Kitapella
Bronz Üye
-
- Katılım
- Nisan 26, 2019
-
- Mesajlar
- 3,555
-
- Tepkime puanı
- 1,586
-
- Puanları
- 348
-
- Konum
- İstanbul
Atatürk’ün kaleme aldığı kitabı (NUTUK) bir çok genç artık okumuyor.Hatta gençler artık kitap okumuyor. Kitaplar kapaklarına göre seçilip, bir iki kare fotoğraf çekilip kenara atılıyor. İşte tam da bu yüzden ülkece yeni ve bir savaşa doğru ilerliyoruz. Topların tüfeklerin değil cahillerle bilgelerin savaşına hazırsanız gelin hep beraber düşmanlarımızı tanıyalım.
-Türk yapamaz, Türkten bir şey olmaz diyen ve özellikle yurt dışına yerleşin diyerek beyin göçüne neden olan yazarlar, gazeteciler, sözde fikir insanları
-Her türlü sıfatla: açık, kapalı, şu partili, bu partili, sağcı, solcu, alevi, sünni gibi eylemlerle yani kısacası her şekilde bölüştüren kültür teröristleri
-Ülkedeki her makamdan (hükümet,devlet, muhalefet, belediye vb) fayda kazanıp, kendi cebini dolduranlar, insanların yarınlarını çalanlar
-Bu ülkenin yarınını, bizim hayallerimizi, umutlarımızı, emeklerimizi ABD’ye İngiltereye, Fransaya, oraya, buraya takas edenler
-Ruh Tüccarları, din tüccarları, milliyetçilik tüccarları, kendine kulluk ettirenler
-Türk dilinden, gelenek-göreneklerinden uzaklaşılması ve utanılması için emperyalizm-kültür kapitalizmi amacıyla (her ne olursa olsun) bu ülkeyi yozlaştıranlar
-Medya ve sosyal medya gücünü satanlar
-Klavye tetikçisi olan, insanlara tek bir fikri satarak kazan kazan kaynamayı sağlayan insanlar
-Ülke tarımını elli atmış yıldır bitiren insanlar, tohumlarımızı yurt dışında bizi kanser eden gıda firmalarına, ilaç firmalarına peşkeş çeken, köycülüğü, tarımı, üretimi bitiren insanlar
-Milletin parasıyla kendine mutluluk inşaa eden herkes bu ülkenin düşmanıdır.
-Türk olmakla, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak arasında ikilik çıkaran, insanlara doğduğu ili söylemekten utandıran, zengin-fakir ayrımı oluşmasına sebep olan insanlar
Bu insanlar bu ülkeye zarar veren insanlardır.
Bu ülke kültürel olarak bir savaşa girecek ve biz geleceğin gençleri bu zihniyetten, bu cehaletten kurtulmazsak geriye sahip çıkacak hiç birşey kalmayacak.
Türk kültürü bir çok anlamda zayıflamış durumda. Nasıl ki dini bayramlar tatil dışında hiç kimsenin umurunda değilse kabul edelim ki milli bayramlarında artık çok bir önemi yok. İnsanlar artık neyi kutladığını bilmiyor, hatta bazı yerlerde kutlanmıyor bile. Milli değerler sadece bayrak sallanılan günler değildir. Hoş, sadece milli bayramların değil, Türk kültürünün de içi boşaltılıyor. Bkz: Oktay Sinanoğlu - Bye bye Türkçe kitabında çok güzel anlatmış.
Türkiye’de artık etiketlenmek o kadar kolay ki kılık kıyafete göre veya her hangi bir fikri savunmamasına göre birbirimizi etiketliyoruz. Fikir belirtmek artık sadece saf belirtmek olarak algılanıyor.
Bir yandan kültürel değerlerimiz boşaltılıyor. İthal ikamesi bile artık yalan oldu. Yerli malı haftasında oreolu pastalar halay çekiyor. Televizyonlarda ve sosyal medya mecralarında kanser yapan ambalajlı gıdalar teşvik ediliyor. Fakat biz kanser ilaçlarını bile alamıyoruz neden? Çünkü dolar yükseliyor. Bir de bizim paramız dolar değil niye bu kadar takıyorsunuz diyen patatesler var tabi. Değinmeden edemeyeceğim. E be patates senin ülkende Türk Lirası düşerken dolar yükseliyorsa bu nasıl umurunda olmuyor? Neyse konumuza dönelim.
Biz artık çocuklarımızın kantinde ne yiyeceğini bile seçemiyoruz. Çünkü birileri ne giyeceği, ne yiyeceği, hangi hastalığa yakalanacağını bile daha doğmadan tasarlıyor. Bir ülkede eğer cehaletle savaşılmıyorsa iş çok kolaydır. Bayrak lideri, din lideri üretirsin onlar çok güzel kârını kazancını sağlar sonra insanlar nedense okumaktan uzaklaşır. Allahın oku dediğini de okumaz, kendi kültürel ve milli gelişimi için okuması gerekeni de okumaz. Dini zaten biri sahiplendi, e bayrağı da başka biri sahiplendi ya bu sefer etiketleme başlar.. Şunlar yobazdır, bunlar koyundur, şunlar ateisttir, ateistler şöyledir, o saatte sokaktaysa yolludur, çarşaf giyindiyse hamam böceğidir diye etiket yapmaya başlar. Bugün günümüzde doğuya karşı “Ankara’dan ötesini verelim kurtulalım” cümleleri dolaşıyor. Bölünmek, parçalanmak insanlar için “kurtuluş” anlamına geldiyse milli değerler bitmiş demektir.
Kurtuluş savaşını düzgün anlatan kaç film izlediniz? veya kaç kitap okudunuz göğsünüzü kabartan? Kurtuluş savaşı umurumuzda değil belki ama, kovboy filmlerinde kızılderili katliamlarını Amerika’nın kurtuluş savaşı olarak daha 1 sene öncesine kadar bayıla bayıla izliyorduk. Dünya’nın en büyük kahramanlarının Amerikadan çıktığını düşünüp yürekten alkışlıyoruz. Bizim yurtdışına sattığımız işler “Aşk-ı memnu, muhteşem yüzyıl, binbir gece” ıvır zıvır.
Dünya’nın bizim mücadelemizi anlayacağı, bize saygı duyacağı hiç bir tane düzgün filmimiz yok. (ne acı değil mi?) Daha fazla uzatıp sizi sıkmak istemiyorum ama artık cehalete savaş açmamız ve ülkemizi cahilliğe kurban etmememiz lazım.
Bugün bir milat olsun ve biz 19 mayısın ruhunu iliklerimize kadar hissedelim.
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.
Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u-zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!
Mustafa Kemal ATATÜRK.
-Türk yapamaz, Türkten bir şey olmaz diyen ve özellikle yurt dışına yerleşin diyerek beyin göçüne neden olan yazarlar, gazeteciler, sözde fikir insanları
-Her türlü sıfatla: açık, kapalı, şu partili, bu partili, sağcı, solcu, alevi, sünni gibi eylemlerle yani kısacası her şekilde bölüştüren kültür teröristleri
-Ülkedeki her makamdan (hükümet,devlet, muhalefet, belediye vb) fayda kazanıp, kendi cebini dolduranlar, insanların yarınlarını çalanlar
-Bu ülkenin yarınını, bizim hayallerimizi, umutlarımızı, emeklerimizi ABD’ye İngiltereye, Fransaya, oraya, buraya takas edenler
-Ruh Tüccarları, din tüccarları, milliyetçilik tüccarları, kendine kulluk ettirenler
-Türk dilinden, gelenek-göreneklerinden uzaklaşılması ve utanılması için emperyalizm-kültür kapitalizmi amacıyla (her ne olursa olsun) bu ülkeyi yozlaştıranlar
-Medya ve sosyal medya gücünü satanlar
-Klavye tetikçisi olan, insanlara tek bir fikri satarak kazan kazan kaynamayı sağlayan insanlar
-Ülke tarımını elli atmış yıldır bitiren insanlar, tohumlarımızı yurt dışında bizi kanser eden gıda firmalarına, ilaç firmalarına peşkeş çeken, köycülüğü, tarımı, üretimi bitiren insanlar
-Milletin parasıyla kendine mutluluk inşaa eden herkes bu ülkenin düşmanıdır.
-Türk olmakla, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak arasında ikilik çıkaran, insanlara doğduğu ili söylemekten utandıran, zengin-fakir ayrımı oluşmasına sebep olan insanlar
Bu insanlar bu ülkeye zarar veren insanlardır.
Bu ülke kültürel olarak bir savaşa girecek ve biz geleceğin gençleri bu zihniyetten, bu cehaletten kurtulmazsak geriye sahip çıkacak hiç birşey kalmayacak.
Türk kültürü bir çok anlamda zayıflamış durumda. Nasıl ki dini bayramlar tatil dışında hiç kimsenin umurunda değilse kabul edelim ki milli bayramlarında artık çok bir önemi yok. İnsanlar artık neyi kutladığını bilmiyor, hatta bazı yerlerde kutlanmıyor bile. Milli değerler sadece bayrak sallanılan günler değildir. Hoş, sadece milli bayramların değil, Türk kültürünün de içi boşaltılıyor. Bkz: Oktay Sinanoğlu - Bye bye Türkçe kitabında çok güzel anlatmış.
Türkiye’de artık etiketlenmek o kadar kolay ki kılık kıyafete göre veya her hangi bir fikri savunmamasına göre birbirimizi etiketliyoruz. Fikir belirtmek artık sadece saf belirtmek olarak algılanıyor.
Bir yandan kültürel değerlerimiz boşaltılıyor. İthal ikamesi bile artık yalan oldu. Yerli malı haftasında oreolu pastalar halay çekiyor. Televizyonlarda ve sosyal medya mecralarında kanser yapan ambalajlı gıdalar teşvik ediliyor. Fakat biz kanser ilaçlarını bile alamıyoruz neden? Çünkü dolar yükseliyor. Bir de bizim paramız dolar değil niye bu kadar takıyorsunuz diyen patatesler var tabi. Değinmeden edemeyeceğim. E be patates senin ülkende Türk Lirası düşerken dolar yükseliyorsa bu nasıl umurunda olmuyor? Neyse konumuza dönelim.
Biz artık çocuklarımızın kantinde ne yiyeceğini bile seçemiyoruz. Çünkü birileri ne giyeceği, ne yiyeceği, hangi hastalığa yakalanacağını bile daha doğmadan tasarlıyor. Bir ülkede eğer cehaletle savaşılmıyorsa iş çok kolaydır. Bayrak lideri, din lideri üretirsin onlar çok güzel kârını kazancını sağlar sonra insanlar nedense okumaktan uzaklaşır. Allahın oku dediğini de okumaz, kendi kültürel ve milli gelişimi için okuması gerekeni de okumaz. Dini zaten biri sahiplendi, e bayrağı da başka biri sahiplendi ya bu sefer etiketleme başlar.. Şunlar yobazdır, bunlar koyundur, şunlar ateisttir, ateistler şöyledir, o saatte sokaktaysa yolludur, çarşaf giyindiyse hamam böceğidir diye etiket yapmaya başlar. Bugün günümüzde doğuya karşı “Ankara’dan ötesini verelim kurtulalım” cümleleri dolaşıyor. Bölünmek, parçalanmak insanlar için “kurtuluş” anlamına geldiyse milli değerler bitmiş demektir.
Kurtuluş savaşını düzgün anlatan kaç film izlediniz? veya kaç kitap okudunuz göğsünüzü kabartan? Kurtuluş savaşı umurumuzda değil belki ama, kovboy filmlerinde kızılderili katliamlarını Amerika’nın kurtuluş savaşı olarak daha 1 sene öncesine kadar bayıla bayıla izliyorduk. Dünya’nın en büyük kahramanlarının Amerikadan çıktığını düşünüp yürekten alkışlıyoruz. Bizim yurtdışına sattığımız işler “Aşk-ı memnu, muhteşem yüzyıl, binbir gece” ıvır zıvır.
Dünya’nın bizim mücadelemizi anlayacağı, bize saygı duyacağı hiç bir tane düzgün filmimiz yok. (ne acı değil mi?) Daha fazla uzatıp sizi sıkmak istemiyorum ama artık cehalete savaş açmamız ve ülkemizi cahilliğe kurban etmememiz lazım.
Bugün bir milat olsun ve biz 19 mayısın ruhunu iliklerimize kadar hissedelim.
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.
Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u-zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!
Mustafa Kemal ATATÜRK.