Albert Camus Kitaplarından Alıntılar

Konu sahibi son olarak 2813 gün önce görüldü
Akşam, Marie beni görmeye geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. "Bence bir, ama istersen evleniriz," dedim.

Yabancı (Sf.47)


------------------------------------------------


Anam ölmüş bugün. Belki de dün, bilmiyorum. İhtiyarlar Yurdu'ndan bir telgraf aldım. "Anneniz vefat etti. Yarın kaldırılacak. Saygılar." Bundan bir şey anlaşılmıyor. Belki de dündü.


Yabancı (Sf.13)


-----------------------------------------------

Doğruluk duygusu, haklı olmanın verdiği doyum, kedini değerlendirmenin sevinci, bayım, bizi ayakta tutan ya da ilerleten güçlü zembereklerdir. Tersine, insanları bundan yoksun ederseniz, onları ağzı köpüren köpeklere çevirirsiniz. Nice suçlar işlenmiştir, yalnızca bunları işleyenler kusurlu olmaya dayanamadıkları için!


Düşüş (Sf.19)


----------------------------------------------

Tanrılar Sisifos'u bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkûm etmişlerdi; Sisifos kayayı tepeye kadar getirecek, kaya tepeye gelince kendi ağırlığıyla yeniden aşağı düşecekti hep. Yararsız ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi, o kadar haksız da sayılmazlardı.


Sisifos Söyleni (Sf.121)


----------------------------------------------

Sessizlik içindeki Mersault, bu gözyaşı ve güneş yüzlü yaşamı, bu tuz ve sıcak taştaki yaşamı sevmek ve ona hayranlık duymak için kendinde taşkın, derin güçler buluyordu; onu okşamakla, kendisindeki bütün aşk ve umutsuzluk güçleri birleşecekmiş gibi geliyordu. Yoksulluğu ve eşsiz zenginliği buradaydı. Sanki sıfıra inerek oyuna yeniden başlıyor gibiydi, ama bu kez kendi güçlerinin ve kendisini yazgısının karşısında sıkıştıran duru ateşin bilincindeydi.


Mutlu Ölüm (Sf.92)


----------------------------------------------------

İzleyen günlerde, Mersault üzerindeki bu uyuşukluğa karşı koymaya çalıştı. Günler, bahçe kapısının gıcırtısı ve sayısız sigarayla dolu geçerken, bir sıkıntı onu bu yaşama iten davranışla, bu yaşam arasındaki uyuşmazlığın boyutunu gösteriyordu.


Mutlu Ölüm (Sf.117)


------------------------------------------------------


Evet, benden daha doğal az kimse bulunur. Yaşamla uyuşmam eksizdi, yaşama ilişkin hiçbir alayı, hiçbir büyüklüğü ve hiçbir köleliği reddetmeden, yukarıdan aşağıya yaşama katılıyorum.


Düşüş (Sf.25)


-----------------------------------------------------


Vaktiyle bir sanayici tanımıştım, mükemmel, herkesçe tanınan bir karısı vardı, ama adam yine de aldatıyordu karısını. Bu adam, haksız olduğu için, bir erdem beratı alamadığı ya da bu berata layık olamadığı için, sözcüğün tam anlamıyla kuduruyordu. Karısı mükemmel davrandıkça, o büsbütün kuduruyordu. Sonunda haksızlığı kendisi için dayanılmaz bir hal aldı. O zaman ne yaptı dersiniz? Onu aldatmaktan vaz mı geçti? Hayır. Öldürdü onu.


Düşüş (Sf.19)


-------------------------------------------------


Yaşam benim için gittikçe zorlaşıyordu; beden keyifsiz oldumu, yürek de ölgünleşir.. Bana öyle geliyordu ki, hiç öğrenmemiş olduğum, ama yine de çok iyi bildiğim bir şeyi, yani yaşamayı unutuyordum..


Düşüş (Sf.34)


------------------------------------------------------


İnsan bazen sapıtıyor, apaçık gerçeklerden kuşkuya düşüyor, hatta iyi bir yaşamın sırlarını keşfettiği zaman bile. Benim çözümüm kuşkusuz en iyisi değil. Ama insan yaşamını sevmediği zaman, onu değiştirmek gerektiğini bildiği zaman, elinde başka seçeneği yoktur, öyle değil mi? Bir başkası olmak için ne yapmalı? Olanaksız bu. Artık hiç kimse olmamak, herhangi biri uğruna kendini unutmak gerekirdi, hiç değilse bir kez. Ama nasıl? Bunaltmayın beni. Ben, bir gün bir kahvenin tersında elimi bırakmak isteyen o ihtiyar dilenci gibiyim. "Ah,bayım," diyordu adam,
"mesele kötü insan olmak değil; ama ışığı yitiriyor insan."
Evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin o kutsal masumluğunu yitirdik biz.


Düşüş (Sf.100)


------------------------------------------------


Tutukluluğumun başlarında bana ağır gelen şey, özgür bir insan gibi düşünmemdi. Örneğin, içimden kumsalda olmak, denize doğru yürümek geliyordu. İlk dalgaların sesini tabanlarımın altında duymayı, bedenimin suya girişini ve bundaki ferahlığı hayal edince, hücre duvarlarının birbirine çok yakın olduğunu hissediyordum. Ancak bu birkaç ay sürdü. Sonraları, sadece hükümlüler gibi düşünür oldum. Artık avluda yaptığım günlük gezintiyi ya da avukatımın gelmesini beklemeye başladım. Vaktimin geri kalan kısmını oldukça iyi idare ediyordum. O zaman sık sık düşünüyor ve içimden: Beni kuru bir ağaç kavuğunda yaşamaya zorlasalardı da gökyüzüne bakmaktan başka işim olmasaydı, yavaş yavaş buna da alışır giderdim, diyordum.


Yabancı (Sf.74)


-----------------------------------------------------


Varlığı yaşaması için gerekli olan uykudan yoksun bırakan bu çok önemli duygu nedir?


Sisifos Söyleni (Sf.17)


-------------------------------------------------------

Tekerlekler üzerinde kayan zindanımın karanlığında, yorgunluğumun ta derinliklerinden gelişmişçesine, sevdiğim bir kentin, kendimi mutlu hissettiğim belli bir saatin bütün bu alışılmış gürültülerini eskisi gibi, bir bir bulur gibi oldum. Gerginliğini yitiren havada, gazete satıcılarının sesi, küçük parktaki son kuşların ötüşü, sandviç satıcılarının bağrışması, kentin yüksek dönemeçlerinde tramvayların çıkardığı iniltili gıcırtılar ve göğün daha gece limanın üzerine çökmeden önceki uğultusu, bütün bunlar, benim için, cezaevine düşmeden önce bildiğim gözü kapalı bir gezintiyi düzenliyordu. Evet, bu saat, bundan çok zaman önceleri, kendimi mutlu hissettiğim bir saatti. Beni o zamanlar bekleyen, hep hafif ve deliksiz bir uykuydu. Ama yine de birşeyler değişmişti. Yarını gözlerken, kendimi yeniden hücremde buluverdim. Yaz göklerinde uzanıp giden o bildik yollar insanı günahsız uykulara da zindanlara da götürebiliyormuş demek.


Yabancı
 
Ne çok okumak istediğim yazar varmış, bu da onlardan biri.. Yıllar yetecek mi acaba merak ediyorum..
 
Ne çok okumak istediğim yazar varmış, bu da onlardan biri.. Yıllar yetecek mi acaba merak ediyorum..

Yabancı yi mutlaka okumalisin:cici:

Düşüş e daha dün başladım ve cok güzel hatta okuduktan sonra gönderebilirim 2. El kitapları seviyorsan.
 
Yabancı yi mutlaka okumalisin:cici:

Düşüş e daha dün başladım ve cok güzel hatta okuduktan sonra gönderebilirim 2. El kitapları seviyorsan.

Düşüş hakkındaki yorumunu mutlaka istiyorum..

2. el kitaplara gelince; Soljenitsin'in İlk Çember'i vardı elimde yakın zamanda. Kitap o kadar eskiydi ki kapağı parçalanıyordu okurken, kaç kere yapıştırdım, kapladım, okuyana kadar binbir çile çektim.. Ama azmettim, okudum.. :)

Düşüş'in e-kitabı yoksa bende, seve seve kabul ederim.:)
 
Düşüş hakkındaki yorumunu mutlaka istiyorum..

2. el kitaplara gelince; Soljenitsin'in İlk Çember'i vardı elimde yakın zamanda. Kitap o kadar eskiydi ki kapağı parçalanıyordu okurken, kaç kere yapıştırdım, kapladım, okuyana kadar binbir çile çektim.. Ama azmettim, okudum.. :)

Düşüş'in e-kitabı yoksa bende, seve seve kabul ederim.:)

Ben de kadıköy de ki sahaflardan buluyorum bir de taksimde bir yer var çok eski ama harika kitaplar var.
Bitirir bitirmez yazacağım mutlaka. :cici:

Sartre ve Camus ikilisini severim bir de Dante var fransız edebiyatı sevmeye sebep
 
Ben de kadıköy de ki sahaflardan buluyorum bir de taksimde bir yer var çok eski ama harika kitaplar var.
Bitirir bitirmez yazacağım mutlaka. :cici:

Sartre ve Camus ikilisini severim bir de Dante var fransız edebiyatı sevmeye sebep

Sartre'ın yeri ayrıdır benim için.. İlahi Komedya durur bilgisayarımda, ara ara bakıyorum ancak..

İzmir'de sanırım Karşıyaka'da var bolca kitapçı, öyle sahafa hiç rastlamadım daha..
 
soru: zamanı yitirmemek için ne yapmalı? yanıt: onu alabildiğine duyumsamak. yöntem: bir dişçinin bekleme odasında rahatsız bir koltukta gün geçirmek, pazar öğleden sonrasını balkonda yaşamak, anlamadığımız bir dilde konferanslar dinlemek, ayakta yolculuk etmek, tiyatro gişesi önünde kuyruğa girmek ve bilet almamak, vb."


Veba.
 
Yabancı' nın yeri ayrıdır. Bir kitap düşünün Ilk cümlesi " annem ölmüş bugün, belki de dün bilmiyorum..."
Daha ilk cümlesi ile etkileyebilen ender kitaplardandır.

Ayrıca endofme Alsancak ve ara sokaklarında sahaf gördüm gibi hatırlıyorum. Bunun yanında Bornova da da olduğunu söylediler ancak görmedim henüz. Bulduğumda paylaşırım seninle.
 
Geri