Herşeyden önce sosyal medya konusuna değinmek lazım. Sizce gerçekten kullandığımız platformlar sosyal medya ağları mı? Bizi daha çok sosyal mı kılıyor yoksa asosyal bireyler haline mi gertiriyor buna bakmak gerek.
Bakın hesaplarınıza, iletişim halinde olduğunuz yüzlerce arkadaşınız, onlarca, yüzlerce gurup, milyonları bulan like hesaplar sizi gerçekten sosyal mı kılıyor yoksa telefonun küçücük ekranına tüm gün sizi mahkum ederek size sosyalleştiğinizi mi fısıldıyor? Bu hali hazırda herkesin kendisi ile yüzleşerek samimice kendi iç sesiyle cevaplanması gereken bir soru. Özgürlük mü yoksa pranga mı ozaman üzerine daha net ifadeler kullanarak konuşabilinir bir konu haline gelir.
Tüm dünyada kasırga etkisine neden olan ve tüm hayatımızı çevreleyen bu medyaya ben sosyal değil, "sanal medya" diyorum. Zira Medya olarak hayatımızda yer edinen gazete ve dergiler hergün kapanmaya, kitaplar artık sanal olarak yayına sunulmaya başlandı. Sosyallikten çok sanal medya görevi üstlenen bu platformlar her anınızı ve eğilimlerinizi dünyaya pazarlanmanıza neden olurken sizi samimi yüzlerden, göz teması kurulan gerçekçi muhabbetlerden uzak kılmıyor mu?
Doğru ile yanlışın birbiri ile karıştığı şua zamanda ciddi bir sanal medya klavuzuna ihtiyaç duymaktayız. Zira bize bir çok alan açıp, hayatımızı daha kolay hale getirirken bizim ondan faydalandığımızdan daha çok bizden faydalanıp bizim paylaşımlarımızla yükselen ve kendi imparatorluğunu kuran ve verilerimizi, bizi, en gizli sırlarımızı, eğilimlerimizi, beğenilerimizi, ilgi alanlarımızı bizim iznimiz ve onayınız olmadan dünyaya pazarlıyor. Yani anlayacağınız kolaylıkları kadar içinde barındırdığı tehlikeler ide oaln bir dünya var karşımızda. Bunun için ciddi bir klavuza ihtiyacımız var. Ben klavuzssuz kullanıma karşı biriyim.
Sanal medya gerçekten çok büyük devrimleri hayatımıza soktu.
Örneklendirecek olursak ; söyleyeceklerimiz var diyerek tüm dünyaya sesimizi duyurabileceğimiz bir alan olarak önümüzde duruyor.
Dünyanın neresinde olursanız olun diğer insanlarla haberleşebiliyor, haksızlıklara, zulümlere tepki verebiliyor hatta dünyanın başka yerinde yapılan haksızlıklara buradan başkaldırıp sokaklarda örgütlenip yek vücut dünyaya haykırabiliyor, aynı anda tüm dünyada tek ses olabiliyorsunuz. Bu çok önemli bir olay. Yani dünya bununla küresel bir köye dönüşmüş oluyor. Yani uzaklar artık çok yakın, sanal medya ile beraber uzak ve yakın kavramlarımız bile değişmedi mi?
Dünyanın her tarafından insanlarla tanışıp çeviriler aracılığı ile bilgi ve fikir alışverişinde bulunmanın nekadar önemli olduğunu size anlatacak kelime ve kavram bulmakta zorlanıyorum. Tabiki tüm bu sunulan imkanları belli sınırlar dahilinde kullanırsak bir anlam ifade eder. Çünkü geleneksel medya ve neşriyat tek taraflı bir sunumun ürünüydü ve hiç bir karşı etkileşim imkanı olmaksızın sadece bizlere sunulan bilgiler içermekteydi. Ama şimdi her kullanıcı sadece üretilen içeriği değil kendi ürettiği içeriği bile tüm dünyaya servis edebilmektedir. Her içerik eleştirilebilinmekte, yorum yapılabilmektedir. Tabi bununla beraber yalan, uydurma, karalama, dezenfarmasyon havada uçuşmakta hatta yargı kanallarını bile etkisi altına aldığını çokça görüyoruz.
Peki bu bizi kuşatan bunun yanında inanılmaz imkanlar sunan sanal medyanın bir sınırı var mı? Hatırlayın 96 yılıydı heralde John Perry Barlow sanal alemden bahsederken sınırları olmayan sonsuz özgürlük diyordu....
Hiç düşündünüz mü, sınırları olmayan bir dünyanın değerleri olabilir mi? Peki değeri olmayan bir dünyada akıl ve ruh sağlığını korumak sizce nekadar mümkün? Bu durumda bir özgürlükten bahsetmek safça olmaz mı?
Forumun daha 4-5 yıl öncesine gidelim, burada bir çok arsızca yalan iftira ve karalamaya beraber şahit olmadık mı? Hakaretlerin, karalamaların ardı arkası kesildimi hiç?
Ülke siyasetine bakın bir. Zaten işe yaramayan bir muhalefet yine sanal medya aracılığı ile kendi ayağına sıktı. Trol orduları yetmez gibi ince, Özdağ, sarıgül vs vs işlevsiz bir muhalefeti daha işlevsiz kıldılar. Alın size sosyal dediğiniz sanal medyaya...
Belirsizliğin ve ölçüsüzlüğün, sınırtanımazlığın olduğu bir dünyada kimse ben özgürüm diye kendini kandırmasın. Zira böyle ortamlar özgürlüklerin biteviye çiğnendiği, prangaya vurulduğu alanlardır.
Bu konuda hiç bir norm olmadığı ve olmayacağını Mark Zuckerberg dile getirmemiş miydi? Hiç bir hayasızlığın ve mahremiyetin olmayacağını vurgularken bugünlerde tüm mahremlerini evlerinin ve yataklarını dahi tüm takipçilerine hatta dünyaya açıldığı, özel alanın olmadığı ve özel alana saygı duyulmayan bir alanın özgürlüğünden ve güvenliğinden söz etmek sizce nekadar mümkün?
Beğeni uğruna düşüncelerini Arka plana atarak kendini maymuna çeviren insanlarla kuşatılmış bir alandan bahsediyoruz.
Güvenlik konusuna gelince daha düne kadar siz çevrimiçi değilken bile sizi dinleyen reklamların içine yerleştirilen yazılımlar televizyonlarda ve sanal medyada çokça tartışılmıyor muydu? Bakın telefonlarınızda sadece aradığınız kelimeler mi yoksa konuşmlarınızda ki anahtar kelimelerde mi reklam olarak karşınıza çıkıyor? Düşünün ve gerçekçi olun. Bu yazılımları yazanlar kimler, kime hizmet etmekte verilerimiz kime satılmakta, biz kimlere peşkeş çekiliyoruz hiç düşündünüz mü?
Kimse güvende olduğunu düşünmesin zira doğru kullanım ve güvenli kullanım için mutlaka bir klavuza ihtiyacınız var. Yoksa sanal medyanın harap ettiği hayatlardan biride sizin olur.
Son olarak şunu söyleyeyim. Etkileşim içinde olduğunuz onlarca takipçi, sabah akşam muhabbet ettiğiniz beğenilere sunduğunuz binlerce takipçi bir olay başınıza geldiğinde yardımınıza koşmayacak, bu yüzden en kötü dost akraba ve arkadaşlarınızı aramaktan onlarla buluşmaktan onları ziyaret etmekten asla geri durmayın. Zira gün geldiğinde yanınızda bulacağınız binlerce takipçi yada forum Twiter face arkadaşlarınız değil onlar olacaktır.
Haliyle tüm bunları düşününce ; Sanal medyanın özgürlükçü bir argümanları temel dayanarak alıp bu argümanları kullanarak, kontrolcü bir sisteme hizmet ettiğini bizi özgür kılmaktan çok bireyselleştirerek yalnızlığa ve hapsettiğini ve kendine bağımlı köleler haline getirdiğini düşünüyorum.