5 Ocak Adana’nın Kurtuluşu Ve Adana’nın Kurtuluşu Hakkında Bilgiler

Konu sahibi son olarak 2624 gün önce görüldü
“5 Ocak Adana’nın Onur ve Gurur Günüdür”

5_ocak_adananin_onur_ve_gurur_gunudur_h24501.jpg


Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur’ sözlerini hatırlatan Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adana’nın Kurtuluş Savaşı tarihinde önemli bir yeri olduğunu söyledi.

Başkan Karalar; “Kurtuluş Savaşı, dünya tarihinde yaşanan savaşların içinde en haklı olanıdır.

Adanalılar, ulusumuzun bu onur savaşında, bugün anmaktan gurur duyduğumuz örnek bir mücadele vererek adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır.

İşgal güçlerinin şehre adım attığı ilk andan son Fransız askeri Adana'yı terk edene kadar şehirde Türk Bayrağı'nın asılmasına karşı ciddi bir yasaklama olmuştur.

Adana'da işgal Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün akıl dolu bir anlaşma ile sona ermiştir.

İşgalin sona ereceği müjdesini alan Adanalılar şehirde bulabildikleri tüm kırmızı bezleri birbirine ekleyerek devasa bir Türk Bayrağı dikti.

Son işgal askeri şehirden ayrıldıktan hemen sonra tüm Adanalıların elbirliğiyle hazırladığı bu devasa Türk Bayrağı Büyüksaat Kulesi ile Ulu Camii minaresi arasına asıldı.

İşte bu nedenle bağımsızlığımızın simgesi olan bayrağımıza her zamankinden daha çok sahip çıkmalı ve onu layık olduğu şekilde gururla dalgalandırmalıyız.

Tarihi açıdan bakılacak olursak, Adana Türk Kurtuluş Savaşı tarihinin önemli bir yerindedir.

Nitekim 15 Mart 1923'te Adana'ya gelen Mustafa Kemal Paşa bu durumu ‘Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur’ sözleriyle toplum ve tarih önünde kanıtlamıştır” şeklinde konuştu.
 

5 OCAK MARŞI

Kutlu şehirlerden kutlu ovadan

Neydi yabanların alacakları?

Ki bir zaman hoyrat ayaklarıyla

Gelip çiğnediler bu toprakları.

Söyleyin, söyleyin ey Toroslar

Ey şu mavi göklerin basamakları.

O günden bu güne esen rüzgarlar

Sallasın, sallasın salıncakları

Söz açsın kurtuluş destanlarından

Tepeler, yamaçlar sel yatakları.

Dinleyin, dinleyin ey Toroslar

Ey şu mavi göklerin basamakları.

Sen de dinleyerek uyu şehidim

Ovalardan gelen çıngırakları

Öyle ovalar ki şafaklarıdır

Eski gelinlerin al duvakları

Seyredin, seyredin ey Toroslar

Ey şu mavi göklerin basamakları

Türküler söylesin yarın ki neslin

Yavru göğüsleri, gül dudakları

Ateşle oynayan kahramanların

Onlara kalacak oyuncakları

Övünün, övünün ey Toroslar

Ey şu mavi göklerin basamakları

Çatılar, kubbeler başlar üstüne

Çekin ey genç eller al bayrakları

Ki bayrak alıyla yazdı yazanlar

Vatan takvimine BEŞ OCAKLARI

Yükselin, yükselin ey Toroslar

Ey şu mavi göklerin basamakları

Arif Nihat ASYA
 
5 Ocak Adana`nın Kurtuluşu

Bundan tam 87 yıl önce al bayrağımıza kanının rengini veren, hakkı ödenemez vatan evlatlarının ortaya koyduğu , kutsal mücadele sonucu bugün bu kahramanların torunları olan bizler, rahat ve huzurluyuz.

Şanlı tarihimizde buna benzer nice zaferler kazanmış ve yaşanan sıkıntıları büyük bir mücadele örneği göstererek atlatmasını bilmiş, büyük Türk Milletinin çocukları olarak Milli Mücadele ve Kurtuluş Hareketini büyük bir gururla anmaktayız.

Ulu Önder Atatürk, "Bende Kurtuluş Savaşı’nın ilk duygusal girişimi bu memlekette, bu güzel Adana`da ortaya çıkmıştır." diyerek Adana`nın kurtuluş mücadelesinde bir dönüm noktası olduğunu dosta düşmana ilan etmiştir"

Mondros ateşkesinden sonra topraklarımızı parsel parsel bölüşen İtilaf devletleri’ni arkasına alan Ermeniler “Büyük Ermenistan” düşünün peşinde koşmaya başlamıştır.

10 Temmuz 1920`de Ermeniler tarafından büyük bir şiddetle soykırım harekatına girişilmiş ve bu harekat sonucu , kadınlı çocuklu on binlerce Adanalı Toros`lara doğru kaçmıştır. 4 gün süren bu hareket tarihe " Kaç Kaç" olayı olarak geçmiştir.

Saimbeyli’de her gün erkekler çarmıha gerilmiş, insanlar kilise önünde baş aşağı asılmıştır. Bu zulümden kaçarak kurtulmayı başarmış bir kadının anlattıkları ise tüyler ürpertici bir vahşetin resmi gibidir. Kadın :

“Küçük çocuklar ve bebekler pişirilerek annelerine yediriliyor, sonra bu kadınlar sıraya dizilerek demir tellerle boğuluyor; erkelerin etleri çivili topuzlarla yolunuyor” demiştir.

Bu vahşeti doğrulayan en önemli kişilerden biri ise Saimbeyli’nin o dönemdeki adı ile Haçın kazası’nın Ermeni Kaymakamı Çaylan Karabet’tir. Çaylan Karabet anılarında o dönemi şöyle anlatmaktadır:

“ Kaymakamlığa başladığım günden beri bütün Ermenileri karşımda buldum. İlk zamanlarda polis komiseri Hayık Efendi beni biraz dinledi, emirlerime boyun eğdi. Sonradan öbürlerinin kışkırtmasıyla o da beni yalnız bıraktı.

Ermeni Jandarma Kumandanı Üsteğmen Bedros, sıradan bir eşkıya olan Gizik Duran’ın evini yaktı.

Duran da eşkıyalığı bırakarak milliyetçi bir Türk olarak karşımıza dikildi. Bu gerekir miydi?

Yine bu Jandarma Kumandanı, silah aramak bahanesiyle durmadan köylere giderek, erkek ve kadınları toplar, özellikle kadınları abdestlerini yaptırıncaya kadar döverdi.

Kamavor Kumandanı Cebeciyan, bir gün güzel bir Türk Kadınına tecavüz etmek istedi. Ne var ki kadının mertçe savunması karşısında amacına ulaşamadı.

Bu çirkin işlere bir türlü engel olamadım. Güvenliği sağlamak için Fransızlardan yardım istedim.

Hiç cevap alamadım. Bu çirkin durum bütün korkunçluğu ile hatta şehirdeki Müslümanların en iğrenç biçimde öldürülmeleriyle sonuna dek sürdü.”

Sevgili Gençler,

Bu satırları yazan bir Türk değildir. Bu satırların sahibi, Ermeni bir Kaymakamdır. Şimdi bütün bunları unutup Ermeniler’e soykırım yaptığımızı ilan edenler; “Bir buçuk milyon Ermeni’yi öldürdük” diyenlere Nobel Edebiyat ödülü verenler, bugünlerde bir özür dileme kampanyası başlattılar.

Biz niçin ve kimden özür dileyeceğiz. Hamile kadınlarımızın karnını deştikleri için Ermenilerden özür mü dileyeceğiz. Hayır sevgili gençler, özür dilemesi gereken biz değiliz. Dün Ülkemizde, bugün Gazze’de vahşeti yaşatanlar, bütün insanlıktan özür dilemelidir.

Ben bir insan olarak: Sıcak yatağımda yatarken çölü kanları ile sulayan Filistinli bebekler ve kadınlara yardım edemediğim için özür diliyorum…

“Bu harekat, İsrail’in saldırısı değil, savunmasıdır” diyenlere bir ayakkabı da ben fırlatamadığım için özür diliyorum…

Sevgili Gençler;

Bugün Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşu’nun 87.yıldönümünde bu topraklar için

fedakarlık gösteren Tekelioğlu Sinan, Kara Afat, Selahattin Adil, Manisalı Ali, Osman Çamurdan, İbo Osman, Hacı Ağa, Şehit Ökkeşoğlu Efe, Emin Ağa, Kılavuz Hatice, Tayyar Rahime, Kara Fatma (Adile Onbaşı) gibi daha nice kahramanları rahmetle ve minnetle anıyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum.
 
5_ocak_adananin_kurtulusu_ile_ilgili_siir_ve_yazilar_ve_sozler_h37729.jpg


Türkiye'nin en önemli şehirleri arasında ye alan adananın kurtuluşu ile ilgili olarak şiirler ve yazılar

Tarih 20 Aralık 1921, günlerden Salı, Kolordu Caddesi ( yani bugünkü İnönü Caddesi) insan seliydi.

Bütün halk saat 12 civarında Giritli Mahallesine (şimdiki Atatürk Parkı na) akına başladı. Daha sonra Türk Birliklerinin Şakirpaşa'ya geldiği haberi ulaşmıştı. Askerler büyük bir coşku ile karşılandı.

Kalabalık halk bugünkü İstiklal Ortaokulunun olduğu Frakleyn Buyyon'nun konutuna doğru yöneldi. Burada Törenler düzenlendi.

20 Aralık'ta Adana şehri teslim alınsa da şehrin Fransızlarca tamamen terkini baz alarak 5 Ocak Adana'nın kurtuluş tarihi olarak kabul edilmiştir.

Adana 5 Ocak Kurtuluş Şiiri

Bin Dokuz Yüz On Sekizde
Düşman sardı ovamızı,
Egemenlik kurmak için
Yaktı, yıktı yuvamızı.

Biz mert Çukurovalılar,
Katlanmadık bu zulmete;
Kenetlendik bir çığ gibi
Saldırdık hep çete çete.

Bine, birle karşı koyduk,
Kadın - erkek bir imanla;
Düşmanları yurttan kovduk
Türk'e yakışan bir şanla.

Zafer buketleri sunduk,
Ata'mıza taa derinden;
Altın tarihler yarattık
Toroslar'ın eteğinden.

Artık düşman hükmedemez,
Bize, öz toprağımızda;
Ebedî hür kalacağız
Şanlı Çukurovamızda...

Naim Yalnız

Bayrak

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

ARİF NİHAT ASYA

 

ZAFER TÜRKÜSÜ

Yaşamaz ölümü göze almayan,

Zafer, gözünü yummadan / koşana gider.

Bayrağa kanının / alı çıkmayan,

Gözyaşı boşana boşana gider.

Kazanmak istersen sen de zaferi,

Gürleyen sesinle doldur gökleri,

Zafer dedikleri kahraman peri,

Susandan kaçar da coşana gider.

Bu yolda herkes bir; ey delikanlı,

Diriler şerefli, ölüler şanlı.

Yurt için dövüşen, başı dumanlı,

Her zaman bu şandan o şana gider.
 
Canım Adana

Sertı sıcak yazın kavurur.
Sıcakta Altın Buğdayı Sofraya savrulur.
Duvaklı gelinlik kız sanılır.
Adana, Adana Güzel Adana;
Kurban olayım taşına toprağına

Havasına suyuna, taşına toprağına, bin can feda her bir taşına
HEr seferin memleketin,
güzel durur kendine
sanki bir tane memleketsin güzel Adana

Gökyüzünden güzelliğe söz almış.
Her tarafta mutluluktan iz kalmış.
Bereketli toprakları sis sarmış.
Adana, Adana canım Adana;
Kurban olam toprağına, taşına

 
Geri