Atatürk'e yazılmış Şiirler, Atatürk'e yazılan Şiirler, Atatürk Şiirleri

Konu sahibi son olarak 1023 gün önce görüldü
Cumhuriyetimi Vuramazlar
Bir güvercin havalandı semaya
Cumhuriyet yazan kanatlarıyla
Ankara'da.
Uçarken aydınlığa
gövdesi beyazıyla,
düştü, avcı peşine
örümcek kıllı kollarında
kara kurşunlarıyla.
Vurduğunu düşündü,
mutlu oldu, şer ile dolan gözleri.
Ama!
yaralı güvercinin,
ardından gelen sürüyü,
hesap etmedi.
Oydular avcının çirkin gözlerini.
kör olan gözler açıldı
baktı avcı aydınlığa
kamaştı gözleri.
 
Çanakkale Gazisi Mustafa Kemal'in Yurdu
dostun düşmanına
düşmanın dostuna
dostunun yarasına bakar gibi
dünya baksın durdukça
çanakkaleye
aktı geceler boyu
aktı mehmetcikler
siperler boyu
yetimler
öksüzler
yarı açık yarı tok
olmazsa olmazları vardı
bizim namusumuz vatandı
vatan yetim kalamazdı
dişliyordu memmet bileklerini
devrildikçe yigitler
nasılda kalabalık nasıl
dünyanın her yerinden her cinsten
çanakkale geçilmiyordu itten
bir adım gidilmiyordu
siperden çıkılmıyordu
kulaklar sagırdı gözlere kan sıçrıyordu
dünya üstüne geliyordu mehmedin
birdenbire sarı paşa
peygamberler ocagındaki
memete
ölmeyi emrediyordu

Adnan Yeşiltaş
 
Yaşar tarihim…

Doğruluğa gün doğdu
Mutluluğa ay doldu
Akla verilen öğüttü
Kanaatte yurt oldu
Diyor tarihim…

Tarih ise eğer yine talihim
Yazılacak medeniyettir o yolun
Kültür izlerinde özüm
Kalacak mirası çocuğumun
İnancıdır tarihim…

Olmaya cihanda zaman-zemin
Tok olduğu sorulamayan
Acıkınca doyacağını bilmeyen
Birer varlık hep Türk boyları
Doğar tarihim…

Fethederken fethedilmeye
İçlerine dolarak erimeye
Varlıkları huzura ilerletmeye
Yazılmaz tarihi önce Türk soyuyla
Yaşar tarihim…
 
Atatürk Ve öğretmenlerim

O ATA, O büyük,
Başöğretmenim Atatürk!

Sonra Cumhuriyet, devrim,
Sonra okul ve öğretmen,
Sonra arı Türkçe, yeni harfler;
Sonra öğretmen Sonuvar,
Sonra öğretmen Yaylalı,
Sonra kara tahta, kâğıt, kalem,
Aydınlanıverdi içim, dışım.
Bırakıp çobanlığı, çiftçiliği,
Öğrenci oluverdim ben...

Uzun süren bir uykudan uyanışın,
Karanlıktan aydınlığa çıkmanın,
Okumanın, yazmanın, bilmenin,
Mutluluğunu duydum, mutluluğunu.
İçtenlikle öptüm ellerini öptüm;
Fikri Sonuvar öğretmenimin,
Hüsnü Yaylalı öğretmenimin...

Ahmet Tufan Şentürk
 
Bağımsizlik Destanı

zor günlerdi zor ki ne zor /
emperyalistlerin işgalindeki günler...
yurdumuzun her yanı işgal edilmiş,
silahsız korunmasız bırakılmıştı

koskoca imparatorluk dağılmış
padişah çaresiz,ordu başsız kalmıştı
süperlerin palikaryaları Helenist hayalleriyle
adileştikçe adileşmiş,ırz namus tanımaz olmuştu

işte böyle günlerin birinde...19 mayıs 1919 da
Bandırma vapuru umut taşımıştı Samsundan
Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla
genelgeler,kongreler sonunda çizilmişti Misaki milli sınırları
 
Direnişin Efendisi Atatürk
cümbüşlü bir sokağın çıkmazından haykıran
ey sevgili efendisi direnişin
safir bir pırıltıyla kaynaşan renkler kadar
asilsin cazanda da ödülünde de
bıraktığın topraklarda
kuyruklu bir yıldız dolaşır tüm ağırlığını
kâbusa dönüştürerek
sensiz soyu tükenmişçesine milletin
sensiz sancısı artarcasına yokluğun
bilindik kabından dökülürcesine azmin
kılık değiştirdi bütün fertlerin lâl olmuşçasına

Nergiz Tokay
 
Çanakkale Yiğitleri
Yaşama anlam katmak ıstersen eğer
Kulaç at kucakla mavi denizi
Çek maviliği kendine istersen eğer
Bulursun şehitlerin izini
Korkma saldır dalgalara
Kır kılıçlarını, balıklar düşmansa eğer
Kulaç at kucakla mavi denizi
Korkmamış, şehitlıkte yatan yiğitler
Çanakkale de kalmış ayak izleri
Bazen kırmızı renk alır mavi deniz
Şehitlerin, öfkesiyle şahlanır
Dalgalar…
 
Asl-i Kemal

Saat gecenin birinde,
Kederimle;
Ben seninle uyuyorum...
Gölgen kalbime vurmakta,
Ve ben,
Aşk-ı kemâl e ermekteyim...
Sensizliği soluyor,
Seninle uyanıyorum.
Tüm çırpınışlarımı zincire vurup,
Seni sensizliğimde dinliyorum.
Yas vuruyor yüzüme,
Çalınıyor gözlerime elası...
Ve ben,
Yağmur olup yağıyorum
Aşıkların yüreğine,
Şair olup söylüyorum
Sevdalıların dilinde...
Ve ben
Asl-ı kemâl e eriyorum bu günlerde...
Şarkılar uyduruyorum,
Demli,
Bir o kadar yürekli yüreğimle...
Ağlamak istiyorum hasretlerime
 
Say Ki Mustafa Kemal’im

Dur yok,durak yok,
Koşarım
Uzaklar yakın,uzaklar yakın;
Dağların arkasını bulurum,öğretmenim
Bir kırlangıç kuşudur yüreğim,uçar gider
Mavisinde coğrafyanın.

Kış kim,kıyamet kim…?
Uzatır ellerimi ısıtırım öğretmenim
Mucizeler yaratmış onurlu bir tarihin

alintidir
 
Mustafa Kemal
Dağ başını efkâr almış
gümüş dere durmaz ağlar
gözyaşından kana kesmiş gözlerim
ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar
ağlar ağlar cihan ağlar
mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür
altmış üç ilimiz altmış üç yetim
yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer
her geçen seni bizden parça parça götürür
mustafa'm mustafa kemal'im
 
Diz dövdüm
gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna
sakarya'nın suları nâmın söyleşir
hemşehrim sakarya öksüz sakarya
ankara'dan uçan kuşlar
kemal'im der günler günü çağrışır
kahrolur bulutlara karışır
gök bulut yaşmak bulut

alinti
 
Mustafa Kemal'in Kağnısı
Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden
Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı yasla
Herbir heceden heceden

Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik
Nam salmıştı asker içinde
Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü
Doğrulmuştu yola, önceden önceden

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif
 
Kemal Atatürk
Dört yanımız sarılmış düşmana
Onları vuran Kemal Atatürk
Aydın kapı açtın Türk halkına
Aydınlık saçan Kemal Atatürk

Sen verdin halkına hak Hürriyet
Ulusa kurdun hür Cumhuriyet
Özgürlüğü sundun ilelebet
Bağımsız kılan Kemal Atatürk

Senle coştu bu ulu Türk halkı
Senle buldu gelecek yarını
Halkına adadın hep varını
Yarınlar kuran Kemal Atatürk

Hedefleri gösterdin ileri
Hayran bıraktın dost,yad elleri
Cözdürdün lal olan bu dilleri
Dilleri dizen Kemal Atatürk

Mustafa Kemal işlemi sahi
Gerçek sulbu irşad işleğ Bai
Sahip zaman haberli bir dahi
Noktadır yurda Kemal Atatürk

Kul Coştuk alır Ata ilhamı
Işığı ile aydın her yanı
Atasına feda ruhu canı
Hayatlar veren Kemal Atatürk
 
KASİDEİ İSTİBDAT YAHUT KIRMIZI İZLER

Bir köhne kadit parçası, bir çehrei menhus,
Zulmetler içinde mütereddit, mütelâşi,
Daim mütefekkir görünen, kendine mahsus
Efkârı sakimane ile âleme karşı
Ateş saçarak etmede her gün bizi tehdit,
Âmali harisanesini eyledi tezyit...
Gördükçe bu mazlumlarını, sinesi mağrur,
Tırnaklarını aileler kalbine saplar;
Mağdurlarının her biri bir kûşede ağlar,
Katlandı vatan görmeğe evlâdını makhur...
Birçoklarımız mahpes-ü menfada süründük.
Ey gazii mecruhu vega dideye döndük.
Ey kanlı eliyle vatan âmaline hail,
Ey enmilei sürbu cinayata delâil
Teşkil eden ey köhne kadit, katili efkâr,
Ey katili şübbanı vatan, katili ahrar,
Ey varlığı bir millet için bâdii zillet.
Ey çehresi ifrite veren dehşeti vahşet,
Zindanları, menfaları, mahpesleri doldur,
Ziniciri esaretle bütün hisleri dondur.
Tesmimi nefes, nefyi ebet, sonra denizler..
Her girdiğin evlerde durur kırmızı izler...
Kâbusi hiyanetle vatan can çekişirken
Âtimizi dendanı harisin kemirirken
Bir gün Rumeli dağları envara boyandı;
Hürriyetin enfası ile herkes uyandı.

MUSTAFA KEMAL
ŞANLI ORDU GAZETESİ : 24 Kasım 1908
 
BİR ASKERİN MEZARINA

Şurada, kabrin üzerinde konulmuş bir,
Beyaz taş var, onun altında bayraklar
Temevvüç ederken, kelleler uçuşurken...
Celâdeti tâbân olurken aldığı cerîhai mevt
İle bu âlemi hîçîye vedâ etmiş bir
Asker yatıyor...
Onun hâbı istirahate çekildiği şu
Makberin üzerine rüfekası eşki teessür döktüler.
Kadınlar dümü rizi mâtem oldular. İhtiyarlar
Nâle eylediler, çocuklar ağladılar.
Şu söğüt ağacının nim setreylediği senin
Mezarın üzerine bir zırh başlık ile kılıç hak,
Olunmuştur. İşte orası o kahramanı muhteremin
Câyi istirahatidir. Ne mutlu ki, hâki pâye vatan
Ona nâilini intizar olmuş!...

MUSTAFA KEMAL (· Harbiye talebesi iken yazmıştır.)
 
Geri