CesuryureK
Üye
-
- Katılım
- Nisan 5, 2019
-
- Mesajlar
- 54
-
- Tepkime puanı
- 75
-
- Puanları
- 268
-
- Konum
- Forty Three
Antoine-Laurent de Lavoisier Kimdir?
(6 Ağustos 1743, Paris – ö. 8 Mayıs 1794, Paris)
Fransız kimyacı.
Hayatında iki devrim görmüş tek kişidir.
Devrimlerden biri, asırlar süresince "simya" ismi altında sürdürülen çalışmaların, günümüz manada, kimya bilimine dönüşmesidir.
Lavoisier bu devrimin kahramanıdır.
İkinci devrim, "1789 Fransız ihtilali" diye bilinir.
Lavoisier bu devrimin getirdiği terörün kurbanıdır.
Antoine-Laurent Lavoisier Parisli varlıklı tek ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir.
Daha ufak yaşında iken annesini yitiren Lavoisier, babasının yakın alaka ve bakımıyla büyür; başlangıçta belki de onun tesiriyle, hukukçu olmaya yönelir.
Ancak aynı zamanda uyanan deneysel bilim merakı, defa geçmeden tek tutkuya dönüşür.
Yirmi tek yaşına yeni bastığında, Paris'in sokaklarını aydınlatma proje yarışmasında birinciliği alır, Fransız Bilim Akademisi'nce altın madalya ile ödüllendirilir.
25 yaşına geldiği zaman, bilhassa kimya bünyesindeki çalışmaları göz önüne alınarak Akademi'ye mensup seçilir.
Bu arada hükümetin kalifiye tek komisyonunda gören alan genç bilim kişiyi, metrik düzenin oluşturulması, Fransa'nın jeolojik haritasının çıkarılması gibi etkinliklerden tarımda verimin yükseltilmesine uzanan birçok uygulamalı bilim çalışmalarını tertip eder.
Ayrıca o sırada tek tür kuşatma altında olan vatanının koruma gereksinimi barutun imalat sorumluluğunu üstlenir.
Genç bilim kişiyi bu kadarla da yetinmez; ilerde hayatını yitirmesine meydan veren tek işe, ülkenin sorunlu vergi sistemini revizyon işine el atar.
Ama bütün bu uğraşlarına rağmen Lavoisier, kendini esas ilgilendiren bilimden kopmamıştır; her fırsatta kalifiye laboratuarına çekilip deneylerini sürdürmekten geri kalmaz.
Flogiston Teoremi
Lavoisier bilim dünyasında en başında yanma olayına ait ilerlettiği yeni kuramıyla ün kazanır.
Ne ki, simya devrimini oluşturmada farklı ehemmiyetli çalışmaları da bulunmaktadır.
Ayrıca, deneylerinde, bilhassa ölçme işleminde gösterdiği fevkalade duyarlılık, kendini seyreden yeni nesil incelemeciler için özenilen tek misal meydana gelmiştir.
Kimya dili; mantıksal tertip ve teorisel yorumlama yönlerinden ilmi kimliğini Lavoisier'e borçludur.
Tüm bu çalışmalarında ona devasa dayanağı eşi sağlar: tecrübe şekillerini çizer, ecnebi dillerden kaynak çeviriler yapar, makale ve kitaplarını yayıma hazırlar.
Lavoisier araştırmalarına başladığında, kimyada Antik Yunanlıların maddeye ait dört element (toprak, su, ateş ve hava) öğretisinin yanında yanmaya ait flogiston teorisi geçerliydi.
Bilindiği gibi, tek tahta veyahut bez parçası yandığında duman ve alev çıkar, yanan nesne tek oran kül bırakarak yok gerçekleşir.
Yürürlükteki teoriye göre, yanma; yanan nesnenin flogiston tecrübe et, fakat ne bulunduğu meçhul, esrarengiz tek madde çıkarması demekti.
Odun kömürü gibi yandığında geriye minimum kül bırakan nesneler flogiston itibariyle en varlıklı nesnelerdi.
Bilim adamlarının genellikle doyurucu buluş bu teoriye aksi düşen bazı gözlemler de yok değildi.
Bunlardan biri yanma için havanın gerekliliğiydi.
Bir öteki, mermi gibi madenlerin, menzile derecesinde ısıtıldığında, yüzeylerinde meydana gelen "calx"ın, madenin eksilen bölümünden henüz ağır olmasıydı.
Aslında yanma vakasını açıklamadaki güçlüğün tek sebebi gazlara ait malumat eksikliğiydi.
1756'da İskoç kimyageri Joseph Black "sabit gaz" dediği karbon dioksidi buluncaya dek malum pek gaz hava idi.
İngiliz kimya bilgini Joseph Priestley ardından deneysel olarak 10 kadar yeni gaz keşfeder.
Bunlardan biri onun "yetkin gaz" dediği, gelecekte Lavoisier'nin "oksijen" ismini verilen gazdır.
Priestley, oksijeni bulmasına rağmen flogiston kuramından kopamaz.
Üstün tek deneyci olan bu İngiliz bilim kişiyi, teorisel istikametten rakibi Lavoisier ile boy ölçüşecek yeterlikte değildi.
Lavoisier yanma vakası ile 1770'lerin başında ilgilenmeye başlamıştı.
Kapalı tek kapta fosfor yakınca gazın ağırlığının değişmediğini, meğer kabı açtığında havanın içeri girmesiyle beraber gazın ağırlığının az da olsa arttığını saptamıştı.
Bu gözlemin yürürlükteki teoriye uymadığı belliydi, fakat henüz doyurucu tek izahı da yoktu.
Kütlenin Korunumu Kanunu
Lavoisier aradığı açıklamanın ipucunu birkaç sene ardından Priestley'le Paris'te buluştuğunda elde eder.
Priestley cıva oksit üzerindeki deneylerinden soz eder iken buluş "yetkin gaz"ın özelliklerini belirtir.
Lavoisier yayınlarının hiç birisinde Priestley'e hakkı olan önceliği tanımaz; yanlızca tek sefer, "Oksijeni Priestley'le derhal bu arada keşfetmiştik," demekle yetinir.
Doğrusu, oksijenin keşfinde öncelik Lavoisier'nin değildi; fakat bu gazın realite ehemmiyetini ilk kavrayan bilim kişiyi reydi.
Priestley'in deneylerini kendisine has ilgi ve itinayla tekrarlamaya koyulur.
Belli miktarda havaya yer verilen tek kapta cıva ısıtıldığında, cıvanın kırmızı cıva okside dönüşmesiyle ağırlık kazandığı, havanın ise aynısı ölçüde ağırlık yitirdiği görülür.
Lavoisier deneylerinde tek ismim henüz ileri gider: cıvadan ayırdığı cıva oksidi (calx'ı) tarttıktan ardından daha çok ısıtır; kora dönüşen kırmızı oksidin gittikçe yok olmaya surat tuttuğunu, geriye belirlenmiş sayıda cıva taneciğiyle, solunum ve yanma sürecinde atmosferik havadan henüz tesirli tek oran "elastik akıcı" kaldığını saptar.
Elastik kesintisiz Priestley'in "yetkin gaz" dediği şeydi.
Lavoisier üstelik bu yükselişin ağırlığı ile cıvanın ilk aşamadaki ısıtılmasından azalan hava ağırlığının da denk olduğunu belirler.
Dahası, cıva oksidin ısı altında cıvaya dönüşmesiyle kaybettiği ağırlık tesirli kısmıyla (yani oksijenle) birleşmesiyle gerçekleşmektedir.
Başta önemsenmeyen bu teori, suyun iki gazın birleşmesiyle oluştuğuna ait, Cavendish tecrübe neticelerini da açıklayınca, bilim çevrelerinin ilgisini çekmede gecikmez.
Cavendish deneylerinde, asitlerin metal üzerindeki etkisinden "yanıcı" dediği tek gaz elde etmiş, bunu flogiston sanmıştı.
Ancak Priestley'in tek deneyi onu bu hatalı yorumdan kurtarır.
Priestley, hidrojen ve oksijen karışımı tek gazı elektrik kıvılcımıyla patlattığında tek oran çiyin oluştuğunu görmüştü.
Aynı deneyi yineleyen Cavendish henüz ileri gittikçe patlamada "yanıcı" gazın tümünün, normal havanın ise beşte birinin tüketildiğini, öylece meydana gelen çiyin ise arı su olduğunu saptar.
Flogiston kuramı yıkılmıştı bundan sonra.
Yeni teorinin benimsenmesi, bazı bağnaz çevrelerin direnmesine rağmen, uzun sürmez.
Kimyada geciken hamle, nihayetinde gerçekleşmiş gerçekleşir.
Lavoisier, vardığı neticesi Bilim Akademisi'ne tek bildiriyle sunar; ne var ki, pek kelimeyle de olsa Priestley, Cavendish, vb.
deneycilerin katkılarından soz etmez.
Lavoisier'in gerçekte ne yeni kimyevi tek nesne, ne de yeni kimyevi tek olgu keşfettiği özetlenebilir.
Onun emeli yeni ve işler tek düzenek kurmaktı.
1789'da yayımlanan Traité Élémentaire de Chimie isimli eseri, kendisi bölümünde, Newton'un Principia'sı sayılsa yeridir.
Biri çağdaş fiziğin, öteki çağdaş kimyanın esasını atmıştır.
Lavoisier'i unutulmaz yapmış tek özelliği de nesnelerin kimyevi değişimlerini ölçmede gösterdiği fevkalade duyarlılıktı.
Bu özelliği ona "Kütlenin Korunumu Yasası" diye malum oldukça önemli ilmi tek ilkeyi meydana koyma imkanı sağlar.
Lavoisier, bazı sefer kendisi isimiyle da hatıralan bu ilkeyi şu şekilde dile getirmişti:
« Doğanın bütün işleyişlerinde hiç tek şeyin yoktan var edilmediği, bütün deneysel dönüşümlerde maddenin oran olarak aynısı kaldığı, elementlerin bütün bileşimlerinde nicel ve nitel özelliklerini koruduğu gerçeğini tartışılmaz tek aksiyom olarak meydana sürebiliriz demiştir ve çağdaş kimyanın esasını atmıştır.
»
1794'de solunum üstünde deneylerini yapmakta bulunduğu tek sırada, Lavoisier, Devrim Mahkemesi önüne çağrılır.
İki suçlamaya amaç olmuştur:
Devrim karşıtı olarak karalanan aristokrasiyle ilişkisi;
Vergi toplamada yolsuzluk (Lavoisier topladığı vergilerin ufak tek kısmını laboratuvar deneyleri için harcamıştı).
Lavoisier'yi kurtarmak için dostları mahkemeye koşmuştu fakat şahit olarak dahi istirahat geregi duyulmamıştı.
"Yurttaş Lavoisier'in çalışmalarıyla Fransa'ya haysiyet gerçekleştiren devasa tek bilgin olduğunda hepimiz birleşiyor, bağışlanmasını diliyoruz" dilekçesiyle müracaat eden günün güzide bilim adamlarına, yargıcın verilen cevap net ve çarpıcıdır: "Cumhuriyet'in bilginlere gereksinimi yoktur!" Galileo yaşamının nihai on senenini Engizisyon'un göz hapsinde geçirmişti.
Lavoisier'in sonu henüz kederli olur: 51 yaşında iken, "devrim" yerine kafası giyotinle uçurulur.
Lavoisier, boynunun vurulmasını beklerken kitap okuyordur.
Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiği zaman, Lavoisier, nerede kaldığını unutmamak için okuduğu kitabın arasına tek kitap ayracı koymuştur.
(6 Ağustos 1743, Paris – ö. 8 Mayıs 1794, Paris)
Fransız kimyacı.
Hayatında iki devrim görmüş tek kişidir.
Devrimlerden biri, asırlar süresince "simya" ismi altında sürdürülen çalışmaların, günümüz manada, kimya bilimine dönüşmesidir.
Lavoisier bu devrimin kahramanıdır.
İkinci devrim, "1789 Fransız ihtilali" diye bilinir.
Lavoisier bu devrimin getirdiği terörün kurbanıdır.
Antoine-Laurent Lavoisier Parisli varlıklı tek ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir.
Daha ufak yaşında iken annesini yitiren Lavoisier, babasının yakın alaka ve bakımıyla büyür; başlangıçta belki de onun tesiriyle, hukukçu olmaya yönelir.
Ancak aynı zamanda uyanan deneysel bilim merakı, defa geçmeden tek tutkuya dönüşür.
Yirmi tek yaşına yeni bastığında, Paris'in sokaklarını aydınlatma proje yarışmasında birinciliği alır, Fransız Bilim Akademisi'nce altın madalya ile ödüllendirilir.
25 yaşına geldiği zaman, bilhassa kimya bünyesindeki çalışmaları göz önüne alınarak Akademi'ye mensup seçilir.
Bu arada hükümetin kalifiye tek komisyonunda gören alan genç bilim kişiyi, metrik düzenin oluşturulması, Fransa'nın jeolojik haritasının çıkarılması gibi etkinliklerden tarımda verimin yükseltilmesine uzanan birçok uygulamalı bilim çalışmalarını tertip eder.
Ayrıca o sırada tek tür kuşatma altında olan vatanının koruma gereksinimi barutun imalat sorumluluğunu üstlenir.
Genç bilim kişiyi bu kadarla da yetinmez; ilerde hayatını yitirmesine meydan veren tek işe, ülkenin sorunlu vergi sistemini revizyon işine el atar.
Ama bütün bu uğraşlarına rağmen Lavoisier, kendini esas ilgilendiren bilimden kopmamıştır; her fırsatta kalifiye laboratuarına çekilip deneylerini sürdürmekten geri kalmaz.
Flogiston Teoremi
Lavoisier bilim dünyasında en başında yanma olayına ait ilerlettiği yeni kuramıyla ün kazanır.
Ne ki, simya devrimini oluşturmada farklı ehemmiyetli çalışmaları da bulunmaktadır.
Ayrıca, deneylerinde, bilhassa ölçme işleminde gösterdiği fevkalade duyarlılık, kendini seyreden yeni nesil incelemeciler için özenilen tek misal meydana gelmiştir.
Kimya dili; mantıksal tertip ve teorisel yorumlama yönlerinden ilmi kimliğini Lavoisier'e borçludur.
Tüm bu çalışmalarında ona devasa dayanağı eşi sağlar: tecrübe şekillerini çizer, ecnebi dillerden kaynak çeviriler yapar, makale ve kitaplarını yayıma hazırlar.
Lavoisier araştırmalarına başladığında, kimyada Antik Yunanlıların maddeye ait dört element (toprak, su, ateş ve hava) öğretisinin yanında yanmaya ait flogiston teorisi geçerliydi.
Bilindiği gibi, tek tahta veyahut bez parçası yandığında duman ve alev çıkar, yanan nesne tek oran kül bırakarak yok gerçekleşir.
Yürürlükteki teoriye göre, yanma; yanan nesnenin flogiston tecrübe et, fakat ne bulunduğu meçhul, esrarengiz tek madde çıkarması demekti.
Odun kömürü gibi yandığında geriye minimum kül bırakan nesneler flogiston itibariyle en varlıklı nesnelerdi.
Bilim adamlarının genellikle doyurucu buluş bu teoriye aksi düşen bazı gözlemler de yok değildi.
Bunlardan biri yanma için havanın gerekliliğiydi.
Bir öteki, mermi gibi madenlerin, menzile derecesinde ısıtıldığında, yüzeylerinde meydana gelen "calx"ın, madenin eksilen bölümünden henüz ağır olmasıydı.
Aslında yanma vakasını açıklamadaki güçlüğün tek sebebi gazlara ait malumat eksikliğiydi.
1756'da İskoç kimyageri Joseph Black "sabit gaz" dediği karbon dioksidi buluncaya dek malum pek gaz hava idi.
İngiliz kimya bilgini Joseph Priestley ardından deneysel olarak 10 kadar yeni gaz keşfeder.
Bunlardan biri onun "yetkin gaz" dediği, gelecekte Lavoisier'nin "oksijen" ismini verilen gazdır.
Priestley, oksijeni bulmasına rağmen flogiston kuramından kopamaz.
Üstün tek deneyci olan bu İngiliz bilim kişiyi, teorisel istikametten rakibi Lavoisier ile boy ölçüşecek yeterlikte değildi.
Lavoisier yanma vakası ile 1770'lerin başında ilgilenmeye başlamıştı.
Kapalı tek kapta fosfor yakınca gazın ağırlığının değişmediğini, meğer kabı açtığında havanın içeri girmesiyle beraber gazın ağırlığının az da olsa arttığını saptamıştı.
Bu gözlemin yürürlükteki teoriye uymadığı belliydi, fakat henüz doyurucu tek izahı da yoktu.
Kütlenin Korunumu Kanunu
Lavoisier aradığı açıklamanın ipucunu birkaç sene ardından Priestley'le Paris'te buluştuğunda elde eder.
Priestley cıva oksit üzerindeki deneylerinden soz eder iken buluş "yetkin gaz"ın özelliklerini belirtir.
Lavoisier yayınlarının hiç birisinde Priestley'e hakkı olan önceliği tanımaz; yanlızca tek sefer, "Oksijeni Priestley'le derhal bu arada keşfetmiştik," demekle yetinir.
Doğrusu, oksijenin keşfinde öncelik Lavoisier'nin değildi; fakat bu gazın realite ehemmiyetini ilk kavrayan bilim kişiyi reydi.
Priestley'in deneylerini kendisine has ilgi ve itinayla tekrarlamaya koyulur.
Belli miktarda havaya yer verilen tek kapta cıva ısıtıldığında, cıvanın kırmızı cıva okside dönüşmesiyle ağırlık kazandığı, havanın ise aynısı ölçüde ağırlık yitirdiği görülür.
Lavoisier deneylerinde tek ismim henüz ileri gider: cıvadan ayırdığı cıva oksidi (calx'ı) tarttıktan ardından daha çok ısıtır; kora dönüşen kırmızı oksidin gittikçe yok olmaya surat tuttuğunu, geriye belirlenmiş sayıda cıva taneciğiyle, solunum ve yanma sürecinde atmosferik havadan henüz tesirli tek oran "elastik akıcı" kaldığını saptar.
Elastik kesintisiz Priestley'in "yetkin gaz" dediği şeydi.
Lavoisier üstelik bu yükselişin ağırlığı ile cıvanın ilk aşamadaki ısıtılmasından azalan hava ağırlığının da denk olduğunu belirler.
Dahası, cıva oksidin ısı altında cıvaya dönüşmesiyle kaybettiği ağırlık tesirli kısmıyla (yani oksijenle) birleşmesiyle gerçekleşmektedir.
Başta önemsenmeyen bu teori, suyun iki gazın birleşmesiyle oluştuğuna ait, Cavendish tecrübe neticelerini da açıklayınca, bilim çevrelerinin ilgisini çekmede gecikmez.
Cavendish deneylerinde, asitlerin metal üzerindeki etkisinden "yanıcı" dediği tek gaz elde etmiş, bunu flogiston sanmıştı.
Ancak Priestley'in tek deneyi onu bu hatalı yorumdan kurtarır.
Priestley, hidrojen ve oksijen karışımı tek gazı elektrik kıvılcımıyla patlattığında tek oran çiyin oluştuğunu görmüştü.
Aynı deneyi yineleyen Cavendish henüz ileri gittikçe patlamada "yanıcı" gazın tümünün, normal havanın ise beşte birinin tüketildiğini, öylece meydana gelen çiyin ise arı su olduğunu saptar.
Flogiston kuramı yıkılmıştı bundan sonra.
Yeni teorinin benimsenmesi, bazı bağnaz çevrelerin direnmesine rağmen, uzun sürmez.
Kimyada geciken hamle, nihayetinde gerçekleşmiş gerçekleşir.
Lavoisier, vardığı neticesi Bilim Akademisi'ne tek bildiriyle sunar; ne var ki, pek kelimeyle de olsa Priestley, Cavendish, vb.
deneycilerin katkılarından soz etmez.
Lavoisier'in gerçekte ne yeni kimyevi tek nesne, ne de yeni kimyevi tek olgu keşfettiği özetlenebilir.
Onun emeli yeni ve işler tek düzenek kurmaktı.
1789'da yayımlanan Traité Élémentaire de Chimie isimli eseri, kendisi bölümünde, Newton'un Principia'sı sayılsa yeridir.
Biri çağdaş fiziğin, öteki çağdaş kimyanın esasını atmıştır.
Lavoisier'i unutulmaz yapmış tek özelliği de nesnelerin kimyevi değişimlerini ölçmede gösterdiği fevkalade duyarlılıktı.
Bu özelliği ona "Kütlenin Korunumu Yasası" diye malum oldukça önemli ilmi tek ilkeyi meydana koyma imkanı sağlar.
Lavoisier, bazı sefer kendisi isimiyle da hatıralan bu ilkeyi şu şekilde dile getirmişti:
« Doğanın bütün işleyişlerinde hiç tek şeyin yoktan var edilmediği, bütün deneysel dönüşümlerde maddenin oran olarak aynısı kaldığı, elementlerin bütün bileşimlerinde nicel ve nitel özelliklerini koruduğu gerçeğini tartışılmaz tek aksiyom olarak meydana sürebiliriz demiştir ve çağdaş kimyanın esasını atmıştır.
»
1794'de solunum üstünde deneylerini yapmakta bulunduğu tek sırada, Lavoisier, Devrim Mahkemesi önüne çağrılır.
İki suçlamaya amaç olmuştur:
Devrim karşıtı olarak karalanan aristokrasiyle ilişkisi;
Vergi toplamada yolsuzluk (Lavoisier topladığı vergilerin ufak tek kısmını laboratuvar deneyleri için harcamıştı).
Lavoisier'yi kurtarmak için dostları mahkemeye koşmuştu fakat şahit olarak dahi istirahat geregi duyulmamıştı.
"Yurttaş Lavoisier'in çalışmalarıyla Fransa'ya haysiyet gerçekleştiren devasa tek bilgin olduğunda hepimiz birleşiyor, bağışlanmasını diliyoruz" dilekçesiyle müracaat eden günün güzide bilim adamlarına, yargıcın verilen cevap net ve çarpıcıdır: "Cumhuriyet'in bilginlere gereksinimi yoktur!" Galileo yaşamının nihai on senenini Engizisyon'un göz hapsinde geçirmişti.
Lavoisier'in sonu henüz kederli olur: 51 yaşında iken, "devrim" yerine kafası giyotinle uçurulur.
Lavoisier, boynunun vurulmasını beklerken kitap okuyordur.
Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiği zaman, Lavoisier, nerede kaldığını unutmamak için okuduğu kitabın arasına tek kitap ayracı koymuştur.
Moderatör tarafında düzenlendi: