Alternatif Film Önerileri

Konu sahibi son olarak 4401 gün önce görüldü
Hasılat rekoru kırmış, popüler, klişelerle örülü herkes tarafından bilinen, tüm listelerde en üst sıralarda yer alan filmler bir yana; kıyıda köşede kalmış, ülkemizde belki tanıtımı yapılmamış belki de hiç vizyona girememiş ama izlenmeye değer olduğunu düşündüğüm filmleri paylaşacağım bu başlık altında. sizin de katkılarınız olursa yeni filmler keşfetme imkanımız olur.
 


Das Cabinet des Dr. Caligari (1919)

Aslında sinema tarihiyle ilgilenenlerin mutlak suretle bildiği bir filmdir Doktor Caligari fakat benim için yeri çok ayrı olduğundan üzerine iki kelam etmeden geçmek istemedim. Alman Dışavurumcu sinemanın ilk örneklerinden ve sinemaya yön veren filmlerden biridir. ışığın abartılı kullanımı, farklı perspektifler ve abartılı makyajı ile özgün ve sıradışı olan akımın tüm izleri bu filmde görülmekte.

Caligari’nin; Cesare adlı bir uyurgezerle yaptığı gösteriler, Cesare’in izleyicilerin sorduğu sorulara yanıt verip ardından kehanetlerinin gerçekleşmesini konu alır. tarihi ve sessiz oluşu belki de izleyici için geri durma nedeni sayılabilir fakat bugün izlediğimiz birçok filmin ana kaynağını bulmak için -hele ki sinemayı sanat olarak kabul ediyorsak- mutlaka izlenmesi gerekenler listesinde yer alacak bir film.
 





Fotoğraf sanatçısı Gregory Colbert’in projesi için çıktığı seyahatlerden elde ettiği görüntülerle hazırlanmış 60 dakikalık bir belgesel. zaman çok mu hızlı akıyor, yetişmekte zorlanıyor musunuz o zaman durun ve sadece kendinizi zamanın akışına bırakın, düşüncelerin ve koşturmaların uzağında gerçek doğanızı hatırlayın diye sesleniyor sanki uzaklardan bir ses bizlere. muhteşem görüntüler eşliğinde doğasından koparılmış insanı varoluşu üzerine epey düşündürecek bir film. etkisinde kalmamak mümkün değil.
 


Necip Fazıl'ın sarsıcı eseri "Reis Bey"in aynı isimle sinema uyarlaması. Haluk Kurdoğlu'nun usta oyunculuğu ile eser bir araya gelince de dokunaklı görsel bir anlatım çıkmış ortaya. Merhamet gibi miadı dolmuş kavramları tekrar bize hatırlatan insanın içini burkan bir film.
 


Albert Lamorisse'in 1956 yılında çektiği, bir çocuğun kırmızı balonuna duyduğu sevgiyi anlatan diyalog içermeyen kısa film. çocukluk dönemini anlatan en güzel filmlerden.
 



İdealist öğretmen ve yaramaz öğrenciler her ne kadar klişe bir konu gibi görünse de o öğrencilerden bir koro oluşturmak isteyen öğretmenin çabası ve çocuk oyuncuların başarısı ile benzerlerinden ayrılıp sıcacık, naif bir film olarak izleyiciyi etkilemeyi başarıyor. Fransız filmlerini sevme sebebidir. müzikleri de son derece basarılı
 
Muzikleri hele dee.
Harol and maude fransiz yapimi degildi sanirim ama muzikleri cok guzeldi cat Stevenmis muzikler. Oyle degisik filmler ilgimi cekiyor iste.


Harold and Maude başucu filmlerimden zaten tavsiye istendiğinde en guvenlisi:) begenmeyene rastlamadım. Ona da sıra gelecek :D

Bezat C Ankara yaniyor.

Diziyi izlemeyenlere belki hitap etmez ama behzat c tutkunları için hasret gidermek gibiydi tüm karakterlerde güzel samimi bir film olmuş :)
 


Mr Nobody insanın en temel sorunlarından biri olan seçim ve sonuçları üzerine izleyiciyi hayli yoran, çeşitli olasılıkları aynı anda anlatma çabasıyla birden fazla film izliyor hissi veren jaco van dormael’in yönettiği 2009 yapımı bir dram. Paralel evrenler, sonsuz olasılıklar, seçimler ve sonuçları, aşkın türlü halleri… dünyada kalmayı başarmış son insan olan 118 yaşındaki Bay Hiçkimse'nin yaşamını konu alan filmin müzik seçimleri özellikle çok başarılı.
 



Dagur Kari'nin yönettiği 2003 İzlanda yapımı dram. bazı filmler vardır, defalarca izleyip her seferinde farklı bir duyguyu bulabildiğiniz Noi'yi benim için ayrıcalıklı kılan da bu yönü.

Noi, varoluş bunalımıyla yolunu kaybetmiş bir gençtir. Oldukça durağan, yalın ve minimal çizgide ilerleyen filmde Noi’nin ruhsal sancıları ve hiçbir yere ait olamayışı da sadeliğin getirdiği o vuruculukla çok başarıyla işlenmiş. Onun bunalımı hayatta her türlü hazzı tadıp da doyumsuzluğun yarattığı bir buhranla kendini” kaybeden” addedenlerinkinden ayrıdır, zaten film de gücünü bu saflıktan alır. Noi dış koşulları zorlamaz, kayıtsız bir kabulleniş vardır lakin koşullar onu zorlar; aykırı benliği kabul görmediğinden. Kierkegaard'ın etkileyici satırları, kimi sahneleri ile kara komediyi andırışı ve Noi'nin iç dünyasının masmavi ıssız bir coğrafyada işlenmesi filmi mutlaka izlenmesi gerekenler listesine yerleştiriyor bana kalırsa. izleyin pişman olmazsınız:)
 
Dr. Caligari'nin Muayenehanesi ile girişi yapmışsınız. "L'arrivee d'un Train en Gare de la Ciotat / Trenin Gara Girişi" ile de yapabilirdiniz. :p Cebir ve şiddet kullanarak izletmeyi düşünmüyorsanız, sinema tarihinin temel taşlarının pek talibi olmayacaktır. Takipteyim.
 
Trenin Gara Girişini alternatif kısa filmler başlığına sakladığımdan burada harcanmasın dedim:p bir kişiden tek bir film önerisi bile gelse kafidir gözden kaçmış filmler keşfedilir, yoksa farkındayım elbet "alternatif" ibaresi bile geri durulmasına yeter :))) teşekkürler yorumunuz için.
 



din adamı, arkeolog, tarihçi ve psikiyatrın da içinde bulunduğu bir grup akademisyenin diyalogları üzerine kurulu, tek mekanda geçen 2007 yapımı bir bilim-kurgu "The Man From Earth".

Oldman, sürekli yer değiştiren bir tarih profesörüdür. ani istifasıyla birlikte arkadaşlarının ona veda etmek için toplanması, ilerleyen sohbetlerinde sırrını açığa çıkaracaktır: Oldman 14.000 yıldır hayattadır, hiç yaşlanmadığı için insanların sorularından kaçabilmek uğruna sürekli hayatını yeniden kurgulamak zorundadır…


Filmden;
”+ Zaman… Göremeyiz, duyamayız, tartamayız, laboratuarda ölçemeyiz. Bir nanosaniye önce olduğumuz ile şimdiki oluşumuz ve bir nanosaniye sonra ki olacağımız, subjektif var oluş farkındalığı. Hopiler, zamanı bir manzara olarak düşünmüşler. Önümüzde ve arkamızda var olan bir manzara. Ve bizonun içinde ilerliyoruz. Dilim dilim
- Saatler zamanı ölçer ama.
+ Hayır, saatler kendilerini ölçer. Bir saatin referansı, yine başka bir saattir.”
 


Richard Linklater'in yönettiği 2001 yapımı animasyon. Yönetmeni Before Sunrise/ Before Sunset filmlerinden hatırlayacaksınızdır. Yoğun diyaloglarla örülü, felsefi yönü ağır basan bir film. rüya ile gerçeğin kesiştiği ya da birbirinden ayrıldığı noktaları sorgularken izleyiciyi de aktif olarak öyküye katıyor. teknik olarak da görüntüler bilgisayarda animasyona çevriliyor ve klasik animasyon anlayışımızın ötesine taşınıyor. sakin kafa ile izlenmeli.

[YOUTUBE]uk2DeTet98o[/YOUTUBE]
 
Geri