Akşemsettin mi? Pasteur mü?

A
  • Kullanıcı aXi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Türk Tarihi
PASTEUR DEN 400 SENE ÖNCE MİKROBU BULAN BÜYÜK İSLAM ALİMİ AKŞEMSEDDİN

Akşemseddin dini ve tıbbi ilimlerde geniş bilgiye sahipti.Bilhassa tıp hakkında bilgisi sonsuzdu.Yaşadığı çağda onunla yarışabilecek kimse yoktu.Hastalıkların teşhisini yanılmadan hemen koyar, ilacınıda bizzat kendisi hazırlardı.

Şu hadise,onun bu konuda ne büyük bir uzman olduğunu anlatmaya yeter: Bir gün vezir Halil Paşa'n...ın oğlu hastalanmıştı. Devrin ünlü doktorlarının hepsi çağrıldı. Tedavi etmeye çalıştılar. Kendilerine göre bir kısım ilaçlar hazırladılar. Akşemseddin de davet edildi. İçeriye girince saygıyla karşılandı. Akşemseddin'in ilk işi, doktorların nasıl bir teşhis koyduklarını ve ne gibi ilaçlar hazırladıklarını sormak oldu. Hastaya bir de kendisi baktı. İyiden iyiye muayene etti. Teşhisi yanlış buldu. Verilen ilaçlar kullanılmamalıydı. Hekimler buna itiraz ettilerse de, Akşemseddin hepsini susturdu. Kendisi bir ilaç hazırladı. Çocuğa içirdi. Çok geçmeden çoçuk iyileşti. Doktorlar şaşırıp kaldılar.

İşte Akşemseddin doktorlukta bu derece bilgiliydi. Bitkiler üzerinde geniş araştırmalar yapmıştı. Hangi bitkinin hangi hastalığa iyi geldiğini çok iyi bilirdi. Bitkilerden yaptığı ilaçlar birer harikaydı. Bu hususta öylesine uzmanlaştı ki bitkiyi görür görmez hangi hastalığın ilacı olabileceğini hemen kestirirdi.
Şöyle bir şey anlatılır: Akşemseddin bir ilaç yapmak için dağlardan bitki toplarken, bitkiler dile gelir, "Ben şu hastalığa iyi gelirim" derlermiş. Akşemseddin’in keramet sahibi, Allah'ın sevgili bir kulu olduğunu düşünürsek, bunun hiçte mübala olmadığını kolaylıkla anlarız.

Akşemseddin, bedeni hastalıkların olduğu kadar ruhi hastalıklarında usta hekimiydi. O’na "Tabibi ervah-Ruhların doktoru" derlerdi. Devrinde hastaların sığınağı oldu. Hastaları sür'atle sağlığa kavuşturmakla tanındı. Bu konuda ki hüneri dillere destan oldu.

Akşemseddin, bilhassa, bulaşıcı hastalıklarla ilgilendi. Çünkü o zamanlarda salgın hastalıklar binlerce kişinin ölümüne sebep oluyordu. Bu insanları ölüme terketmek uygun olmazdı. Rasulullah'ın ifadesi ile "Her derdin devası vardı". Bu bulunabilir, hastalığın hangi yollarla bulaştığı tespit edilir ona göre tedavi edilebilirdi. Akşemseddin bu konuda inceden inceye araştırmalar yaptı. Sonun da "Maddet-ül Hayat" adlı tıp kitabında belirttiği şu neticeye vardı:

"Hastalıkların insanlar da teker teker ortaya çıktığını sanmak hatalıdır. Hastalık insandan insana bulaşmak suretiyle geçer. Bu bulaşma gözle görülmeyecek kadar küçük, lakin canlı tohumlar vasıtasıyla olur."

Böylece Akşemseddin, mikrobun tarifini yapmış, her türlü hastalığı, gözle görülmeyecek kadar küçük canlıların yaptığını dünya da ilk defa keşfetmiş oluyordu. Üstelik mikroskop henüz icat edilmemişti. Fransız kimyacısı ve biyoloji bilgini Pasteur, ondan 400 yıl sonra, deneyler le aynı, sonucu alacak ve bize mikrobu ilk bulan kişi gösterilecekti. Bu büyük yanlış nihayet düzeltildi ve mikrobu ilk bulan bilgin olarak Akşemseddin, İlim tarihine geçti..

Kanserle de İlgilendi Akşemseddin kanserle de ilgilendi,bu konuda derin araştırmalar yaptı. O devirler de bu hastalığa "seretan" deniliyordu. O bu konuda da enteresan tesbitlerde bulundu.Kanserin Mikrobik olmyaıp bünyesel olduğuna delalaet ve işaretlerde bulundu...

O sırada avrupa tüm bu kavramların hayaline bile yakın değildi.hastalar müebbet hapis ediliyor,saralılar içine şeytan girdi diye yakılıyordu.


http://www.facebook.com/photo.php?f...01542803080.354876.179914728079&type=1&ref=nf
 
Geri