ForumSal.Net

Üye Ol Forumsal Albümler Mesajlar Gruplar Chat Yönetim Radyo Twitter Facebook



Go Back   Forumsal.Net
ForumSal.Net & Genel
Üyelere Özel Günlüğünüz
Kullanıcı Etiket Listesi


 
Seçenekler
Alt 26-Ağustos-2015, 20:00   #11 (permalink)
Standart


Adamın birine demişlerki: ''Dile bizden ne dilersen, dilediğin ne olursa olsun isteğin yerine getirilecek, ancak senin isteğin ne olursa isteğinin iki mislini komşuna vericez''.. Adam düşünmeye başlamış. Araba istesem bana bir komşuma iki tane verecekler, ev istesem bana bir komşuma iki tane verecekler.. Bir süre sonra adam kararını vermiş demişki: ''Siz benim bir gözümü yerinden çıkarın başka bir şey istemiyorum.''
İşte biz ülke olarak şuan kısmen bu haldeyiz.
Aleyna ve Yek bunu beğendi.
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-Ağustos-2015, 00:07   #12 (permalink)
Standart


"Sevilme hastalığına" yakalanmış birinin bencilliğinin sınırı yoktur.

"Birisini çok sevseniz...
Ona aşık olsanız...
Hayranlık, dostluk ve şefkat bu aşkınızı beslese...
Yıllarınızı birlikte geçirseniz...
Onun için dünyanın en unutulmaz şiirlerini yazsanız...

Ve, bir gün sizi yapayalnız bırakıp ölse...

Perdelerinizi kapatıp her yanında onun izleri olan evinize kapansanız...

Artık yanınızda olmayan sevdiğinizin anılarını düşünseniz...

Sonra, artık size sahipsiz görünen odalardan birine girip onun dolabını açsanız...

İçinde isimler olan bir defter bulsanız...

Sevdiğinizin sizinle beraberken seviştiği ya da sevişmeyi düşündüğü insanların adları, uzun bir liste olarak yazılı olsa orada...

Ne yaparsınız?

Ne hissedersiniz?

Ünlü Fransız şair Aragon, karısı romancı Elsa Triolet öldükten sonra böyle bir liste bulmuştu işte.

Sevdiği kadının seviştiği erkekler...

Yediği bu darbenin ağırlığından uzun zaman kurtulamadı Aragon.

Çok ağır yaralanmıştı.

Ölüm, onların gelecekte birlikte yaşayacaklarını çalıp almış, ona sevdiği kadının bulunmadığı bir gelecek bırakmıştı; bulduğu defter de şimdi geçmişini alıp götürüyor, geçmişi lekeli bir boşluğa döndürüyordu.

Sevdiği insandan ona kalan anıların hepsi şüpheli gölgelerle kaplanıyordu.

Hesap sorabileceği, "niye yaptın" diyebileceği kimse yoktu.

Herhalde, ölene kadar Elsa’nın neden bunu yaptığını merak etti.

Üstelik bu cevabı kolay bulunabilecek bir soru da değildi.

Aragon, büyük bir şair, iyi bir romancı, siyasi mücadelelere girmiş cesur bir adam, halkının taptığı bir kahramandı.

Elsa için yazdığı şiirler neredeyse bütün dünya tarafından ezbere biliniyordu.

"Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de

Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm

Orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm

Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde"

O "derin gözlerin" sahibi onu aldatmıştı.

Bir kadının isteyebileceği nerdeyse her şeye sahip olan kocasını bırakıp onunla kıyaslanamayacak bir defter dolusu erkekle birlikte olmuştu.

Bir kadın bunu niye yapar?

Kocasıyla birlikte efsaneleşmiş bir aşkın sembolü olarak görülen, adı kocası tarafından aşkla özdeşleştirilmiş, dünyanın en bilinen şiirlerine kendi ismi verilmiş bir kadın niye yapar bunu?

Sadece kocasını, sadece bütün dünyaya "Elsa’nın gözleri" şiirini ezberletmiş bir şairi değil, onların isimlerini kendi aşklarına katmış milyonlarca insanı da aldatmıştı.

Sanırım, bunun cevabı, Elsa Triolet’nin büyük bir açık yüreklilikle tutulmuş günlüklerindeki bir satırda gizli.

"Herkes beni sevsin, bütün erkekler bana hayran olsun istiyorum."

Dünyanın belki de en korkunç hastalığına tutulmuş, daha doğrusu bu hastalıkla doğmuştu, "herkes tarafından sevilme ve beğenilme" hastalığı onu daha doğarken yakalamıştı.

Öylesine büyük ve imkansız bir şey istiyordu ki bu isteğinin tatmin edilmesi, onun bu tatminle huzura ermesi imkansızdı.

Bu hastalığa tutulmuş herkes gibi neredeyse tüm hayatını huzursuzlukla ve mutsuzlukla geçirmek zorundaydı.

Böyle birine dünyanın en büyük aşkını, dünyanın en iyi şairlerinden birini, yeteneği, başarıyı, kendisine ve kocasına hayranlık duyan bir kalabalığı verseniz de onun elde ettikleriyle yetinmesi mümkün değildi.

Tanrının niye bazı insanlara bu acı dolu hastalığı verdiğini bilmiyorum.

Gerçi yeryüzündeki herkeste bir "sevilme" isteği, beğenilme arzusu vardır ama bütün hayatının yönetimini bu tutkunun emrine vermek çok daha başka bir şeydir.

Neredeyse bütün erkekleri ya da kadınları tek bir insan gibi görüp onların hepsini tek bir insanı kendine aşık eder gibi kendine aşık etmeye çalışmak, aralarından biri bile kendisine yeterli ilgiyi göstermeyince herkes kendini terk etmiş gibi hissetmek, sürekli acı çektirir insana.

Böyle biri kaçınılmaz olarak kendini sevenlerle değil sevmeyenlerle, beğenenlerle değil beğenmeyenlerle ilgilenecektir.

Hep acı ve kırgınlık olacaktır hayatında.

Bir insan niye bu kadar çok sevilmek ister?

Niye diğer insanları hayatının merkezine yerleştirir?

Onların söyledikleri her söz içinde yankılanır, onların bakışlarından, seslerinden anlamlar çıkarmaya çalışır?

Bu kadar çok insanı ruhuna sığdırmaya uğraştığına göre büyük bir boşluk olmalı ruhunda, doldurulması zor bir boşluk.

Nedir o?

Ne yaratır o boşluğu?

"Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri

Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın

Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa’nın

Gözleri Elsa’nın gözleri Elsa’nın gözleri."

Bu mısraların bile dolduramayacağı o boşluk nasıl yerleşir bir insanın içine?

Şiire biraz meraklı her aşık sizin adınızı sevdiğine söylerken siz kendinizi nasıl bu kadar yalnız hissedebilirsiniz?

Bu mısraları sizin için yazan adam sizi severken, siz kendinizi nasıl sevilmemiş biri olarak görebilirsiniz?

Sizi böylesine aç bırakan eksiklik nedir?

Bütün dünyayla doldurmaya çalıştığınız o boşluğu yaratan sanırım aslında bir kişinin sevgisinin ve beğenisinin eksikliği.

Kendisinin.

Bazı insanlar bilmediğim bir nedenden dolayı kendilerini istedikleri gibi güvenle sevip beğenmeyecek bir ruhla doğuyorlar.

Ve, kendilerini beğenmedikleri için kendilerine kızıyorlar.

Garip bir ikilik bu.

Sevilmek isteyen de, sevmeyen de, sevilmediği için kızan da, sevmediği için kızılan da aynı insan, hepsi aynı ruhun içinde kendilerine bir yer buluyorlar.

Bu karmaşa onları yoruyor, hırpalıyor, yalnızlaştırıyor ve diğer insanlara düşman ediyor.

Bir yandan insanların sevgisini ve beğenisini kazanmak için çırpınırlarken bir yandan da o insanlara kızıyor ve kendilerini beğenenleri onların beğenmediği birini beğendikleri için, kendilerini değil de başkalarını beğenenleri de "yanlış insanları" beğendikleri için küçümsüyorlar.

"Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar

Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince

Camın kırılan yerindeki maviliğini de

Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar"

Bu mısraları onlar için yazan biri bile kurtulamıyor bu öfkeden ve küçümsemeden.

Ama asıl onları tehlikeli yapan, bütün dünya tarafından sevilmedikleri için kendilerini "haksızlığa uğramış" hissetmeleri.

Haksızlığa uğramış biri, bu "haksızlığı" dengelemek için her şeyi yapma hakkına sahiptir onlara göre.

Ve her şeyi yaparlar gerçekten de...

"Sevilme hastalığına" yakalanmış birinin bencilliğinin sınırı yoktur.

Huzursuz, huysuz, öfkeli ve bencildirler.

İnsanlar, bu "sevilme hastalarını" tanıyamaz, anlayamaz, onların kendi kendileriyle olan olağanüstü didişmeleri, kavgaları, durduk yerde yarattıkları huzursuzlukları, sürekli, neredeyse an be an değişen duyguları, "sevilmek isteyen"den "sevmeyen"e süratli geçişleri, ruhlarındaki değişik insanları birbiri ardına ortaya çıkarmaları öylesine kuvvetli bir ruhsal girdap yaratır ki buna yakından bakmaya kalkan birinin bir karanlığa yuvarlanması kaçınılmazdır.

"Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Zaman sensin

Zaman kadındır. İster ki

Hep okşansın diz çökülsün hep

....

Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken

Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi

...

Daha beter seni kaçak

Seni yabancı bilmekten

Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan"

O karanlığa yuvarlanmış bir şairin, o karanlığı yaratan bir kadına yazdığı mısralar bunlar.

Aragon, bir "kaçaklık", bir "yabancılık" olduğunu hissediyordu herhalde ama bunun sınırlarını tam da kestiremiyordu ta ki o defteri bulana, karısının bilmediği bir hayatı olduğunu keşfedene kadar...

Ama gene de "sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi" diyordu.

O bıçak, asıl Elsa’nın ölümünden sonra o defterle daldı Aragon’un gırtlağına.

Hiçbir soru soramadı.

"Niye" diyemedi, "Niye yaptın Elsa?"

Dünya edebiyatının en büyük aşklarından biri, dünyanın en büyük acılarından biriyle bitti.

"Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Korkuyorum senden

Korkuyorum yanın sıra gidenden. Pencerelere doğru akşamüzeri

El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden

Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden

Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Kapat kapıları

Ölmek daha kolaydır sevmekten

Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam

Sevgilim"

Aragon, "ölmenin sevmekten daha kolay" olduğunu Elsa’nın ölümünden, sırrının aydınlanmasından sonra daha iyi anladı.

Ve hiçbir zaman soramadı. "

"Niye Elsa, niye yaptın bunu?"
Çavlan bunu beğendi.
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19-Eylül-2015, 00:53   #13 (permalink)
Standart


Gora adlı filmde Cem Yılmaz'ın beşinci element için ''yok, tahta'' lafına gülenler bilmelidir ki Çin Mitolojisi'ndeki beşinci element gerçekten tahtadır.

metal(pinyin:jin)
tahta(pinyin:mu)
su(pinyin:shui)
ateş(pinyin:huo)
toprak(pinyin:tu)
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-Ekim-2015, 19:20   #14 (permalink)
Standart


Her insandan bir başka insanın kanı sızıyor. Her insan yalnız kendine düşman. Hırslar, kinler, isteriler, önü alınamayan istekler damla damla leke bırakıyor hep bir taraflara..
Aleyna ve Yek bunu beğendi.
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21-Ekim-2015, 14:21   #15 (permalink)
Standart


Hiç kromozom görmemiş insanlar gibi sarılırdık birbirimize,
Seni nasıl özlediğimin kapıyı çalışlarını bilirdin..
Yek bunu beğendi.
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-Kasım-2015, 21:04   #16 (permalink)
Standart


İçimde çok güzeldin,
Ama onu kirlettim Seninle...
Yek bunu beğendi.
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-Ocak-2016, 11:47   #17 (permalink)
Standart


Adın bir şiir gibi,
Islatsın dudaklarımı.
Yek bunu beğendi.
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-Ocak-2016, 11:49   #18 (permalink)
Standart


Ben bir gün özgür olmaya karar verdim, Çevremdekiler çok şaşırdı, hatta "becerebilecek misin" diye telaşla sordular. "Evet" dedim şasim buna uygun. Sıcaklar mevsim normallerinin üzerinde. Kan kaynatan kadınlar, kan kandıran erkekler tanıyorum.
Ben bir gün öldüğümü de öğrendim. Herkes saklamış bunu benden. Ter kokuyorum sanmıştım, meğer çürüyormuşum. Nasıl güldük buna, Seni öyle görmeyi özledim, öyle bir gülümseki beni görünce her yer şeker olsun, biz bile.
Ben bir gün senin olmaya karar verdim.
Yek bunu beğendi.
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-Şubat-2016, 07:19   #19 (permalink)
Standart


Güzel sözler gerçekçi değil, gerçekçi sözler güzel değil.
Aleyna ve Qasem bunu beğendi.
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16-Mart-2016, 00:27   #20 (permalink)
Standart


Tanrı güzel kadınları neden aptal yaratmıştır?
Güzel yaratmış ki erkekler onları beğensin,
Aptal yaratmış ki onlar erkekleri beğensin.
Qasem bunu beğendi.
BayRaMSeS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Etiketler
metinler, ramsesi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler


hd porno brazzers porno
Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:29.
Forum Yazılımı ve Sürümü Site Bilgileri

Powered by vBulletin® Version
Copyright ©2010 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Kuruluş Tarihi : 05.10.2010
Tasarım : ForumSal

 
  
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir."Şikayet" buradan bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır.
Forum Forumlar Forum Sitesi Etiket Sitemap