 1964/1965’te, evrenin sıcak ve yoğun döneminin kanıtı olarak kabul edilen “kozmik mikrodalga arkaplan ışıması"nın ya da Georges Lemaître’in kullandığı terimlerle « Big Bang’ın soluk ışıklı yankısı»nın keşfinden sonra ikna oldular.

Kaynak: Vikipedi

Big Bang'in Delili ve İspatı

Zaman geçtikçe Big Bang'a karşıt teoriler çoğalmaya başlamıştı. Bunlar arasında Big Bang'e en büyük rakip Fred Hoyle'un "Statik Durum Teorisi" idi. Statik Durum Teorisi temel olarak evrendeki yeni madde oluşumlarının evreni genişliyormuş gibi gösterdiğini öne sürüyordu.

Friedman'ın öğrencilerinden birisi olan George Gamow meslektaşlarıyla birlikte, evrenin her yerinde bulunması gereken Big Bang kaynaklı bir radyasyon olan "Kozmik Mikrodalga Arkaplan Radyasyonu"'nu öne sürdü.

1965'lere kadar devam eden tartışma Arno Penzias ve Robert Woodrow Wilson adındaki iki bilimcinin Bell Telefon Laboratuarı için çalışırken Dicke Radyometresiyle yaptıkları bağımsız ölçümlerde öngördükleri değerden farklı değerler almalarına kadar sürmüştür. Bu değer sapması tam da Kozmik Mikrodalga Arkaplan Radyasyonu'ndan kaynaklanıyordu. Bu da Big Bang teorisini doğruluyordu. Bu buluşları ikiliye 1978 nobel fizik ödülünü kazandırmıştır.


Devam Eden Tartışmalar

Fizikçilerin büyük kısmı tarafından kabul gören bir teori olmasına rağmen Big Bang hala bazı küçük soruları beraberinde taşır:
Big Bang'dan önce ne vardı?
Big Bang'e sebep olan nedir?

Böyle ufak şeyler bırakalım bilmeyenler için, belki birileri araştırmaya heves eder.


Şahsi konumuma gelmem gerekirse, evrenin düzen-düzensizlik aşamalarını takip ettiği artık neredeyse su götürmez bir gerçek iken büyük patlama teorisi benim açımdan (yaptığım araştırmalar ışığında tabii) bir kanun olmaya çok yakındır. Yaygın görüşe göre bu evren de bir gün miadını doldurursa (ki bu kara delikler, pulsarlar ve beyaz cüceler ile dolu bir zaman olacaktır) bu büyük enerji yeni bir büyük patlamaya sebebiyet verebilir ve verecektir. Yeniden yaşam oluşan gezegenler olur mu olmaz mı bunlar muamma tabii ki.

CMB_Timeline75.jpg
 
Ben Big bangın artık bir teori olduğunu düşünmüyorum , Bizlerin Bing bang dan sonrasını konuşmamız masaya yatırmamız gerektiğini düşünüyorum... Sanırım bu konuya girişi de İnsanın Beşerden insana dönüşü olan ve Vahy merkezli insanın yaradılış kıssasında değinmiştim ama uzun yazdığımdan okunmamıştı herhalde... Oysa Bing bang sonrası tüm kainatın evrimsel bir değişim dönüşüm içinde genişlediği de kanıtlanmış duyrumda. Günümüz Jeolojisinin temeli de Dünyanın evrimsel değişim dönüşüm süreci üzerine bina edilmekte. Paleontoloji ve Antropolojinin ulaştığı bulgular Evrimin varlığını gösteriyor. Yani bugün tüm bilimler Evrimsel bulguların eşliğinde gelişiyor ve bu bulgular evrim teorisinin gerçekliğini teyid ediyor. Quantum da bir "teori" izafiyet te bir "teori" ama bunlar aynı zamanda gerçeklikleri teyid edilen şeyler... Bu bağlamda Big bang da bir teori ama gerçekliği teyyid edilen bir teori...
 
Işık bir mesafede yol alıyor. Göre bildiğin kadarı ile olan mesafeyi ışık hızıyla yaptığın ölçümle evrenin yaşını da buldunuz! Sonrasında ışık hala yola devam ettiğinden genişleyivermeye başladı evren!!!! Oralar zaten var ve sadece biz bilmiyoruz...
Sonrasında herkes bunu görüşüne oturttu. Herkese bir tadımlık var!
Bence bunlar Kenan Evren'in suçu.
 
Allahin mucizesidir.Patlamanin siddeti milyonda bir bile farkli olsaydi eger dünya olusmaz olussa bile konum itibari ile baska yerde olurduk . Düşünün artik biz insanlar icin bizim dayanabilecegimiz sicaklik konumuna gore dunya olusuyor .Ve bu biz dünyaya Hz.Ademle ilk adimi atmadan binlerce yil once :)
 
Çok düşülen bir algı yanlışını beraberinde getiriyor bu tip konular.

Dünya biz yaşayabilelim diye mi bu konumda, bu sıcaklıkta, bu yörüngededir yoksa bu konumda, bu sıcaklıkta ve bu yörüngede olduğu için mi yaşama elverişlidir?

Bu kadar bencil olmayalım arkadaşlar. İlk düşünce ve algı biçimi bencillik üzerine inşa edilmiştir.
 
Big Bang in ardından milyarlarca ihtimaller zinciri salındı evrene ..
Milyarlarca farklı senaryolar ..

Söylemek istediğim bundan ibaret.
 
The Big Bang Theory adıyla izlemekten en büyük keyfi duyduğum dizidir..
 
Cern Laboratuvarındaki Tanrı Parçacığı deneyleri başarısız oldu.Hala teori olarak bulunuyor.
 
Geri