2.2. Beden Dili İle İletişim
Yaşantımızın ayrılmaz parçası olan iletişim; duygu, düşünce ya da bilgilerin çeşitli
yollarla başkalarına yansıtılmasıdır.
İletişimin en anlamlı ve tesirli olanı, beden dili ile verilenidir. Yeri geldiğinde bir
bakış, hafiften dokunuş ya da araya konulan mesafe çok şey ifade eder.
Bedensel mesajların hangi anlamlara geldiğini bilmek, insanlarla kurulacak iletişimde
çok büyük yarar sağlar. Beden dilini bilmekle karşındakinin duygu ve düşüncelerini kolayca
anlayabilir ve iletişimin seyrini yönlendirebilirsiniz.
Beden dilini bilmenin ve bilinçli olarak kullanmanın çok sayıda yararı vardır.
Bunlardan bazıları şunlardır:
Kendimizi kolayca ifade edebiliriz.
Kendimize olan güvenimiz artar.
Konuşmamız bütünlük kazanır ve etkili sonuçlar verir.
Karşımızdaki kişinin iç dünyasını anlayabiliriz.
İnsanların duygularını anlayarak onlara yardımcı olabilme fırsatını elde ederiz.16
İnsanlarla olumlu iletişim kurabilmenin temel kuralı onları anlamak ve değer
verildiğini hissettirmektir. Kişilere adıyla hitap ederek yumuşak bir ses tonu ile özel
durumları ya da sorunları üzerine sorular sormak onları rahatlatacak ve size karşı dostça
duygular beslemesine neden olacaktır.
Çok sık gördüğümüz, ancak samimi olmadığımız çok sayıda insan vardır. Bu kişilere
“Günaydın, Iyi günler, Merhaba, Hayırlı işler” gibi -pek de vaktimizi almayacak- sözler
söylememiz onları hem mutlu edip yaşam enerjilerini yükseltecek hem de kısa sürede
çevremizde dost olarak görmemize ortam sağlayacaktır.
İş yerimize veya evimize gelen misafirin duruş ve oturuş şeklinden sıkıntılı anlar
yaşadığını anlamak ve onlara çay, kahve gibi içecek bir şeyler ikram ederek onları
rahatlatmak, aynı zamanda olgun insan olmamızın da gereğidir.
Küçük kardeşinize okulda neler yaptığını sorunuz. Size mutlaka bir şeyler anlatacak
ve anlattıklarından neler yaptığını anlayacaksınız. Fakat dikkatlice incelerseniz onun el, kol
ve yüz hareketlerinden hangi duyguları yaşadığını da görme imkânı yakalayacaksınız.
İnsanların davranışlarının hangi anlamlar içerdiğini anlamaya çalışırken onların özel
durumları olabileceğini göz önünde bulundurmalıyız. Yorumlamaya çalıştığımız
davranışların bedensel rahatsızlıklardan kaynaklanabileceğini hatırdan çıkarmamak gerekir.
Sokakta adres sorduğumuz biri, umursamaz bir tavırda bulunuyorsa öncelikle işitme engelli
olabileceğini göz önünde tutmamız uygun olur.
Kalça çıkıklığı rahatsızlığından kaynaklanan yürüyüş ile kabadayı yürüyüşünün
birbirine benzediğini ya da göz rahatsızlığından oluşan bir bakış şeklinin alttan süzerek
bakışa benzediğini biliyoruz. Özetle, herkesin kendine özgü koşullar taşıdığını göz ardı
etmemek gerekir.
Konuştuğunuz kişinin adını öğrenmeniz veya ona adıyla hitap etmeniz, onun size
yakınlık hissetmesine yol açacaktır.
Davranışları anlamlandırırken çevresel faktörleri de hesaba katmamız yararlı olur.
Örneğin, soğuk bir odada kişinin kollarını göğsünde kavuşturmasını, ayaklarını kapalı ve
çapraz tutup kapanma durumuna geçmesini doğrudan gerginlik, mutsuzluk, tepkili olma gibi
durumlara yormadan önce üşümekten kaynaklandığını düşünmemiz, bizi mantıklı bir sonuca
ulaştırır.
Güzel bir söz vardır. “Sana nasıl davranmalarını istersen, sen de başkalarına öyle
davran. Fakat ilk iyi davranışı sen yap.” Bu söz lütfen hayat felsefeniz olsun!
Yaşantımızın ayrılmaz parçası olan iletişim; duygu, düşünce ya da bilgilerin çeşitli
yollarla başkalarına yansıtılmasıdır.
İletişimin en anlamlı ve tesirli olanı, beden dili ile verilenidir. Yeri geldiğinde bir
bakış, hafiften dokunuş ya da araya konulan mesafe çok şey ifade eder.
Bedensel mesajların hangi anlamlara geldiğini bilmek, insanlarla kurulacak iletişimde
çok büyük yarar sağlar. Beden dilini bilmekle karşındakinin duygu ve düşüncelerini kolayca
anlayabilir ve iletişimin seyrini yönlendirebilirsiniz.
Beden dilini bilmenin ve bilinçli olarak kullanmanın çok sayıda yararı vardır.
Bunlardan bazıları şunlardır:
Kendimizi kolayca ifade edebiliriz.
Kendimize olan güvenimiz artar.
Konuşmamız bütünlük kazanır ve etkili sonuçlar verir.
Karşımızdaki kişinin iç dünyasını anlayabiliriz.
İnsanların duygularını anlayarak onlara yardımcı olabilme fırsatını elde ederiz.16
İnsanlarla olumlu iletişim kurabilmenin temel kuralı onları anlamak ve değer
verildiğini hissettirmektir. Kişilere adıyla hitap ederek yumuşak bir ses tonu ile özel
durumları ya da sorunları üzerine sorular sormak onları rahatlatacak ve size karşı dostça
duygular beslemesine neden olacaktır.
Çok sık gördüğümüz, ancak samimi olmadığımız çok sayıda insan vardır. Bu kişilere
“Günaydın, Iyi günler, Merhaba, Hayırlı işler” gibi -pek de vaktimizi almayacak- sözler
söylememiz onları hem mutlu edip yaşam enerjilerini yükseltecek hem de kısa sürede
çevremizde dost olarak görmemize ortam sağlayacaktır.
İş yerimize veya evimize gelen misafirin duruş ve oturuş şeklinden sıkıntılı anlar
yaşadığını anlamak ve onlara çay, kahve gibi içecek bir şeyler ikram ederek onları
rahatlatmak, aynı zamanda olgun insan olmamızın da gereğidir.
Küçük kardeşinize okulda neler yaptığını sorunuz. Size mutlaka bir şeyler anlatacak
ve anlattıklarından neler yaptığını anlayacaksınız. Fakat dikkatlice incelerseniz onun el, kol
ve yüz hareketlerinden hangi duyguları yaşadığını da görme imkânı yakalayacaksınız.
İnsanların davranışlarının hangi anlamlar içerdiğini anlamaya çalışırken onların özel
durumları olabileceğini göz önünde bulundurmalıyız. Yorumlamaya çalıştığımız
davranışların bedensel rahatsızlıklardan kaynaklanabileceğini hatırdan çıkarmamak gerekir.
Sokakta adres sorduğumuz biri, umursamaz bir tavırda bulunuyorsa öncelikle işitme engelli
olabileceğini göz önünde tutmamız uygun olur.
Kalça çıkıklığı rahatsızlığından kaynaklanan yürüyüş ile kabadayı yürüyüşünün
birbirine benzediğini ya da göz rahatsızlığından oluşan bir bakış şeklinin alttan süzerek
bakışa benzediğini biliyoruz. Özetle, herkesin kendine özgü koşullar taşıdığını göz ardı
etmemek gerekir.
Konuştuğunuz kişinin adını öğrenmeniz veya ona adıyla hitap etmeniz, onun size
yakınlık hissetmesine yol açacaktır.
Davranışları anlamlandırırken çevresel faktörleri de hesaba katmamız yararlı olur.
Örneğin, soğuk bir odada kişinin kollarını göğsünde kavuşturmasını, ayaklarını kapalı ve
çapraz tutup kapanma durumuna geçmesini doğrudan gerginlik, mutsuzluk, tepkili olma gibi
durumlara yormadan önce üşümekten kaynaklandığını düşünmemiz, bizi mantıklı bir sonuca
ulaştırır.
Güzel bir söz vardır. “Sana nasıl davranmalarını istersen, sen de başkalarına öyle
davran. Fakat ilk iyi davranışı sen yap.” Bu söz lütfen hayat felsefeniz olsun!