Ateist Nedir,Neden Ateist Olunur

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Ateist nedir?

Ateist, tanrı veya tanrıların varlığını hayal ürünü bulan kişi veya kişilerdir. Ateizm sanıldığı gibi bir inanç değildir. Çoğu zaman yanlış ifade edildiği şekli ile (tanrıtanımaz kelimesinde olduğu gibi) tanrıyı inkar eden kişi değildir. Çünkü "inkar" varolan bir şeyin reddedilmesi anlamı taşır, oysa ki ateistlere göre tanrıvarolmadığı için onun "inkar edilmesi" de yanlış bir terminolojik kullanım olacaktır.
Ateistler; bazen "tanrıtanımaz" kelimesiyle anılsalar da, bu isimlendirme var olan bir tanrıyı reddetme fikrine atıfta bulunduğu için ateistler tarafından kabul görmez. Ateizm inanç koşullanmalarını, hayali yaratıkları ve olayları reddeder. Ateist bakış açısıyla tanrının yanı sıra tüm metafizik inançlar ve tüm ruhani varlıklar da reddedilir.
Ateizm nedir?

Ateizm, tüm tanrılara ve ruhsal varlıklara olan metafizik inançları reddeden ve var olan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen bir felsefi düşünce akımı.
Kelime anlamında da belirtildiği üzere; Ateizm, din ile ilgili bir kavram değil, tanrı ile ilgili bir kavramdır. Dinlerin varlığı, dinlerin tanımının ne olduğu, dinlerin iyi mi yoksa kötü mü olduğu ateizmin konusu ve tartışma alanı dışındadır. Ateizm, her tür metafiziği reddettiği için, kendini metafizik öğeler üzerinden temellendiren bazı dinlerin metafizik boyutlarını da reddeder. Yani bu, özellikle dinlere karşı sergilenen bir duruş değil, genel olarak tüm metafizik inanışlara karşı bir duruştur.
Ateizm sıklıkla "dinsizlik" ile özdeşleştirilse de, Budizm gibi bazı Uzakdoğu dinlerinde de 'yaratıcı' anlamında bir tanrının varlığına rastlanılmaz. Bu yönüyle de Ateizm ile dinsizlik birebir örtüşmez. deist akımlara bakıldığında da, tanrıya inancın olduğu ancak dinlerin kabul edilmediği görülür.
Ateizm, anti-teizm yani teizm karşıtı demek değildir ve bir "tepkisellik" anlamı içermez, zira metafizik öğelerin "var olmadığını" savunmak için metafizik öğelerin "var olması" gerekmez. Ateizm, yalnızca bir "durum" ifadesidir. Sadece tanrı veya tanrıların ve metafizik öğelerin var olmadığını söyler.
Ateizm; yaratıcı ve müdaheleci bir Tanrıyı kabul eden teizmden, yaratıcı ancak müdahaleci olmayan bir tanrıyı kabul eden deizmden, tanrının evrenin kendisi olduğunu savunan panteizmden ve tanrının hem evrenin kendisi hem de evrenin ötesinde (aşkın) olduğunu savunan panenteizmden; ayrıca, tanrının varlığı ve yokluğu konusundaki soruları "cevapsız" veya "cevaplandırılamaz" diyerek cevapsız bırakan agnostizmden; tanrıyı, "kesin olarak" reddetmesiyle ayrılır.
Günümüzde, dünya nüfusunun % 2.3’ü kendini ateist, %11.9’u teist olmayan (non-theist) olarak tanımlamaktadır. Bu oran Rusya’da %48’in üzerine çıkmakta, Japonya’da ise %64 ila %65 arasında seyretmektedir. Avrupa Birliğinde oran, %6 ile İtalya ve %85 ile İsveç arasında değişkenlik göstermektedir. 2006 Yılı istatistiklerine göre ise Türkiye'de oran %2,5-%3 arasındadır.
Neden ateist olunur?

Ateist olmak için çeşitli sebepler olabilir. Ateizm Tanrı'ya olan inancın yokluğu demek olduğundan, Tanrı kavramıyla karşılaşmamış olmak bile teorik olarak ateist olarak nitelendirilmek için bir sebep olabilir. Fakat kendilerini ateist olarak nitelendiren insanlar genellikle bu konuda kafa yorup araştırma yapmış ve bilinçli bir şekilde Tanrı kavramına inanmamayı seçmiş kişilerdir. Dünyaya kızgın olduğu için veya Tanrı'dan nefret ettiği için ateist olmak ise sanılanın aksine çoğu ateist için geçerli değildir. Bu tür sebepler Tanrı konusunda kafa yorup araştırma yapmak için birer motivasyon kaynağı olabilirken, iddia edilenin aksine, Tanrı kavramının reddi için kullanılan sebepler değillerdir. Nitekim bir ateist dinin dünyaya zarar verdiğini düşündüğü için çevresindeki din figürlerinden ve dinsel düşünceyi temsil eden kavram ve kişilerden hoşlanmıyor olabilir. Fakat bir insan varlığına inanmadığı bir şeyden nefret edemez.
Ateizm evreni açıklmaya çalışan bir felsefi akım mıdır?

Ateizm dünyayı açıklama iddiasında olan bir dünya görüşü ya da bir felsefi akım değildir. Ateizm eğer bir felsefeyse, teizmin reddine odaklanmış bir eleştiri felsefesidir. Ateistler dünyayı açıklama ile ilgili konularda birbirlerinden farklı görüşlere sahip olabilirler. Bir Tibet rahibi, bir Marksist, bir üniversite profesörü veya dünyadaki pek çok sırrı uzaylılarla açıklayan "yeni çağ" inanç sistemlerinden birine mensup bir kişi dünyanın açıklaması ile ilgili pek çok noktada birbirlerinden çok farklı, hatta belki taban tabana zıt düşüncelere sahip olabilirken, pekala da "ateizm" noktasında birleşiyor olabilirler. Dolayısıyla ateizmin ortak bir dünya açıklaması, değerler sistemi, ahlak felsefesi veya Tanrı konusu hariç diğer felsefi konulara ilişkin ortak bir dünya görüşü yoktur.
Ateist ahlak var mıdır?

İyi ve kötüyü ayırt edebilmek için Tanrı inancının gerekli olduğu fikri de ateistlere göre geçersiz bir önyargıdır. İyi ve kötünün tespitinde dinler ve Tanrı fikri haricinde herhangi bir prensibe dayanan her ahlak felsefesi "ateist" kabul edilebilir (teistik olmayan anlamında) ve bu tür pek çok örnek bulunmaktadır. Hatta teizmin dünyada genel olarak ateizmden daha fazla ahlaksızlığa sebep olduğu fikri ateistler arasında yaygındır.
Ateistlerin sayısı çok mudur?

Kendilerini ateist olarak tanımlayan insanların sayısı günümüzün modern toplumunda bile toplam nüfusa oranla çok küçük olmasına rağmen, Tanrı kavramının alışılmış şekline inanmayan fakat konunun bilimsel ve felsefi boyutuyla meşgul olmak için yeterince zamanı, motivasyonu ya da sebebi olmayan kişiler hesaba katıldığında, "teist olmayan" kesimin sayısı oldukça önemli oranlara ulaşabilmektedir.
Ateizm kelimesi nereden gelmektedir?

Ateizm kelimesinin kökleri Eski Yunanca'ya dayanır.
"Atheos" (theos), Yunanca "tanrı" demek olup başındaki "a" ön takısı ile olumsuzluk belirtir.
Yani Ateizm, "din" ile ilgili bir kavram değil, doğrudan Tanrı ile ilgili bir kavramdır.
Tanrı kelimesini Türkçe'deki "sız/siz" olumsuzluk eki ile olumsuzlanması Ateizm'in ifade ettiği anlamı vermez. Bu, "tanrı-sız" yani "tanrısı olmayan" anlamını verir. Ateizm'in ifade ettiği anlam: "tanrının veya tanrıların var olmayışı"'dır. Yani, "var oluş ile ilgili" bir olumsuzlama söz konusudur.
İngilizce'ye de Fransızca'dan gelen "athéisme" kelimesinin uyarlanışı "atheism" olarak 1587 civarında bu dile girmiş, Türkçe'ye de çok daha sonraları benzer şekilde uyarlanarak "ateizm" olarak alınmıştır.
Ateizm ile ilgili sözcükler de 1587’den hemen sonra türemiştir. Deist 1621’de, Teist 1662’de, Teizm 1678’de, Deizm ise 1682’de ortaya çıkmıştır. Deizm, ilk olarak bugünün Teizm’i yerine kullanılsa da daha sonraları ayrı bir felsefi terim olarak kalıcılığını korumuştur.
Karen Armstrong, “16., 17. ve 18. yüzyıllar boyunca “ateist” sözcüğü polemiklerde küfür olarak kullanıldı. Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir. Ateizm, bireysel inanç durumunu ifade etmek için ilk defa 18. yüzyıl Avrupa’sında tek tanrılı İbrahimi dinlere inanmayışı ifade etmek için kullanılmıştır. Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.
Ateizm'in tarihçesi

Ateizmin kökeni ilk dinlerin ve onların ortaya koyduğu tanrı düşüncesinin ortaya çıkışına kadar uzanır. Antik Çağ'da Yunan maddeciliğinin temsilcileri Demokritos ve Epikuros ateizmin en ünlü temsilcisidir. Orta Çağ'a gelindiğinde kilise ve ruhbanlığın dayattığı gericilikten ötürü hemen hiç kimse dinlerle çelişen düşüncelerini açıkça ortaya koyamamıştır. 18.yy burjuvaaydınlanma çağında dine karşı tepkileri koyan düşünürler olduysa da, ateizm en parlak dönemini 19-20.yy da Feuerbach, Marx, Engels, Lenin, Troçki ve diğer bütün diyalektik maddeci filozoflar ile yaşamıştır.
Erken dönem hint inancı
Hinduizm’in teist bir inanç olmasına karşın ateist bir ekole erken dönemlerde rastlanmaktadır. MÖ 6. Yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkmış, gayet maddeci ve teizme karşı bir ekol olan Carvaka, büyük bir ihtimalle Hindistan tarihinin en ateist ekolünü oluşturmuştur. Hint felsefesinin bu bölümü, heterodoks olarak Hinduizm’in diğer altı Ortodoks ekolü ile beraber dikkate alınmamıştır. Ama Hinduizm’in maddeci hareketi açısından kayda değer bir ekoldür.
Hindistan’da Tanrı’nın kabul edilmeyişi Jainizm ve Budizm’de de görülmektedir.
Antik Yunan
Batı dünyası ateizminin Sokrates öncesi dönemden kök alan kendi öz geçmişi vardır. Fakat bu, Aydınlanma dönemine kadar farklı bir tarzda ortaya çıkmadı. MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Diagoras, mistizmi ve inancı güçlü bir şekilde irdelediği bilinen ilk ateisttir. Critias’ın görüşü, dinin insanlar tarafından yaratıldığı ve insanları korkutarak onlara belirli kurallar dayatan bir sistem olduğudur. Demokritos gibi maddeciler ise evreni ruhani ve mistik kavramlar olmadan saf maddeci yöntemlerle açıklamaya çalışmışlardır. Sokrates öncesi dönemde ateist görüşlere sahip olan diğer filozoflar arasında muhtemelen Prodikos ve Protagoras da vardı. MÖ 3. yüzyılda yaşamış olan Teodorus ve Straton da Tanrı’nın varlığına inanmayan filozoflardı.
Sokrates, mevcut tanrıları sorgulamaya ilham verdiği gerekçesi ile suçlanmıştır. O, ruhlara inanan bir insan olarak tam manasıyla ateist olamayacağını ifade etse de idama mahkum olmaktan kurtulamamıştır.
Euhemerus’a göre tanrılar sadece kutsallaştırılmış hükümdarlar, fetihçiler ve geçmişin kurucularıdır. Onların dinleri ve mezhepleri, yok olmuş krallıkların devam eden politik yapılarıdır.
Yine bir maddeci olan Epikuros, ölümden sonraki hayatın varlığı ve bireysel kutsiyetler içeren pek çok dinsel doktrinde fikir yürütmüştür. Ona göre ruh tamamen maddesel ve ölümlüdür. Epikurosçuluk, tanrıların yokluğunu iddia etmese de var olmaları halinde insanlıkla alakasız olacaklarını ifade eder.
Romalı şair Lukretyus da tanrıların olması halinde bunların insanlıkla alakasız olacaklarını ve doğal yaşama kesinlikle müdahil olmayacaklarını söylemiştir. Bu yüzden insanlığın doğaüstü varlıklardan korkmamaları gerektiğini belirtir. Kozmos, atom, ruh, ölümlülük ve din gibi konulardaki Epikurosçu görüşlerini De rerum natura (Varlıkların Doğası Üzerine)adlı eserinde dile getirerek Epikuros’un felsefesini Roma’da tanıtmıştır.
“Ateist”in anlamı antik yunan boyunca değişiklik göstermiştir. Erken dönem hristiyanları, kendi tanrılarına inanmadıkları için paganlar tarafından ateist olarak yaftalanmıştır hatta Roma İmparatorluğu döneminde, Roma tanrılarını reddettikleri için idam edilmişlerdir. Hristiyanlığın Roma tarafından kabul edildiği 381 yılından sonra ise yeni egemen dine aykırı olanlar suç işlemiş sayılmıştır.
Rönesans
Ateizm, orta çağ Avrupa’sında çok nadir görülen bir görüştü. O dönemde metafizik, din ve teoloji egemen olan akımlardı. Ama bu dönemde dahi heterodoks anlayıştan farklı olarak şekillenen, doğa, yücelik, Tanrı’nın erdemi gibi konularda farklı görüşler vardı. Johannes Scotus Eriugena, David of Dinant, Amalric of Bena ve Brethren of the Free Spirit gibi gruplar, hristiyanlığa panteist bir bakış açısı katıyordu.
Modern Dönem
Rönesans ve Reform dönemleri, dini coşku içerisinde bir dirilmeye tanık olmuştur. Yeni dini kurallar, popüler dini düşkünlükler ve yükselen sade Protestan kurallarını benimseyen Kalvinizm gibi tarikatların oluşması bunun ispatıdır.
Hristiyanlığı sorgulamanın yaygınlaşmasının arttığı dönem 17. ve 18. yüzyıllar oldu. Bu konuda Fransa ve İngiltere başı çeken iki ülke oldu. 17. yüzyılın sonlarına doğru pek çok deist hristiyanlıkla dalga geçerken ateizme tepeden bakıyorlardı. Deist fikirlerinden arınarak ateist olan ilk kişi, bilindiği kadarıyla 18. yüzyılın başlarında yaşamış olan bir Fransız papaz, Jean Meslier’dir. Türkçe’ye Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle çevirilen “Sağ Duyu” isimli kitabın yazarı olan Meslier, baron d’Holbach ve Jacques-André Naigeon gibi ateist düşünürlerden etkilenmiştir.
Fransız İhtilali, ateizmi kapalı salon sohbetlerinden halkın içerisine taşımıştır. Devrim, pek çok din adamını ve özellikle de ruhban sınıfı Fransa’dan kovmuştur.
Napoleon döneminde, Fransız halkının laikleşmesi kurumlaştırıldığı gibi devrimin İtalya’nın kuzeyine ihracı da gerçekleşti. 19. yüzyılda pek çok ateist ve din karşıtı felsefeye sahip düşünür, bütün güçlerini siyasi ve toplumsal devrime adadılar. Onların bu çabaları 1848 devrimlerini kolaylaştırdı ve yükselen uluslar arası sosyalist harekete öncülük etti.
19. yüzyılın ikinci yarısında pek çok ünlü Alman filozof tanrısal olguları reddetti. Ludwig Feuerbach, Arthur Schopenhauer, Karl Marx, Friedrich Engels ve Friedrich Nietzsche bunların başlıcalarıydı.
20. yüzyılda ateizm kendini daha çok pratik ateizm olarak sahneledi. Bu dönemde ateizm; varoluşçuluk, nesnelcilik, seküler hümanizm, nihilizm, pozitivizm, Marksizm, feminizm ve genellikle bilimsel ve ulusalcı hareketlerde yer edindi.
20. yüzyılda ateizm, Marks ve Engels’in çalışmalarıyla kendine politik arenada da yer buldu.
1966’da Time dergisinin “Tanrı Öldü mü?” sorusu, Dünya’nın yarıya yakınının “dinsiz” bir yönetim altında bulunduğunu ortaya çıkardı. Ertesi yıl, Arnavutluk’un sosyalist lideri Enver Hoca, ülkesinin tüm dini kurumlara kapatıldığını söyleyerek resmi düzeyde ilk ateist devleti ilan etmiş oldu.
Ateizm'in çeşitleri

Ateizm, tarih boyunca çok çeşitli şekillerde sınıflandırılmıştır. negatif ve pozitif ateizm, ateizmin güçlülüğü ile alakalıyken, esas ayrım ateizmin teorikliği ve pratikliği arasındadır. Teorik ateizmin dallarının her birinin kendine göre mantıksal ya da felsefi dayanakları varken, pratik ateizmin belli başlı dayanakları yoktur. Pratik ateizmde genel bir ilgisizlik ve Tanrı fikri konusunda bilgisizlik görülür.
1- Negatif ve pozitif ateizm: George H. Smith'in sınıflandırmasına göre ateizmin "negatif ateizm" ( ya da "zayıf ateizm") ve "pozitif ateizm" (ya da "güçlü ateizm") olarak iki çeşidi vardır. Pozitif ateizm ise, Tanrı'nın varolmasını mümkün görmez. (Bunu, Tanrı kavramının geçerli bir şekilde tanımlanmadığı, içinde çelişkiler taşıdığı veya absürd olduğu, vs. gibi gerekçelere dayanarak yapar). Negatif ateizmde bir iddia yoktur, sadece bir ret vardır. Pozitif ateizmde ise hem bir ret, hem de bir karşıt iddia vardır. Pozitif ateistin yaklaşımı ise, "Tanrı'nın varolması mümkün değildir" şeklindedir. İkisi de sonuçta Tanrı kavramını reddetmek noktasında birleştiğinden, ateizm başlığı altında tanımlanırken ikisinin ortak noktası olan "Tanrı'ya olan inançsızlık" kullanılır. Çünkü bu inançsızlığın sebebi ne olursa olsun, ister delil yetersizliği, ister Tanrı kavramının anlamsızlığı veya absürdlüğü, isterse Tanrı kavramıyla hiç karşılaşmamış olmak olsun, hepsinin ortak noktası kişide Tanrı inancının varolmamasıdır.
2- Pratik ateizm: Bu görüşe göre Tanrı’nın varlığı ret edilmiyor ama ona önemsiz ve gereksiz bir yer veriliyor. Pratik Ateizm’de, Tanrı ne bu dünyaya müdahale eder ne hayata herhangi bir amaç katar ne de her gün sizi etkiler.
3- Teorik ateizm: Teorik ateizm, teizmin karşısına net olarak tez koyabilen ateizm çeşididir. Bu tezler ontolojik, epistemolojik, psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve mantıksal olabilir.
4- Epistemolojik ve ontolojik tezler: Epistemolojik ateizm, insanların Tanrı’nın varlığını bilemeyeceğini ya da varlığına karar veremeyeceğini iddia eder. Epistemolojik ateizm, temelini pek çok çeşidi olan agnostisizmden alır.
5- Metafiziksel tezler: Metafiziksel ateizm, gerçekliğin homojen ve parçalanamaz olduğunu savunan monizm üzerinde şekillenir. Fizik dışı tüm varlıkları net bir şekilde reddeder. Metafiziksel ateizm; panteizm, panenteizm ve deizmi de kapsar.
6- Psikolojik, sosyolojik ve ekonomik tezler: Ludwig Feuerbach ve Sigmund Freud gibi bazı düşünürler Tanrı’nın, duygusal ve felsefi ihtiyaçlar yüzünden insan tarafından yaratıldığını savunur. Bu, aynı zamanda pek çok Budistin de ortak görüşüdür. Karl Marks ve Friedrich Engels, Feuerbach’tan etkilenerek Tanrı’yı egemen sınıflar tarafından, emekçi halkı ezmek için kullanılan sosyal bir araç olarak görmüşlerdir. Mikhail Bakunin’e göre Tanrı fikri, insandaki adalet isteğini ortadan kaldırır ve insan özgürlüğü önündeki ciddi bir engeldir. Voltaire’in “Eğer Tanrı olmasaydı, onu yaratmak gerekirdi.” sözüne karşılık “Eğer Tanrı olsaydı onu devirmek gerekirdi.” demiştir.
7- Mantıksal tezler: Mükemmeliyet, adalet, merhamet, her şeyi bilen, her şeyi yapabilen, ululuk, fiziksel olmayış gibi noktalarda teizme eleştirel yanıtlar getiren ateizm çeşididir.
Ateist'likte tanrının varlığına karşı çıkılan noktalar

Tanrı fikrine karşı çıkışta, ateizmin yeterli görmediği kanıtlar daha da çoğaltılmakla beraber 7 temel başlık altında irdelenebilir.
1- İlk neden: Teist fikirde öne sürülen “ilk neden” savına ateistler, bu ilk neden fikrinin Tanrı’ya uygulanmıyor oluşundan ötürü karşı çıkmaktadır. Bu hususta tüm ateistler arasında görüş birliği söz konusudur. Teistler ise, Tanrı'nın "ilk neden" olduğu için Tanrı olduğunu, Tanrı'nın da nedenini düşünmenin kısır döngüye neden olacağından mantıksız olduğunu savunur.
2- Düzen: Evrenin düzenli ve uyumlu olduğu fikrine ateistler birkaç noktada karşı çıkmaktadırlar. Bunlardan ilki, kaotik evrende düzenli alt parçacıkların olabileceği fikridir. İkincisi, herhangi bir düzenin kesin olarak zeka gerektirdiği görüşünün dayanak açısından yetersizliğidir.
3- Ahlaksal savlar ve adalet fikri: Tanrı olmazsa ahlak veya adalet olmayacağı savına ise ateistler, bunun sadece insanca bir temenni olduğu ve bir varlığın ispatı için herhangi bir delil niteliği taşımadığı gerekçesi ile karşı çıkmaktadırlar.
4- Sonsuzluk: Sonsuzluk fikrini insanın kavrayamaması ile sonsuzluğu kavrayabilen bir varlığın var olması arasında nedensel bir ilişki göremeyen ateistler, bu iddianın hiçbir şekilde kanıt içermediğini savunmaktadırlar.
5- Her şey mümkün olanın en iyisidir: Doğadaki ahenk ve uyum konusundaki teist iddiası konusunda ateistlerin görüşü tamamen doğal seçilimle ilintilidir. Uyumlu olmayanın elenmesi ilkesine dayanan bu olay sonucunda ortaya son derece uyumlu bir yapıçıkmaktadır. Bu olgudan yararlanan ateistler, teistleri “insan burnunun gözlük takmak için yaratıldığı” örneğiyle de eleştirirler.
6- Mantıksal ve Ontolojik kanıtlar: Mantıksal akıl yürütmelerle Tanrı’nın varlığını ispatlama çabaları olarak özetleyebileceğimiz bu maddenin en bilinen örneği Descartes’in tanrı kanıtıdır. Bu kanıt, Tanrı’yı düşünüyorsak demek ki o vardır, olmayan bir şeyi düşünemeyiz temeline dayanır. Ateistler bu iddiaya pek çok kurgusal kahramanla karşılık vermektedirler. Kanatlı at pegasusu, boynuzlu at unicornu ya da noel Baba’yı da aklımızda canlandırmamıza rağmen gerçek hayatta karşılıklarının olmadığını ifade ederler.
İmam gazali’nin ateistlik ilgili görüşü

“Ya varsa” ile özetlenebilecek bu iddiaya göre inanan insanın kaybedecek bir şeyi yoktur, ancak inanmayan insan sonsuz hayatı kaybedeceği gibi cehennem azabı ile karşılaşacaktır. Bu fikir, ateistler arasında “tüccar mantığı” olarak değerlendirilmektedir. Ateistlere göre, bir şeyin var olması ile değil de bu işten çıkar sağlamaya odaklanan politik anlayışların felsefi açıdan herhangi bir değeri yoktur.
Teizm nedir?

Teizm, her şeyden önce bir tanrı veya tanrıların var olduğu kabulünün üzerine kurulmuş bir düşünce yapısıdır. Teist görüşte, tanrı veya tanrılar yaratılmamışlardır, olmuş ve olacak her şeyi bilirler, sonsuz kudrete sahiptirler, zaman ve mekandan bağımsızdırlar, bilinen şeyler ile benzerlikleri yoktur. Teizmde çoğunlukla tanrı veya tanrıların evrenin işleyişine müdahale ettikleri inancı hakimdir.Klasik teizm, anılan özelliklere sahip tanrı veya tanrıları kabul ederek her şeyi bu referans noktasından hareket ile açıklamaya çalışır.
Deizm nedir?

Deizm düşüncesine göre de evren üstün, yüce bir varlık tarafından yaratılmıştır. Deizm'de, teizmin aksine, tanrının evrenin işleyişine müdahale etmediği fikri hakimdir.
Dinlerin reddi

Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet'in en önemli ortak noktası ve en temel özelliği mutlak bir tanrıya olan inançtır. Her üç dinde de tanrının evreni yoktan var ettiği ve tüm yaratıklarının üzerinde mutlak hakimiyeti olduğu inancı vardır. Tanrının yaratıklarından olan insan ise yaratıcısına mutlak bağımlıdır, günahkardır ve hayatı, ancak tanrısının buyruklarını sorgusuz yerine getirdiği sürece bir anlam kazanabilir. Ateizmin çok çeşidi olmakla birlikte tüm kolları böylesi bir inanışı reddeder.
Ateizm tanrının yanı sıra tüm "ruhani varlıkları" da reddeder. Ruhani varlıklar dini sistemlerin temel direklerini meydana getirdiği için buradan ateizmin tüm dinleri de reddettiği sonucu çıkar. Yani ateizm, Yahudi geleneğinden gelen dinlerin yanı sıra Dinka ve Nuer gibi Afrika dinlerinin de, Roma ve Yunan medeniyetlerinin antropomorfik tanrılarının da, Hinduizm ve Budizmin ruhani kavramlarının da reddidir.
Bununla birlikte çok geniş, tarihi, kültürel, bilimsel ve felsefi temelleri olan ateizmi sadece "tanrının ve dinlerin reddi" olarak tanımlamak yetersiz bir açıklama olur. Örneğin; Ateizm, Tanrı inancı ile temellendirilmiş bir "iktidar" anlayışını da reddeder. Ancak burada Ateizm'in reddettiği; salt iktidar değil, iktidarın Tanrı inancı üzerine temellendirilmesidir. Bu durum, Ateizm'in tanımının anarşizm olarak yapılmasını mümkün kılmayacağı gibi; Ateizm'in tanımını "tanrılara ve ruhsal varlıklara olan metafizik inançların reddedilmesi"nden alıp "dinlere inanmamak" şeklinde tanımlanmasını da mümkün kılmaz. Ateizm, doğrudan din veya siyasi iktidar ile ilgili değil, Tanrı ve metafizik ile ilgili bir kavramdır.
 
Konu için sağol.

ateist doğulmaz hata yapılır.
 
Fanatik arkadaşlar bir adım öne çıkıyorlar.. : )))
 
Bu başka inaçlara sahip olanların hata yaptığını kanıtlamıyor malesef.

ateist inanç değil inançsızlıktır.

sen 2+3 ün 5 olduğuna inanıyorsan birisi 6 derse onun hata yaptığına emin olabilirsin.



inandığınız dine bağlı olduğunuz gibi başkalarınında inançlarına saygı göstermelisiniz.

hata dedim fark ettiysen. Onlar salak, böyle bir şeye nasıl inanırlar deseydim o zaman saygı duymamış olurdum. Hata demek onlara saygısızlığı göstermiyor.
 


ateist inanç değil inançsızlıktır.

sen 2+3 ün 5 olduğuna inanıyorsan birisi 6 derse onun hata yaptığına emin olabilirsin.

Yanlış anlama dostum ama senin yaptığın tartışmak değil.
Asıl hata bir kitap üzerinden mutlak gerçeklik oluşturmaya çalışmaktır.
 
Yanlış anlama dostum ama senin yaptığın tartışmak değil.
Asıl hata bir kitap üzerinden mutlak gerçeklik oluşturmaya çalışmaktır.

O kitabın bir insan tarafından yazılamayacağı , o kitap indirilen peygamberin okuma yazması olmaması ve çocukluğundan beri 1 kere bile yalan söylememiş ve dürüstlük emsali birisi olması, mekkenin o pusperest döneminde bile Allah olmaması durumunda asla böyle bir çıkış için cesaret alamayacağı halde ve kuranda çelişen bir şey, kusur, hata olmaması ve her yazılanın insan ahlakine düşünce yapısına uyması ve toplum için zararlı olmayan bir durum olması benim inancımın artmasına vesile oluyor.
 
üüh, diğer konu için yazmıştım ama buraya geçilmiş sanırım. boşa gitmesin yazdıklarım ey mübarekler :/

Neyse işin şakasını bir tarafa bırakıp, bu konuya benim izlenimim açısından bakacak olursak şöyle:

Baştan belirteyim, insanları müslüman veya ateist olarak ayırmayı, farklı birer biyolojik yapıda olduğunu belirtecek söz ve söz öbeklerinden yeterince kaçınmaya çalışırım ama burada malesef değinmeliyim.

Bir müslüman olarak en yakın iki hakiki dostumdan biri evet, ateist. Yıllarca beraber büyüdük tam on beş senedir takılıyoruz ve bu konu üzerinde defalarca konuştuk. Kendisinin kültürel ve formel bilimler adı altında, kültür seviyesi oldukça yüksek, formel bilim dallarında da epey bilgisi var.

Evrimin ne olduğunu, nasıl başladığını nereden geldiğini çok defa araştırmış ve bana anlatmıştır, ama işin özü bilimsel bir teoriyle hiçbir zaman açıklanamayacağından, olayın asıl boyutu hakkında hiç bir bilgi edinememiştir. O tamamen içsel duygularla hareket edip, içinde inanç olmadığını vurgular, sözgelimi insanlar bu şekilde inançsızlaşabilirler, burada problem yok.

Ateistlerin bazıları genellikle günümüz kültür seviyesi düşük, bilgi sahibi olmadan kendisini ateist ilan eden gençler, ateizmi, deizmi veya herhangi bir inanç disiplinini marjinal bir şey olarak görmektedirler.
Diğer kısmı, müslümanlığın içinde bulunduğu inanç teorilerinin, ibadetlerinin veya herhangi bir değerini karşılayamadığından ateist olmuştur. Bazı kısım insanlar ise gerçekten içlerinden gelmediği içindir.

Hayatım boyunca nefret ettiğim şey, insanların akli düzeyini, zekasını, kültürünü bulunduğu inançla sorgulayan zihniyettir. İster oduna tapsın, ister taşa, ister inanmasın, ister müslüman olsun, diğer insanların inançlarına laf edebilecek kadar aşağı seviyeye düşmemelilerdir.

Zira bu din hoşgörü dinidir, ayette de belirtildiği gibi "dinde zorlama yoktur."

bunu tartışmanın aramızda kimseye faydası olmayacağı gibi, insanların birbirinin inançlarını daha üstün seviyeye çıkarma çabası saçmalıktır.

her neyse, abi boşverin. neye inandığınız siz de kalsın, neye inanmak istiyorsanız ona inanın, başkalarının inançlarıyla boş yere zaman öldürmeyin.

çay için çay.
 


O kitabın bir insan tarafından yazılamayacağı , o kitap indirilen peygamberin okuma yazması olmaması ve çocukluğundan beri 1 kere bile yalan söylememiş ve dürüstlük emsali birisi olması, mekkenin o pusperest döneminde bile Allah olmaması durumunda asla böyle bir çıkış için cesaret alamayacağı halde ve kuranda çelişen bir şey, kusur, hata olmaması ve her yazılanın insan ahlakine düşünce yapısına uyması ve toplum için zararlı olmayan bir durum olması benim inancımın artmasına vesile oluyor.

Tamda bu olaylar benim inanmama sebep oluyor saygılar.
 
üüh, diğer konu için yazmıştım ama buraya geçilmiş sanırım. boşa gitmesin yazdıklarım ey mübarekler :/

Neyse işin şakasını bir tarafa bırakıp, bu konuya benim izlenimim açısından bakacak olursak şöyle:

Baştan belirteyim, insanları müslüman veya ateist olarak ayırmayı, farklı birer biyolojik yapıda olduğunu belirtecek söz ve söz öbeklerinden yeterince kaçınmaya çalışırım ama burada malesef değinmeliyim.

Bir müslüman olarak en yakın iki hakiki dostumdan biri evet, ateist. Yıllarca beraber büyüdük tam on beş senedir takılıyoruz ve bu konu üzerinde defalarca konuştuk. Kendisinin kültürel ve formel bilimler adı altında, kültür seviyesi oldukça yüksek, formel bilim dallarında da epey bilgisi var.

Evrimin ne olduğunu, nasıl başladığını nereden geldiğini çok defa araştırmış ve bana anlatmıştır, ama işin özü bilimsel bir teoriyle hiçbir zaman açıklanamayacağından, olayın asıl boyutu hakkında hiç bir bilgi edinememiştir. O tamamen içsel duygularla hareket edip, içinde inanç olmadığını vurgular, sözgelimi insanlar bu şekilde inançsızlaşabilirler, burada problem yok.

Ateistlerin bazıları genellikle günümüz kültür seviyesi düşük, bilgi sahibi olmadan kendisini ateist ilan eden gençler, ateizmi, deizmi veya herhangi bir inanç disiplinini marjinal bir şey olarak görmektedirler.
Diğer kısmı, müslümanlığın içinde bulunduğu inanç teorilerinin, ibadetlerinin veya herhangi bir değerini karşılayamadığından ateist olmuştur. Bazı kısım insanlar ise gerçekten içlerinden gelmediği içindir.

Hayatım boyunca nefret ettiğim şey, insanların akli düzeyini, zekasını, kültürünü bulunduğu inançla sorgulayan zihniyettir. İster oduna tapsın, ister taşa, ister inanmasın, ister müslüman olsun, diğer insanların inançlarına laf edebilecek kadar aşağı seviyeye düşmemelilerdir.

Zira bu din hoşgörü dinidir, ayette de belirtildiği gibi "dinde zorlama yoktur."

bunu tartışmanın aramızda kimseye faydası olmayacağı gibi, insanların birbirinin inançlarını daha üstün seviyeye çıkarma çabası saçmalıktır.

her neyse, abi boşverin. neye inandığınız siz de kalsın, neye inanmak istiyorsanız ona inanın, başkalarının inançlarıyla boş yere zaman öldürmeyin.

çay için çay.



Bu arkadaşın senin düşüncelerini hiç şüpheye soktu mu ? Lan harbi he dedin mi içinden ?
 
Şüphe ve sorgulama olmadan inanç olmaz kardeş, sen hiç sorgulamadın mı?


Ben çok küçükken sorgulardım tahmini 8-9 yaşlarında. Allahı kim yarattı falan diye beynim bulanırdı. Ama kendim düşünürdüm kimse bir şey demezdi.

Geçen gün bir hadis okumuştum orada dostlarınızı iyi seçin sizin imanınızı tehlikeye atar gibi bir anlama gelen bir konu vardı.

O yüzden sordum. Düşüncelerini değiştirebilir tekrarlaya tekrarlaya kafan bulanabilir. Neyse ki imanın sağlammış.
 
Bu başka inaçlara sahip olanların hata yaptığını kanıtlamıyor malesef.

hani Ateist olmak dinsizlikti inanmamaktı :D başka inançlar demmişsin bu zaten inançsızlık arkadaş çelişkiye bak :D


ben ateist olsam kızardım sana mesela
 
Ataizzztm :D
Allah sonumu hayır etsin, Amın amın amın :D
ruh halim :
ateistim-ama_666329.jpg

Şaka biyana da.
Kimsenin inancına kimse karışamaz.
Yargılamayınız.
Yargılamakla en büyük günahı işliyorsunuz belkide inanmayanlardan çok.
 


hani Ateist olmak dinsizlikti inanmamaktı :D başka inançlar demmişsin bu zaten inançsızlık arkadaş çelişkiye bak :D


ben ateist olsam kızardım sana mesela

Inanmamakta bir tercihtir inanmakta bir de böyle dusun: )
Inanc olarak değil de tercih olarak.
Belki silent de bunu kastetmis olabilir.

tanrı ya inanıyorum ama dinlere inanmıyorum benim için durum bu.
 
Geri