- Beи кaybeттiм .

  • Kullanıcı Asr.
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 3728 gün önce görüldü
Biraz olsun karşıdaki insanında hislerini önemseyin, anlamaya çalışın.
 
tumblr_moqii5PEE81s46bcpo1_500h.jpg
 
Sussan olmuyor susmasan olmaz şarkısı bana annemle tartışmalarımızdaki psikolojik durumumu hatırlatıyor.
 
Çoğu kişiyi tanıyorum. (Sanmışım)
 
Ailemden biri telefonumu alıp ,kurcalamak istediğinde :
Yapmak istediğim :
tumblr_inline_mph43zkA6r1qz4rgp.gif


Ama yaptığım : ” He he şurdan evet..!! ”
tumblr_inline_mph46q4PVC1qz4rgp.gif
 

Ölsem ayıptır, sussam tehlikeli,
çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli​
 
Gazi maaşının “360 lira" olduğu Türkiye’de Suriyeli mültecilere her ay “400 dolar “maaş veriliyor.
 
Nefes önemli. Nefes alabilmek önemli.
 
İntihara teşebbüs etmiş ve ölüm ile yaşamın ucunda asılı kalmış, mutluluktan ayak bileklerini hissetmeyen iki ruh.
Bir tanesi gri, tüm hüznü ruhunun her zerresini özen verilerek kaplanmış, içerisinde kimsenin göremediği hissiyatlar taşıyan.
Diğeri ise, mutluluktan ruhunu hissedemeyen, köleleşmiş yüreğinin arkasından sürüklenen.
Bu birbirine iki zıt ruh gün geliyor bir bütün olmak için çabalıyorlar.
Arzuladıkları bedenlere gün geliyor sokuluyorlar.
Üzülüyor bazen gri olan ve bazı bazı mutlu oluyor. Mutlulukları ile hüzünleniyor.
Ve diğeri, mutlu kalmaya çalışıyor.
Tek ortak noktaları her ikisinin de ayak bileklerini hissetmemeleri.
Ne birbirlerinden bir adım öteye gidebiliyorlar, ne de bir adım geriye.
Sonra aradan yıllar geçiyor.
Çok geçiyor.
Ruhları hala genç kalıyor. Yeşilin ve mavinin önünde saygı ile eğilirken gri olan mutlu olanın omzuna yatıp yıllar sonra aynı ağacın altında, giydiği gök mavi gömleği ile ağlıyor.
Onlar hep ağlıyor.
Bir başka bedenlerde oluşlarına ağlıyorlar. Mutlu olan evlenmiş. Gri ise evliliğinin en güzel günlerini yaşıyor.
Bir başka bedenlerde, ayrı yataklarda sabahlar iken ruhlarının hissiyatını kaybediyorlar.
Hep bir arada olan ruhları ise büyük bir ızdırap çekerek yeniden Tanrı’nın karşısında isyan ediyorlar.
Gri olanın bir kız çocuğu olmuş, tıpkı onun gibi kıvır saçları ve yeşil gözleri var.
Mutlu olan onun ile saatlerce maç muhabbeti yapacak bir erkek çocuk bekliyor.
Karısı güzelmiş.
Sevmiş mi onu?
Bilinmez.
Bir hikayede her zaman bilinmeyen denklemler yok mudur zaten? Tıpkı matematik de var olan uzun süreli çözülemeyen denklemler gibi.
Esasında o denklemlerin hiç birini çözemedim.
Tıpkı, bu hikayede var olan denklemler gibi.
Evlendiği kadın uzaktan bakıyor bize.
Mutlu mu?
Mutlu olmasının bir imkanı var mı ruhunun grili kadın ile birlikte olduğu müddet?
Aşkta yüreklerden önce ruhlara inanıyorum.
Beni, ruhu ile sevmişti.
Bir ölü misali. Bedeni olmadığında dahi ruhunun buralarda, caddelerin başında yahut çıkmaz bir sokağın arka duvarında beni bekliyor gibi.
Şimdi, mutlu.
Yıllar sonra yine mutlu.
Mutluyum.
Mutluymuşum, öyle söyledi karısı.
Ben, sahiplendiğim adamın karısını görebiliyorum yıllar önceden.
Bu tam bir delilik, öyle değil mi?
Kurduğum lirik cümlelerin arta kalanlarını yüzüme yapıştırıp gitti.
Üzülmedim.
Çok üzüldü, bana öyle söylemişti.
İntihar süsü verdiği ruhu ile uçup gitti şu küçük ağacın önünden.
Gittiğinde epeyce küçük bir çam ağacı idi. Şimdi bakıyorum da bulutlara değecek gibi sanki.
Beni de alıp gitseydin keşke.
Keşkelerin arasında boğulduğunu söyledi.
Üzülmedim.
Ardından, yıllar sonra aradığım hecelerin arkasında iki ruhu görmek şahane olacaktır diye düşündüm bu gece; işte bu yüzden şu saatlerde yeniden sıralıyorum bu satırları.
Hoşça kal.
 
Her şeyin farkında olmak, ağır bir cezadır. Bak etraftaki hiç kimse senin farkında değil.
 
Geri