CesuryureK
Üye
-
- Katılım
- Nisan 5, 2019
-
- Mesajlar
- 54
-
- Tepkime puanı
- 75
-
- Puanları
- 268
-
- Konum
- Forty Three
Aldous Huxley Kimdir?
İngiltere'nin Sussex bölgesindeki Godalming'de doğmuştur.
Birçok meşhur bilim kişiyi ve oyuncu yetiştirmiş olan Huxley ailesinin tek üyesidir.
Darwin'in sıcak savunucularından meşhur biyolog Thomas Henry Huxley'in torunu, yeniden meşhur biyolog Sir Juilan Huxley'in kardeşiydi.
Annesi şair ve denemeci Matthew Arnold'ın yeğeniydi.
Babası Leonard Huxley ise Cornhill dergisinin sahibi ve yöneticisiydi.
Bilimi ve edebiyatı birleştiren bu entelektüel kalıt Huxley'in dünyaya bakışının esasını meydana getirdi.
1908-1914 seneleri arasında yaşadığı üç sarsıcı olay; annesinin ölümüyle ailesinin dağınık hale gelmesi, Eton'da talebeyken onu nerdeyse kör olma noktasına getiren göz hastalığı ve kardeşinin intiharı Huxley'in bütün gençliğini etkiledi ve yaşamında silinmez izler bıraktı.
Yazar, yaşamının bitimine kadar göz hastalığıyla savaşmak mecburiyetinde kalmıştır.
Eton College'da okuduğu sıralar gözlerindeki tek rahatsızlık sebebinden kör olma tehlikesiyle karşılaşınca, öğrenimine ara vermek mecburiyetinde kalmıştır.
Sonradan Oxford Üniversitesindeki Balliol College'da okumuştur.
Romanları ve denemeleriyle ünlü olmasına rağmen kısa hikâyeler, şiir, gezi yazıları, film hikâyeleri ve senaryolar ile de uğraşmıştır.
Roman ve denemelerinde sosyal norm ve idealleri, bilimin insan hayatında hatalı tüketimini eleştirmiştir.
Parapsikoloji ve mistik esaslı felsefelerle ilgilenmiş ve bu konularda yazılar kaleme almıştır.
Özellikle Türkçeye "Kadim Felsefe" isimiyle çeviri edilen "Perennial Philosophy" isimli yapıtı Perennial Felsefeyi muhtelif etraflarda yine gündeme taşımıştır.
Ayrıca "Cesur Yeni Dünya" isimli eseri distopya türünün ehemmiyetli örneklerinden birisidir.
1916-1920 seneleri arasında, daha fazla Fransız Simgecileri'nin etkisini taşıyan şiirlerden meydana gelen dört kitap yayımladı.
Askerlikten muaf tutulan Huxley, bir müddet tek çiftlikte tarım işçisi olarak çalıştı.
1919'da Maria Nys ile izdivaç etti.
Kısa öykülerinin yer aldığı Limbodan (1920) ardından kendini üne kavuşturan "Crome Yellow / Krom Sarısı" (1921) isimli ilk romanı yayımlandı.
Romanı F.
Scott Fitzgerald övgüyle karşıladı.
1923'ten ileri yıllarının devasa kısmını İtalya'da yaşamış Huxley, 1930-1937 arasında Güney Fransa'da yaşadı. 1954 yılında yayımlanan "The Doors of Perception / Algı Kapıları" (1954) ve devamı niteliğindeki "Heaven and Hell / Cennet ve Cehennem" (1956) geniş yankılara yol açtı. Kitap "beat kuşağı"nın başucu yapıtlarından biri oldu. The Doors topluluğu adını bu kitaptan esinlenerek aldı, ayrıca yapıt The Beatles'in Sergeant Pepper albümüne esin kaynağı oldu. 1955'te Maria Huxley öldü. Aldous Huxley, bir yıl sonra psikoterapist Laura Archera ile evlendi.
1958 yılında "Brave New World Revisited / Yeniden Ziyaret Edilen Cesur Yeni Dünya" yayımlandı. 1962'de yayımlanan "Island / Ada" son romanıdır. Aynı yıl Los Angeles'deki evi yandı. Huxley, kendi sözleriyle artık "mülksüz ve geçmişi olmayan" bir adamdı. Huxley, 22 Kasım 1963'te Hollywood'daki evinde hayata gözlerini yumdu.
1940'lı yıllardan sonra Doğu mistisizmine ilgi duymaya başlayan Huxley'nin; bir yaşam boyu sürdürdüğü arayışını, ölmeden bir yıl önce yazdığı "Ada" adlı romanında, Zen Budizm'inde noktaladığını anlıyoruz.
İngiltere'nin Sussex bölgesindeki Godalming'de doğmuştur.
Birçok meşhur bilim kişiyi ve oyuncu yetiştirmiş olan Huxley ailesinin tek üyesidir.
Darwin'in sıcak savunucularından meşhur biyolog Thomas Henry Huxley'in torunu, yeniden meşhur biyolog Sir Juilan Huxley'in kardeşiydi.
Annesi şair ve denemeci Matthew Arnold'ın yeğeniydi.
Babası Leonard Huxley ise Cornhill dergisinin sahibi ve yöneticisiydi.
Bilimi ve edebiyatı birleştiren bu entelektüel kalıt Huxley'in dünyaya bakışının esasını meydana getirdi.
1908-1914 seneleri arasında yaşadığı üç sarsıcı olay; annesinin ölümüyle ailesinin dağınık hale gelmesi, Eton'da talebeyken onu nerdeyse kör olma noktasına getiren göz hastalığı ve kardeşinin intiharı Huxley'in bütün gençliğini etkiledi ve yaşamında silinmez izler bıraktı.
Yazar, yaşamının bitimine kadar göz hastalığıyla savaşmak mecburiyetinde kalmıştır.
Eton College'da okuduğu sıralar gözlerindeki tek rahatsızlık sebebinden kör olma tehlikesiyle karşılaşınca, öğrenimine ara vermek mecburiyetinde kalmıştır.
Sonradan Oxford Üniversitesindeki Balliol College'da okumuştur.
Romanları ve denemeleriyle ünlü olmasına rağmen kısa hikâyeler, şiir, gezi yazıları, film hikâyeleri ve senaryolar ile de uğraşmıştır.
Roman ve denemelerinde sosyal norm ve idealleri, bilimin insan hayatında hatalı tüketimini eleştirmiştir.
Parapsikoloji ve mistik esaslı felsefelerle ilgilenmiş ve bu konularda yazılar kaleme almıştır.
Özellikle Türkçeye "Kadim Felsefe" isimiyle çeviri edilen "Perennial Philosophy" isimli yapıtı Perennial Felsefeyi muhtelif etraflarda yine gündeme taşımıştır.
Ayrıca "Cesur Yeni Dünya" isimli eseri distopya türünün ehemmiyetli örneklerinden birisidir.
1916-1920 seneleri arasında, daha fazla Fransız Simgecileri'nin etkisini taşıyan şiirlerden meydana gelen dört kitap yayımladı.
Askerlikten muaf tutulan Huxley, bir müddet tek çiftlikte tarım işçisi olarak çalıştı.
1919'da Maria Nys ile izdivaç etti.
Kısa öykülerinin yer aldığı Limbodan (1920) ardından kendini üne kavuşturan "Crome Yellow / Krom Sarısı" (1921) isimli ilk romanı yayımlandı.
Romanı F.
Scott Fitzgerald övgüyle karşıladı.
1923'ten ileri yıllarının devasa kısmını İtalya'da yaşamış Huxley, 1930-1937 arasında Güney Fransa'da yaşadı. 1954 yılında yayımlanan "The Doors of Perception / Algı Kapıları" (1954) ve devamı niteliğindeki "Heaven and Hell / Cennet ve Cehennem" (1956) geniş yankılara yol açtı. Kitap "beat kuşağı"nın başucu yapıtlarından biri oldu. The Doors topluluğu adını bu kitaptan esinlenerek aldı, ayrıca yapıt The Beatles'in Sergeant Pepper albümüne esin kaynağı oldu. 1955'te Maria Huxley öldü. Aldous Huxley, bir yıl sonra psikoterapist Laura Archera ile evlendi.
1958 yılında "Brave New World Revisited / Yeniden Ziyaret Edilen Cesur Yeni Dünya" yayımlandı. 1962'de yayımlanan "Island / Ada" son romanıdır. Aynı yıl Los Angeles'deki evi yandı. Huxley, kendi sözleriyle artık "mülksüz ve geçmişi olmayan" bir adamdı. Huxley, 22 Kasım 1963'te Hollywood'daki evinde hayata gözlerini yumdu.
1940'lı yıllardan sonra Doğu mistisizmine ilgi duymaya başlayan Huxley'nin; bir yaşam boyu sürdürdüğü arayışını, ölmeden bir yıl önce yazdığı "Ada" adlı romanında, Zen Budizm'inde noktaladığını anlıyoruz.
Moderatör tarafında düzenlendi: