Amerikanın çöküşü ve benzerlik.

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Tarih tekerrürden ibarettir derler ya bakalım öyle miymiş?

Çok uzaklara bakıp olmadı devletlere imparatorluklara bakıp yorum yapmayalım, kendimizden bakalım. Ancak şöyle bir farkın olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Mukayese yapacağımız 2 imparatorluk arasında emperyalizm ve sömürücülük yapmak gibi farklar var Lütfen buna dikkat edelim.

Sanırım anladınız mukayese yapacağımız örneklerin birisi Osmanlı İmparatorluğu diğeri Amerika. Hemen itiraz etmeyelim Amerika adı imparatorluk değil ama dünyada öyle veya böyle her şeye karışma hakkı bulan çok geniş topraklara etki edebilen bir devlet.

Pekala Osmanlı İmparatorluğu nasıl bir yapıya sahipti.

Ben sazı elime alıp kendimi söyleyip kendim konuşmayacağım. Monolog söylemler ancak kendini yormaktan başka bir işe yaramaz Hadi bakalım birlikte gözlem yapalım, sonuç çıkaralım.

Emin olun ki Ben eminim bu konunun sonucunda çok enteresan benzerlikler göreceksiniz.
 
Modern zamana uyamayan bir yapiya sahipti.
 
Bugün ABD'nin tartıştığı konu Amerika'nın Yahudi Hristiyanlar tarafından kuruldu ve bu anlayışta olduğu. Moderniteyi teknolojik Savaş makineleri olarak mı tanımlamalıyız.. gelişmişliğin sosyokültürel özelliğine nasıl bakmamız daha önemli bence.
 
Abi hangi kriterlere göre karşılaştırdın?

Osmanlı, toprak yönetiminin olduğu klasik bir imparatorluktu. ABD öyle mi? Ekonomik, askeri ve politik etki alanı var. Modern güç...

Benzerlik belki etki alanını genişletme anlamında olabilir ama onda da yöntemler farklı.
Osmanlı doğrudan toprak hakimiyeti sağlayıp idari yapı kurardı.
ABD, ekonomi, askeri üsler, diplomasi ve teknoloji üzerinden dolaylı etki sağlıyor.

Çok mantıklı gelmedi....
 
Bugün ABD'nin dünyanın tüm yerleşik krallarına ve düzenlerine karşı yapmış olduğu şerefsizlik mesela Osmanlı'da asla olmadı.

Ama sadece Şeref yoksunluğu çekenler siyonist zihniyet ve uşaklığı değil. Aynı sorunu Yaptığı tüm katliamlara işgallere yıkımlara bombalamalara rağmen faturanın Körfez ülkelerine kesileceğini söyleyenlere karşı sessiz kalan hiçbir itiraz gündeme getirmeyen Arap fellahları var. Işte bu satılmışlığın resmi belgesidir arkadaşlar bu saatten sonra hiçbir Arap devletinden bir hayır beklemek veya onlarla ufak bir ortaklığa girmek bile hata olur.
 
Ama şöyle bir benzerlik var; Osmanlı'nın Lale devri'nden itibaren başlayan sosyo-kültürel değişimdir. Karşımızda artık hasta bir Amerika yok veba hastalığı taşıyan ve bunu herkese yayan bir Amerika var. Günümüz şartlarında tüm bağlantıları anlaşmaları bir anda koparmak imkansızdır ve hata olur ancak bu saatten sonra tüm benliğinle kendine dönmek kendinden üretmek kendini güvenceye almak çalışmaları en akıllıca hareket olur. En başta Batı modernliktir diyen cins cibiliyeti Bozukları falakaya çekeceksin mesela.
 
Benzerlikleri birisi döneminin sömürgecisiydi diğeri de günümüzün. Birisi kılıç zoruyla diğeri modern silahlarla,.....
Birisi sonunda yıkılmịş diğeri yıkılmayı bekliyor
.
.
.
 
Tarihteki tüm imparatorlukların çöküşünün temelinde ekonomi-politik gerekçeler yatar. İngiltere sanayi inkılabıyla dünyanın süper gücü oldu ve adı güneşin batmadığı imparatorluk oldu. Bunu 1. Dünya savaşı sonrası Almanya başardı ve o da süper güç haline geldi. Neler yaptığını gördük. İkinci dünya savaşı sonrası sanayileşmeyi ABD daha iyi başardı. Sanayileşmeden kastım, çağı hem yakalayan hem aşan teknolojileri yapan ülkeler. Osmanlı’nın da en parlak dönemi bilime en fazla önem verdiği dönemlerdi, sonrası geriye gidiş…

Günümüzde ise bunu Çin devralmış vaziyette. Kuşkusuz bunu sadece sanayi ile açıklamak biraz basitleştirmek olsa da(hegemonya kurma vs) konuyu uzatmamak adına bu şekilde kendimce özetliyorum. ABD ticaret açığı büyüyor, ithalat ihracat dengesi bozuluyor ve pazara Çin menşeli ülkeler hakim oluyor. Günümüzde yaşanan da bunun sürtüşmesi bence. İran’a saldırırken amaç sadece İsrail’in çıkarı değil, Çin’in ucuza temin ettiği hammadde tedarikçilerini yoketmek. Gümrük vergileri, Venezuela operasyonu vs hepsi bu açıdan değerlendirilebilir.
 
Tarihteki tüm imparatorlukların çöküşünün temelinde ekonomi-politik gerekçeler yatar. İngiltere sanayi inkılabıyla dünyanın süper gücü oldu ve adı güneşin batmadığı imparatorluk oldu. Bunu 1. Dünya savaşı sonrası Almanya başardı ve o da süper güç haline geldi. Neler yaptığını gördük. İkinci dünya savaşı sonrası sanayileşmeyi ABD daha iyi başardı. Sanayileşmeden kastım, çağı hem yakalayan hem aşan teknolojileri yapan ülkeler. Osmanlı’nın da en parlak dönemi bilime en fazla önem verdiği dönemlerdi, sonrası geriye gidiş…

Günümüzde ise bunu Çin devralmış vaziyette. Kuşkusuz bunu sadece sanayi ile açıklamak biraz basitleştirmek olsa da(hegemonya kurma vs) konuyu uzatmamak adına bu şekilde kendimce özetliyorum. ABD ticaret açığı büyüyor, ithalat ihracat dengesi bozuluyor ve pazara Çin menşeli ülkeler hakim oluyor. Günümüzde yaşanan da bunun sürtüşmesi bence. İran’a saldırırken amaç sadece İsrail’in çıkarı değil, Çin’in ucuza temin ettiği hammadde tedarikçilerini yoketmek. Gümrük vergileri, Venezuela operasyonu vs hepsi bu açıdan değerlendirilebilir.
Bu saydıklarını Bir de güç zehirlenmesi denilen kavramı eklersek zemin tam ve düzgün olur. Tarihler göstermiştik ki çağın en büyük Medeniyetleri bile belli aşamalardan sonra duraklama ve çöküş dönemine girmiştir. Bunun altında yatan temel sebep amaçsızlık olgusunun insanı uyuşturmasıdır. Çünkü insan didinen varlık asla durduğu pozisyonuna ile yetinmez her zaman bir adım ilerisini biraz daha güzelini düşünür.

Bugün yaşadıklarımız Aslında yarın yapacaklarımızın demo sürümü diyelim. Bunu böyle yorumluyorum çünkü kendi milletimizi tanıdığımı düşünüyorum. Fizikteki etki tepki olayı gibi yani. 3 kıtaya hakim olan Osmanlı İmparatorluğu'nu yöneten liderlerinin kabiliyetleri ve otoritesi sayesinde çok büyük Mesafeler kat edilmiş, ne zaman ki basiretsiz yönetime erkine sahip olmayan kişiler tahta geçmeye başlamış aynı dönemde duraklama ve gerileme emareleri görülmüştür.

Bu kötü durumlar içinde bile devletin içindeki insan kaynağı selahiyetli ve başarılı insanları kadrolara getirmeyi başarmıştır. Ancak her halükarda Bu kişiler bile acı sondan kaçınamamış. Ve devlet kabuk değiştirmiştir. Belki de bu kabuk değiştirme bilerek yapılmış bir hareket olmuştu. Yine aynı devletin kendi içinden çıkan bir subayının başarılı bir siyaset ve politika uygulaması ile bugünkü halimizi almış olduk. Dikkat edersen bu hale gelmemiz de bile bu yapının içindeki insan kaynağının büyüklüğünden bahsedebiliyoruz.

Çünkü bu insan kaynağının bir mefkuresi var günlük çıkarlar veya maddi menfaatler için değişmeyen bir Mefkure. İşte bizim en büyük farkımız diğer yapılardan ayrı olarak bir inanmışlığımız olması. Abd'yi böyle bir yapılanma içinde bulmamız imkansız. Çünkü onlarda emperyalizm ve siyonist bir felsefe hakim. Bu yapısından dolayı birlikte var olma değil tek başına hükmetme anlayışı hakim işte Amerika'yı bitirecek olan anlayış da bu.
 
Hayatta hiç bir şey ebedi değil.
Bu açıdan bakarsak Amerika da güçlü oluşunun sonuna gelmek üzere.
Sebep araştıracak olursak, yeteneksiz yöneticiler öne çıkar. Son dönemlerdeki başkanların hepsi başarısız dı.

Bu günlerdeki zaaflarının kaynağı, beklenmedik ve ani gelen Venezuela başarıları. Kendilerini birden kaptırdılar ve İran batağına saplandılar.

Bir kaç gün önce bir Film izlemiştim. Konusu Rus ajanları arasında rekabet. Film'in adı Möbius. Bir sahnede Rus ajana yöneticileri son bir görev veriyor. Bir dosya teslim edecek CİA arkadaşlarına. Dosya içeriği "Amerika İran'a müdahale ederse, Rusya bu durumda sessiz kalacağı teminatı"

Ajan sebep soruyor. Yetkilinin verdiği cevap, Amerika'nın Irak'tan daha beter bir bataklığa batmasını izleyeceklermiş. Film eskiydi ama bu güne uyuyor:)
 
Amerika çökse de bizim kadar çökmez. Osmanlı güç elindeyken, fethettiği topraklarda diğer medeniyetleri sömürmemiştir çünkü. İngiltere'nin durumuna düşer en fazla.
 
Tarihteki tüm imparatorlukların çöküşünün temelinde ekonomi-politik gerekçeler yatar. İngiltere sanayi inkılabıyla dünyanın süper gücü oldu ve adı güneşin batmadığı imparatorluk oldu. Bunu 1. Dünya savaşı sonrası Almanya başardı ve o da süper güç haline geldi. Neler yaptığını gördük. İkinci dünya savaşı sonrası sanayileşmeyi ABD daha iyi başardı. Sanayileşmeden kastım, çağı hem yakalayan hem aşan teknolojileri yapan ülkeler. Osmanlı’nın da en parlak dönemi bilime en fazla önem verdiği dönemlerdi, sonrası geriye gidiş…

Günümüzde ise bunu Çin devralmış vaziyette. Kuşkusuz bunu sadece sanayi ile açıklamak biraz basitleştirmek olsa da(hegemonya kurma vs) konuyu uzatmamak adına bu şekilde kendimce özetliyorum. ABD ticaret açığı büyüyor, ithalat ihracat dengesi bozuluyor ve pazara Çin menşeli ülkeler hakim oluyor. Günümüzde yaşanan da bunun sürtüşmesi bence. İran’a saldırırken amaç sadece İsrail’in çıkarı değil, Çin’in ucuza temin ettiği hammadde tedarikçilerini yoketmek. Gümrük vergileri, Venezuela operasyonu vs hepsi bu açıdan değerlendirilebilir.
Abi ABD sanayileşmeden dolayı değil doktrinlerinden dolayı süper güç oldu. Sadece çok kurnaz politikalar izlediler
 
ABD'nin çöküş yaşaması pek gerçekçi durmuyor. Ama çok büyük iç kargaşa, silahlı isyanlar, karışıklıklar, büyük çapta kitlesel gösteriler, eylemler silsilesi ile dünyadan elini kolunu çektiği uzunca bir süreli kriz dönemi yaşyabilir. ABD'nin Vietnam'da bataklığa battığı ve o yüzden savaşa devam etmeden çekildiği söylenir ama aslında bu gerçeği yansıtmıyor. ABD kamuoyu desteği olmadığı ve halkın çok büyük tepkisi yüzünen Vietnam'dan çekildi. Aslında orada zafer elde edebilirdi.

Televizyon; İşte bu cihaz, ABD'nin bir savaşı yarıda kesip geri çekilmesine neden oldu. İnsanlık tarihinde bir ilktir bu. Artık modern çağda halk, bu aletten izlediği ve karşı olduğu bir savaşı durdurabilecek iradeye sahip olduğunu tüm dünyaya göstermişti. Halk desteği olamadan yürütülen bir devlet politikası, savaş planı çuvallamaya mahkumdur.

11 Eylül terör saldırıları olmasaydı ve halkın öfkesiyle, devletin öfkesi birleşmeseydi eğer Irak işgali yada Nato'nun Afganistan Operasyonları hiç gerçekleşmeyecekti.
Halk tepki gösterirse eğer güçlü bir şekilde, Beyaz Saray kılını kıpırdatamaz.
 
Neden mukâyese gereği hisettin?
 
Geri