Hezarpare
Üye
-
- Katılım
- Ekim 14, 2013
-
- Mesajlar
- 1,402
-
- Tepkime puanı
- 36
-
- Puanları
- 304
-
- Yaş
- 41
-
- Konum
- Kırşehir
Malatya Ovası’ndan 30 metre yükselen Arslantepe Höyüğü günümüzden 7 bin yıl önce bölgeye hâkim bir merkezdi. İlk devlet sisteminin doğduğu Arslantepe, İÖ 2. binyılda Malatya’daki Geç Hitit Krallığı’nın da başkenti oldu.
Hayvan betimli bir başlığı olan silindir biçimli bakır kolye ucu, İÖ 2900-2750 yıllarına tarihleniyor.
İÖ 3300 – 3000 yılları arasına tarihlenen ve bilinen en eski saray kompleksi olan yapı dönemin politik, ekonomik ve askeri merkeziydi.
Saraydaki depo odalarından birinin girişinde bulunan duvar resminde, gölgelikli kızaklı bir araba üzerinde taşınan seçkin bir kişi betimleniyor.
Sarayın depo odalarındaki küplerde un ve çabuk bozulabilen yiyecekler bulunuyordu. Kâseler ise bu yiyeceklerin dağıtımında kullanılıyor ve mühürlerle belgeleniyorlardı.
Memurlar depoların kapılarını kendi mühürleri ile kontrol altına alıyordu.
Saray arşivinde toplanan binlerce mühür ile yıllık ürün dağıtımının kontrolü sağlanıyordu.
İÖ 2 bin 900 – 2750 yılları arasında kalınlığı 5 metreyi bulun bir surun etrafında çiftçilerin yaşadığı bir köy inşa edilmişti.
Tapınak C’de 1000’i aşkın, çarkta yapılmış kâse bulundu. Bunlar, kaba yapımlı seri üretilmiş kaplardır ve üretimlerinde kaliteden çok miktarın önemsendiği anlaşılıyor. Yöneticiler çok sayıda insana yemek dağıtmak için gereken kapların üretimini desteklemişlerdi. Seri kâse üretimi için uzman çömlekçiler görevlendirilmiş ve genellikle bu çömlekçiler, açık havada, toplu halde fırınlanmadan önce kaplara kendi işaretlerini koymuşlardı.
Bu alanda karşılaşılan buluntular arasında kaplar.
İki metal mızrak ucu.
Sarayın yıkılmasının ardından, İÖ 3000 - 2900 yıllarında Arslantepe’de dal örgü yapılara sahip bir köy kuruldu. Höyüğün en üst kesiminde bu döneme ait büyük bir yapı vardı. Bu yapının çevresinde bulunan bol miktardaki yiyecek artıkları alanda ziyafetlerin verildiğini akla getiriyor.
Arslantepe’de taş sanduka şeklinde yapılan kraliyet mezarının üzerinde büyük olasılıkla kurban edilmiş olan, ikisi kız, ikisi erkek dört gencin iskeleti yer alıyordu. İllüstrasyonda adına mezarın yapıldığı lider ya da şef ile kurban edilenler resmediliyor.
Mezarın içindeki iskeletin çevresinde ise çömlekler, metal silah ve süs eşyalarından oluşan çok sayıda hediye bulundu.
Mezarın içindeki iskeletin çevresinde ise çömlekler, metal silah ve süs eşyalarından oluşan çok sayıda hediye bulundu.
Günümüzden 5300 yıl öncesine tarihlenen, dünyanın bilinen en eski sarayı 2011 yılında üzeri çatı ile örtüldü ve ziyarete açıldı.
Üniversitesi’nin yürüttüğü Arslantepe kazılarında 52 yıl geride bırakılırken, özellikle devletin kökeni ile ilgili eşsiz keşifler gerçekleştirildi.
Atlas Kartografya Servisi
. kaynak .
Hayvan betimli bir başlığı olan silindir biçimli bakır kolye ucu, İÖ 2900-2750 yıllarına tarihleniyor.
İÖ 3300 – 3000 yılları arasına tarihlenen ve bilinen en eski saray kompleksi olan yapı dönemin politik, ekonomik ve askeri merkeziydi.
Saraydaki depo odalarından birinin girişinde bulunan duvar resminde, gölgelikli kızaklı bir araba üzerinde taşınan seçkin bir kişi betimleniyor.
Sarayın depo odalarındaki küplerde un ve çabuk bozulabilen yiyecekler bulunuyordu. Kâseler ise bu yiyeceklerin dağıtımında kullanılıyor ve mühürlerle belgeleniyorlardı.
Memurlar depoların kapılarını kendi mühürleri ile kontrol altına alıyordu.
Saray arşivinde toplanan binlerce mühür ile yıllık ürün dağıtımının kontrolü sağlanıyordu.
İÖ 2 bin 900 – 2750 yılları arasında kalınlığı 5 metreyi bulun bir surun etrafında çiftçilerin yaşadığı bir köy inşa edilmişti.
Tapınak C’de 1000’i aşkın, çarkta yapılmış kâse bulundu. Bunlar, kaba yapımlı seri üretilmiş kaplardır ve üretimlerinde kaliteden çok miktarın önemsendiği anlaşılıyor. Yöneticiler çok sayıda insana yemek dağıtmak için gereken kapların üretimini desteklemişlerdi. Seri kâse üretimi için uzman çömlekçiler görevlendirilmiş ve genellikle bu çömlekçiler, açık havada, toplu halde fırınlanmadan önce kaplara kendi işaretlerini koymuşlardı.
Bu alanda karşılaşılan buluntular arasında kaplar.
İki metal mızrak ucu.
Sarayın yıkılmasının ardından, İÖ 3000 - 2900 yıllarında Arslantepe’de dal örgü yapılara sahip bir köy kuruldu. Höyüğün en üst kesiminde bu döneme ait büyük bir yapı vardı. Bu yapının çevresinde bulunan bol miktardaki yiyecek artıkları alanda ziyafetlerin verildiğini akla getiriyor.
Arslantepe’de taş sanduka şeklinde yapılan kraliyet mezarının üzerinde büyük olasılıkla kurban edilmiş olan, ikisi kız, ikisi erkek dört gencin iskeleti yer alıyordu. İllüstrasyonda adına mezarın yapıldığı lider ya da şef ile kurban edilenler resmediliyor.
Mezarın içindeki iskeletin çevresinde ise çömlekler, metal silah ve süs eşyalarından oluşan çok sayıda hediye bulundu.
Mezarın içindeki iskeletin çevresinde ise çömlekler, metal silah ve süs eşyalarından oluşan çok sayıda hediye bulundu.
Günümüzden 5300 yıl öncesine tarihlenen, dünyanın bilinen en eski sarayı 2011 yılında üzeri çatı ile örtüldü ve ziyarete açıldı.
Üniversitesi’nin yürüttüğü Arslantepe kazılarında 52 yıl geride bırakılırken, özellikle devletin kökeni ile ilgili eşsiz keşifler gerçekleştirildi.
Atlas Kartografya Servisi
. kaynak .