Beddua nedir? Ne zaman tutar? Peygamberimiz beddua etmiş midir?

Konu sahibi son olarak 2629 gün önce görüldü
Beddua nedir? Ne zaman tutar? Peygamberimiz beddua etmiş midir?

Fethullah Gülen'in ellerini açıp, beddua etmesi ile başladı her şey. Şu anda herkes bunu konuşuyor.

Peki Beddua nedir ne zaman tutar?

Farsça'da "kötü" anlamına gelen bed ile Arapça'da "isteme, dileme" gibi anlamlara gelen dua kelimelerinden oluşmuş bir bileşik isimdir.

Bir kimsenin başına kötü şeylerin gelmesi için yapılan duaya beddua denilmektedir.

Müslümanların olur olmaz sebeplerle birbirleri aleyhine beddua etmeleri İslâm ahlâkıyla bağdaşmaz. Hz. Peygamber, genellikle İslâm'a düşmanlık gösterenlere beddua etmemiş, onların hidâyeti için dua etmiştir (Buhârî, Deavat, 59).

Bununla birlikte zulme uğrayan kimsenin zalimler hakkında beddua etmesinin caiz olduğunu gösteren âyet (Nisâ, 4/148) ve hadisler de vardır.

Nitekim Peygamber (a.s.) azılı İslâm düşmanlarından Ebû Cehil, Ümeyye ibn Halef ve benzerlerinin de içinde bulunduğu yedi kişiye beddua etmiş, bu kişilerin hepsi de Bedir Savaşında öldürülmüş, böylece Hz. Peygamber'in bedduası yerini bulmuştur (Ahmed, I, 393, 397). Ayrıca mü'minleri uyarmak amacıyla, paraya taparcasına düşkün olanlara (Buhârî, Cihad, 70; Rikâk, 10) ana-babaya karşı gelenlere (Müslim, Birr, 8; Müsned, II/346) ve benzerlerine ad vermeksizin beddua etmiştir.

Mazlumun duasının mutlaka kabul olunacağını beyan etmiş (Buhârî, Mezalim, 9), bizzat kendisi de mazlümün bedduasına uğramaktan Allah'a sığınmıştır (İbn Mâce, Dua, 20; Müsned, V/82-83).

Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur.

Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, kendisine haksızlık yapılan veya kalbi kırılan kimsenin de bedduası hemen kabul olacak diye bir şey yoktur.

Zira Kur’an’ın buyurduğu gibi, insanlar ‘iyilikleri’ kazanmak için acele ettikleri gibi Allah’ta cezalandırmakta acele etseydi hepsi yokolurdu.

Dolayısıyla hakkı almak bazen bu dünyada gerçekleştiği gibi bazende çeşitli nedenlerden dolayı bu dünyada gerçekleşmez ve ahirete havale edilir.

Kıyametin kurulmasının nedenlerinden biri mustazafların, mazlumların haklarının zalimlerden ve suçlulardan alınmasıdır.

Belirtmek gerekir ki zulmünde dereceleri vardır.

Yani zayıfı var, güçlüsü var. Zalimlerin insanlara yapacağı en büyük zulüm onların dinine, sahip oldukları haklara yaptıkları zulümdür ve öldürmektir. Bireysel olarakta Allah’a şirk koşmak zulümdür.

Böyle zulümler bağışlanmazlar ve laneti hakkederler. Nitekim dualarda Benî Ümeyye’ye, insanları, hatta Allah’ın velilerini dinlerinden ötürü katletmelerinden, zultmetmelerinden dolayı lanet edilmiştir.

Bazen bir Müslümanın başka bir Müslümana zulmettiğini görürüz.

Bu zulüm onun dinine olan düşmanlığından dolayı değilde kişisel, maddi vb. sebeplerden dolayı olursa bu tür zulümler birinci kısım gibi olmayıp onun ayarında değildir. Bu yüzden affedilebilirler.

...İslâm, müslümanların kendileri ve diğer müslümanlar aleyhinde beddua etmelerini yasaklamıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.): "Kendi aleyhinize, evlâtlarınızın ve mallarınızın aleyhine sakın beddua etmeyiniz ki; duaların kabul olacağı bir saate rastlarsınız da bedduanız kabul olmuş olur." (Riyazü's-Sâlihin Tercümesi, III, 82) buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) beddua etmekten kaçınırdı. Kendisinin lânet eden değil, aksine rahmet peygamberi olduğunu söylerdi.

Mekke döneminde İslâmî tebliğ etmek üzere Tâif'e gittiğinde, orada kötü bir davranışla karşı karşıya kalmış; dönüşte taş yağmuruna tutulmuş, mübarek ayakları kanlar içerisinde kalmıştı.

O sırada Allah tarafından kendisine "onlar aleyhinde yapacağı bedduanın kabul edileceği, dilerse onları helâk edeceği" bildirilmiş, fakat Peygamber Efendimiz "Hayır, belki bunların sulbünden sana ibadet edecek çocuklar doğar, yâ Rabb " demişti.

Uhud'da dişini kıran, yüzünü yaralayan düşmanları için: "Allah'ım! Kavmimi hidayete erdir, çünkü onlar yaptıklarını bilmiyorlar" (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, IV, 314) diye dua etmiştir. Bütün çalışmalara rağmen İslâmiyeti kabul etmeyen Devs kabilesine beddua etmesi istenince: "Yâ Rabbi! Devs kabilesine hidayet eyle de onları bizim saflarımıza kat" diye dua etmişti. (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, VIII, 344)

Bununla beraber, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)'in zaman zaman Allah düşmanlarına beddua ettiği de olmuştur. Bi'r-i Mâûne'de yetmiş İslâm davetçisini şehît eden Kilab kabîlesine Resulullah (s.a.s.) bir ay süre ile beddua ve lânet etmişti.

Kâbe'de namaz kılarken kendisiyle alay eden müşriklere de beddua etmiş, Bedir muharebesinde yere serildiklerini gözleriyle görmüştü. (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, X; 43-45) Hendek muharebesinde Medine önlerinde toplanan düşmanın perişan olup dağılmaları için dua etmiş, bunun üzerine geceleyin ansızın doğudan kopan fırtına düşmanın altını üstüne çevirmişti. (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, VIII, 342-343)

Bütün bunlardan sonra diyebiliriz ki müslüman, günahkâr da olsalar, müslümanlara beddua etmekten sakınmalıdır.

Bu dünyada zulmeden kişi cezasız kalmayacaktır. Bu dünyada zulmünün cezasını göreceği gibi ahirette de elim bir azapla cezalandırılacaktır. Burada mazluma düşen güzel bir şekilde sabretmektir.

2......zaten bu kişi bedduayı haketmişse cezasını en geç öte tarfta bulacaktır eğer siz beddua ederseniz hakkınızı bir nevi almış olursuznuz.eğer hakkınızın tamamını öte tarafta almak istiyorsanız beddua etmezsiniz.ama tavsiye etmesemde "allaha havale ediyorum"diyebilirsiniz:

1761 - Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Her kim, kendine zulmedene beddua ederse, ondan intikamını (dünyada) almış olur."

Tirmizî, Daavât 115, (3547).

3......yine de bir mazlum beddua ederse bu bedduanın kabul edilmesi ihtimali yüksektir:

1985 - İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hz. Muâz (radıyallâhu anh)'ı Yemen'e gönderdi. (Giderken) ona dedi ki:

"Sen EhI-i Kitap bir kavme gidiyorsun. Onları davet edeceğin iIk şey AIIah'a ibâdet olsun. AIIah'ı tanıdılar mı, kendilerine AIIah'ın zekâtı farz kılmış olduğunu, zenginlerinden alınıp fakirlerine dağıtılacağını onlara haber ver.

Onlar buna da ittaat ederlerse kendilerinden zekatı aI. Zekat alırken halkın (nazarlarında) kıymetli olan mallarından sakın. Mazlumun bedduasını almaktan kork. Zira AIIah'la bu beddua arasında perde mevcut değildir.

Buhâri, Zekât 1, 41, Sadaka 1, 63, Mezâlim 9, Megazi 60, Tevhid 1; Müslim, İmân 31, (19); Tirmizi, Zekât 6, (625); Ebü Dâvud, Zekât 4, (1584); Nesai, Zekât 46, (5, 55).

4......bir müslümana beddua takva bir hareket değildir.onun yerine ıslahını istemeli-doğru yola hidaayeti için dua etmelidir.:

4507 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Tufeyl İbnu Amr ed-Devsi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:

"Devs kabilesi helak oldu. (Allah'a) âsi oldu (ve İslam'a girmekten) imtina etti. Onlara bir bedduada bulunnun!" dedi. Orada bulunanlar, Aleyhissalâtu vesselâm'ın beddua yapacağını zannetti. Ama O:

"Allah'ım, Devs'e hidayet ver, onları imâna getir!" buyurdu."

Buhari, Megazi 75, Cihad 100, Da'avat 59; Müslim, Fezailu's-Sahâbe 197, (2524).

5......hatta kafire bile beddua etmemeli.ne belli o müslüman olacak.:

524 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Safvân İbnu Umeyye, Süheyl İbnu Amr ve el-Hâris İbnu Hişâm'a beddua ediyordu. Bunun üzerine şu ayet indi: "Allah'ın, onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur; çünkü onlar zalimlerdir" (Âl-i İmran, 128).

Buhari, Megazi 21, Tefsir, Al-i İmran 9; Tirmizi, Tefsir, Al-i İmran (3007, 3008); Nesâî, Salat 121, (2, 203).

burada efendimizin bazı kafirlere bedduası akla gelirse :

a)o kendi hevasından,öfkesinden birşey yapmazdı:5919 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Kisra'ya memtubunu göndermişti. Kisra, mektubu okuyunca yırttı. Aleyhissalâtu vesselâm da "paramparça olmaları için" beddua etti."

Buhârî, İlm 7.

b)eğer zellesi olsa zaten allah tarafından uyarılırdı

c)geçmiş ve gelecek günahları affedilmiş ve ismet sıfatına haizdi.

d)en önemlisi beddua ettiklerinin akibetleri de kendine bildirlmiş de olabilir.

Çünkü o Peygamberdi.nasılki kimler münafık kimse bilmez ama o bilirdi bunun gibi bazı şahsiyetlerin akibetleri de kendine bildirilmiş olması peygamberlik makamı için çok uzak bir ihtimal değildir:Allah'ım, Kureyş (in helâkini) sana havale ediyorum!" dedi ve üç kere tekrar etti.

Resûlullah'ın sesi kulaklarına gelince, onlardan gülme gitti. Duasından korkuya düştüler. (Beddua edince bu onlara çok ağır geldi. Zira onlar, bu beldede yapılan duaların kabul edildiğini biliyorlardı.) Sonra Resûlullah:

"Ey Allah'ım, Ebu Cehl İbnu Hişam'ı, Utbe İbnu Rebî'a'yı, Şeybe İbnu Rebî'a'yı, Velid İbnu Utbe'yi, Ümeyye İbnu Halef'i, Utbe İbnu Ebî Muayt'ın helâklerini sana havale ediyorum" dedi. bir yedinciyi de zikretmişti, aklımda tutamadım. Muhammed'i hak ile gönderen Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun, Resûlullah'ın ismen zikrettiği bu adamları, Bedir günü hep yerlere serilmiş gördüm. Bunlar, sonra da kuyuya, Bedir kuyusuna sürüklenip atıldılar."

Buhari, Vudü' 69, Salat 109, Cihad 98, Cizye 21, Menakıbu'l-Ensar 29, Megazi, 7; Müslim, Cihad 107, (1794); Nesai, Tahâret 192, (1, 161).

e)beddua ve laneti yapmasındaki en önemli hikmet ise bunu gören diğer ümmetin bundan ders alması:6402 - İmran İbnu'l-Husayn ve Ebu Berze radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah, aleyhissalatu vesselam'la birlikte bir cenazeye gittik.

(Bu esnada) Aleyhissalatu vesselam, ridalarını atıp sadece gömlekleri içerisinde yürümekte olan bir cemaat gördü ve: "Cahiliye amelini mi işliyorsunuz?

Yoksa cahiliye fiilini yaparak onlara mı benzemeye çalışıyorsunuz? Şu suretinizden bir başka suretle (kabristandan) dönmeniz için hakkınızda beddua etmeyi cidden arzuladım" buyurdu. Bunun üzerine ridalarını giydiler ve bir daha bu adetlerine dönmediler."

f)kendine yapılan tüm hataları affeder sadece allah için hak talep ederdi.

g)alemlere rahmetti buna rağmen onun bedduasına layık olanlar bu rahmetten allahın ezeli ilminde nasibi olmayanlardı.:5311 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Ey Allah'ın Resülü! Müşriklere beddua et, onları lânetle!" denilmişti. Şu cevabı verdi:

"Ben rahmet olarak gönderiIdim, lanetleyici olarak değil!"

Müslim, Birr 87, (2597).
 
bad dua - ingilizcede bile kötü dua dır

bastıra bastıra ve komplike bir şekilde combo yapabilen yegane kişiler arasında fetullah gülen gösterilebilir
 
Aslında hoş değildir edilmemesi lazımdır (böyle biliyorum).
 
İlla beddua edecekseniz, onun yerine "Allah sizi bildiği gibi yapsın veya Allah müstahakkını versin" demek lazım.
 
Geri