Atatürk'ün İnkilaplarına Göre Başörtüsü

Konu sahibi son olarak 2622 gün önce görüldü

Ülkemizde vatandaşların kılık ve kıyafetini kısıtlayan ve başörtüsünü yasaklayan yönetmelik ve genelgelerde bu yasakların , Atatürk ilke ve inkılapları gereği yürürlüğe konulduğundan bahsedilmektedir.

M. Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 1923 yılından vefat ettiği 10 Kasım 1938 tarihine kadar geçen 15 yıl içerisinde , (Atatürk ilke ve inkılapları yürürlüğe konduğu dönemde ) başörtüsünü açıkça yasaklayan hiçbir kanun , yönetmelik ve kararname yürürlüğe konmamıştır.

Bu dönemde kılık ve kıyafetle ilgili olarak 28.11.1925 tarihinde 657 sayılı Şapka Kanunu kabul edilmiş ise de , bu kanun sadece erkeklerin şapka giymeleri hususunda olup , kadınların kılık ve kıyafeti ve başörtüsü ile ilgili hiçbir hüküm yoktur.

Yine bu dönemde 3.12.1934 tarihinde kabul edilmiş olan 2596 sayılı kanunda , din adamlarının mabet ve ayinler haricinde , dini kıyafet giyemeyecekleri hususunda olup , kadın kıyafetleri ve başörtüsü ile ilgili bir maddesi yoktur.

Sadece 5 Eylül 1925 (1341) tarihinde 2413 sayılı bir kararname yayınlanmış olup , bu kararnamede (Bilumum devlet memurlarının kıyafetlerinin dünya üzerindeki medeni milletlerin müşterek ve umumi kıyafetlerinin aynı olacağı ) belirtilmiştir.

Bu kararnamede başörtüsünün yasak olduğuna ve kadınların mutlaka başlarını açık bulunduracaklarına dair hiçbir hüküm yoktur.

Batılı medeni ülkelerde kadınların moda dünyasında , başörtüsü yani eşarp önemli aksesuarlardandır.

Esasen M. Kemal Atatürk’ün hiçbir zaman kadınların örtünmelerine ve başörtüsüne karşı olmadığı , çeşitli konuşmalarından ve davranışlarından anlaşılmaktadır.

Mesela 1935 yılında bir kısım milletvekili , çarşaf ve peçenin yasaklanması için bir kanun teklifi vermişler iseler de , bunu haber alan Atatürk , İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya emir vererek bu kanun teklifini geri aldırmıştır.Bu şekilde çarşaf ve peçeyi yasaklayan bir kanun kabul edilmemiştir.

Ayrıca M. Kemal Atatürk’ün hayatı boyunca çeşitli yer ve zamanlardaki konuşmalarından , O’nun kadınların örtünmesine ve başörtüsüne hiçbir zaman karşı olmadığı anlaşılmaktadır.

Şöyle ki , Prof. Afet İnan’ın yayınladığı Atatürk ve Kadın Hakları isimli kitabın 104. sayfasında yazılı olduğuna göre , M. Kemal Atatürk , 1924 yılında Konya’da Kızılay Kadınlar Kolu toplantısında şöyle beyanda bulunmuştur :

“Eğer kadınlarımız şer’in tavsiye ettiği ve dinin emrettiği bir kıyafetle , faziletin icab ettiği tavr-ı hareketle içimizde bulunur , milletin bir san’at ve ictimaiyat hareketlerine iştirak ederse , bu hali emin olunuz ki , milletin en mutaassıbı dahi takdirden men’i nefis edemez”.

Yine M. Kemal Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri isimli kitaba (2. Cilt sayfa : 150) göre , Atatürk bir konuşmasında şöyle beyanda bulunmuştur :

“Dinimizin tavsiye ettiği tesettür (örtünme ) hem hayatımıza , hem de fazilete uygundur.”

M. Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım hiçbir zaman başörtülerini çıkarmamışlardır , bilhassa eşi Latife Hanım resmi ve özel bütün toplantı ve merasimlere başörtülü olarak katılmıştır.

Yukarıda açıkladığımız gibi , M. Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 29 Ekim 1923 gününden , vefat ettiği 10 Kasım 1938 tarihine kadar , kadınların örtünmesine karşı olmamıştır.Onun hayatta olduğu ve Cumhurbaşkanı olarak çalıştığı 15 yıl zarfında başörtüsünü yasaklayan hiçbir kanun ve yönetmelik yürürlüğe konmamış ve başörtüsü yasağı hiçbir yerde uygulanmamıştır.

Bu dönemde TBMM’ye halk arasından seçilen bir kısmı kadın milletvekilleri , başörtüleri ile genel kurula katılmış , yemin ederek yasama görevlerine başörtülü olarak devam etmişlerdir.Bu kadın milletvekillerinin resimleri , TBMM Arşivi’nde mevcuttur.

Bu durum karşısında başörtüsünün Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Hakikaten ülkemizde ilk başörtüsü yasağı , cumhuriyetin ilanından 58 yıl ve M. Kemal Atatürk’ün vefatından 43 yıl sonra (22.7.1981) tarihinde bakanlar Kurulu kararı ile orta dereceli okullarda ve bir yıl sonra (16.7.1982) tarihinde kamu kurum ve kuruluşlarında ve kanunla değil , Bakanlar Kurulu’nun kabul ettiği yönetmeliklerle yürürlüğe konulmuştur.

Bu duruma göre M. Kemal Atatürk’ün sağlığında , onun ilke ve inkılapları yürürlüğe konduğu zaman başörtüsü yasağı bulunmadığına ve ilk yasak 1981 tarihinde yürürlüğe konduğuna göre , başörtüsü Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı değildir
 
Bu yasağı Kenan Evren ve darbeci askerler çıkardı. Atatürk ile alakası yok.
 
1925-1934 tarihlerinde kadınların çarşaf ve peçeyi bırakıp çağdaş kıyafetler giymesi için yasak ve cezalar getirdi. Örneğin Tirebolu Belediyesi 7 Ekim 1926’da aldığı kararla ilçede peçe takılmasını yasakladı ve peçesini 48 saat içinde çıkarmayan kadınların cezalandırılacağını ilan etti; Trabzon Vilayet Meclisi Aralık 1926’da aldığı bir kararla peçeyi yasakladı, peçe takmaya devam edenlerin karakola sevkedileceğini açıkladı. 1934 yılı sonunda Bodrum Kent Konseyi kadınların çarşaf ve peçe takmasının yasaklanmasına, yasağa uymayanların belediyece cezalandırılmasına karar verdi.[1]
(1) Dip not: Burcu Özcan, Basına Göre Şapka ve Kılık Kıyafet İnkılabı, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2008.
 
kurtuba, baş örtüsü ile peçe arasinda bir bağ var mı? Peçe İslam'a göre zorunlu degil diye biliyorum çünkü.
 
kurtuba bey verdiğiniz kaynak başörtüsüyle alakalı değil ve zannımca yanlış, belirttikleriniz büşra hanımın kendi tezinin sonuçları değil kendisi de başka bir kaynaktan almış. bize o kaynağı vermeniz icap ederdi.
 
Keşke Peçe kara çarşafı yasaklasaydı, modern Türkiye ye yakışmıyor
 
Geri