teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmak için
(Tasavvufun ince bilgileri)
Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmak için, ihlâs, kalb-i selîm sâhibi olmak lâzımdır. Kalb de, ancak Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” inanmak, Onu sevmek ve Ona tâbi olmakla temizlenir. Bunun için, birinci yol, hayatta olan bir Veliyi tanıyıp, Onun sözlerinden, kitaplarından Ehl-i sünnet itikadını, ahkâm-ı islâmiyyeyi ve tasavvufun edeplerini öğrenmek ve bunlara uymak şartı ile, Ona (Râbıta) yapmak, yani kalbini Onun kalbine bağlamaktır. Böyle bir Velî görülemediği zaman, herhangi bir Veliye râbıta yapan Onun (Üveysî)si olur. Birinci cildde ikiyüzseksenaltıncı ve ikinci ciltte seksendokuzuncu mektupta diyor ki, (Bir Ârifin sohbetine kavuşamayana, büyüklerin ruhlarından feyz almak nasip olur. Allahü teâlâ onun ilerlemesi için, bunların ruhlarını vâsıta yapar.) Arifler, Velîler, öldükten sonra da, taliplere feyz verirler. Muhammed Ma’sûm-i Fârûkî “rahmetullahi aleyh” üçüncü cildin yüzkırkikinci mektubunda buyuruyor ki, (İmâm-ı Rabbânînin “kuddise sirruh” kabr-i şerifini ziyaret niyeti ile Serhend şehrine gelmeniz çok iyi olur. Buradaki feyzlere ve bereketlere kavuşursunuz. Medine-i münevveredeki membadan buraya gelen nurlardan ve esrârdan istifade edersiniz.
Hindistan’daki küfür ve isyan zulmetleri, kalpleri karartmakta, ruhları hasta yapmakta ise de, ruhlara hayat veren ve kalpleri temizleyen şifalı su, karanlık ormanlarda bulunduğu gibi, bugün Serhend şehri, Medine-i münevveredeki kaynaktan [Evliyanın mübarek kalpleri vâsıtası ile] gelen feyzlerin, nurların yayıldığı yerdir. Burasını Hindistan’ın küfür, zulüm yerleri gibi sanmayınız. Burası, [insanı Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşturan] vilâyet yolunun kapısıdır. Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” mübarek kalbinden gelen envâr ve esrâr, buradan fışkırmaktadır. Allahü teâlânın rızasına kavuşmak isteyenler, inanarak bu mezarı ziyaret ediyor, sevgileri nispetinde, bu feyzlere, bereketlere kavuşuyorlar. Bu mübarek makamda bulunanların çoğu, inanmadıkları, kıymetini bilmedikleri için, bu nimetten mahrumdurlar. Misk bulunan odaya giren, güzel kokuyu duyar. Miski, nezle hastasının burnuna soksan, kokusunu duyamaz.) Sohbette feyzler, marifetler bol bol alındığı hâlde, Üveysîler damla damla alabilir. Fakat bunun tek damlası, bütün dünya kazançlarından daha kıymetli ve pek lezzetlidir. Kabrini ziyaret etmek, damlaların artmasına, mezhepsizlerin, sapıkların ve sahte, yalancı şeyhlerin tuzaklarına düşmek de, büsbütün kesilmesine sebep olur. Kalplerin, ruhların arasındaki bağ, inanmak, sevmek ve istemektir.
Bir Müslüman, bir Velinin sohbetine kavuşursa veya hep onu düşünürse, yani onun suretini, yüzünü hayâline getirirse, yahut hayatını, sözlerini öğrenip, severek, ağlayarak düşünürse, onun kalbindeki feyzler, marifetler, bunun kalbine akar. Yalnız uzaktan düşünerek yetişmiş, Velî olmuş mesut, bahtiyar zatlar çok vardı. Bu kazançlarını ve kavuştukları yüksek dereceleri, kitaplarında bildirmişlerdir. Allahü teâlânın bu merhameti, bu ihsanı, kıyamete kadar devam edecektir. (Tam İlmihâl s. 1055)
(Tasavvufun ince bilgileri)
Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmak için, ihlâs, kalb-i selîm sâhibi olmak lâzımdır. Kalb de, ancak Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” inanmak, Onu sevmek ve Ona tâbi olmakla temizlenir. Bunun için, birinci yol, hayatta olan bir Veliyi tanıyıp, Onun sözlerinden, kitaplarından Ehl-i sünnet itikadını, ahkâm-ı islâmiyyeyi ve tasavvufun edeplerini öğrenmek ve bunlara uymak şartı ile, Ona (Râbıta) yapmak, yani kalbini Onun kalbine bağlamaktır. Böyle bir Velî görülemediği zaman, herhangi bir Veliye râbıta yapan Onun (Üveysî)si olur. Birinci cildde ikiyüzseksenaltıncı ve ikinci ciltte seksendokuzuncu mektupta diyor ki, (Bir Ârifin sohbetine kavuşamayana, büyüklerin ruhlarından feyz almak nasip olur. Allahü teâlâ onun ilerlemesi için, bunların ruhlarını vâsıta yapar.) Arifler, Velîler, öldükten sonra da, taliplere feyz verirler. Muhammed Ma’sûm-i Fârûkî “rahmetullahi aleyh” üçüncü cildin yüzkırkikinci mektubunda buyuruyor ki, (İmâm-ı Rabbânînin “kuddise sirruh” kabr-i şerifini ziyaret niyeti ile Serhend şehrine gelmeniz çok iyi olur. Buradaki feyzlere ve bereketlere kavuşursunuz. Medine-i münevveredeki membadan buraya gelen nurlardan ve esrârdan istifade edersiniz.
Hindistan’daki küfür ve isyan zulmetleri, kalpleri karartmakta, ruhları hasta yapmakta ise de, ruhlara hayat veren ve kalpleri temizleyen şifalı su, karanlık ormanlarda bulunduğu gibi, bugün Serhend şehri, Medine-i münevveredeki kaynaktan [Evliyanın mübarek kalpleri vâsıtası ile] gelen feyzlerin, nurların yayıldığı yerdir. Burasını Hindistan’ın küfür, zulüm yerleri gibi sanmayınız. Burası, [insanı Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşturan] vilâyet yolunun kapısıdır. Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” mübarek kalbinden gelen envâr ve esrâr, buradan fışkırmaktadır. Allahü teâlânın rızasına kavuşmak isteyenler, inanarak bu mezarı ziyaret ediyor, sevgileri nispetinde, bu feyzlere, bereketlere kavuşuyorlar. Bu mübarek makamda bulunanların çoğu, inanmadıkları, kıymetini bilmedikleri için, bu nimetten mahrumdurlar. Misk bulunan odaya giren, güzel kokuyu duyar. Miski, nezle hastasının burnuna soksan, kokusunu duyamaz.) Sohbette feyzler, marifetler bol bol alındığı hâlde, Üveysîler damla damla alabilir. Fakat bunun tek damlası, bütün dünya kazançlarından daha kıymetli ve pek lezzetlidir. Kabrini ziyaret etmek, damlaların artmasına, mezhepsizlerin, sapıkların ve sahte, yalancı şeyhlerin tuzaklarına düşmek de, büsbütün kesilmesine sebep olur. Kalplerin, ruhların arasındaki bağ, inanmak, sevmek ve istemektir.
Bir Müslüman, bir Velinin sohbetine kavuşursa veya hep onu düşünürse, yani onun suretini, yüzünü hayâline getirirse, yahut hayatını, sözlerini öğrenip, severek, ağlayarak düşünürse, onun kalbindeki feyzler, marifetler, bunun kalbine akar. Yalnız uzaktan düşünerek yetişmiş, Velî olmuş mesut, bahtiyar zatlar çok vardı. Bu kazançlarını ve kavuştukları yüksek dereceleri, kitaplarında bildirmişlerdir. Allahü teâlânın bu merhameti, bu ihsanı, kıyamete kadar devam edecektir. (Tam İlmihâl s. 1055)