Rüşvet ve torpil üzerine tarihe yolculuk yapmak istedim ve çok ilginç bilgilere ulaştım.
Makalenin sunuşunda yazıyor:
"Rüşvet, Türk tarihinde eski dönemlerden beri varlığını sürdürmüştür. Rüşvet, bütün toplumlarda görülmekle birlikte Osmanlı Devleti’ne Selçuklu Devleti’nden intikal etmiştir. Osmanlının kuruluş yıllarından itibaren görülen rüşvet alımı ekonominin zayıfladığı dönemlerde daha da artmıştır. Rüşvet alımı, bazı dönemlerde ise hediye olarak gerçekleştirilmiştir. Osmanlının son zamanlarında devletin iktisadi, sosyal ve askeri yapısında bozulmalar meydana gelince, rüşvet ve yolsuzluk toplumda yaygın bir hale gelmiştir. Öyle ki artık rüşvet alımı açık bir şekilde gerçekleştirilmiş birçok memuriyet rüşvetle satılmıştır. Devlet yöneticileri, rüşveti kimi zaman görmezden gelirken kimi zaman da rüşvete ağır cezalar vermiştir. Rüşvete bazı zamanlarda ağır cezalar verilse de devletin yıkılışına kadar rüşvet, çaresi olmayan bir hastalık olarak devam etmiştir. Bu çalışmada ilk olarak Tanzimat öncesi ve Tanzimat dönemindeki rüşvet alımlarından bahsedilmiştir. Burada devlet yöneticilerinin rüşvete karşı olan tutumları ele alınmıştır. Daha sonra ise Osmanlı Devleti’nde rüşvet alan ve veren kişilere uygulanması gereken cezalar, arşiv belgeleri ve bazı kaynaklar ışığında belirtilmiştir. Bu çalışma ile Osmanlı Devleti’nin rüşvet suçuna karşı uyguladığı siyaset tespit edilmiş, rüşvet suçuna verilen cezalar ile Osmanlı Devleti’nin rüşvete olan bakış açısı aydınlatılmıştır."
İlginç rüşvet olayları da mevcut:
-Kanuni Sultan Süleyman döneminde devlet içinde görev alan tarihçi ve şair Gelibolulu Mustafa Âli (1541-1600) Bosna sancağındaki taleplerinin yerine getirilmesini istemek için Veziriazam Lala Mustafa Paşa’ya bir mektup yazar. Mektubunda bu iyilik karşılığında Paşa’ya yakışıklı, uzun boylu üç Bosnalı iç oğlanı gönderme söz verir.
-Fuzuli, Kanuni’nin Bağdat’ı fethinden sonra (1534) padişaha kasideler sunar ve padişah tarafından beğenilen kasideler karşılığında 9 akçelik maaşla ödüllendirilir. Maaşını almaya gittiğindeyse rüşvet talebiyle karşılaşır. En sonunda o ünlü cümlesini yukarıdaki yazıya ekleyerek bitirir: “Selam verdim, rüşvet değildir deyu almadılar. Hüküm (belge) gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler. Gördüm ki sualime cevaptan başka nesne vermezler, çaresiz mücadeleyi terk ettim…”
-"Padişah hizmetinde olalum deyü çok kişiler kadıya rüşvetler virüb yalvardılar: beni yaz didiler"
Bu cümleler henüz imparatorluğun ilk dönemlerinde Orhan Bey zamanında edilmiştir. Bursa kadısı Çandarlı Kara Halil Paşa’nın rüşvet istediği söylenmektedir. Kadının rüşvet alıp almadığını bilemeyiz ama yukarıdaki cümleden o dönemde devlet yapısında rüşvetin bir yöntem olarak bilindiği anlaşılabiliyor.
-II. Murat’ın veziri, Çandarlı Halil Paşa’nın rüşvet alması konusunda şunlar söylenebilir: “Her yıl kutsal şehirlere para yollayan II. Murat devlet hazinesinin sıkıntıda olduğu bir dönemde kutsal şehirlere para yollamak için Halil Paşa’dan ödünç para istemiştir. Bunun üzerine Padişah, Halil Paşa’ya “sakın rüşvet filöri9sinden verme” demiş, Paşa da onu teskin ederek “atamdan miras kalan filöridir” cevabını vermiştir. Buna göre Halil Paşa gibi dürüst bir vezirin dahi rüşvet aldığı ve padişahın da bu durumdan haberdar olduğu görülmüştür.
Kaynakça:
Osmanlı'da rüşvet var mıydı, varsa cezası, yaygınlığı ve önlenebilirliği ne durumdaydı?
listelist.com
Ayrıca Osmanlı'da Yolsuzluk isimli bir söyleşi de mevcut:
Medyascope'un konuğu Türkiye'nin önde gelen iktisatçılarından Şevket Pamuk.
medyascope.tv
----------------------------------
Bu ön bilgilerden sonra rüşvet ve yolsuzluğun toplumda ve devlet işleyişinde olmazsa olmaz gibi yerleşmiş olduğunu görüyoruz. Bir gram ilerleme olmaması çok üzücü. Daha da üzücü olanı ise, artık rüşveti veya torpili rahatça yapıyor olmaları. Bundan da üzücüsü ise toplumun bu işi kabullenmiş olması. Kimse torpilden şikayet etmiyor, kendi torpilini arıyor veya kendi yolunu rüşvet ile çiziyor.
Birkaç ay önce LDP Twitter sayfası ABD'li bir ilaç şirketinin istediği satışları yapabilmek için bürokratlara rahatça rüşvet verdiğine dair paylaşımı olmuştu. ABD'li bile öğreniyor bu ülkede işlerin nasıl gittiğini.
Bu durum maalesef düzelmeyecek ama unutmamak gerekir ki Tanrı tüm günahları affedebilir, bir şey hariç: Kul Hakkı.
En büyük günahlardan birinin toplumda bu şekilde görülmesi iğrenç bir durum.