Atatürk Ve Kurtuluş Savaşı Hakkında Bilgi

Konu sahibi son olarak 2621 gün önce görüldü
Atatürk Ve Kurtuluş Savaşı Hakkında Bilgi

Sevr Antlaşmasına göre Osmanlı toprağın bölünmesi
Tarih 19 Mayıs 1919-11 Ekim 1922
Bölge Anadolu ve Trakya
Sonuç Kesin Türk zaferi
Lozan Antlaşması imzalandı
Osmanlı Saltanatı sona erdi
Türkiye Cumhuriyeti kuruldu



Taraflar
Ankara Hükûmeti
Türkiye Cumhuriyeti Kuva-yi Milliye
Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi

İtilaf Devletleri
Fransa
Yunanistan (1828-1978)
Birleşik Krallık Britanya İmparatorluğu
Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti
İtalya (1861-1946) İtalya

Kumandanlar
Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal Atatürk
Türkiye Cumhuriyeti Fevzi Çakmak
Türkiye Cumhuriyeti Ali Fuat Cebesoy
Türkiye Cumhuriyeti Kâzım Karabekir
Türkiye Cumhuriyeti İsmet İnönü

Fransa Henri Gouraud
Yunanistan (1828-1978) Anastasios Papoulas
Yunanistan (1828-1978) Georgios Hatzianestis
Yunanistan (1828-1978) Nikolaos Trikupis
Birleşik Krallık George Milne
Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti Drastamat Kanayan
Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti Movses Silikyan


Kurtuluş Savaşı
virgs.gif
İstiklâl Harbi
virgs.gif
Türk İstiklâl Harbi veya Millî Mücadele olarak adlandırılan I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun İtilaf Devletleri'nce işgali sonucunda Misak-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için girişilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadele. 1919-1922 yılları arasında gerçekleşmiş ve 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen
virgs.gif
24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile resmen sona ermiştir.

Kurtuluş Savaşı
virgs.gif
dört belirgin döneme ayrılabilir:

1. I. Dünya Savaşı sonrası dönemi: Mondros Mütarekesi'nin yürürlüğe girdiği 31 Ekim 1918'den
virgs.gif
Mustafa Kemal Paşa'nın 9. Ordu müfettişi olarak Anadolu'ya yola çıktığı 19 Mayıs 1919'a kadardır
2. Örgütlenme dönemi: 19 Mayıs 1919'dan
virgs.gif
Ankara'daki Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı 23 Nisan 1920'ye kadardır.
3. Hakimiyetin sağlanması dönemi: 23 Nisan 1920'den
virgs.gif
Londra Barış Konferansı'nın ikinci safhasının başladığı Mart 1922'ye kadardır.
4. Barışın sağlanması dönemi: Mart 1922'den
virgs.gif
Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923'e kadardır.


Konu başlıkları

Dünya Savaşı sonrası
virgs.gif
Ekim 1918 - Mayıs 1919
1 İstanbul işgali
virgs.gif
Kasım 1918
2 Kuvay-i Milliye
3 İzmir işgali
virgs.gif
Mayıs 1919

Örgütlenme Dönemi
virgs.gif
Mayıs 1919 - Mart 1920
1 Osmanlı Meclisinin açılması ve Misak-ı Milli
virgs.gif
Kasım 1919 - Ocak 1920
2 Osmanlı Meclisinin kapatılması
virgs.gif
Mart 1920

Hakimiyetin sağlanması
virgs.gif
Mart 1920 - Mart 1922
1 Büyük Millet Meclisi açılması
virgs.gif
23 Nisan 1920
2 İç Cephe
3 Doğu Cephesi
4 Güney Cephesi
5 Batı Cephesi
6 Londra Barış Konferansı
virgs.gif
Şubat 1921 ve Mart 1922

Barışın sağlanması
virgs.gif
Mart 1922 - Kasım 1923
1 Mudanya Mütarekesi
virgs.gif
Eylül 1922
2 Saltanatın kaldırılması
virgs.gif
1 Kasım 1922
3 Lozan Barış Konferansı
virgs.gif
Kasım 1922
4 Lozan Antlaşması
virgs.gif
24 Temmuz 1923
5 Cumhuriyetin İlanı
virgs.gif
29 Ekim 1923
virgs.gif


I. Dünya Savaşı'na Almanya ile birlikte giren Osmanlı Devleti
virgs.gif
Çanakkale Savaşı'ndaki başarılı savunmaya
virgs.gif
Irak'ta Kutül-Ammare'de İngiliz ordusunu kuşatıp esir almasına ve savaşın son aylarında Kafkasya cephesindeki başarılara rağmen savaşın son günlerinde Filistin cephesinde Edmund Allenby komutasındaki İngiliz ordularına karşı Nablus Hezimetine uğramıştı. Yıldırım Orduları Grubunun 18 Eylül 1918'deki bu bozgundan sonra Liman von Sanders komutanlıktan istifa etmiş ve yerine Padişah tarafından kendisine Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyari ünvanı da verilen Mustafa Kemal Paşa atanmıştı. Mamafih 1 Ekim 1918'de Şam
virgs.gif
16 Ekim 1918'de Hama ve Humus
virgs.gif
25 Ekim 1918'de de Halep kaybedildi.

Suriye cephesinin çöküşü üzerine İttihat ve Terakki hükümeti 8 Ekim 1918'de istifa etti. Hükümet ileri gelenlerinden Talat
virgs.gif
Enver ve Cemâl Paşalar yurt dışına kaçtılar. Genel af ilan edilerek
virgs.gif
sürgün ve hapisteki muhaliflerin İstanbul'a dönüşüne izin verildi. 30 Ekim1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı hükümeti yenilgiyi kabul etti. Aralarında Mustafa Kemal Paşa'nın etkisinde olan Minber gazetesi de dahil olmak üzere İstanbul basını mütarekeyi sevinçle karşıladı.

Mondros Mütarekesi gereğince İtilaf devletleri'ne güvenlikleri gereği istedikleri yerleri işgal etme yetkisi tanınıyordu. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandığında Musul ve çevresi henüz Ali İhsan Sabis Paşa komutasındaki Türk birliklerinin idaresindeydi. Ateşkesten sonra İngilizler
virgs.gif
Musul ve Zaho'daki sivil Hıristiyanların topluca öldürüldüğünü iddia ederek Türk birliklerinin Musul'u terk etmesini istediler. Ali İhsan Sabis Paşa
virgs.gif
bu isteği reddetti ancak Suriye cephesinde Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Yıldırım Orduları grubunun Şam'dan sonra Halep'te de İngilizlere yenilipAdana'ya kadar çekilmesi neticesinde demiryolu ikmal hatlarının kesilmesi üzerine ve İstanbul hükümetinin de bu yolda emir vermesinden sonra Musul'u bırakıp Nusaybin'e kadar çekildi. İngiliz askerleri hiçbir direnişle karşılaşmadan Musul'a girdiler. İstanbul'dan benzer bir emir Mustafa Kemal Paşa'ya da Çukurova bölgesini terketmesi için gelmişse de Mustafa Kemal Paşa Adana'yı boşaltmamış ve Harbiye Nezaretiyle yaptığı telgraflaşmalarda emrin kanunsuz olduğunu söyleyerek emre direnmişti. Harbiye nezareti
virgs.gif
kendisini görevden alıp karargaha çağırdığında ordunun bir kısım silahlarını halka dağıtarak düşman eline geçmesine mani olmuştu. Bazı silahlar ise
virgs.gif
Anadolu'da bir düşman direnişinde kullanılmak üzere Teşkilat-ı Mahsusa elemanları tarafından daha güvenli olan doğu cephesine taşınmıştı. Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'a dönmesinden sonra Ali Fuat Paşa
virgs.gif
emrindeki 20. kolorduyu teçhizatıyla birlikte önce Konya'ya sonra da Ankara'ya getirerek İstiklal Savaşı hazırlıklarına başladı. Bu sırada Kâzım Karabekir Paşa da emrindeki 15. kolordu'yu terhis etmemiş ve Erzurum'da savaşa hazır tutmaktaydı.


İstanbul işgali
virgs.gif
Kasım 1918

6 Kasım'da Boğazlar silahsızlandırıldı. 7 Kasımda işgal güçleri Çanakkale'den geçti. 13 Kasım 1918'de Osmanlı'nın başkenti İstanbul'a müttefik askerleri geldi. 23 Kasım 1918de Ahmet İzzet Paşa yeni hükümeti kurdu. 9 Şubat'ta Hadisat gazetesinde Süleyman Nazif 'Kara Gün' başlıklı bir yazı yazdı. Türk milletinin böyle bir işgali yaşamadığını ve bunu kaldıramayacağını söyledi. İtilaf devletleri Türk halkının tepkisini çekmemek ve işgalin haklılığını kanıtlamak için işgalin geçici olduğunu amacının Padişahlığı
virgs.gif
halifeliği
virgs.gif
azınlıkları korumak olduğu. Padişahlık makamının kaldırılmadığını ve İstanbul'dan verilecek kararların geçerli olduğunu ilan etti.

İstanbul sularına ellibeş parçalık donanma demirledi ve 3000 civarında asker karaya çıkarılarak işgal hızlandırıldı.

Çoğunluğu İngilizlerden oluşan bir subay grubu ve asker grubu meclisi bastı ve kapattı. Böylece TBMM açılana kadar halkın sesi kesildi. Milliyetçi ve milli mücadelenin devamını sağlamak amacını güden milletvekillerini Malta'ya sürgüne gönderdiler. Bu vekillerin bir kısmı 1921'de bir kısmı da 1922-1923 arasında Anadolu'ya döndüler.


Kuvay-i Milliye

İttihat ve Terakki yönetiminin
virgs.gif
gizli bir teşkilat olan Teşkilat-ı Mahsusa vasıtasıyla Anadolu ve Rumeli'de savaş sonrası bir direniş hareketi örgütlediği anlaşıldı. Direnişin amacı
virgs.gif
doğu illerinin Ermenilere
virgs.gif
Ege bölgesinde bazı yerlerin Yunanlılara ve Adana yöresinin Fransa kontrolündeki Suriye'ye verilmesini öngören girişimlere karşı mücadele etmekti. Yanı sıra
virgs.gif
savaş yıllarında çeşitli yöntemlerle önemli servete ve yerel iktidara kavuşan İttihat ve Terakki yanlısı zümrelerin konumlarının korunması
virgs.gif
savaş sırasında sürülen gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının geri dönmesinin önlenmesi
virgs.gif
bundan dolayı çıkabilecek karışıklıklar nedeniyle müttefik devletlerin olası müdahalesine karşı konulması amaçlanmaktaydı.

1919 başlarından itibaren Kuvay-i Milliye (milli kuvvetler) adıyla silahlanan bazı gruplar
virgs.gif
Ege ve Karadeniz bölgesinde Rumlara
virgs.gif
Güneydoğu'da ise Ermenilere karşı çatışmalara girdiler. Bu grupların çoğu 50 ila 200 kişilik düzensiz kuvvetlerden oluşmakta ve Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olduğu bilinen kişilerce yönetilmekteydi.

1919 Şubat ayında Müttefik İşgal Kuvvetleri Yüksek Komutanı Edmund Allenby
virgs.gif
Anadolu'da asayişi sağlamak ve henüz teslim olmamış olan Ali Fuat Paşa komutasında Ankara'daki 20. ve Kâzım Karabekir Paşa komutasında Erzurum'daki 15. kolorduların teslim olmalarına ikna edilmeleri amacıyla
virgs.gif
İngiliz ordusunun Suriye cephesinde Türk kuvvetlerini kısa sürede nasıl yendiğini bilen üst düzey bir Türk komutanının özel yetkilerle donatılarak Anadolu'ya gönderilmesini önerdi. 15 Mayıs 1919'da "Anafartalar Kahramanı" ve "Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyari (Padişahın Onursal Yaveri)" Mirliva Mustafa Kemal Paşa
virgs.gif
9. Ordu komutanı ve Anadolu Genel Müfettişi sıfatıyla
virgs.gif
padişah VI. Mehmet Vahdettin tarafından Anadolu'ya gönderildi.

İzmir işgali
virgs.gif
Mayıs 1919

İzmir'in işgali düşüncesi 1919'un Şubat ortalarında Yunanistan başbakanı Venizelos'un önerisiyle
virgs.gif
İngiltere başbakanı Lloyd George tarafından ortaya atıldı. İzmir'in İşgali
virgs.gif
I. Dünya Savaşı sonrasında Paris'te toplanan uluslararası barış konferansının kararıyla ortaya çıktı. ABD başkanı Wilson bu öneriye önce kesinlikle karşı çıktı
virgs.gif
ancak 25 Mart olayında daha esnek bir tavrı benimsedi. 7 Mayıs ta İngiltere
virgs.gif
ABD ve Fransa
virgs.gif
Yunan donanmasının İzmire gönderilmesinde mutabık kaldılar.

İzmir'in işgali kansız başladı. Hatta İzmir'in işgalini 1 gün önceden bildiğinden İzmirdeki Osmanlı Ordusuna karşılık vermemesini emretmiştir. Böylece İzmir'deki Osmanlı Ordusu hareketsiz kaldı ve Yunanlılara teslim oldu.

İşgal günü Yunan ordusunun en yaman birlikleri olan evzon askerleri şehirde zafer turu attılar. Bu zafer turu sırasında Türk subayları sahil şeridine dizdiler. Aziz Nesin bu olayı daha sonra araştırmalarına dayanarak kitabında anlatacaktı: Bir Türk Subayı Evzon askerinin "Zito Venizelos" diye bağırmasını istediği halde yapmadığı için öldürüldü. Evzon askerleri şehri her gezdiklerinde ve subaya geri döndüklerinde bir kez süngüleniyordu. Bu Türk Subayı 22 kez süngülendi ve şehit oldu. Yunanlılar daha ilk gün birçok Türk asker ve vatandaşı öldürdü. Böylece işgal daha ilk günde 400 kişiye mâl oldu.

İşgal başladığı sıralarda
virgs.gif
bu görüntüye daha fazla tahammül edemeyen gazeteci Hasan Tahsin
virgs.gif
silahını çekip ateşleyerek en öndeki Yunan bayraktarını başından vurmuştur. Bu hareket
virgs.gif
Kurtuluş Savaşı'nı başlatan ilk kurşun olarak kabul edilir

İzmir'in işgali ile Türk halkında var olan fakat yetersiz komutanlar yüzünden kullanılamayan mücadele yeteneği tekrar uyandı ve İzmir'deki bir kısım asker istifa ederek Milli Mücadele'ye katıldı. Aynı zamanda İzmir'de kalan Türkler de işgalin getirdiği huzursuzluğa dayanamadı ve Anadolu'ya göç etti. Kalmakta ısrar eden Türk ailelerse Yunan askerinin tavırlarına ve yaptıkları eziyetlere daha fazla dayanamayıp Anadolu'daki milli mücadeleye destek vermek amaçlı olarak göç ettiler.

"Türk asker ve subayları d ipçiklenerek
virgs.gif
süngülenerek öldürülüyor
virgs.gif
üzerlerindeki kıymetli eşyalar zorla alınıyordu. İşgale karşı boyun eğmiş bulunan Ali Nadir Paşa yerde sürüklenerek tekmeleniyordu. Türk subayları "Zito Venizelos" diye bağırmaya zorlanıyor
virgs.gif
ağır hakaretlere uğruyorlardı. Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu. Reddedenlerden Albay Fethi Bey de süngülenerek şehit edildi. Şehrin diğer yerlerinde de olaylar
virgs.gif
yağma
virgs.gif
öldürme ve tecavüz olayları başladı. Türkler'e ait evler ve işyerleri Rumlar tarafından yağmalanıyor
virgs.gif
canını
virgs.gif
malını
virgs.gif
namusunu korumak isteyen Türkler öldürülüyordu. Bütün bu olaylar "uygar ulusların temsilcilerinin" gözleri önünde
virgs.gif
"uygar devletlerin" izniyle yapılıyordu. Lord Curzon'un 18 Nisan 1919 tarihli bildirisinde "Selanik kapılarının 5 mil dışında asayişi sağlayamayan Yunanistan'ın Aydın Vilayeti'nde (İzmir o tarihte Aydın Vilayeti içinde idi.) barış ve güvenlik sağlamakla görevlendirilmesini" uygun görmediğini açıkladığı Yunanlılar ilk gün 400 Türk öldürmüşlerdi. Çevre köy ve kazalardaki olaylarla bir iki gün içinde 5.000 kadar Türk öldürüldü."

İzmir kenti ile birlikte Ayvalık
virgs.gif
iki kent arasındaki sahil şeridi
virgs.gif
Çeşme yarımadası ve Belkahve'ye kadar İzmir'in hinterlandı da işgal edilmiştir. 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasından sonra Yunan ordusu İzmir'den harekete geçerek
virgs.gif
Sevr Antlaşması ile İtalyan bölgesi olarak kabul edilen Manisa
virgs.gif
Uşak
virgs.gif
Denizli
virgs.gif
Balıkesir
virgs.gif
Bursa şehirlerini de işgal etmiştir. Bu sebeple Yunanistan ile arasında ihtilaf çıkan İtalya ise bu işgalden sonra Kurtuluş Savaşı müddetince Ankara hükümetini desteklemiş ve askeri yardım da yapmıştır.
 
Geri