Allah, İnsanın Aklına Güvenmektedir; Ya Biz?

Є
  • Kullanıcı Єναηєscєηcє
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - İslami Sohbet ve Makaleler
Allah, İnsanın Aklına Güvenmektedir; Ya Biz?

İnsanın bilebildiğimiz diğer varlıklardan en önemli farkı, düşünen ve hür irade sahibi bir varlık olmasıdır. Bu fark, en temelde insanın kendi varlığının farkında olmasını beraberinde getirmektedir. İnsanla ilgili her şey, işte bu farkındalık ile birlikte başlamakta ve bitmektedir. Kendi varlığımızın farkında olduğumuz kadar özgür ve bilinçli olabiliriz.

Kendimizi tanıdığımız ve anladığımız kadar kendi varlığımızın farkında olabiliriz. Kendimize yatırım yaptığımız kadar insan olabiliriz. Kendisini tanımayan, kendisini önemsemeyen, kendisini geliştirmek için zaman ayırıp çaba sarfetmeyen bir insanın kendisine yatırım yaptığı, kendisine değer verdiği söylenebilir mi? Kendisine saygı duymayan bir kimsenin başkalarından saygı beklemeye hakkı olabilir mi? İnsanın kendi varlığının farkında olabilmesi için, öncelikle biricik, özgün bir varlık olduğunu bilmesi gerekmektedir.

Bu özgünlük, insanın ilk hücrelerinin teşekkülü ile birlikte başlar. Bu özgünlük, insanın insan olma çabası diye adlandırabileceğimiz bir tekamül sürecinin bütününe yayılır. Kendi varlığının farkında olan bir insan, insana yaraşan değerleri üretebildiği kadar insan olduğunu iyi bilir. İnsanın yaratıcı yetilerle donatılmış olması, anlamlı iş yapmayı hayatın merkezine yerleştirmesini gerektirir

. Öyle ise, hayatımızın anlamını yakalayabildiğimiz kadar değer üretebiliriz. İnsan, ancak, yaratıcı yetilerini özgürce etkin kılabildiği zaman mutlu olabilir. Belki de bu yüzden her insan, yaratıcılığının engellenmesi durumunda müthiş bir öfke duyar.

İşte Yüce Yaratıcı, insanın kendi varlığının farkında olmasını sağlamak, insan aklına destek olmak için vahiy göndermiştir. İnsan gerçeği üzerinde biraz kafa yorduğumuz zaman, insan aklının verilerle iş gördüğünü farkederiz. Akıl, ön yargılara mahkum olmadığı müddetçe hata yapmaz. Eğer bir yerde hata varsa, öncelikle verileri sorgulamak gerekir. İnsanoğlu, aklını doğru kullanmayı başardığı zaman, birtakım evrensel doğrulara ulaşabilir. Yüce Yaratıcı insana akıl gibi üstün bir nimet vermiştir. Aklın daha etkin olması için ona vahiyle destek olmuştur. İnsan, aklını kullanarak Allah’ın var ve bir olduğu gerçeğine ulaşabilir. İnsan, tıpkı Kur’an gibi Allah’ın bir ayeti olan tabiat üzerinde düşündüğü zaman, hem yaratılışın yasalarını keşfedebilir, hem de her şeyi Allah’ın yarattığını anlayabilir. Aslında bilim dediğimiz birikim, en temelde insanın, Tanrısal aklın nasıl işlediğini keşfetme, anlama ve açıklama faaliyetinden başka bir şey değildir. Allah insan aklına güvenmektedir. Belki de bu yüzden Allah’ın affetmeyeceği tek günah Allah’a eş koşmaktır (Nisa, 48, 116). Allah’a eş koşmak, aklı yeterince etkin kılamamanın bir sonucudur.

Kur’an Allah’a eş koşmanın, insanın gurur ve kibiriyle ilgili olduğuna dikkat çeker (Nahl, 22). Gurur, kibir, öfke insanın aklının sağlıklı işlemesinin önündeki en ciddi engellerin başında gelmektedir. Allah’ın, öğüt, uyarı, doğruluk rehberi, şifa ve rahmet kaynağı olarak göndermiş olduğu Kur’an’ın da insan aklına güvendiği görüyoruz. Şöyle ki, Kur’an inanmayanlara meydan okur. Der ki, inanmıyorsanız, Kur’an’ın bir benzerini meydana getirin. Bu meydan okumanın, daha sonra on süre teklifi ile devam ettiğini görürürüz. Daha sonra da inanmayanların, yardıma çağırabilecekleri her şeyi çağırmaları, ulaşabilecekleri bütün güçleri harekete geçirerek bir sure, bir ayet meydana getirmeleri istenmiştir. Burada üzerinde durulması gereken en önemli husus, Kur’an’ın kendisinin Tanrı katından geldiğine olan üst seviyedeki güvenidir.

Kur’an bu meydan okumasını şöyle anlamak mümkündür: Bir insan, ön yargılardan arınmış olarak Kur’an okursa, onun Allah katından gelmiş olduğunu kolayca anlayabilir. Nitekim Kur’an’a göre Kur’an okumanın tek bir ön koşulu vardır: Şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak, yani euzü besmele çekmek. Bunu ön yargılardan arınmak olarak da anlamak yanlış olmasa gerektir. Gerçekten de ön yargılardan arınmış olarak Kur’an’a yönelen her insan, onun Allah katından gelmiş olduğunu anlamakta güçlük çekmez. Bu durumun en çarpıcı örneklerini Hz. Peygamber’in hayatından bulmak mümkündür. Hz. Peygamber’in sağlığında Müslüman olan insanların önemli bir kısmı, doğrudan Kur’an’ın etkisinde kalarak Müslüman olmuşlardır. Mesela Hz. Ömer… Hz. Peygamber’i öldürmeye giderken, bir başkasının yönlendirmesiyle kız kardeşinin evine gider. İçeriden Kur’an sesleri gelmektedir. Önce öfke ile ortalığı birbirine katar. Fakat daha sonra okunanları merak eder. Kızkardeşi de, ona Ta-Ha suresinin ilk sahifesini verir. İsterseniz bu surenin ilk ayetlerini birlikte okuyalım: “Ta-Ha/ Ey insan! Ey Muhammed! Kur’an’ı sana sıkıntıya düşesin diye değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.

Rahman arşa hükmetmektedir. Göklerde ve yerde, her ikisi arasında ve toprağın altında bulunanlar O’nundur. Sen sözü istersen açığa vur, şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. Allah’tan başka Tanrı yoktur, en güzel isimler O’nundur” (Ta-Ha, 20/ 1-8). Hz. Ömer bu ayetleri işittiği zaman, hemen şöyle demek ihtiyacı hissetmiştir: “Bu işittiklerim insan sözü olamaz. Bunlar ancak Allah tarafından gönderilmiş olmalıdır. Beni hemen Muhammed’e götürün”. İşte Hz. Ömer’in Müslüman olma sürece böyle başlamıştır. Hz. Peygamber’i öldürmeye giden Ömer, Kur’an’la yeniden dirilmiştir. Kur’an’ın akla güvendiği konusunda yüzlerce kanıt bulmak mümkündür.

Kur’an, öncelikle insanları düşünmeye, akletmeye, ibret almaya çağırmaktadır. Kur’an’da üçyüze yakın ayette, “düşünmez misiniz?”, “akletmez misiniz?” şeklinde uyarılar vardır. Kur’an, açıkça bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını ilan etmiştir. Daha da ötesi, Kur’an, insandan bilerek inanmasını, bilerek yaşamasını istemiştir. Bu konuda Kur’an, Hz. İbrahim’le ilgili çarpıcı bir diyalloga yer varir. Kur’an’dan takip edelim: “İbrahim: Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster dediğinde, Allah ‘inanmıyor musun?’ deyince, İbrahim, ‘inanıyorum, ancak kalbim mutmain olsun’ demişti”. (Bakara, 2/260). Bu ayet, iman gibi hassas bir konuda bile bilerek, doğru bilgi ile hareket edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Allah akla güveniyorsa, İslam’da akla aykırı herhangi bir şeyin olması mümkün değilse, İslam fıtrat dini ise, Müslümanın akla güvenmemesi, düşünmekten korkması, eleştiriden kaçması için hiçbir sebep yoktur. Ayrıca aklı yeterince kullanmayı beceremeyenlerin aklı küçümsemeye kalkışması akla aykırı bir durumdur. Daha da ötesi, Hz. Muhammed’in “aklı olmayanın dini de yoktur” sözüne rağmen, akla laf edenlerin aklından şüphe etmek gerekir.


Prof. Dr. Hasan ONAT
 
İlkokul seviyesinde bir kompozisyon ödevinden ileri gidememiş.
İnsan Prof. Dr diye başladığında daha dolu bir şeyler bekliyor

Soru ; uzak bir gelecek de dünya yok olacak hatta tüm galaksi yok olacak. Andromeda galaksisi samanyolu galaksisi ile çarpışacak sonsuz uzay boşluğunda iki galaksiyi çarpıştırmak ne derece akıl işidir.

Soru : Septilyonu geçkin güneş sistemi içerisinde yaşam olan gezegen olması şaşırtıcı olmaz. Akıllı yaşam formları varsa onlarda islamiyetten sorumlumudur. Eğer sorumlu ise onlara da kuranın tebliğ edilmesi gerekmektedir ancak kuranda son peygamber olarak Hz muhammed geçmektedir Diğer yaşam formlarına gönderilmiş olan peygamber son değilmidir eğer son peygamber bizimki ise kuran hangisine gönderildi. O canlılara bildirilen kitap ile bizde ki kuran arasında ne gibi bir fark vardır. Eğer bizimki doğru ise onların sınavı ne derece doğrudur. Eğer onların ki doğru ise bize gönderilen kuran geçersiz ve uydurma olabilir mi ?

Soru : Hz muhammed mirac olayında göğe yükselmiş ve tanrıyla konuştuğunu iddia etmiştir. Konuşmak için sese, ses için havaya ihtiyaç vardır. Ancak ayda bile ses olmazken konuştuğuna inanmalımıyız ?

Soru : Uzayda gidilebilecek sürat sadece ışık hızıyken bir gecede tüm uzayı gezdiğine sonra geri döndüğüne inanmayı hangi fizik kanunlarıyla açıklayabilirsiniz ?

Sevgili @Єναηєscєηcє sorman gereken en temel sorular bunlardır. Acınası Prof ve diğer arkadaşlarından bu soruların birini bile cevaplayacak kimse yok cevaplayacaklar ise "allah böyle istiyor" diyecek kişilerdir.
Allah mucizesi dediğiniz her şeyi bilim açıkladıkça tanrıyı küçültüyorsunuz.

İlkokul düzeyinde eleştiriler yaptığınız ve gerek bilim gerek gerçek din yani Kuran'daki din -uydurulmuş olanı kastetmiyorum- uzak olduğunuz için bu güzel yazıyı kendi eleştirileriniz gibi sanıp küçük görmeniz normaldir.

1.Uzay sonsuz değildir. Genişlemektedir. Uzay'ın sonsuz olduğu inancı, Newton fiziğinin görüşüdür ki, o fizik bugün için büyük ölçüde makro olayları anlamakta yetersizdir. Uzay bilimini severek takip ederim de, ben bir şeyi çarpıştırmıyorum asdf. :)

2. Yaşam şaşırtıcı olmaz ve akıllı formları varsa, diye bir soru sormuşsun. Sorunun komikliği güldürdü beni :) Bilim kesin emin olduğu konularda ilerler. Varsayımlar yapılabilir ama kanıtlanmadan her varsayım bir hiçtir ki soru kendi içinde bile bu kadar şartlı iken, benden kesin cevap istemen samimiyetsiz olmuş. Varsayımlar üzerinden İslam'ı kötülemek de yeni moda oldu.

Varsa, sorumlu diyorsun. Bende soruyorum sana Allah katında, bununla ilgili bir delil mi indi sana? Yoksa kuruntudan mı konuşuyorsun. . Kuran her zaman Allah ile ilgili konularda, delil ister, kesin bir delil ister.

EN'AM-116
Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.


Zan ile hareket etmek, insanı sadece sapmalara sürükler.

Allah'ın başka insanlar yarattığına evrende, ve onları İslamiyetten sorumlu tuttuğuna elinde bir delilin var mı ki de, bu tip şeyler üzerinden İslam'ı kötülemeye çalışıyorsun. Olamaz mı mantıki gelmiyor mu bu koca evrende başka canlıların olması gibi, boş, varsayımsal cevapları da asla kabul etmiyorum. Bilesin.

Allah katındaki hak dinin adı İslam'dır. Ve Peyagmberimize indirilen dinin inanç esasları ile, Hz. Musa'ya inen Tevrat ve Hz. İsa'ya inen dinin inanç esasları arasında bir fark yoktur.
Peygamber efendimiz İslam'ın kurucusu değildir. İslam dinin son peygamberidir. Ondan sonra nebi gelmeyecektir. Ancak Allah Kuran'da sadece bunu demekle kalmıyor. Hz. Adem'den bu yana gönderilmiş her topluma bir uyarıcı geldiğini söylüyor. Kuran'ı okuyarak değilde boş hikayelerle, oradan buradan vaiz kıllıklı hocalardan duyduklarınızla değerlendirmeniz gerçekten üzücüdür. Birinci soruna cevabım böylece açıktır: Olmayan, kanıtlanmamış, delilsiz zırva kabul edilecek bir soruya cevabım şudur: Kanıtlarsan öğrenirsin. . :) O konuda bugün için ne bilimde ne de herhangi bir kutsal kaynakda delil yok. O zaman keşfedilmemiş şeyler üstünden apaçık bir delili inkar etmenin yanlışlığı ortadadır.

Öncelikle Miraç olayı sandığınız gibi değil, gelenekteki gibi de değildir. O olay farklı. O olay bir mucize değildir. Çünkü mucize başkalarına göstermek için yapılır. O olay ise Peygamberimize gösterilmek için yaşanmıştır. Ayeti okuyalım direkt,

İSRA-1
Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah Sübhan’dır (bütün noksanlıklardan münezzehtir). Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Uzayı gezme diye bir şey yok burada. Onu nereden uydurdunuz? Herkesten duyduğunuz hurafelere inanırsanız böyle sorular sormanız normaldir. Miraç olayı değildir o İsra olayıdır. O olayın aslını öğrenin gelin o zaman sorularınıza cevap bulacaksınız. Size anlatıldığı gibi değil, ayrıca Allah her türlü noksandan yücedir. Sana imkansız gelen, yüce yaratıcı için çok kolaydır. O her şeye kadirdir.

İki mescit arasına gitmiştir. Sonra'da Cennet'i Cehennem'i görmüştür.
İnsanlığın yapamayacağı bir konudur bu. Orada Allah ile konuşma da kullanılan kelime de karşılıklı sohbet anlamında değilde, Allah kuluna konuştu anlamındadır.

Ses, madde insan içindir. Materyal bakış açısı ile her şeye bakarsanız böyle saçma sorular sormanız normaldir. Düşüncenin, sevginin, üzüntü gibi duyguların ve kavramlarında ağırlığı yoktur ama onları inkar edebilirsin. Düşünmediğini söyleyebilir misin? Düşüncenin maddesi olmadığı için. .

3.Hayattaki her şey madde değildir. Maddeci bakmak hayata eksik bakmak, Allah'ın bir diğer ayeti olan evreni anlamak için kullanılan bilimi amacından saptırıp dinleştirmek olur ki, ben bunu asla kabul etmiyorum. Bilimin açıklamasından neden rahatsız olalım ki, İslam diğer dinler gibi değildir. Bilimle iç içedir. Müslümanların bu bilinçden uzak olmaları bize bunu inkar ettirmemelidir. Bilim ile din karşıt değil ki, neden din küçülsün. Tam tersine bilim bir şeyleri açıkladıkça, inanılmaz müthiş düzeni gösterdikçe insanlar Allah'ın azametini ve yaratma sanatını görüyorlar. Bir Kuran'a bakıyorsun bir oraya ve bu sadece bu bile yetiyor Allah'ın varlığını kanıtlamaya. Vahye dayanmayan bir akıl, gerçek akıl değildir. Akılsız da vahiy anlaşılmaz. Bu iki şey zıt değildir, tam tersine ayrılmayacak kadar birbirine bağlıdır.

Uzay'da gidilebilecek maksimum hıza ışık hızı dersen bilimle çelişirsin. Çünkü biliyorsun kara delikler var, ve onlar ışığı dahi kendi içine çekebiliyor.

Bilimi dinselleştirmek o kadar kötüdür ki, herkes senin kafanda olsa bilim asla gelişmezdi. Bu tavır bilimin özüne de zıt bir tavırdır.

Ne hız, ne de zaman bugün bilimin geldiği noktaya göre sabit değişmez değildir. Sizin dediğiniz eski düzeydeki bilim bilgisi. . Zaten Kuran'a göre de zaman mutlak değildir. Alın size bir kanıt daha ;)

HACC-47
Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.


Bunlar temel soru falan da değil, bakın inanmasanız bile, dürüst olmak o kadar önemlidir ki. Sizin inanıp inanmamanız beni ilgilendirmez. Her kul inancından dolayı Allah'a karşı sorumludur. Ben zaten harika bir müslümanım da diyemem. Ancak inkar ettiğiniz şeyler ile ahirette karşılaşınca, o zaman itiraz hakkınız olmayacak. Suçu şeytana da atıp kenera çekilemeyeceksiniz. Çünkü irade var.

Kuran'da geçiyor kimseye inancından dolayı baskı yapılamaz diye, bu beni ilgilendirmez. İman kişiseldir. Ancak iftira etmek, kafanızdaki ön yargılara uymuyor diye insanları acınası ilan etmek çok doğru değildir.
Bu saygısızlık olur..

Size verebileceğim cevaplar bunlar, Hasan Onat takdir ettiğim bir akademisyendir. İşinde hassas davranır. Kazandığı paraya layık olmaya çalışır. Tanımadan eleştirmek ne kötü. .

Acınası cevaplara kendi ilim seviyemde verebileceğim mantıklı cevaplar bunlar :)
İyi gecelerrr :) Ben tartışmayı çok seven biri değilim. İnsanların farklı düşünebileceklerine dair görüşüm var. Yani insanlar farklılıkları ile kabul edilmelidir. Kimse benim gibi düşünmek zorunda değil :) Bir zorlama yok. . İster inanın ister inanmayın bu sizin tercihinizdir. Beni ilgilendirmez. Ben sadece burada doğrularımı anlatıyorum ki tebliğ görevimi yerine getirmiş olayım, onun dışında çok da ilgilendirmiyor açıkçası beni sizin benim, dinim, ve herhangi bir insan hakkındaki görüşleriniz.

Kimse siz dediniz diye, ne acınası olur ne de kötü. .
Sadece siz, tanımadan eleştirdiğiniz insanlar daha da önemlisi din ve bağlantılı olarak Allah nedeniyle gerçeğini tam bilmediğiniz olaylardan dolayı ön yargılı ve inkarcı olursunuz. Üstelik hiçbir deliliniz yokken. .

Kuran hakkınızdaki sorularınızın cevabı şu ayetlerde gizlidir.

MU'MİN-2-3
Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O’ndan başka ilâh yoktur. Dönüş ancak O’nadır.

MU'MİN-4-5
Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. Onlardan önce Nuh kavmi ve peşlerinden gelen tüm kafadarlar da yalanlamıştı; her toplum kendi elçisini yakalayıp ondan kurtulmanın planlarını yapmıştı; batıl uğruna hakikati kendi kendisiyle alt etmeye çalışmak gibi yanlış ve yanıltıcı bir mücadele yöntemini benimsediler. Fakat, sonuçta Ben onları yakaladım: cezalandırma nasıl olurmuş görsünler bakalım!

YUNUS-17
Hem kendi uydurduğu yalanları Allah'a yakıştırandan, ya da O'nun mesajlarını yalanlayandan daha zalim biri olabilir mi? Gerçek şu ki; günaha gömülenler asla iflah olmaz!


Eğer bir mucize arıyorsan Kuran'ı oku derim. Başka bir yere bakmana gerek yok.

Bu kadar cevabım :)
Sevgili(!) UrophLed :) :) ;) Umarım yeterli ve tatmin edici bir cevap olmuştur.
 


Birincisi uzay sonsuzdur sonuna ulaşıldığın da ki bu neredeyse namümkün bir durumdur newtonla beraber haksız çıkabilirim.

İkincisi kesin kanıtlardan konuşacaksak konuyu açman bile saçma olur ki her şeyi yarattığını iddia ettiğiniz tanrıyı bu konuda istediğim kadar küçültebilirim.
Bir yukarıda ki arkadaşımız farklı yaşam formu tanımlamasından cin kelimesine gelmeyi başardı. Açıkçası senden daha iyisini beklerdim.
Farklı ve zeki yaşam formlarının olduğu neredeyse aşikar bir durumdur ki uzayı iddia ettiğinizin yarısı kadar biliyorsanız bunuda bilmeniz gerekirdi.
Üçüncüsü gelelim mirac mucizesinin açıklamasında başlangıç olarak kara delikler hakkında en önemlisi ışık hızı hakkında bilgin yok denecek kadar az görünüyor. Işık hızı dediğimiz şey bir sınırdır karadelik dediğimiz şey ise sıradışı bir olaydır. Ne oldukları konusunda teoriler var ancak ispatlanmamış sizinde dediğiniz gibi ışık bile çekim gücünden kurtulamaz.

Benden size ufak bir tavsiye bence siz sırası ile karadelikleri, ışık hızını ve ışık hızını aştığınızı iddia ettiğiniz miraç olayını araştırın derim

Küçültürsen küçült bana ne ki(Allah asla küçülmez)? Küçültemezsin çünkü biliyorum. Senin küçlütmen Allah'a bir zarar veremez ki, Allah aşkındır. Sen sadece Allah'ı eleştirdiğini sanıp kendini küçültürsün. Nimetlerini inkar edersin. Sonuç ise büyük bir hüsran olur emin ol :) İnsan Allah'a karşı hiçbir şey yapamaz.

Allah her türlü noksanlıktan uzaktır. Sen değil ama :) Senin soruna cevap şu ayette gizlidir. Ben kendi fikirlerimle cevap vermeyi sevmiyorum. En güzel söz Allah'ın sözüdür onla cevap verip geçmek lazımdır.

Sen küçültemezsin ki hem, yaratılmış yaratanı nasıl küçültsün? Üstelik bunu da yani irade ve akılı da ona veren yaratan iken. . ? Bu sözler saçma ve ben sizi tartışmaya değer bulmadım.

ZUMER-7
Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.


Bilim konusunda bilgisiz değilim, biyoloji esas olmak üzere diğer bilimler de az çok ilgiliyim. Alim diyemem kendime, ancak habersiz de değilim. Bilim de kullanılan method şudur: Yanlışlama. Yani dediğin uzayın sonuna gidip bakmak demek bile o kadar komik ki :) Senin gibi insanlar demek ki, ilkçağda yaşasalardı. Dünyanın tamamı gezilmeden yuvarlak olduğunu bilemeyiz diyeceklerdi komik :) Baksana gemilerin denizde gidşine eğer bilinçli akıl kullanırsan bilimi anlamak da dini anlamak da çok kolay, yeter ki aklı doğru bir şekilde anlamak amacı ile kullanalım. Amaç çarpıtmaksa, bunun inan cahil ya da akıllıca olduğunu sanılarak yapılanı arasında pek bir fark yok.

Modern Kuantum Fiziği ve Bin Bang evrenin genişlediğini söylüyor.

ZARİYAT-47
Bütün bir göğü kendi güç ve kudretimizle Biz inşa ettik ve onu sürekli genişleten de Biziz.


Bilimle din asla, zıt değildir. Benim bu konuda Kuran'a güvenim tamdır. .

YASİN-11
Çok fazla bir şey demeye de gerek yok aslında size, şu ayeti de bilirken. .
Sen ancak (ilahi) uyarıyı can kulağıyla dinleyen ve insan kavrayışının ötesinde bulunmasına rağmen Rahman'dan korkan kişiyi uyarabilirsin, işte böylelerine (Allah'ın) mağfiretini ve en güzel ödülü müjdele!


KAF-45
Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.


GAŞİYE-22
Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.


Ben'de bu konuda sevgili Peygamberimizi örnek alıyorum. Ancak Allah'tan korkanı hidayete getirebilecek bir kitap bu, korkmayan ise elbette inkar ettiği şeyle kıyamet günü yüzleşecektir.

Tartışmadan kaçıyor da değilim, ancak yeterli bu kadar.

BAKARA-256
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

KEHF-29
De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.


Işık hızını aştığını iddia ettiğiniz diyorsunuz da sürekli, bilime göre zaten aşılmıştır ışık hızı. .
Deneyleri halen devam ediyor ama bir iki deneme oldu bu konuda. .

Beni tanımadan ne iddia ettiğimi bilmeden, insanlar ile tartışmak için, böyle sırnaşmak da hoş değil .. bil isterim :)

Kimse sizin ön yargılarınızı aklamak zorunda değil, inanmıyorsunuz madem, o zaman neden tartışıyorsunuz? Kimsenin sizi zorladığı yok ki, ama inkar ettiğinizin özgürlüğünüzden dolayı doğan sorumluluğu ile karşılaşınca da kesinlikle pişman olacaksınız.

Kuran apaçık bir delildir. Keşke ondan bundan din adına duyduğunuz hurafeler- ki maalesef bu ülkede öyle şeyler yapılıyor- ile gerçek dini hak dini asla bir tutmayın.

KASAS-56
Şüphesiz ki sen sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin. Fakat Allah (isteyenin) doğru yola yönelmesini diler. Zira O kimin doğru yola girmek istediğini çok iyi bilir.


RA'D-40
O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer.


Yani inanmaman sana kalmış, ben bilim ile dini ayırmadığım için kafamda ki ayırmak da çok yersizdir. Hele de İslam gibi bir din bilime asla düşman değildir, müslümanlar düşman olsa da.

Tek cevabım: Keyfin bilir. . :)
Yalnız beni cahil diye suçlayamazsın, bilimden uzak biri değilim. Dini konulardaki bilgim çok daha azdır bilimle alakalı okuduklarıma göre. . Zaten o yüzden de dini öğreniyorum en baştan.

Sana da tavsiye ederim, en baştan Kuran'ı oku. Din adına sana söylenen ve kafanı karıştıran çoğu şeyin aslında orada olmadığını, onda sadece iyilik, erdem, adalet, ahlak, sevgi, tevhid olduğunu göreceksin. :)

İyi akşamlar başka görüş yazmayacağım daha önemli işlerim var :)
Ben dine inanmayanlardaki bu inadına düşmanlığı hiç anlayamıyorum. Madem inanmıyorsunuz neden tartışmak için bu konuyu bu kadar can atıyorsunuz? Düşündürücü ve temel olan soru bence bu :)

İnanmadığı şey için tartışan insanla, inandığı şey için tartışan insan bir olmaz.
Biri ne kadar mantıklıysa, diğeri de o kadar mantıksızdır. .

Bizim dinimiz özgürlük dinidir. İnkar ediyorsun, peki ama inkar ettiğin azab ile yüzleşince, onu başından savacak gücün var mı? O zamanda mı, kesinleşmemiş sadece hipotezler üzerindeki- yanlış hipotezler bilim bu konuda seni kesinlikle yalanlıyor- sanılarla mı itiraz edeceksin?

Unutma o gün söylediklerini ve yaptıklarını inkar hakkın olmayacak. .
Sen bilirsin. . Ne diyelim. :)
Bende zaten, din öğretmeni falan değilim. İnanmayan birine de bir şeyi ısrar etmeni anlamı yoktur.

Ama şu ayetleride okumak lazım. Ayetleri inkar edip, peygamberleri alay konusu yapanlara Allah'ın ne cevap verdiğini de okumak lazım. . :)

KEHF-103-104-105-106
De ki: "Eylem olarak en büyük kayba uğrayacak olanı size haber verelim mi?"
Bunlar, dünya hayatında tüm yapıp ettikleri (istikametten) sapmış olan kimselerdir: oysa ki bu tipler, kendilerinin güzel ve erdemli işler yaptığını sanmaktadırlar.
Onlar, Rabblerinin âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir. Biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü/değerlendirmeye tabi tutmayacağız
İşte böyle. İnkâr etmeleri, âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir.


ALİ İMRAN-188
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.


Ayetleri bilinçli olarak yazıyorum ki, görmedim, bilmedim, duymadım diye inkar hakkın olmasın. Hem de Peygamberin sünneti de budur. Yanlış anlama lütfen bu ayetleri yazarak cevap vermemi, keşke bugüne kadar hep böyle verilseydi cevaplar..

Ben müslümanların Kuran'dan uzaklaştıkları gerçeğini kabul ediyorum. Bilime de sırtımızı döndük maalesef bazı konularda. .
Ancak artık öze dönüş vakti geldi. Dediğin iddialar boş, din ve bilim zıt değiller ki, bilimin söylediği dini yalansın . .
Aklın almayabilir tamam, ama o senden kaynaklanan bir sorun. Aklını doğru kullanırsan almayacak hiçbir şey yoktur.

Sana başka cevap yazmayacağım yazacaklarım bu kadar :)
Yalnız nasıl insanlar senin inancına karışmıyorlarsa, sende insanların inancına karışmazsan iyi olur. Hele de küçümsemek, aşağılamak kimsenin haddi değildir.

İslam emeğe değer verir. Emek verip, çalışmış akademisyen olmuş o kadar kitap okumuş biri bir yanda, diğer yanda Kuantum fiziğinden bile haberi olmayan, "Birincisi uzay sonsuzdur sonuna ulaşıldığın da ki bu neredeyse namümkün bir durumdur newtonla beraber haksız çıkabilirim." yazan emeksiz bir anlayış bir olmaz.
Yalnız değilsin ama
Çok var oturduğu yerden ahkam veren, bir de söylediklerine bakıyorum. . Bomboş laflar. .

Ne bilimle, ne dinle ne de insanın özü olan vicdanla alakası olmayan sözler. .
Hacı Bektaş Veli'nin güzel bir sözü vardır.

"Cahiller ve hak tanımazlara, sükût ile karşılık veriniz." ;)

Bende söylediklerini karşı ayetleri yazıp susmayı tercih ediyorum :)
Modern bilim İslam'ı haksız çıkarmak şöyle olsun, aksine çok daha yüceltti.
İslam'da akıla sürekli dikkat çeker. Düşünmeyi ana gündeme getirir. ;)

Bu arada şunuda eklemek lazım, Newton tarzı bir koyu bir determinizm modern bilimde artık kabul görmüyor. Daha indetermistik yaklaşımlar ve yanlışlama methodu hakimdir.

Bu konuda daha fazla tartışmak istemiyorum. :) Allah'a inanmıyorsun aşırı materyalist bozuk bakış açından peki ama şu maddi olan ve sürekli gördüğün
Şu evrendeki düzenden de mi habersizsin yani?
O düzeni yaratan da, bilimde incelenen her şeyi yaratanda ve yine hak olarak Kuran'ı indiren de aynı Allah görmüyor musun hiç? Düşünmüyor musun?

İster uyarsın ister uymazsın o senin işin ama keşke bilimi istismar etmeseniz sürekli. .
Din ile bilim çok da ayrı şeyler değil ki . .
Sevgisiz materyalizmden yine beni yaratan rahman sahibi, kullarını seven onlara sonsuz rahmet eden Allah'a sığınıyorum. :)

Ve bu saçma bulduğum tartışmayı burada bitiriyorum. :)

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Burada gerek siz, gerek de bir kaç isim sürekli birileri ile tartışmaya alışmış olabilirler, ya da farklı fikirleri ille de kendi gibi düşünmeye zorluyor olabilirler. Bu beni ilgilendirmez başkaları beni bağlamaz. Ama ben o tip biri değilim. Dürüst olmak gerekirse kimsenin tartışma arkadaşı değilim. O yüzden konularıma görüşlerinizi görüşlerimi alıntılamadan yazarsanız çok sevinirim ^^ İyi geceler sevgili (!) UrophLed . . :) ;)

 


Yine uzun ancak hiçbir şey boş mesajlardan birisidir.
Yine ve yine aynı hata bilim ve din aynı değil zıt kutuplardır. Bunu savunmak bir yana bir dillendirmek bile komik ama mesajına nezaketen cevap veriyorum.
Bundan 2000 sene önce yıldırımlar tanrıların öfkesi olduğu sanılıyordu. Kuyruklu yıldız gelecekten haber veriyordu. Ama şimdi yıldırımların nasıl oluştuğunu kuyruklu yıldızların kehanet taşımadığını biliyoruz. Bunlarla islamın alakası yok deme mirac ise başlı başına bir yalandır.

Örneğin peygamberin tüm uzayı ışık hızından bile yüksek bir hızla geçtiğini açıklamak şöyle dursun ışık hızını geçtiğini savunmak onuda kanatlı bir atla hiç bir destek almadan geçtiğini savunmak bilimsel olarak açıklayamazsın.

Gelelim senin ışık hızını aşma olayına

En basit en yalın haliyle anlatımı budur.
Yani Hz muhammedin kanatlı bir atla üstelik hiç bir sağlık desteği olmadan uzayda uçtuğuna bilinen tüm hız limitlerini aştığına inanmanın bilimde yeri yoktur. Çabanı takdir ediyorum ama kendi fantastik görüşlerini bilimde yeri varmış gibi anlatmaman senin için daha iyi olur.

Hepsi bir yana uzay astrofizik benim hobim deyip kara delikleri hız birimi sanmanı unutmayacağım

Konuyu kasıtlı olarak çarpıtıyorsun. Yazdıklarımı da öyle.

1.Işık hızı aşılabilir. Karadelikler bunun göstergesidir. Karadelikler ışığı dahi çekebilme kapasitesine olduğuna göre kafayı ışık hızı ile bozmaya gerek yok. :)

2. Peygamber ışık hızını geçti ya da ışık hızı ile gitti diyen kimse yok ki, Peygamber Allah tarafından mescidi Aksaya gitmesi duruma var. Üstelik bazı mütesseffirler bu olaya manevi gerçekleşti demektedirler.

3.Kanatlı at ne ya? Ne saçmalıyorsun, uydurma kitaplardaki uyduruk bilgilerle Kuran'ı suçluyorsunuz. At falan geçmiyor Kuran'da kafanızan uydurmayın. Kafayı takmışsınız saplantılarınıza. Hangi hocadan kulaktan dolma ne duydun bilmem ama, bir şeyi eleştireceksen önce onun ne olduğunu bil.
Bir şeyi eleştirmeden önce ne olduğunu bilip eleştirseniz keşke, bilgi sahibi olmadan eleştirmek ne kötü. .


Zıt kutuplar değildir diyorum sonuna kadar. Bu konuda Kuran'a güvenim tam.

Kuran'da öyle bir öfke falan yok. Uydurma mitolojileri İslam ile bir tutmayın. İslam zaten bu anlamsız, hurafelere inanan saplantılı bir toplumdan bir akıl toplumu meydana getirmiştir.
Siz gerçek İslam'ı hiç bilmiyorsunuz.

Bilimden de haberiniz yok, dinin asılından da kafanızda bir şey bulmuşsunuz. Kurmuşsunuz onu eleştiriyorsunuz. Hangi iddianıza ne cevap vereyim ki, ortada kayda değer bir eleştiri bile yok.

Miraç olayı gerçektir. Ancak sandığın gibi Peygamberin uzayda uçması diye bir şey yoktur. Peygamberin başka bir aleme yükselmesi vardır. Başka bir alem diyorum, orayı materyalist sınırlı bakış açısıyla yargılama. .

Ayrıca Allah kuluna şah damarından daha yakındır. Kafanızdaki din, Allah, Peygamber, miraç algısı Kuran'da anlatılan uymuyor.

Olmayan şeyler üzerinden İslam'ı eleştirmek de fazlasıyla komik oluyor.
Size başka diyecek bir şey yok. Önce öğrenin, sonra sorular sorun.
 
Neyse kimseyle tartışmanın bir anlamı yok. . Herkes keyfince takılsın. .
Ama inançlara karşı saygısızlık yapmasın buna kimsenin hakkı yok. .
 
Geri