BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,605
-
- Tepkime puanı
- 3,185
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Atatürk İlkerleri ve İnkılap Tarihi ( Tüm Üniteler ) 9
ÜNİTE - 9 ULUSAL ORDUNUN KURULMASI VE KURTULUŞ SAVAŞI (1920 Yılı Sonuna Kadar)
Ulusal Ordunun Kurulması:
Gizli içeriği görüntülüyorsunuzTBMM tam olarak bilincine varmasa bile yeni bir devleti aşama aşama oluşturma hareketini gerçekleştirmiştir. İstanbul hükümetinin gösterdiği düşmanca davranış, meclisi sindirmek yerine onun yetkilerine daha da bilinçle sarılmasına yol açmıştır.
Yunan Saldırısının Gelişmesi ve Nedenleri:
22 Haziran 1920'de Yunanlılar, Ege Bölgesi'nde o güne kadar eriştikleri çizgiyi aşmış ve geniş kapsamlı bir saldırıya geçmişlerdi.
Yunan saldırısı iyi planlanmıştı. Bu nedenle, Kuvay-ı Milliye birliklerini dağıtıp, bozguna uğratarak hızla ilerliyorlardı.
Yunanlılar'ın İstanbul'u işgal edememelerinin nedeni ise, Osmanlı başkentinin Anlaşma Devletlerince zaten 16 Mart 1920 tarihinden itibaren işgal altına alınmıştı.
Yunan Saldırısının Tepkileri: Kuvay-ı Milliye birliklerinin başarısız kalmasındaki temel neden, Kuvay-ı Milliye'yi oluşturan yurtseverlerin çoğunun askerlik sanatından yeterince anlamamaları ve düzenli yapıya sahip olmamalıdır.
Ayrıca düzensiz ve disiplinsiz olduklarından bazen amaçlarının dışına çıkabili-yorlardı. Örneğin, suçsuz bazı insanları kendi takdirlerine göre cezalandırıyor, halktan zorla malzeme topluyorlardı.
TBMM hükümeti kurulur kurulmaz Milli Savunma ve Genelkurmay işlerini düzenlemeye başlamıştı. Hükümet bu yolla ilk iş olarak Kuvay-ı Milliye birliklerine belli bir ölçüde çeki düzen vermeye çalıştı.
Ulusal Ordunun Kurulmaya Başlanması:
Askere alma işlemlerini girişilerek boş er kadroları doldurulmaya başlanmış, yeni oluşturulan birlikler gerekli eğitimi aldıktan sonra, batıya gönderiliyordu.
Yeni oluşturulan birlikler gerekli eğitimi aldıktan sonra, batıya gönderiliyorlardı. Batı cephesi, bu yeni oluşturulmaya başlanan ordunun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlendi.
Çerkez Ethem'in "Kuvay-ı Seyyare" adı verilen birlikleri dışındaki Kuvay-ı Milliye ya ordu içine alındı veya başka hizmetlerle görevlendirildi.
Ordunun Sorunu
Halkın askere alınabilmesi için manevi duyguların kabartılması yolu tutulmuş, bu amacı gerçekleştirmede yurtsever birçok din adamı gönüllü olarak rol almıştır.
Ama uzun bir süre özellikle kırsal kesimlerdeki halk, padişahın buyruklarını kutsal saymış ve direniş içine girmiştir, ilk önce Heyet-i Temsiliye, sonra da TBMM hükümeti bu ayaklanmaları bastırmakla da uğraşmışlardı.
TBMM korkunç bir para sıkıntısı içindeydi. Kurtuluş savaşında ilk başarılar sağlanınca, Anlaşma Devletleri içinde olmalarına rağmen İngilizlere duydukları hınç nedeniyle önce italyanlar'dan sonra da Fransızlar'dan borç alınmıştır.
Sovyet Rusya ile ilişkiler kurulunca önemli sayılacak bir para yardımı sağlanmıştır. Bu arada yurt dışındaki müslüman cemaatleri, özellikle Hindistan müslümanları önemli miktarlarda para gönderebilmişlerdir.
Öncelikli olarak halkın bağışları ve vergiler ile sağlanan ve ardından yukarıda belirttiğimiz kaynaklardan karşılanan bütün bu paralar ordunun silah ve donanımına harcanıyordu.
SİYASAL GELİŞMELER
Sevr Barışı:
Hazırlanışı: Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından sonra.banşı kurma hazırlıklarının içine girildiği görülmüştür. Ancak barış koşulları üzerinde Anlaşma Devletleri ile bir türlü uzlaşmaya van-iamıyordu.
Anlaşma Devletlerinin Paris'te yürüttükleri barış görüşmelerinde Osmanlı Devieti'nin parçalanması çoktan kabul edilmişti.
Osmanlı hükümeti ise bunun farkında değildi. 19 Nisan 1920'de İtalya'nın San-Remo kentinde toplanılarak bir barış anlaşması taslağı hazırlandı. Barış imzalanırsa Anadolu hareketinin söneceği kuramı ortaya atılmıştı.
Görüşmeler sürerken TBMM açıldı. Anlaşma Devletleri temsilcileri de 26 Nisan'da çalışmalarını bitirdiler. Osmanlı Devletinden bir temsilci çağırarak hazırladıkları taslağı gösterdiler.
San-Remo'da verilen, kararlar Paris'te Osmanlı temsilcisine düşünce sorulmadan "tebliğ" edilmiştir. Temsilci Tevfik Paşa idi. Tevfik Paşa, İstanbul'a dönünce böyle bir taslağın kabulü halinde Osmanlı Devieti'nin yaşamının sona ereceğini bildirmiştir.
Bu taslağa yanıt olarak Osmanlı Devleti; Anadolu ve Doğu Trakya üzerindeki isteklerin kabul edilmez olduğu yolundadır. Türkler'in oturmadığı topraklar bırakılıyor, ama asıl yurdun parçalanmaı kabul e-dilmiyordu.
Buna karşılık, kapitülasyonların sürmesine ses çıkartılmıyordu.
Anlaşma Devletleri, barış taslağının on gün içinde kabulünü istemişlerdir. Artık hiçbir direnme gücü kalmayan hükümet vereceği korkunç karara başkalarını da ortak etmek istedi. Bir Yüksek Kurul (Saltanat Şurası) oluşturuldu.
Bu kurulda, taslağı kabulden başka bir çare kalmadığı kararlaştırıldı. Böylece 10 Ağustos 1920'de Damat Ferit başkanlığındaki kurul, Paris'in Sevr adlı semtinde barış anlaşması imzalanmıştır.
Sevr Barışı'nın Hükümleri: Bu barış Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa, italya, Japonya, Belçika, Yunanistan, Hicaz, Polonya, Sırp-Hırvat-Slovan Devleti (Yugoslavya) ve Çekoslovakya arasında imzalandı.
Adana-Maraş üzerinden Mardin'e kadar gelen çizgi güney sınırını oluşturuyordu. Van-Erzincan-Trabzon çizgisinin doğusundaki sınır sonradan kesinleşecekti.
Ancak bu bölgeler ilke olarak tamamen Ermenistan'a bırakılıyordu. Batı'da ise Kırkağaç ve Ayvalık'm güneyini birleştiren bölge ise 5 yıl süre ile Osmanlı egemenliği altında kalacaktı. Ama yönetim hakkı tamamen Yunanistan'a bırakılmıştı.
istanbul ve Çanakkale Boğazları, Marmara Denizi sahilleri ve Karesi yarımadasının bir bölümü Anlaşma Devletlerinin ortak yönetimine bırakılmıştı.
Başkentin diğer yurt bölgeleriyle bağlantısı kesilmişti. Boğazlar bütün dünya devletlerin ticaret ve savaş gemilerine açıktı. Doğu Trakya ise Boğazlar Bölgesi ve İstanbul dışında Yunanistan'a verilmişti.
Ayrıca azınlıklara çok geniş haklar verilecek ve hükümet bu açıdan sürekli olarak denetlenecekti.
Kapitülasyonlar eskisinden daha kapsamlı duruma getirilmişti.
Sevr Barışı'ndan birkaç gün sonra İngiltere, Fransa ve İtalya aralarında ayrı bir anlaşma imzalayarak Osmanlılar'a bırakılan ülke parçasını da nüfuz bölgelerine ayırdılar. Her devlet kendine bırakılan bölgenin ekonomisini elinde tutacaktı.
Buna göre; İç Anadolu'nun güney yarısı ve Akdeniz Bölgesi ile Yu-naniılar'a bırakılan Ege kesimi dışında bütün Batı Anadolu italyanlar'ın; Silifke-Kayseri-Tokat-Mardin çizgisini içine alan bölge Fransızlar'ın; Mardin'in doğusu da İngilizler'in nüfuz bölgeleri oldu.
SEVR BARIŞINDAN SONRAKİ GELİŞMELER
İç Durum:
Sevr Barışının imzalanması TBMM üzerinde o-lumsuz etki yapmadığı gibi, mücadele hırsını ve azmini kamçılamıştı.
1920 yılı ortalarında, Ağustos ayının başlarına kadar Yozgat'taki olumsuzluklar dışında hemen hemen bütün ayaklanmalar bastırılmıştı. Hemen ardından Düzce'de ikinci bir ayaklanma çıktı. Ekim ayı başında ise Konya ve çevresinde yeni bir karışıklık patlak verdi.
Önemli bir başka olay türü de, ulusal ordu içine girmemekte ısrar eden bazı Kuvay-ı Milliyecilerin durumuydu. Bunlar içinde en güçlü olanlardan Demirci Mehmet Efe de 1920 yılında başkaldırdı.
Yurdun hemen hemen bütün düzeyine yayılan bu ayaklanmaların baş sebebi istanbul'daki hükümetin Anadolu hareketini Padişaha/Halifeye karşı bir başkaldırı olarak göstermesidir.
Dış İlişkiler: TBMM hükümetinin 1920 yılı sonlarına kadar batılı devletlerle ilişkisi olmamıştır. Anlaşma Devletleri, Sevr barışını Osmanlı Hükümeti ile imzalamışlar, TBMM'nin varlığını tanımamışlardı.
Bu arada TBMM Dışişleri Bakanı ve bir kurul Moskova'ya gittiler. Bir süre sonra Sovyet Rusya, Misak-ı Milli'yi tanıdığını açıkladı.
Sovyet Rusya ile başlayan ilişkiler TBMM ordularının Ermenistan üzerinde sağladığı zaferden sonra iyice gelişti.
Çünkü bu başarı TBMM'nin ciddi ve gerçekçi bir siyaset çizdiğini, giderek de güçlendiğini gösteriyordu.
Böylece TBMM hükümeti ile Rusya arasında diplomatik ilişkiler kurulmuş bulunuyordu. Böylece TBMM hükümeti ile Rusya arasında diplomatik ilişkiler kurulmuş bulunuyordu.
Doğu Cephesi'nin Kuruluşu ve İlk Büyük Başarı:
Düzenli ordunun ilk büyük başarısı Doğu cephesinde kazanılmıştır. Bu. Ermeniler'in kesin olarak ye-ilgiye uğratılması olayıdır.
Ermeni Sorunu: Ermeniler, 19. yy.'in sonlarına doğru özellikle Ruslar'ın, onlarla birlikte İngilizler'in kışkırtmaları ile yavaş yavaş kıpırdanmaya başladılar. Doğu Anadolu'yu Osmanlı Devleti'nden koparmak ve kendi nüfuzu altında bir Ermenistan kurmak Rusya'nın çıkarlarına çok uygun düşüyordu.
l. Dünya Savaşı başlayınca. Doğu Anadolu'da Ruslar'a karşı büyük bir cephe açıldı. Bu cephedeki çarpışmalara Ruslar ülkelerinden getirttikleri Ermeni birliklerini sokmuşlar ve onları pek çok yerde kullanışlardır. Bu birliklere Osmanlı ülkesinde yaşayan bazı Ermeni grupları da katılmıştı.
Ermenistan ile Savaş
Ermeniler'in Doğu Anadolu üzerindeki istekleri başta Amerika Birleşik Devletleri oimak üzere bütün anlaşma grubunca destekleniyordu.
TBMM'nin açılmasından önce Heyet-i Temsiliye başkanı olarak M. Kemal Paşa ile Kazım Karabekır Paşa, Ermeni saldırısını karşılamak üzere gereken önlemleri alıyorlardı.
Bu yolla 1920 yılı ilkbaharında başlayan Ermeni tecavüzlerine karşı gelinmiştir. TBMM açıldıktan sonra Ermeni saldırılarında gözle görülür bir artış olmuştur. Bunun üzerine 1920 yılı
Haziran ayında, yani Sevr barışından önce, TBMM Doğu cephesini kurdu ve komutanlığına da Kâzım Karabekir Paşa'yı getirmiştir. Böylece düzenli ordunun ilk cephesi de açılmıştır.
1920 yılı Kasım ayı sonunda Ermenistan savaşı büyük bir başarı ile bitirilmiştir.
Gümrü Barışı ve Önemi: TBMM orduları ve Ermenilerle barış görüşmeleri 2/3 Aralık 1920'de imzalandı.
Gümrü Barışı ile Ermenistan bugünkü Doğu Anadolu sınırlarımızı tanıdı. Ermeni Cumhuriyeti ayrıca Sevr barışını geçersiz saydığını belirtiyordu.
Ayrıca TBMM hükümeti, Doğu Anadolu'da yaşayıp oradan göç etmiş Ermenilerin diledikleri takdirde üç yıl içinde geri gelip eski yerlerine yerleşebileceklerini kabul ediyordu, Ermenistan Türkiye'ye karşı hiçbir düşmanca harekette bulunmayacaktı.
Buna karşılık TBMM Hükümeti, Ermenistan'a istenildiği takdirde askeri ve siyasal olarak yardım edecekti.Gümrü Barışı, TBMM'nin hem askeri hem de siyasal ilkbaşarısıdır.
Bu başarı sonucunda;
- TBMM Hükümeti doğuda düzenli bir savaş yürütmüş ve kazanmıştır. Böylece Doğu Cephesi kapanmış ve buradaki tehlike sona ermiştir.
- O güne kadar TBMM'nin varlığını kabullenmeyen Ermenistan tutumunu değiştirmiştir.
- Ermeniler, Sevr Barışını tanımadıklarını belirterek, Türk toprakları üzerindeki isteklerinden vazgeçmişlerdir.
- Bu barış ile TBMM, devletler arası alanda varlığını ilk kez kanıtlıyordu.
- Bu anlaşmada "Osmanlı Devleti" adı kesinlikle geçmemiştir. Metinde TBMM'nin kurduğu devlet "Türkiye" adıyla anılmaktadır.
- Gümrü Barışının imzalanmasından sonra Gürcistan ile de anlaşılmıştır ve Mondros Ateşkes Anlaş-ması'ndan sonra bu devletçe işgal edilen Ardahan ve Artvin geri alınmıştır (23 Şubat 1921).
Ünite 9 Degerlendirme Sorulari
1- Sevr Barışının Osmanlı Devleti açısından hükümsüz olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Parlamento tarafından onaylanmaması
Türk ulusunun haklarını yok saymış olması
Osmanlı toprak bütünlüğünü hiçe sayması
Avsturya
Çok taraflı olması
2- Sevr Barışı aşağıdakilerden hangisi tarafından onaylanmıştır?
Saltanat Şurası
Osmanlı Hükümeti
Meclis-i Mebusan
Londra
Hürriyet ve İtilaf Fırkası
3- Aşağıdaki hükümlerden hangisi Gümrü Barışı'nda yoktur?
Yeni anayasayı yürürlüğe koymuştur.
Ermenistan bugünkü Doğu Anadolu sınırlarımızı benimsedi.
Ermenistan'a istenildiği takdirde askeri ve siyasal bakımlardan yardım edilmeyecekti.
Ermeni Cumhuriyeti ayrıca Sevr Barışını geçersiz sayıyordu.
Ermenistan Türkiye'ye karşı hiçbir düşmanca harekette bulunmayacaktı.
4- Gümrük Anlaşması kimlerle hangi tarihte yapıldı?
Ermenistan tanınmayacak
Ermenilerle 2-3 Aralık 1920'de
Yunanlılarla 23 Temmuz 1920'de
Ruslarla 12 Ağustos 1920'de D.) Fransızlarla 30 Ağustos 1922'de
İngilizlerle 21 Aralık 1923'te E) İngilizlerle 21 Aralık 1923'te
5- Osmanlı Sadrazamı Damat Ferit aşağıdakilerden hangisini yapmıştır?
Gümrü Barışını imzalamıştır.
Sevr Barışını benimsemiştir.
Hıyanet-i Vataniye Kanununun çıkarılmasını sağlamıştır.
Misak-ı Milli'yi ilan etmiştir.
Posta havaleleri gecikmeli gönderilmiştir.
6- Anlaşma Devletleri San Remo'da yaptıkları toplantıda hangi barış antlaşmasının esaslarını saptamışlardır?
Cenevre
Sevr Barışı
Moskova Barışı
Ankara Antlaşması
Lozan Barışı
7- Doğu cephesinde Ermenilere karşı başarılar kazanan ve düşmanı geri atan komutan aşağıdakilerden hangisidir?
İsmet Paşa
Ali Fuat Paşa
Rauf Bey
Refet Paşa
Ulusa! orduyu kurmuştur.
8- TBMM, işgal güçleriyle daha etkin bir biçimde mücadele etmek için 1920'nin sonbaharında aşağıdakilerden hangisini yapmıştır?
Misak-ı Milli'yi ilan etmiştir.
Ulusal orduyu kurmuştur.
Kazım Karabekir Paşa
İstiklâl Mahkemeleri kurmuştur.
Kuvay-ı Milliye birliklerini canlandırmıştır.
ÜNİTE - 9 ULUSAL ORDUNUN KURULMASI VE KURTULUŞ SAVAŞI (1920 Yılı Sonuna Kadar)
Ulusal Ordunun Kurulması:
Gizli içeriği görüntülüyorsunuzTBMM tam olarak bilincine varmasa bile yeni bir devleti aşama aşama oluşturma hareketini gerçekleştirmiştir. İstanbul hükümetinin gösterdiği düşmanca davranış, meclisi sindirmek yerine onun yetkilerine daha da bilinçle sarılmasına yol açmıştır.
Yunan Saldırısının Gelişmesi ve Nedenleri:
22 Haziran 1920'de Yunanlılar, Ege Bölgesi'nde o güne kadar eriştikleri çizgiyi aşmış ve geniş kapsamlı bir saldırıya geçmişlerdi.
Yunan saldırısı iyi planlanmıştı. Bu nedenle, Kuvay-ı Milliye birliklerini dağıtıp, bozguna uğratarak hızla ilerliyorlardı.
Yunanlılar'ın İstanbul'u işgal edememelerinin nedeni ise, Osmanlı başkentinin Anlaşma Devletlerince zaten 16 Mart 1920 tarihinden itibaren işgal altına alınmıştı.
Yunan Saldırısının Tepkileri: Kuvay-ı Milliye birliklerinin başarısız kalmasındaki temel neden, Kuvay-ı Milliye'yi oluşturan yurtseverlerin çoğunun askerlik sanatından yeterince anlamamaları ve düzenli yapıya sahip olmamalıdır.
Ayrıca düzensiz ve disiplinsiz olduklarından bazen amaçlarının dışına çıkabili-yorlardı. Örneğin, suçsuz bazı insanları kendi takdirlerine göre cezalandırıyor, halktan zorla malzeme topluyorlardı.
TBMM hükümeti kurulur kurulmaz Milli Savunma ve Genelkurmay işlerini düzenlemeye başlamıştı. Hükümet bu yolla ilk iş olarak Kuvay-ı Milliye birliklerine belli bir ölçüde çeki düzen vermeye çalıştı.
Ulusal Ordunun Kurulmaya Başlanması:
Askere alma işlemlerini girişilerek boş er kadroları doldurulmaya başlanmış, yeni oluşturulan birlikler gerekli eğitimi aldıktan sonra, batıya gönderiliyordu.
Yeni oluşturulan birlikler gerekli eğitimi aldıktan sonra, batıya gönderiliyorlardı. Batı cephesi, bu yeni oluşturulmaya başlanan ordunun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlendi.
Çerkez Ethem'in "Kuvay-ı Seyyare" adı verilen birlikleri dışındaki Kuvay-ı Milliye ya ordu içine alındı veya başka hizmetlerle görevlendirildi.
Ordunun Sorunu
Halkın askere alınabilmesi için manevi duyguların kabartılması yolu tutulmuş, bu amacı gerçekleştirmede yurtsever birçok din adamı gönüllü olarak rol almıştır.
Ama uzun bir süre özellikle kırsal kesimlerdeki halk, padişahın buyruklarını kutsal saymış ve direniş içine girmiştir, ilk önce Heyet-i Temsiliye, sonra da TBMM hükümeti bu ayaklanmaları bastırmakla da uğraşmışlardı.
TBMM korkunç bir para sıkıntısı içindeydi. Kurtuluş savaşında ilk başarılar sağlanınca, Anlaşma Devletleri içinde olmalarına rağmen İngilizlere duydukları hınç nedeniyle önce italyanlar'dan sonra da Fransızlar'dan borç alınmıştır.
Sovyet Rusya ile ilişkiler kurulunca önemli sayılacak bir para yardımı sağlanmıştır. Bu arada yurt dışındaki müslüman cemaatleri, özellikle Hindistan müslümanları önemli miktarlarda para gönderebilmişlerdir.
Öncelikli olarak halkın bağışları ve vergiler ile sağlanan ve ardından yukarıda belirttiğimiz kaynaklardan karşılanan bütün bu paralar ordunun silah ve donanımına harcanıyordu.
SİYASAL GELİŞMELER
Sevr Barışı:
Hazırlanışı: Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından sonra.banşı kurma hazırlıklarının içine girildiği görülmüştür. Ancak barış koşulları üzerinde Anlaşma Devletleri ile bir türlü uzlaşmaya van-iamıyordu.
Anlaşma Devletlerinin Paris'te yürüttükleri barış görüşmelerinde Osmanlı Devieti'nin parçalanması çoktan kabul edilmişti.
Osmanlı hükümeti ise bunun farkında değildi. 19 Nisan 1920'de İtalya'nın San-Remo kentinde toplanılarak bir barış anlaşması taslağı hazırlandı. Barış imzalanırsa Anadolu hareketinin söneceği kuramı ortaya atılmıştı.
Görüşmeler sürerken TBMM açıldı. Anlaşma Devletleri temsilcileri de 26 Nisan'da çalışmalarını bitirdiler. Osmanlı Devletinden bir temsilci çağırarak hazırladıkları taslağı gösterdiler.
San-Remo'da verilen, kararlar Paris'te Osmanlı temsilcisine düşünce sorulmadan "tebliğ" edilmiştir. Temsilci Tevfik Paşa idi. Tevfik Paşa, İstanbul'a dönünce böyle bir taslağın kabulü halinde Osmanlı Devieti'nin yaşamının sona ereceğini bildirmiştir.
Bu taslağa yanıt olarak Osmanlı Devleti; Anadolu ve Doğu Trakya üzerindeki isteklerin kabul edilmez olduğu yolundadır. Türkler'in oturmadığı topraklar bırakılıyor, ama asıl yurdun parçalanmaı kabul e-dilmiyordu.
Buna karşılık, kapitülasyonların sürmesine ses çıkartılmıyordu.
Anlaşma Devletleri, barış taslağının on gün içinde kabulünü istemişlerdir. Artık hiçbir direnme gücü kalmayan hükümet vereceği korkunç karara başkalarını da ortak etmek istedi. Bir Yüksek Kurul (Saltanat Şurası) oluşturuldu.
Bu kurulda, taslağı kabulden başka bir çare kalmadığı kararlaştırıldı. Böylece 10 Ağustos 1920'de Damat Ferit başkanlığındaki kurul, Paris'in Sevr adlı semtinde barış anlaşması imzalanmıştır.
Sevr Barışı'nın Hükümleri: Bu barış Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa, italya, Japonya, Belçika, Yunanistan, Hicaz, Polonya, Sırp-Hırvat-Slovan Devleti (Yugoslavya) ve Çekoslovakya arasında imzalandı.
Adana-Maraş üzerinden Mardin'e kadar gelen çizgi güney sınırını oluşturuyordu. Van-Erzincan-Trabzon çizgisinin doğusundaki sınır sonradan kesinleşecekti.
Ancak bu bölgeler ilke olarak tamamen Ermenistan'a bırakılıyordu. Batı'da ise Kırkağaç ve Ayvalık'm güneyini birleştiren bölge ise 5 yıl süre ile Osmanlı egemenliği altında kalacaktı. Ama yönetim hakkı tamamen Yunanistan'a bırakılmıştı.
istanbul ve Çanakkale Boğazları, Marmara Denizi sahilleri ve Karesi yarımadasının bir bölümü Anlaşma Devletlerinin ortak yönetimine bırakılmıştı.
Başkentin diğer yurt bölgeleriyle bağlantısı kesilmişti. Boğazlar bütün dünya devletlerin ticaret ve savaş gemilerine açıktı. Doğu Trakya ise Boğazlar Bölgesi ve İstanbul dışında Yunanistan'a verilmişti.
Ayrıca azınlıklara çok geniş haklar verilecek ve hükümet bu açıdan sürekli olarak denetlenecekti.
Kapitülasyonlar eskisinden daha kapsamlı duruma getirilmişti.
Sevr Barışı'ndan birkaç gün sonra İngiltere, Fransa ve İtalya aralarında ayrı bir anlaşma imzalayarak Osmanlılar'a bırakılan ülke parçasını da nüfuz bölgelerine ayırdılar. Her devlet kendine bırakılan bölgenin ekonomisini elinde tutacaktı.
Buna göre; İç Anadolu'nun güney yarısı ve Akdeniz Bölgesi ile Yu-naniılar'a bırakılan Ege kesimi dışında bütün Batı Anadolu italyanlar'ın; Silifke-Kayseri-Tokat-Mardin çizgisini içine alan bölge Fransızlar'ın; Mardin'in doğusu da İngilizler'in nüfuz bölgeleri oldu.
SEVR BARIŞINDAN SONRAKİ GELİŞMELER
İç Durum:
Sevr Barışının imzalanması TBMM üzerinde o-lumsuz etki yapmadığı gibi, mücadele hırsını ve azmini kamçılamıştı.
1920 yılı ortalarında, Ağustos ayının başlarına kadar Yozgat'taki olumsuzluklar dışında hemen hemen bütün ayaklanmalar bastırılmıştı. Hemen ardından Düzce'de ikinci bir ayaklanma çıktı. Ekim ayı başında ise Konya ve çevresinde yeni bir karışıklık patlak verdi.
Önemli bir başka olay türü de, ulusal ordu içine girmemekte ısrar eden bazı Kuvay-ı Milliyecilerin durumuydu. Bunlar içinde en güçlü olanlardan Demirci Mehmet Efe de 1920 yılında başkaldırdı.
Yurdun hemen hemen bütün düzeyine yayılan bu ayaklanmaların baş sebebi istanbul'daki hükümetin Anadolu hareketini Padişaha/Halifeye karşı bir başkaldırı olarak göstermesidir.
Dış İlişkiler: TBMM hükümetinin 1920 yılı sonlarına kadar batılı devletlerle ilişkisi olmamıştır. Anlaşma Devletleri, Sevr barışını Osmanlı Hükümeti ile imzalamışlar, TBMM'nin varlığını tanımamışlardı.
Bu arada TBMM Dışişleri Bakanı ve bir kurul Moskova'ya gittiler. Bir süre sonra Sovyet Rusya, Misak-ı Milli'yi tanıdığını açıkladı.
Sovyet Rusya ile başlayan ilişkiler TBMM ordularının Ermenistan üzerinde sağladığı zaferden sonra iyice gelişti.
Çünkü bu başarı TBMM'nin ciddi ve gerçekçi bir siyaset çizdiğini, giderek de güçlendiğini gösteriyordu.
Böylece TBMM hükümeti ile Rusya arasında diplomatik ilişkiler kurulmuş bulunuyordu. Böylece TBMM hükümeti ile Rusya arasında diplomatik ilişkiler kurulmuş bulunuyordu.
Doğu Cephesi'nin Kuruluşu ve İlk Büyük Başarı:
Düzenli ordunun ilk büyük başarısı Doğu cephesinde kazanılmıştır. Bu. Ermeniler'in kesin olarak ye-ilgiye uğratılması olayıdır.
Ermeni Sorunu: Ermeniler, 19. yy.'in sonlarına doğru özellikle Ruslar'ın, onlarla birlikte İngilizler'in kışkırtmaları ile yavaş yavaş kıpırdanmaya başladılar. Doğu Anadolu'yu Osmanlı Devleti'nden koparmak ve kendi nüfuzu altında bir Ermenistan kurmak Rusya'nın çıkarlarına çok uygun düşüyordu.
l. Dünya Savaşı başlayınca. Doğu Anadolu'da Ruslar'a karşı büyük bir cephe açıldı. Bu cephedeki çarpışmalara Ruslar ülkelerinden getirttikleri Ermeni birliklerini sokmuşlar ve onları pek çok yerde kullanışlardır. Bu birliklere Osmanlı ülkesinde yaşayan bazı Ermeni grupları da katılmıştı.
Ermenistan ile Savaş
Ermeniler'in Doğu Anadolu üzerindeki istekleri başta Amerika Birleşik Devletleri oimak üzere bütün anlaşma grubunca destekleniyordu.
TBMM'nin açılmasından önce Heyet-i Temsiliye başkanı olarak M. Kemal Paşa ile Kazım Karabekır Paşa, Ermeni saldırısını karşılamak üzere gereken önlemleri alıyorlardı.
Bu yolla 1920 yılı ilkbaharında başlayan Ermeni tecavüzlerine karşı gelinmiştir. TBMM açıldıktan sonra Ermeni saldırılarında gözle görülür bir artış olmuştur. Bunun üzerine 1920 yılı
Haziran ayında, yani Sevr barışından önce, TBMM Doğu cephesini kurdu ve komutanlığına da Kâzım Karabekir Paşa'yı getirmiştir. Böylece düzenli ordunun ilk cephesi de açılmıştır.
1920 yılı Kasım ayı sonunda Ermenistan savaşı büyük bir başarı ile bitirilmiştir.
Gümrü Barışı ve Önemi: TBMM orduları ve Ermenilerle barış görüşmeleri 2/3 Aralık 1920'de imzalandı.
Gümrü Barışı ile Ermenistan bugünkü Doğu Anadolu sınırlarımızı tanıdı. Ermeni Cumhuriyeti ayrıca Sevr barışını geçersiz saydığını belirtiyordu.
Ayrıca TBMM hükümeti, Doğu Anadolu'da yaşayıp oradan göç etmiş Ermenilerin diledikleri takdirde üç yıl içinde geri gelip eski yerlerine yerleşebileceklerini kabul ediyordu, Ermenistan Türkiye'ye karşı hiçbir düşmanca harekette bulunmayacaktı.
Buna karşılık TBMM Hükümeti, Ermenistan'a istenildiği takdirde askeri ve siyasal olarak yardım edecekti.Gümrü Barışı, TBMM'nin hem askeri hem de siyasal ilkbaşarısıdır.
Bu başarı sonucunda;
- TBMM Hükümeti doğuda düzenli bir savaş yürütmüş ve kazanmıştır. Böylece Doğu Cephesi kapanmış ve buradaki tehlike sona ermiştir.
- O güne kadar TBMM'nin varlığını kabullenmeyen Ermenistan tutumunu değiştirmiştir.
- Ermeniler, Sevr Barışını tanımadıklarını belirterek, Türk toprakları üzerindeki isteklerinden vazgeçmişlerdir.
- Bu barış ile TBMM, devletler arası alanda varlığını ilk kez kanıtlıyordu.
- Bu anlaşmada "Osmanlı Devleti" adı kesinlikle geçmemiştir. Metinde TBMM'nin kurduğu devlet "Türkiye" adıyla anılmaktadır.
- Gümrü Barışının imzalanmasından sonra Gürcistan ile de anlaşılmıştır ve Mondros Ateşkes Anlaş-ması'ndan sonra bu devletçe işgal edilen Ardahan ve Artvin geri alınmıştır (23 Şubat 1921).
Ünite 9 Degerlendirme Sorulari
1- Sevr Barışının Osmanlı Devleti açısından hükümsüz olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Parlamento tarafından onaylanmaması
Türk ulusunun haklarını yok saymış olması
Osmanlı toprak bütünlüğünü hiçe sayması
Avsturya
Çok taraflı olması
2- Sevr Barışı aşağıdakilerden hangisi tarafından onaylanmıştır?
Saltanat Şurası
Osmanlı Hükümeti
Meclis-i Mebusan
Londra
Hürriyet ve İtilaf Fırkası
3- Aşağıdaki hükümlerden hangisi Gümrü Barışı'nda yoktur?
Yeni anayasayı yürürlüğe koymuştur.
Ermenistan bugünkü Doğu Anadolu sınırlarımızı benimsedi.
Ermenistan'a istenildiği takdirde askeri ve siyasal bakımlardan yardım edilmeyecekti.
Ermeni Cumhuriyeti ayrıca Sevr Barışını geçersiz sayıyordu.
Ermenistan Türkiye'ye karşı hiçbir düşmanca harekette bulunmayacaktı.
4- Gümrük Anlaşması kimlerle hangi tarihte yapıldı?
Ermenistan tanınmayacak
Ermenilerle 2-3 Aralık 1920'de
Yunanlılarla 23 Temmuz 1920'de
Ruslarla 12 Ağustos 1920'de D.) Fransızlarla 30 Ağustos 1922'de
İngilizlerle 21 Aralık 1923'te E) İngilizlerle 21 Aralık 1923'te
5- Osmanlı Sadrazamı Damat Ferit aşağıdakilerden hangisini yapmıştır?
Gümrü Barışını imzalamıştır.
Sevr Barışını benimsemiştir.
Hıyanet-i Vataniye Kanununun çıkarılmasını sağlamıştır.
Misak-ı Milli'yi ilan etmiştir.
Posta havaleleri gecikmeli gönderilmiştir.
6- Anlaşma Devletleri San Remo'da yaptıkları toplantıda hangi barış antlaşmasının esaslarını saptamışlardır?
Cenevre
Sevr Barışı
Moskova Barışı
Ankara Antlaşması
Lozan Barışı
7- Doğu cephesinde Ermenilere karşı başarılar kazanan ve düşmanı geri atan komutan aşağıdakilerden hangisidir?
İsmet Paşa
Ali Fuat Paşa
Rauf Bey
Refet Paşa
Ulusa! orduyu kurmuştur.
8- TBMM, işgal güçleriyle daha etkin bir biçimde mücadele etmek için 1920'nin sonbaharında aşağıdakilerden hangisini yapmıştır?
Misak-ı Milli'yi ilan etmiştir.
Ulusal orduyu kurmuştur.
Kazım Karabekir Paşa
İstiklâl Mahkemeleri kurmuştur.
Kuvay-ı Milliye birliklerini canlandırmıştır.