BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,605
-
- Tepkime puanı
- 3,185
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Atatürk İlkerleri ve İnkılap Tarihi ( Tüm Üniteler ) 8
ÜNİTE - 8 TBMM'NİN KURULUŞU, YAPISI VE ÇALIŞMALARI
Meclis diyebileceğimiz yeni parlamentonun toplanmasına Damat Ferit Hükümeti, İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Mandacılar, Hürriyet ve itilaf Partisi gibi kuruluşlar kesinlikle karşı çıkıyor ve toplanmasını engellemeye çalışıyordu.
Meclis'in "ulusallık" niteliği artık belli olmuştu, meclis üyelerinin tamamı, Anadolu ve Rumeli'nin Müslüman halkının içinden çıkacaktır.
Gizli içeriği görüntülüyorsunuzTÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİ'NİN AÇILIŞI
Meclis'in Açılışı
Meclis 23 Nisan 1920'de Meclis'in en yaşlı üyesi olan Sinop Milletvekili Şerif Bey'in açılış konuşmasıyla açıldı. Başkan Şerif Bey'in konuşması son derece önemli öğeler içermektedir.
Herşeyden önce Meclis'in adı Büyük Millet Meclisidir. 9 ay sonra da Türkiye sözcüğü eklendi. Osmanlı Devleti'nde resmi olarak "Türkiye" adı hiç birzaman kullanılmamıştır.
Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi denilmekle bu parlamentonun Türkiye'ye ait bir büyük organ olduğu ve Türk ulusunu temsil ettiği anlaşılıyor, ikinci önemli nokta ise; bu Meclis "Millet" tarafından toplanmıştır ve milletin yetkilerini bizzat eline almasıyla oluşmuştur.
Üçüncü olarak Birinci Dönem TBMM'nin neredeyse sona erinceye kadar içinde taşıdığı bir çelişki dile getirilmektedir. Bir yandan ulus egemenliğini doğrudan doğruya eline almıştır, bir yandan da Osmanlı padişahına bağlılık ifade edilmektedir. Ama şunu da belirtmek gerekir ki Meclis ulus egemenliğini herşeyin üstünde tutmuştur.
Mustafa Kemal Paşa, Heyit-i Temsiliye'nin görev ve yetkileriin sona erdiğini belirtti. Artık tek yetkili ve sorumlu TBMM olmalıydı. Başbakanlık Divanı oluşturuldu.
TBMM Başkanlığına Mustafa Kemal Paşa seçildi. Cumhuriyet ilan edilip Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar Mustafa Kemal Paşa TBMM Başkanı olarak görev yaptı.
TBMM anayasal durum belirleninceye kadar, yürütme işleri için geçici bir kurul seçildi. (Muvakkat icra Heyeti) Böylece Meclis'in verdiği kararlar bu kurul aracılığı ile hemen yerine getirilecekti.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN YAPISI
Genel olarak
Bugüne kadar kurulan bütün anayasal sistemlerde, Türk ulusu tarafından seçilerek yasama yetkisini doğrudan doğruya, yürütme yetkisini de içinden çıkardığı hükümet aracılığı ile kullanan tek organ
TBMM olmuştur. İlk dönem Meclisimizin bir büyük özelliği vardı. Uzun bir süre saltanat ile birlikte yaşamak zorundaydı ve ayrıca zafere ulaştıracağı büyük bir savaşın yürtülmesini yüklenmişti.
Bu iki olağanüstü durum, Birinci Dönem TBMM'yi Türk Anayasa Hukuku tarihinde çok özel bir yere oturtmuştur.
TBMM'NİN MEŞRUİYET KAYNAĞI
Meşruiyet, bir kurumun, toplumda geçerli olabilmesi için dayandığı kural ve inançtı. Toplumdaki pek çok ilişki geçerlilik sebebini yasalardan alır. Yasaların meşruiyeti ise, onların anayasaya uygun olmasıyla mümkündür. Yani yasaların meşruiyet kaynağı anayasadır.
TBMM kurulduğu zaman henüz bir yazılı anayasaya dayanmıyordu. Ama bu, TBMM'nin "meşru" olmadığı anlamına gelmez.
Anayasalar her zaman yazılı olmayabilir. Eğer bir devletin oluşumu toplum tarafından benimsenmişse veya toplumun kendisi o devleti kurmuşsa anayasası da oluşmuş denilebilir. Bu nedenle TBMM'nin meşruiyetinin kaynağı doğrudan doğruya ulus olmaktadır.
TBMM'NİN YAPISI
Temel İlke
- Ulus egemenliğine kesinlikle sahip çıkılmıştır. TBMM ise bu egemenliği kullanacak tek organ olarak belirlenmiştir.
ilk Anayasanın yapıldığı 20 Ocak 1921 tarihine kadar TBMM, egemenliğinin ulusta olduğu ilkesi vurgulanmıştır.
Anayasa'nm ilk maddesinde ise yönetim biçimi halkın kendi kaderini doğrudan doğruya kararlaştırması esasına dayanır. Bu madde yüzlerce yıllık Osmanlı Devleti'nin artık tarihe karıştığının açık bir kanıtıdır.
Egemenlik hem ulusa, hem de bir kişiye ait olamaz. TBMM ilk aylarında iki egemenlik anlayışı a-rasında bocalamıştır.
5 Eylül 1920'de çıkan önemli bir yasada bu çelişki, kendini çok açık biçimde gösterir. Bu metinde TBMM'nin önüne gelen konuları nasıl görüşüp karara bağlayacağını belirleyen önemli bir anayasal düzenlemelidir.
Bu anayasada TBMM ile henüz "saltanat" ile "ulusa ait olan egemenlik" a-rasındaki büyük fark tam anlamıyla seçilebilmiş değildir.
1921 yılında yapılan Anayasada bir başka çelişki daha vardır. Kurulan bu meclis olağanüstü yetkilere sahip kurucu bir meclistir. Bu meclis yeni bir devlet kurmuştur. Anayasasında çok önemli hükümler
yoktur. Bu anayasada olması gerekli, yurttaşların sahip oldukları temel haklar, özgürlükler devlet başkanlığı gibi çok yaşamsal konular bu anayasada bulunmaz.
Bu eksikliklerin tamamlanması için de Osmanlı Anayasası'nda yürürlükte bulunduğunu belirtmek zorunluluğunu duymuşlardır. Böylece yurdumuzda iki anayasalı birdüzen, TBMM hem kendi yaptığı ve egemenliği ulusa bırakan Anayasayı hem de bu Anayasa ile çelişkili olmadığı sürece kişisel e-gemenliğe dayanan bir başka anayasayı yürürlükte kabul etmiştir.
- TBMM ile kurulan yeni siyasal düzenin bi başka büyük özelliği ise onun ulusal (milli) olmasıdır. TBMM "Türk" ulusunu temsil etmektedir.
Türkiye sözcüğünün devlet yaşamında ilk kez kullanıldığı belirtilmişti. Kurulan yeni devletin temeli "Türk Ulusuna" dayandırılmaktadır.
TBMM'nin Hukuksal Niteliği
Bütün siyasal sistemler iki ana küme içinde toplanır. Güçler birliği ve güçler ayrılığı. Rejim ne olursa olsun, bütün devletlerde üç ana işlev vardır. Bu hukuk biliminin en değişmez ve kesin kurallarından biridir. Bu işlevler şunlardır: Yasama, yürütme ve yargı.
Yasama İşlevi, toplum yaşamını düzenleyen hukuk kurallarının temeli olan yasaları koymaktır. Yasalar temel hukuk kurulları olduğundan hukuku uygulayanlar, bu yasalara dayanırlar, alt düzeyde kural koyma veya yargılama hakkını da gene yasalardan alırlar.
Bu nedenle yasama işlevi genellikle egemenliği elinde tutan gücün elindedir. Monarşik sistemde yasama gücü hükümdar kendi kişiliğinde tutar ve doğrudan doğruya kullanılır. Demokrasilerde ise ulusun temsilcisi olan parlamentoların en öncelikli görevi ve hakkı yasama işlevini görmektir. Bu işlevi yerine getiren organ "yasama gücüne" sahiptir.
Yasama gücüne sahip olan organın temel hukuk kurullarını koyması tek başına yeterli değildir. Hukuk kurallarını uygulayan organa "hükümet" denir. Böylece hükümetler yürütme işlevini yerine getirecek güce sahip bulunmalıdırlar ki görevlerini rahatça ve engelsiz yerine getirebilsinler.
Hukuk kuralları her zaman doğru biçimde uygulanmayabilir. Ayrıca yurttaşlar arasında hukuk kuralları uygulanırken anlaşmazlıklar da çıkablir. Bazı yurttaşlar hukuk kurallarına uymayıp toplum düzenine aykırı hareket edebilirler. Hukuk kurallarının uygulanmasındaki haksızlıkları gidermek, yurttaşlar a-rasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek kurallara uymayanları cezalandırmak yargı işlevinin görevidir. Bu işlevi gören organa da "yargı gücü" denir.
Yasama, yürütme, yargı işlevleri tek bir organda birleşmişse güçler birliği, yasama, yürütme, yargı her biri ayrı güce sahip organlarca yerine getiriliyorsa "güçler ayrımı" sistemi söz konusudur.
TBMM'de bu iki temel sistem içinde güçler birliği sistemini benimsedi. Bir hükümet yoktu. Yürütme gücü doğrudan doğruya TBMM'inde idi. Yürütme işlevini yerine getirebilmek için "vekil" gerekiyordu. Bunlar Milletvekilleri arasında doğrudan doğruya TBMM tarafından seçiliyorlardı.
Çünkü sadece bir milletvekili, içinde bulunduğu parlamentoya ait bir gücü o-nun adına vekil yürütebilirdi. Bundan dolayı onlara "bakan" değil "vekil" deniliyordu. Vekillerin birarada çalıştıkları bir hükümet mevcut olmadığından bir vekil kendini seçen organa yanı TBMM'ne karşı sorumluydu.
Ama işbirliği içinde olmak zorunda bulunduklarından bu vekiller biraraya gelip çalışır. Bu vekillerin biraraya gelerek oluşturdukları kurula "icra Vekilleri Heyeti" (Yürütme Gücüne ekil Olarak Seçilen Milletvekillerinin Oluşturduğu kurul) denilirdi, icra vekilleri Heyeti Meclis'in sahip olduğu hükümet yetkisini onun izniyle kullanıyordu.
Meclis bazen hükümet gibi davranabilirdi. Bir başbakan yoktu.Osmanlı Dev-leti'nde de güçler birliği ilkesi yürürlükte idi. Egemenliğe kayıtsız-şartsız sahip padişahın tek kişi olarak her üç gücü de içerdiği kabul edilirdi.
Bu durumda Osmanlı sistemi ile TBMM sistemi arasında çok önemli ve ince bir fark vardır. TBMM'de bütün güçleri üstünde toplamıştı. Ama egemenliğe sahip olanTBMM değildir.
Bu güç kayıtsız-şartsız Türk ulusuna aittir. TBMM sadece ulusun temsilcisi sıfatıyla egemenlik hakkını kullanır. Ulus gerekirse veya dilerse seçim yolu ile yeni bir meclis kurabilir. Bu nedenle TBMM her üç gücü ulustan aldığı yetki dolayısı ile, ulus adına kullanmaktadır.
Güçler birliği ilkesinin yasama, yürütme, yargı gücünü kullanırsa, yapılan işlerin denetimi zor hatta olanaksız hale gelebilir.
Bu önemli sakıncaya rağmen Mustafa Kemal ve arkadaşları güçler birliği ilkesini kabul etmişlerdir. Çünkü çabuk karar alan, verdiği kararı hemen, hiçbir engelle karşılaşmadan uygulayabilecek bir organa ihtiyaç vardır.
TBMM'nin Çalışmaları
TBMM üyelerinin büyük bir çoğunluğu Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti mensuplarıydı. Fakat bu cemiyetler siyasi parti değildi.
Çeşitli dünya görüşlerine sahip yurttaşlar yurdun kurtuluşu amacı ile biraraya gelmişlerdi, onları birbirine bağlayan tek öğe bu amaçtı.
Bundan dolayı bir süre sonra üyeler arasında gruplaşmalar başladı. Çünkü Meclis içinde bugünkü parlamentonun olduğu gibi siyasal partiler temsil edilmiyordu.
Meclisin siyasal yapısı böyle bir partileşmeye elverişli değildi. Bundan dolayı aynı derneğe üye bulunmalarına rağmen, milletvekilleri arasında gruplaşmalara gidilmesini doğal karşılamak gerekir.
Mustafa Kemal Paşa'nın çizdiği genel politikaya zaman zaman kişisel yahut düşünsel nedenlerle itiraz edenler bir araya gelerek ayrı bir grup oluşturdular ve buna "İkinci Müdafaa-i Hukuk Grubu" dediler.
Mustafa Kemal Paşa'yı destekleyenler ise "Birinci Müdafaa-i Hukuk" grubunu oluşturdular. Bunalımlı zamanlarda birleşerek yurdun kurtuluşu için birleşmeyi hiç bir zaman unutmayan kişilerden oluşmuşlardı.
Bu gruplara parti lideri olmadığı için bir parti disiplini yoktu. Aynı zamanda ideolojik bakımdan tam bir örgüt oluşturamıyorlardı.
TBMM otoritesini yaymak için her türlü önlemi a-lıyordu. istanbul hükümeti ile her türlü ilişkinin kesilmesi buna örnektir. "Yok" sayılan istanbul hükü-meti ile ilişkiye girenler vatan haini sayılmışlardır. Bu davranış bile TBMM'nin yepyeni bir devlet kurduğu-nun kanıtıdır.
TBMM hükümeti, yeni bir varlık olduklarını dünyaya kabul ettirme çabası içindeydi. TBMM ile savaş durumunda bulunan üstelik onu tanımayan bir devletin ufakbir ateşkes için bile olsa Ankara'daki hükümetle anlaşması TBMM'nin varlığını yavaş yavaş kabul ettirdiğinin bir kanıtıdır.
TBMM bu çabalar içindeyken Damat Ferit ve İnT gilizler Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarını İstanbul'da kurduğu bir askeri mahkemede gıyabi olarak yargılatmıştır.
Bu tür girişimlerin Anadolu'nun bazı bölgelerinde son derece etkili olduğu inkar edilemez. Böylece Anadolu'nun pek çok yerinde TBMM'ye karşı tepkiler doğdu. Anlaşma Delvetleri TBMM'yi yok e-debilmek için askeri önlemler alınması gerektiğini düşünmüşler ve bunun için hazırlıklara başlamışlardı.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NE KARŞI TEPKİLER
Kuvay-ı Milliye'nin Kesin Olarak Birleşmesi
TBMM'nin açılmasına giden olaylar sırasında bile bütün yurttaki Kuvay-ı Milliye örgütü tam olarak birleşememişti. Sivas Kongresiyle Anadolu direniş hareketleri birleştirilmişti. Farkat bazı yerel güçlere Kuvay-ı Milliye örgütleri katılmakta duraksamışlardı.
TBMM açılıncaya kadar Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin varlığı kabul edilmekle birlikte, bazı bölgelerde halâ yerel kurtuluş çare-leri aranmaktan uzak kalınmamaktadır.
Askeri Gelişmeler
Ýngiliz hükümeti, Yunan davasını bütün gücüyle desteklemekteydi. Yunun Başbakanı Venizelos Eatı Anadolu'nun Yunanistan'a verilmesini "Avrupa'nın bir kararı olarak görüyordu.
Venizelos, İngilizlerin yardımıyla TBMM'nin çökertilmesi için hazırlıklar yapmaya başlamıştı. 22 Haziran 1920 tarihinde Yunun orduları "Milne çizgisini" dört bir yandan aşarak Batı Anadolu'da ilerlemeye başladı.
Yunanlılar'ı İngiliz Donanması da destekliyordu. İngiliz gemileri Marmara kıyılarını tutup oralardan gelecek direnme hareketlerini önleme amacı güdüyordu.
Balıkesir ve Uşak başta olmak üzere Batı Anadolu'da pek çokyer kısa sürede işgal edildi. Bu başarılardan cesaet alan Yunanlılar Doğu Trakya'ya gözlerini diktiler.
Güneydoğu Anadolu'da Fransızlar'ın etkinliğini Kuvay-ı Milliye azaltmıştır. Doğu'da ise Ermenistan Devleti, TBMM açılınca geniş kapsalı bir saldırı başlatmıştı.
AYAKLANMALAR
TBMM'nin açılışından önce, Damat Ferit'in kışkırtmaları ile başlayan ayaklanmalar nisan sonlarına doğru daha da genişledi.
Bu.ayaklanmalar Kuvay-ı Milliye'yi zora soktu.
Daha önce Düzce ve Bolu'da çıkan ayaklanmalar alevlendi ve zorla bastırıldı. Bu büyük ayaklanmanın bastırılması için uğraşıldığı sırada Yozgat'ta, Zile'de, Viranşehir'de ve Konya'da başka ayaklanmalar görüldü.
Marmara Bölgesi'nde ise Anzavur ile Kuva-ı İnzibatiye de eylemlerini sürdürüyorlardı. Çerkeş Ethem'in yardımları ve Kuvay-ı Milliye'nin çalışmalarıyla bu ayaklanmalar bastırıiabildi.
Fakat Sevr Barışının imzalanmasıyla bu ayaklanmalar yeniden başladı. Ayaklanmaların kesin olarak bastırılması 1920 yılının sonuna kadar sürdü. Bu harcanan zamandan elbette düşman güçleri yararlandılar.
Ünite 8 Degerlendirme Sorulari
1- Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk Anayasasını ne zaman yaptı?
1960'da
1921'de
1876'da
1923'te
1924'te
2- TBMM'nin kabul ettiği anayasal sistem aşağıdakilerden hangisidir?
Ilımlı güçler ayrılığı
Saltanatın ayrılığı
Parlamenter sistem
Güçler birliği
Güçler ayrılığı
3- Büyük Edirne Kongresi'nin toplanma amacı aşağıdakîlerden hangisidir?
Sivas Kongresi'ne katılma
Kuvay-ı Milliye'ye karşı gelme
TBMM'ye kesin olarak katılma
işgalci güçleri yurttan çıkarma
Doğu Trakya'yı gerekirse anlaşarak kurtarma
4- Birinci TBMM'ndeki bazı milletvekilleri aşağıdakilerden hangisine karşı çıkarak İkinci Müdafaa-ı Hukuk Grubu'nu kurmuşlardır?
Mustafa Kemal Paşa'nın çizdiği genel politikaya
Anayasanın ilan edilmesine
İstanbul'un itilaf devletlerince işgaline
Damat Ferit'in sadrazam olmasına
Düzenli ordu kurulmasına
5- 1921 Anayasası'nda yer alan "Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur" maddesi aşağıdakilerden hangisinin kanıtıdır?
Birinci Dünya Savaşı'nın sona erdiğinin
Osmanlı Devletinin tarihe karıştığının
Çok partili siyasal yaşama geçildiğinin
Bağımsızlık savaşının kazanıldığının
Yunan işgalinin sona erdiğinin
6- Birinci TBMM'nin meşruiyet kaynağı aşağıda! kilerden hangisidir?
Yazılı anayasa
Gelenekler
Saltanat yönetimi
İstanbul Hükümeti
Ulus
7- Aşağıdakilerden hangisi Ankara'da bir ulusal meclis açılmasına karşı çıkmıştır?
Hürriyet ve İtilaf Fırkası
Redel-i ilhak
İttihat ve Terakki Partisi
Heyet-i Temsiliye
Müdafaa-ı Hukuk Grubu
8- TBMM'nin açılmasından bir gün sonra, 24 Nisan 1920'de Meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Paşa bu görevini aşağıdakilerden hangisine kadar sürdürmüştür?
Başkomutan seçilmesine kadar
Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar
1921 Anayasası ilan edilinceye kadar
Lozan Barışı imzalanıncaya kadar
Büyük Taarruza kadar
ÜNİTE - 8 TBMM'NİN KURULUŞU, YAPISI VE ÇALIŞMALARI
Meclis diyebileceğimiz yeni parlamentonun toplanmasına Damat Ferit Hükümeti, İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Mandacılar, Hürriyet ve itilaf Partisi gibi kuruluşlar kesinlikle karşı çıkıyor ve toplanmasını engellemeye çalışıyordu.
Meclis'in "ulusallık" niteliği artık belli olmuştu, meclis üyelerinin tamamı, Anadolu ve Rumeli'nin Müslüman halkının içinden çıkacaktır.
Gizli içeriği görüntülüyorsunuzTÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİ'NİN AÇILIŞI
Meclis'in Açılışı
Meclis 23 Nisan 1920'de Meclis'in en yaşlı üyesi olan Sinop Milletvekili Şerif Bey'in açılış konuşmasıyla açıldı. Başkan Şerif Bey'in konuşması son derece önemli öğeler içermektedir.
Herşeyden önce Meclis'in adı Büyük Millet Meclisidir. 9 ay sonra da Türkiye sözcüğü eklendi. Osmanlı Devleti'nde resmi olarak "Türkiye" adı hiç birzaman kullanılmamıştır.
Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi denilmekle bu parlamentonun Türkiye'ye ait bir büyük organ olduğu ve Türk ulusunu temsil ettiği anlaşılıyor, ikinci önemli nokta ise; bu Meclis "Millet" tarafından toplanmıştır ve milletin yetkilerini bizzat eline almasıyla oluşmuştur.
Üçüncü olarak Birinci Dönem TBMM'nin neredeyse sona erinceye kadar içinde taşıdığı bir çelişki dile getirilmektedir. Bir yandan ulus egemenliğini doğrudan doğruya eline almıştır, bir yandan da Osmanlı padişahına bağlılık ifade edilmektedir. Ama şunu da belirtmek gerekir ki Meclis ulus egemenliğini herşeyin üstünde tutmuştur.
Mustafa Kemal Paşa, Heyit-i Temsiliye'nin görev ve yetkileriin sona erdiğini belirtti. Artık tek yetkili ve sorumlu TBMM olmalıydı. Başbakanlık Divanı oluşturuldu.
TBMM Başkanlığına Mustafa Kemal Paşa seçildi. Cumhuriyet ilan edilip Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar Mustafa Kemal Paşa TBMM Başkanı olarak görev yaptı.
TBMM anayasal durum belirleninceye kadar, yürütme işleri için geçici bir kurul seçildi. (Muvakkat icra Heyeti) Böylece Meclis'in verdiği kararlar bu kurul aracılığı ile hemen yerine getirilecekti.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN YAPISI
Genel olarak
Bugüne kadar kurulan bütün anayasal sistemlerde, Türk ulusu tarafından seçilerek yasama yetkisini doğrudan doğruya, yürütme yetkisini de içinden çıkardığı hükümet aracılığı ile kullanan tek organ
TBMM olmuştur. İlk dönem Meclisimizin bir büyük özelliği vardı. Uzun bir süre saltanat ile birlikte yaşamak zorundaydı ve ayrıca zafere ulaştıracağı büyük bir savaşın yürtülmesini yüklenmişti.
Bu iki olağanüstü durum, Birinci Dönem TBMM'yi Türk Anayasa Hukuku tarihinde çok özel bir yere oturtmuştur.
TBMM'NİN MEŞRUİYET KAYNAĞI
Meşruiyet, bir kurumun, toplumda geçerli olabilmesi için dayandığı kural ve inançtı. Toplumdaki pek çok ilişki geçerlilik sebebini yasalardan alır. Yasaların meşruiyeti ise, onların anayasaya uygun olmasıyla mümkündür. Yani yasaların meşruiyet kaynağı anayasadır.
TBMM kurulduğu zaman henüz bir yazılı anayasaya dayanmıyordu. Ama bu, TBMM'nin "meşru" olmadığı anlamına gelmez.
Anayasalar her zaman yazılı olmayabilir. Eğer bir devletin oluşumu toplum tarafından benimsenmişse veya toplumun kendisi o devleti kurmuşsa anayasası da oluşmuş denilebilir. Bu nedenle TBMM'nin meşruiyetinin kaynağı doğrudan doğruya ulus olmaktadır.
TBMM'NİN YAPISI
Temel İlke
- Ulus egemenliğine kesinlikle sahip çıkılmıştır. TBMM ise bu egemenliği kullanacak tek organ olarak belirlenmiştir.
ilk Anayasanın yapıldığı 20 Ocak 1921 tarihine kadar TBMM, egemenliğinin ulusta olduğu ilkesi vurgulanmıştır.
Anayasa'nm ilk maddesinde ise yönetim biçimi halkın kendi kaderini doğrudan doğruya kararlaştırması esasına dayanır. Bu madde yüzlerce yıllık Osmanlı Devleti'nin artık tarihe karıştığının açık bir kanıtıdır.
Egemenlik hem ulusa, hem de bir kişiye ait olamaz. TBMM ilk aylarında iki egemenlik anlayışı a-rasında bocalamıştır.
5 Eylül 1920'de çıkan önemli bir yasada bu çelişki, kendini çok açık biçimde gösterir. Bu metinde TBMM'nin önüne gelen konuları nasıl görüşüp karara bağlayacağını belirleyen önemli bir anayasal düzenlemelidir.
Bu anayasada TBMM ile henüz "saltanat" ile "ulusa ait olan egemenlik" a-rasındaki büyük fark tam anlamıyla seçilebilmiş değildir.
1921 yılında yapılan Anayasada bir başka çelişki daha vardır. Kurulan bu meclis olağanüstü yetkilere sahip kurucu bir meclistir. Bu meclis yeni bir devlet kurmuştur. Anayasasında çok önemli hükümler
yoktur. Bu anayasada olması gerekli, yurttaşların sahip oldukları temel haklar, özgürlükler devlet başkanlığı gibi çok yaşamsal konular bu anayasada bulunmaz.
Bu eksikliklerin tamamlanması için de Osmanlı Anayasası'nda yürürlükte bulunduğunu belirtmek zorunluluğunu duymuşlardır. Böylece yurdumuzda iki anayasalı birdüzen, TBMM hem kendi yaptığı ve egemenliği ulusa bırakan Anayasayı hem de bu Anayasa ile çelişkili olmadığı sürece kişisel e-gemenliğe dayanan bir başka anayasayı yürürlükte kabul etmiştir.
- TBMM ile kurulan yeni siyasal düzenin bi başka büyük özelliği ise onun ulusal (milli) olmasıdır. TBMM "Türk" ulusunu temsil etmektedir.
Türkiye sözcüğünün devlet yaşamında ilk kez kullanıldığı belirtilmişti. Kurulan yeni devletin temeli "Türk Ulusuna" dayandırılmaktadır.
TBMM'nin Hukuksal Niteliği
Bütün siyasal sistemler iki ana küme içinde toplanır. Güçler birliği ve güçler ayrılığı. Rejim ne olursa olsun, bütün devletlerde üç ana işlev vardır. Bu hukuk biliminin en değişmez ve kesin kurallarından biridir. Bu işlevler şunlardır: Yasama, yürütme ve yargı.
Yasama İşlevi, toplum yaşamını düzenleyen hukuk kurallarının temeli olan yasaları koymaktır. Yasalar temel hukuk kurulları olduğundan hukuku uygulayanlar, bu yasalara dayanırlar, alt düzeyde kural koyma veya yargılama hakkını da gene yasalardan alırlar.
Bu nedenle yasama işlevi genellikle egemenliği elinde tutan gücün elindedir. Monarşik sistemde yasama gücü hükümdar kendi kişiliğinde tutar ve doğrudan doğruya kullanılır. Demokrasilerde ise ulusun temsilcisi olan parlamentoların en öncelikli görevi ve hakkı yasama işlevini görmektir. Bu işlevi yerine getiren organ "yasama gücüne" sahiptir.
Yasama gücüne sahip olan organın temel hukuk kurullarını koyması tek başına yeterli değildir. Hukuk kurallarını uygulayan organa "hükümet" denir. Böylece hükümetler yürütme işlevini yerine getirecek güce sahip bulunmalıdırlar ki görevlerini rahatça ve engelsiz yerine getirebilsinler.
Hukuk kuralları her zaman doğru biçimde uygulanmayabilir. Ayrıca yurttaşlar arasında hukuk kuralları uygulanırken anlaşmazlıklar da çıkablir. Bazı yurttaşlar hukuk kurallarına uymayıp toplum düzenine aykırı hareket edebilirler. Hukuk kurallarının uygulanmasındaki haksızlıkları gidermek, yurttaşlar a-rasında çıkan anlaşmazlıkları çözmek kurallara uymayanları cezalandırmak yargı işlevinin görevidir. Bu işlevi gören organa da "yargı gücü" denir.
Yasama, yürütme, yargı işlevleri tek bir organda birleşmişse güçler birliği, yasama, yürütme, yargı her biri ayrı güce sahip organlarca yerine getiriliyorsa "güçler ayrımı" sistemi söz konusudur.
TBMM'de bu iki temel sistem içinde güçler birliği sistemini benimsedi. Bir hükümet yoktu. Yürütme gücü doğrudan doğruya TBMM'inde idi. Yürütme işlevini yerine getirebilmek için "vekil" gerekiyordu. Bunlar Milletvekilleri arasında doğrudan doğruya TBMM tarafından seçiliyorlardı.
Çünkü sadece bir milletvekili, içinde bulunduğu parlamentoya ait bir gücü o-nun adına vekil yürütebilirdi. Bundan dolayı onlara "bakan" değil "vekil" deniliyordu. Vekillerin birarada çalıştıkları bir hükümet mevcut olmadığından bir vekil kendini seçen organa yanı TBMM'ne karşı sorumluydu.
Ama işbirliği içinde olmak zorunda bulunduklarından bu vekiller biraraya gelip çalışır. Bu vekillerin biraraya gelerek oluşturdukları kurula "icra Vekilleri Heyeti" (Yürütme Gücüne ekil Olarak Seçilen Milletvekillerinin Oluşturduğu kurul) denilirdi, icra vekilleri Heyeti Meclis'in sahip olduğu hükümet yetkisini onun izniyle kullanıyordu.
Meclis bazen hükümet gibi davranabilirdi. Bir başbakan yoktu.Osmanlı Dev-leti'nde de güçler birliği ilkesi yürürlükte idi. Egemenliğe kayıtsız-şartsız sahip padişahın tek kişi olarak her üç gücü de içerdiği kabul edilirdi.
Bu durumda Osmanlı sistemi ile TBMM sistemi arasında çok önemli ve ince bir fark vardır. TBMM'de bütün güçleri üstünde toplamıştı. Ama egemenliğe sahip olanTBMM değildir.
Bu güç kayıtsız-şartsız Türk ulusuna aittir. TBMM sadece ulusun temsilcisi sıfatıyla egemenlik hakkını kullanır. Ulus gerekirse veya dilerse seçim yolu ile yeni bir meclis kurabilir. Bu nedenle TBMM her üç gücü ulustan aldığı yetki dolayısı ile, ulus adına kullanmaktadır.
Güçler birliği ilkesinin yasama, yürütme, yargı gücünü kullanırsa, yapılan işlerin denetimi zor hatta olanaksız hale gelebilir.
Bu önemli sakıncaya rağmen Mustafa Kemal ve arkadaşları güçler birliği ilkesini kabul etmişlerdir. Çünkü çabuk karar alan, verdiği kararı hemen, hiçbir engelle karşılaşmadan uygulayabilecek bir organa ihtiyaç vardır.
TBMM'nin Çalışmaları
TBMM üyelerinin büyük bir çoğunluğu Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti mensuplarıydı. Fakat bu cemiyetler siyasi parti değildi.
Çeşitli dünya görüşlerine sahip yurttaşlar yurdun kurtuluşu amacı ile biraraya gelmişlerdi, onları birbirine bağlayan tek öğe bu amaçtı.
Bundan dolayı bir süre sonra üyeler arasında gruplaşmalar başladı. Çünkü Meclis içinde bugünkü parlamentonun olduğu gibi siyasal partiler temsil edilmiyordu.
Meclisin siyasal yapısı böyle bir partileşmeye elverişli değildi. Bundan dolayı aynı derneğe üye bulunmalarına rağmen, milletvekilleri arasında gruplaşmalara gidilmesini doğal karşılamak gerekir.
Mustafa Kemal Paşa'nın çizdiği genel politikaya zaman zaman kişisel yahut düşünsel nedenlerle itiraz edenler bir araya gelerek ayrı bir grup oluşturdular ve buna "İkinci Müdafaa-i Hukuk Grubu" dediler.
Mustafa Kemal Paşa'yı destekleyenler ise "Birinci Müdafaa-i Hukuk" grubunu oluşturdular. Bunalımlı zamanlarda birleşerek yurdun kurtuluşu için birleşmeyi hiç bir zaman unutmayan kişilerden oluşmuşlardı.
Bu gruplara parti lideri olmadığı için bir parti disiplini yoktu. Aynı zamanda ideolojik bakımdan tam bir örgüt oluşturamıyorlardı.
TBMM otoritesini yaymak için her türlü önlemi a-lıyordu. istanbul hükümeti ile her türlü ilişkinin kesilmesi buna örnektir. "Yok" sayılan istanbul hükü-meti ile ilişkiye girenler vatan haini sayılmışlardır. Bu davranış bile TBMM'nin yepyeni bir devlet kurduğu-nun kanıtıdır.
TBMM hükümeti, yeni bir varlık olduklarını dünyaya kabul ettirme çabası içindeydi. TBMM ile savaş durumunda bulunan üstelik onu tanımayan bir devletin ufakbir ateşkes için bile olsa Ankara'daki hükümetle anlaşması TBMM'nin varlığını yavaş yavaş kabul ettirdiğinin bir kanıtıdır.
TBMM bu çabalar içindeyken Damat Ferit ve İnT gilizler Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarını İstanbul'da kurduğu bir askeri mahkemede gıyabi olarak yargılatmıştır.
Bu tür girişimlerin Anadolu'nun bazı bölgelerinde son derece etkili olduğu inkar edilemez. Böylece Anadolu'nun pek çok yerinde TBMM'ye karşı tepkiler doğdu. Anlaşma Delvetleri TBMM'yi yok e-debilmek için askeri önlemler alınması gerektiğini düşünmüşler ve bunun için hazırlıklara başlamışlardı.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NE KARŞI TEPKİLER
Kuvay-ı Milliye'nin Kesin Olarak Birleşmesi
TBMM'nin açılmasına giden olaylar sırasında bile bütün yurttaki Kuvay-ı Milliye örgütü tam olarak birleşememişti. Sivas Kongresiyle Anadolu direniş hareketleri birleştirilmişti. Farkat bazı yerel güçlere Kuvay-ı Milliye örgütleri katılmakta duraksamışlardı.
TBMM açılıncaya kadar Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin varlığı kabul edilmekle birlikte, bazı bölgelerde halâ yerel kurtuluş çare-leri aranmaktan uzak kalınmamaktadır.
Askeri Gelişmeler
Ýngiliz hükümeti, Yunan davasını bütün gücüyle desteklemekteydi. Yunun Başbakanı Venizelos Eatı Anadolu'nun Yunanistan'a verilmesini "Avrupa'nın bir kararı olarak görüyordu.
Venizelos, İngilizlerin yardımıyla TBMM'nin çökertilmesi için hazırlıklar yapmaya başlamıştı. 22 Haziran 1920 tarihinde Yunun orduları "Milne çizgisini" dört bir yandan aşarak Batı Anadolu'da ilerlemeye başladı.
Yunanlılar'ı İngiliz Donanması da destekliyordu. İngiliz gemileri Marmara kıyılarını tutup oralardan gelecek direnme hareketlerini önleme amacı güdüyordu.
Balıkesir ve Uşak başta olmak üzere Batı Anadolu'da pek çokyer kısa sürede işgal edildi. Bu başarılardan cesaet alan Yunanlılar Doğu Trakya'ya gözlerini diktiler.
Güneydoğu Anadolu'da Fransızlar'ın etkinliğini Kuvay-ı Milliye azaltmıştır. Doğu'da ise Ermenistan Devleti, TBMM açılınca geniş kapsalı bir saldırı başlatmıştı.
AYAKLANMALAR
TBMM'nin açılışından önce, Damat Ferit'in kışkırtmaları ile başlayan ayaklanmalar nisan sonlarına doğru daha da genişledi.
Bu.ayaklanmalar Kuvay-ı Milliye'yi zora soktu.
Daha önce Düzce ve Bolu'da çıkan ayaklanmalar alevlendi ve zorla bastırıldı. Bu büyük ayaklanmanın bastırılması için uğraşıldığı sırada Yozgat'ta, Zile'de, Viranşehir'de ve Konya'da başka ayaklanmalar görüldü.
Marmara Bölgesi'nde ise Anzavur ile Kuva-ı İnzibatiye de eylemlerini sürdürüyorlardı. Çerkeş Ethem'in yardımları ve Kuvay-ı Milliye'nin çalışmalarıyla bu ayaklanmalar bastırıiabildi.
Fakat Sevr Barışının imzalanmasıyla bu ayaklanmalar yeniden başladı. Ayaklanmaların kesin olarak bastırılması 1920 yılının sonuna kadar sürdü. Bu harcanan zamandan elbette düşman güçleri yararlandılar.
Ünite 8 Degerlendirme Sorulari
1- Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk Anayasasını ne zaman yaptı?
1960'da
1921'de
1876'da
1923'te
1924'te
2- TBMM'nin kabul ettiği anayasal sistem aşağıdakilerden hangisidir?
Ilımlı güçler ayrılığı
Saltanatın ayrılığı
Parlamenter sistem
Güçler birliği
Güçler ayrılığı
3- Büyük Edirne Kongresi'nin toplanma amacı aşağıdakîlerden hangisidir?
Sivas Kongresi'ne katılma
Kuvay-ı Milliye'ye karşı gelme
TBMM'ye kesin olarak katılma
işgalci güçleri yurttan çıkarma
Doğu Trakya'yı gerekirse anlaşarak kurtarma
4- Birinci TBMM'ndeki bazı milletvekilleri aşağıdakilerden hangisine karşı çıkarak İkinci Müdafaa-ı Hukuk Grubu'nu kurmuşlardır?
Mustafa Kemal Paşa'nın çizdiği genel politikaya
Anayasanın ilan edilmesine
İstanbul'un itilaf devletlerince işgaline
Damat Ferit'in sadrazam olmasına
Düzenli ordu kurulmasına
5- 1921 Anayasası'nda yer alan "Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur" maddesi aşağıdakilerden hangisinin kanıtıdır?
Birinci Dünya Savaşı'nın sona erdiğinin
Osmanlı Devletinin tarihe karıştığının
Çok partili siyasal yaşama geçildiğinin
Bağımsızlık savaşının kazanıldığının
Yunan işgalinin sona erdiğinin
6- Birinci TBMM'nin meşruiyet kaynağı aşağıda! kilerden hangisidir?
Yazılı anayasa
Gelenekler
Saltanat yönetimi
İstanbul Hükümeti
Ulus
7- Aşağıdakilerden hangisi Ankara'da bir ulusal meclis açılmasına karşı çıkmıştır?
Hürriyet ve İtilaf Fırkası
Redel-i ilhak
İttihat ve Terakki Partisi
Heyet-i Temsiliye
Müdafaa-ı Hukuk Grubu
8- TBMM'nin açılmasından bir gün sonra, 24 Nisan 1920'de Meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Paşa bu görevini aşağıdakilerden hangisine kadar sürdürmüştür?
Başkomutan seçilmesine kadar
Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar
1921 Anayasası ilan edilinceye kadar
Lozan Barışı imzalanıncaya kadar
Büyük Taarruza kadar